GÜNÜN MANŞETLERİ

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş: "Amacımızı olağanüstü hali mümkün olduğu kadar kısa tutmaktır"

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, darbe girişimine ilişkin güncel veriler paylaşarak, gündemdeki konular hakkında açıklamalar yaptı.

- Bu haber 158 kez okundu.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş: "Amacımızı olağanüstü hali mümkün olduğu kadar kısa tutmaktır"
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Amacımızı olağanüstü hali mümkün olduğu kadar kısa tutmaktır. İnşallah 3 aya kadar dahi gerek kalmadan, 1-1,5 ay içerisinde işimizi bitirip bu süreci, atmamız gereken adımları atarak tamamlarız ve Türkiye tamamıyla normale dönmüş olur." dedi.



Kurtulmuş, Çankaya Köşkünde gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, darbenin püskürtüldüğünü ancak bundan sonra, "korkulu rüya görmektense uyanık olmak evladır" anlayışıyla hareket edileceğini belirtti.



Bütün medya kuruluşlarına bu süreçteki tutumlarından dolayı teşekkür eden Kurtulmuş, "Vicdani, insani bakımdan, vatanseverlik açısından Türk medyası büyük bir sınavı başarıyla vermiştir. Hiç tereddüt etmeden hatta hükümete karşı olan, hükümetle arasında problem olan yayın kuruluşlarımız dahi demokrasiye, halkın iradesine sahip çıkmıştır. Milletimize şükran borçluyuz. Eğer milletin cesareti ve feraseti olmasaydı, bugün belki hayatta olmayacaktık. Öyle anlaşılıyor ki başta Sayın Cumhurbaşkanımızı fiilen ortadan kaldırmaya teşebbüs eden bir girişimle karşı karşıyaydık." diye konuştu.



Kurtulmuş, Türkiye'nin birçok darbe ve olağanüstü dönemle karşılaştığına işaret ederek, "Bu darbelerin hepsi çok kötüydü ama Türkiye tarihi böyle bir kötülüğü görmedi. Bu adamların amacı darbeyle yönetimi değiştirmek değil. Türkiye'de çok büyük bir kaos çıkartarak, Sayın Cumhurbaşkanımızı ortadan kaldırarak, ondan sonra buldukları siyasetçileri ortadan kaldırarak ülkede büyük bir kaos çıkmasını ve Türkiye'nin bölünüp parçalanarak Suriye gibi her köyünün, her kentinin başka silahlı gücün elinde olduğu bir ülke haline gelmesini ve nihayetinde de Türkiye'nin birtakım güçler tarafından işgal edilmesini sağlayacak bir zihin altyapısıyla hareket ettikleri açıkça görülüyor. Dolayısıyla bu kadar büyük bir ihaneti Türkiye tarihi görmemiştir." ifadelerini kullandı.



En büyük teşekkürü milletin hak ettiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu milletten Allah razı olsun, millet ne kadar büyük bir destan yazdıysa bu darbeciler, bu hainler de o kadar işgalci bir ordunun mensubu gibi davrandılar. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki vatansever subaylarımızı, ana hiyerarşik yapısını tenzih ederek söylüyorum. Üç beş tane çapulcu maalesef Silahlı Kuvvetlerin imajını yerle bir etmeye çalıştı. İnsanlar ilk andan itibaren sokağa çıkarak bu girişimin karşısında durdu." dedi.



Kurtulmuş, darbe girişimine karşı durulurken pek çok insan hikayesi ortaya çıktığını dile getirerek, "Bu millet eli değil, ayağı öpülecek bir millettir ve vakti zamanında rahmetli Adnan Menderes'e yapamadığı için içinde uhde kalan bir hususu... Diğer darbelerde sahip çıkamadığı siyasete, demokrasiye sahip çıkmanın huzuru içerisinde hareket etti, çok teşekkür ediyoruz." değerlendirmesinde buldu.



"Şimdi yaraları sarma zamanı." diyen Kurtulmuş, çok büyük bir tahribat olduğunu ve darbe girişiminin izlerinin hızla, bunlar millete asla yansıtılmadan silinerek yola devam edilmesi gerektiğini söyledi.



OHAL ilanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, şunlar kaydetti:



"Amacımızı olağanüstü hali mümkün olduğu kadar kısa tutmaktır. İnşallah 3 aya kadar dahi gerek kalmadan, 1- 1,5 ay içerisinde işimizi bitirip bu süreci, atmamız gereken adımları atarak tamamlarız ve Türkiye tamamıyla normale dönmüş olur.



