GÜNÜN MANŞETLERİ

YÖK Kaldırılıyor Mu? Eğitim-Bir-Sen Başkanı Açıkladı

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın Yükseköğretim Yönetiminin anayasal konumdan çıkartılması gerektiğini belirtti.

- Bu haber 307 kez okundu.

YÖK Kaldırılıyor Mu? Eğitim-Bir-Sen Başkanı Açıkladı
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yükseköğretim yönetiminin anayasal bir konumdan çıkartılması gerektiğini belirterek,
"Yasal düzenlemelere bırakılmalıdır. Yapılacak olan yeni anayasada yükseköğrenimin temel bir vatandaşlık hakkı olduğuna dair temel hak ve özgürlükler kapsamında bir düzenlemeyle yetinilmesi gerekir." Açıklamalarında bulundu.

Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Eğitim-Bir-Sen'in hazırladığı "Yükseköğretim Kanunu'na İlişkin Öneriler" raporunu beyan etti. 

Türkiye'de yükseköğretim sistemini 1982 darbesinin ürünü olan 2547 sayılı Kanun ve YÖK'ün şekillendirdiğini ifade eden Ali Yalçın, kanunun getirdiği sistemin günümüz yükseköğretiminin ve üniversitelerin sorunlarına çözüm sunmadığını, bir sorun kaynağı olduğunu söyledi.

64. Hükümet Programı'nda, "Üniversitelerin öğretim kalitesini ve araştırma kapasitesini artıran, girişimcilik ve yenilikçilik alanında faaliyetlere yoğunlaşan, bilimsel özerkliği, rekabeti, topluma ve insana karşı sorumluluğu odağına alan bir 'çerçeve kanun' şeklinde yükseköğretim kanununun çıkartılacağı" vaadinin bulunduğuna işaret eden Ali Yalçın, bu vaadin söz konusu sisteme olan eleştirileri doğruladığının altını çizdi.

Yükseköğretim Kanunu, En Az Darbe Yasası Kadar Kararlı Olmalı

Ali Yalçın, Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak yeni bir Yükseköğretim Kanunu'nun nasıl olması gerektiğine dair görüş ve önerileri rapora döktüklerini bildirdi. 

Yeni bir Yükseköğretim Kanunu'nun, en az darbe yasası kadar kararlı olmadıkça ve kendine güven duymadıkça, özgürlükler konusunda ısrarcı olmadıkça "ölü bir yasa" olarak doğacaktır. Ali Yalçın, hazırladıkları raporun, yasaklayıcı olmayan ama şeffaf ve hesap verilebilir yapılar oluşturan, yükseköğretimin girdileri kadar çıktılarına da odaklanan, yükseköğretim kurumları arasında tek tip bir yapı yerine çeşitliliği öngören bir yükseköğretim sisteminin ana unsurlarını tanımladığını belirtti.

Sendika olarak önümüzdeki süreçte gerek özlük haklarının iyileştirilmesi, gerekse üniversitelerin akademik özgürlüğü için daha güçlü ve dik bir duruş ortaya koyacağız. Dedi ve sözlerine şöyle devam etti, "Bu süreçte, çıkarılmaya çalışılan YÖK Kanunu'nun geçmişten gelen oligarşik yapısını güçlendirmek yerine, üniversitelerin ve çalışanlarımız üzerindeki vesayetini kıracak etkili üniversite, mutlu çalışanlar ve akademisyenlerden oluşan bir yapıya kavuşması için mücadelemizi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı ve ekledi:

"Yükseköğretim yönetimi anayasal bir konumdan çıkartılmalı, yasal düzenlemelere bırakılmalıdır." ifadesini kullanan Yalçın, yeni anayasada yükseköğrenimin temel bir vatandaşlık hakkı olduğuna dair temel hak ve özgürlükler kapsamında bir düzenlemeyle yetinilmesi gerektiğini söyledi. 

Anayasa Değişikliği Önerisi 

Yeni anayasa sürecinin yapımı ve kabulünün uzun bir zaman dilimine yayılma ihtimalinin belirdiği mevcut durumda ivedilikle 1982 Anayasası'nın yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarını düzenleyen 130'uncu ve 131'inci maddelerinin yürürlükten kaldırılması gerektiğini savunan Ali Yalçın, "Yeni anayasa ya da anayasa değişikliği sonrası, yükseköğretimin amacını, niteliklerini, temel kurumlarını, kurumların kuruluş ve işleyişlerini, mali yapılarını, yükseköğretime girişleri, akademik, idari özerkliği, denetimi, kalite ve akreditasyon işlemlerini düzenleyen temel kanun niteliğinde bir Yükseköğretim Kanunu çıkarılmalıdır." Açıklamalarında bulundu.
Yalçın, raporda yer alan diğer önerileri de şu şekilde sıraladı:

"YÖK kaldırılmalı, ancak yükseköğretimde stratejik planlamadan, kalite güvencesi mekanizmaları oluşturulmasından ve üniversiteler arası eşgüdümden sorumlu bir koordinasyon kurulu/kurumu bulunmalıdır.

Üniversiteler, yükseköğretim vizyonu, araştırma-geliştirme vizyonu, kamu hizmeti vizyonu olmak üzere üç temel vizyon esas alınarak kurgulanmalıdır.