Türkiye, geçen yıl 20 Temmuz'dan bu yana 2 terör örgütü, PKK'nın ve DAEŞ'in son derece yoğun saldırısı altındadır. Şimdi bunlardan daha büyük bir tehlike arz eden ve onlardan farklı olarak kamu kurum ve kuruluşlarının içine, her yere sirayet etmiş olan bir ve artık bazı saflar diyordu 'bunlar nasıl terör örgütü ilan ediyorsunuz silahları mı var?' Evet milletten gasp ettikleri uçakları, helikopterleri, tankları, ağır silahları olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Şimdi böyle bir örgütle de eş zamanlı mücadele etmek mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla burada çok hızlı karar almak, çok seri hareket etmek durumundayız. Devletin işleyişini ve etkinliğini artırmak mecburiyetindeyiz. Onun için bir OHAL uygulamasına ihtiyaç olduğu ortaya çıktı ve bu karar alındı."



Bugüne kadar birçok kez OHAL ilan edildiğine değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:



"Hemen hemen bu OHAL'lerin tamamı millete karşı ilan edilmiş OHAL'lerdi. Bu millete karşı değil, devlet için yapılmış bir OHAL'dir. Yani devletin içerisinde örgütlenmiş bir çeteye karşı yapılmış olan OHAL'dir. Milletimiz şundan emin olsun, asla ve asla günlük hayatını etkileyecek hiçbir uygulama olmayacaktır. Bunun garantisini ve sözünü veriyoruz. Temel hak ve özgürlüklerden vatandaşımız bakımından hiçbir geri adım atılmayacaktır. Demokratik kazanımlarımızdan en ufak şekilde taviz verilmeyecek, geri adım atılmayacak. Aynı şekilde serbest piyasa kurallarının işlemesi, ekonomik kurum ve kuruluşların kendi kuralları çerçevesinde hareket etmesi bakımından en ufak bir taviz, kısıtlama olmayacak. Bu anlamda vatandaşlarımız günlük hayatlarına devam edecek."



Anayasa'nın 120. maddesinde 4 nedenle OHAL ilan edilmesinin mümkün olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bunlardan birini, birinci maddenin ikinci bendinde olan hususu gerekçe olarak kullandıklarını söyledi. Darbeye teşebbüsün bu kapsamda yer aldığını vurgulayan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:



"Biz sadece bu maddeden dolayı ilan ediyoruz OHAL'i. Ekonomi kararlarında, diğer toplumsal kararlarda hiçbir şekilde OHAL uygulama gerekçemiz olmayacak. Bundan sonraki süreçte nasıl şimdiye kadar nasıl topyekun durduk, siyaset, iktidar, muhalefet, parlamento, parlamento dışı, medya kuruluşları, sivil toplum kuruluşları çok büyük oranda bir bütün olarak durduysak, bundan sonraki süreçte de ana amacımız bütün bu toplumsal birliğin, bütünlüğün sağlanmasıdır. OHAL uygulaması da özellikle bu hassasiyet göz önünde bulundurularak uygulanacaktır. Hiçbir başka partiden arkadaşımızın, vatandaşımızın rahatsız olmaması, toplumdaki farklı hayat tarzları, siyasi kanaatler, düşüncelere sahip hiçbir vatandaşımızın rahatsız olmayacağı bir uygulamayı ortaya koymaya çalışacağız. İnşallah 40-45 gün içerisinde bu uygulamasının sona erdirilmesine hep beraber şahit olmayı ümit ediyoruz."



Fransa'da da OHAL ilan edildiğini hatırlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:



"OHAL sonrasında Fransa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesine dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sözleşmesini iptal etmişti, daha doğrusu askıya almıştı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesi, olağanüstü hallerde yükümlülüklerin askıya alınmasını düzenliyor. Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka genel bir tehlike halinde her yüksek sözleşmeci taraf yani, her üye ülke durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Dolasıyla burada belki en çok sizlerinde gündemine gelecek husus OHAL'in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olup olmadığıdır. Hayır Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı değildir. Sözleşmenin 15. maddesi gereği aynen Fransa'nın uyguladığı gibi Türkiye'de bu maddeye istinaden buradaki yükümlülüklerinin diğer uluslararası yükümlülüklerle çelişmemesi kaydıyla bu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi askıya alacaktır. Burada demokratik kazanımlarından asla geri adım atılmayacağını bir kere daha ifade etmek istiyorum. Türkiye zor bir süreci sürdürüyor, inşallah sonu Türkiye için iyi olacaktır." 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "TBMM açık olacak ve olağan işlerini sürdürmeye devam edecek. Belki milletvekili arkadaşlar ağustosta tatil umuyorlardı. Belki ağustosta tatil olmadan TBMM sivil iradesine sahip çıkacak ve ne kadar birikmiş husus varsa olağan işlerini yapacağız. En büyük gücümüz halk ve meclistir. Meclisin bu gücünü asla 'baypas etmek' gibi bir niyet söz konusu olamaz. Tam tersine meclisin gücünden mümkün olduğu kadar istifade ederek bu belayı savuşturacağız. Bunların hepsi yanlış, maksatlı, örgütün kendisini bir türlü kamufle etmek için ortaya koymuş olduğu sözlerdir." dedi.

 Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Türkiye'de geçmiş dönemlerde TSK'ya girişlerde ve eleman havuzunun oluşmasında "irtica ile mücadele" diye bir histeri ile hareket edildiğini ifade ederek, "Demokratik ve hukuki olmayan bir zeminde, sıradan Anadolu çocukları, gelenek görenek icabı öyle görmüş, eşi başörtülü, kendisi namaz kılan subaylara dokunuldu. Bu arada bu sinsi yapı 'vallahi billahi biz onlardan değiliz, demokrasiye, laikliğe, Atatürkçülüğü çok uygunuz' diyerek ve her türlü kamuflaja girerek ordunun içine sirayet etti." diye konuştu.

Esas meselenin orduyu millete açmak olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Nasıl er ve erbaşlar Anadolu çocuklarından oluşuyorsa, ordunun büyük çoğunluğu da orta halli ve düşük gelirli ailelerin çocuklarıdır. Sadece TSK için değil, Türkiye'nin tüm kurumlarının ayrıcalıklı yapılarından uzaklaşması lazım. Gençliğimizde üniversiteye girmek, asistan olmak ayrıcalıktı. Devletin belli yerlerine girmek, üst yargı organlarına gelmek belli ayrıcalıkları, belli odaklarla irtibatlı olmayı gerektiriyordu. Her tarafın, milletin açılması, liyakat esasına göre bu meselenin çalışması... Zaten TSK'nın 2030 perspektifi var. TSK'da da mümkün olduğu kadar uzman orduya geçilmesi ve böylece herkesin kendi mesleğini icra etmesi lazım." ifadelerini kullandı. 

Mevcut durumu, Türkiye'nin geldiği noktayı ve özellikle ekonomide atmaya niyetlendiği adımları eksiksiz yerine getirecek çalışmaların yapıldığını dile getiren Kurtulmuş, "OHAL'i şöyle görüyorum, terörle mücadelede de söylemiştim, bunlar ilanihaye böyle devam etsin diye alınan karalar değildir. Etkin şekilde devleti bu urdan temizlemek için her türlü çalışmalar yapılır, parantez kapatılır. Kanun hükmünde kararname hükümete bu anlamda her türlü kolaylığı veriyor. Temel prensip, vatandaşlarımızı rahatsız edecek, günlük hayatlarını olumsuz anlamda etkileyecek hiçbir adımın atılmamasıdır." dedi.

"Bunu sivil darbe olarak adlandırmak Türkiye'ye hakarettir"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Fransa örneğinin hatırlatılmasının ardından, "Fransa gibi AİHM sözleşmesindeki hükme göre askıya alacağız. Bunu da deklere edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin, pek çok kurumda görevden almalarının yaşandığını dile getirmesinin ardından, "Hemen darbe girişiminin ardından bunun gerçekleşiyor olması aslında elinizde büyük bir listenin olduğunu gösteriyor. Madem elinizde liste vardı, niye bunlar daha önce gerçekleşmedi. Çünkü şu anda yaşanan sivil bir darbeymiş gibi de algılanıyor." ifadesi üzerine Kurtulmuş, bunu, sivil darbe olarak nitelendirmenin Türkiye'ye hakaret olacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bunu sivil darbe olarak adlandırmak Türkiye'ye hakarettir, milletin zihniyle milletin aklıyla dalga geçmektir. Bunun tamamıyla bu örgütün değirmenine su taşımak olduğunu açıkça ifade etmek isterim. Eğer 15 Temmuz akşamı milletin dirayeti, feraseti, cesareti olmasaydı bugün ne böyle bir toplantı yapıyor olacaktık ne de Türkiye'de herhangi bir şekilde sivil kelimesi kullanılabilir olacaktı. Dolayısıyla bu örgütün tamamıyla kara propagandasının bir parçasıdır. Gerçek dışıdır, akılla, mantıkla, izanla, insafla, vicdanla bağdaşmaz. Allah aşkına, ölümden kıl payı kurtulmuş bir cumhurbaşkanı var. O sabaha karşı 05.30'a kadar buradaydım. Tüm bakan arkadaşlarımız görevinin başındaydı. Yoldan geçerken aracı kurşunlanmış bir başbakan, derdest edilmiş, içeriye alınmış genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları var. Kimin nerede olduğundan en az 2-3 saat emin olunamayan ve sabaha kadar tankların tur attığı bir ortam vardı. Orada insanlar olmasa belki Çankaya Köşkü'ne gireceklerdi. Neredeyse çatışa teğet geçen uçaklar ve 241 tane insan... Bunlar mıydı sivil darbe? Bunu diyenlerin gerçekten en ufak iyi niyeti olduğuna inanmıyorum, böyle bir şey olmaz. Türkiye açık bir şekilde, katliama varır derecede, millet düşmanlığıyla hareket eden bir çetenin tasallutundan kurtuldu. Bundan sonra parantezi inşallah 3 aya varmadan kapatacağız."