Akademik ve idari konularda farklı karar alma mercilerinin bulunması yerinde bir yaklaşımdır. Bu doğrultuda icra makamı olan rektörün yanında akademik konularda karar organı olarak senato, idari konularda karar organı olarak yönetim kurulu şeklindeki yapılanma yerindedir.
Senato üyeleri, yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanına sahip kişiler arasından, üniversitedeki akademik personel tarafından seçim sonucu belirlenmelidir. Ancak temsilde adaleti sağlamak için fakülte, enstitü, yüksekokul gibi birimler bazında aday kotası konulması gerekir.
Dekan, bölüm başkanı, enstitü ve yüksekokul müdürü gibi idari üst yönetim görevi yürütenler senatoda oy hakkına sahip olmaksızın yer almalı, eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda üniversitede yetkili sendikanın temsilcisine yer verilmelidir.

Üniversite yönetim kurulu ise rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile akademik personel ve idari personelin kendi aralarından seçecekleri eşit sayıda üyeden oluşmalıdır, akademik unvana sahip olmak kaydıyla eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda üniversitede yetkili sendikanın temsilcisine de yer verilmelidir. Seçimle gelecek üyeler açısından temsilde adaleti sağlamak için fakülte, enstitü, yüksekokul gibi birimler bazında aday kotası konulmalıdır.

Üniversitede görev yapanların seçimlerinin ve tercihlerinin yansıtılmasına imkân sağlanan bir atama süreci tasarlanmalıdır.

Alternatif olarak, herhangi bir üniversitede görev yapan 'profesör' unvanına sahip ve en az 3 yıldır bu unvanda çalışan kişiler arasından doğrudan Cumhurbaşkanınca atama yapılması ya da üniversite yönetim kurulu tarafından en az 3 yıl süreyle o üniversitede fiilen görev yapan ve 'profesör' unvanına sahip kişiler arasından aday göstereceği 5 kişi arasından Cumhurbaşkanınca atama yapılması şeklinde tekil bir model de değerlendirilebilir.

İdari personeli atama yetkisi üniversite yönetim kurullarına verilmeli, ancak idari personel kadrolarının gereği olan görevlerin haricinde görevlendirilmeleri, üniversite yönetim kurulunun kararıyla mümkün olabilmeli; görevlendirme gerekçesi açık, somut ve net olarak ortaya konulmalı ve haklı bir gerekçeye dayandırılmalıdır. Kötüye kullanımı önlemek adına görevlendirmelere karşı itiraz yolu açılmalıdır.

Yükseköğretime girişte merkezi sınavın yanı sıra ölçüle bilirliği, denetlene bilirliği ve hesap verilebilirliği sağlanmak kaydıyla, lise çağındaki akredite edilmiş kurumlar nezdindeki bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetlerin, lise öğrenimi boyunca elde ettiği notların ortalamasının, ulusal veya uluslararası projelere katılımın, lise öğrenim alanına ilişkin katıldığı stajların, lise öğrenimi sırasında aldığı ödül ve cezaların, öğretmen değerlendirme puanlarının da değerlendirmeye esas alınabildiği bir sistem yerinde olacaktır." dedi

Rektörlük Seçimi Üniversiteleri Kamplaştırıyor

Ali Yalçın, açıklamalarının ardından bir gazetecinin rektörlük seçimine ilişkin görüşlerini sorması üzerine, rektörlük seçimi dolayısıyla üniversitelerin kamplaştığını ifade etti. 

Bu süreçte, akademik çalışmaların askıya alındığını ve seçimlerin gündemi kilitlediğini belirten Yalçın, rektörün atanmasının ardından da kırgınlıkların sürdüğünü kaydetti. 

Rektörlük yapısının idari bir görev olarak "uygulayıcı" nitelikte olmasını önerdiklerini ifade eden Ali Yalçın, bu yapının tüm yetkileri elinde bulunduran bir konumunda bulunması gerektiğini belirtti.

Ali Yalçın, üniversitelerde, üyelerinin önemli bir kısmı seçimle göreve gelen akademik konularda karar alınacak bir "senato", idari konularda karar verecek bir "yönetim kurulu" olmak üzere iki ayrı birimin bulunmasını istediklerini anlattı. 

Yalçın, mevcut durumda üniversitelerde çalışan idari personelin seçim hakkının bulunmadığını, bunun katılımcılığa aykırı olduğunu, bu nedenle yönetim kurulunda hem idari hem de akademik personelin temsil edilebileceği belli oranda yönetim kurulunun seçilmesini önerdiklerini kaydetti. 
Yalçın, rektörün atanmasına ilişkin, "üniversitede 3 yıl görev yapan profesörler arasından, burada bir tıkanıklık söz konusu olduğunda ise dışarıdan 3 yıl görev yapan profesörlerden atama yapılabilir" şeklindeki önerilerinin, rektörlerin aşırı yetkililerle donatılmış olması dolayısıyla üniversiteleri kilitleyen, çalışma barışını bozan yapıyı ortadan kaldıracak bir sistem olduğunu ifade etti.

Buna ilişkin çeşitli kuruluşların önerilerinin olabileceğine işaret eden Ali Yalçın, sendika olarak üniversite teşkilatlarında yaptıkları çalışmalar sonucu ulaştıkları noktayı kamuoyuna açıkladıklarını dile getirdi.

Yalçın, YÖK'ün adının değiştirilerek "Yükseköğretim Koordinasyon Kurulu" olması önerileriyle de YÖK'ün süreci tümüyle belirleme yetkisinin alınmış olacağını da sözlerine ekledi.

AA

Kmupersoneli.net  | Ankara

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.