65. Hükümetin 5 tane ana direği olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Birincisi hukuki ve siyasi reformları demokratik standartlara yükselterek devam etmek, ikincisi, Türkiye'de özellikle ekonomi alanında yeni bir üretim esaslı ekonomi döneminin önünü açmak. Hatta şunu söyledik, 'kim yatırım yapacaksa önüne turkuaz halılar sereriz.' Yatırım ortamının iyileştirilmesi, Türkiye'ye dışarıdan para gelişlerinin hızlandırılması, Türkiye'nin uluslararası alanda rekabet edebilecek mal ve hizmetleri üretmesi gibi alanlarda yola devam edilecek. Yani OHAL uygularken de bunlara devam edeceğiz. OHAL işin bir kısmı. Tekrar söylüyorum, TBMM açık olacak ve olağan işlerini sürdürmeye devam edecek. Belki milletvekili arkadaşlar ağustosta tatil umuyorlardı. Belki ağustosta tatil olmadan TBMM sivil iradesine sahip çıkacak ve ne kadar birikmiş husus varsa olağan işlerini yapacağız. En büyük gücümüz halk ve meclistir. Meclisin bu gücünü asla 'baypas etmek' gibi bir niyet söz konusu olamaz. Tam tersine meclisin gücünden mümkün olduğu kadar istifade ederek bu belayı savuşturacağız. Bunların hepsi yanlış, maksatlı, örgütün kendisini bir türlü kamufle etmek için ortaya koymuş olduğu sözlerdir. Utanmasalar, 'Darbe kararını da Erdoğan verdi, sözüm ona uyduruk bir darbe yaptırdı.' diyecekler de dilleri varmıyor." değerlendirmesinde bulundu.  

"Düşen uçak yok"

Kalkan her uçağın ve helikopterin kayıtlarının bulunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Ne zaman, nereden kalktığı ve hangi personel tarafından kullanıldığı bilgisi şu anda hava kuvvetlerinin elinde mevcuttur. Bununla ilgili olarak herkes hakkında gözaltılar ve soruşturmalar başlatılmıştır. Eğer ilave gözaltılar gerekiyorsa, savcılar buna karar verir." diye konuştu.

Düşen uçakların olmadığını ve TBMM'yi bombalayan uçaklarla ilgili spesifik bir bilgi bulunmadığını belirten Kurtulmuş, "Her uçağın nereden kalktığını ve kimin kullandığı belli. Diyarbakır'dan kalkan var, Akıncı Üssü'nden kalkan var. Tankların da her birinin nereden kalktığı bilgisi mevcut." şeklinde görüş belirtti. 

Kurtulmuş, "FETÖ terör örgütü ile mücadelede nasıl etkin olunacağına dair somut neler var?" şeklindeki soruya karşılık, şu ifadelere yer verdi:

"Bunun bir kısmı soruşturmaların hızlandırılması ama esas önemli kısmı devletin içerisinde yuvalanmış olan bu yapının bütünüyle deşifre edilmesi ve devletin içerisinden kazınması bunu konuştuk. Bununla ilgili bize çok önemli bir imkan sağlamış olacak. Burada artık hayali bir şeyle ilgili konuşmuyoruz, ortada net ve ağır bir tablo var. Bu tabloyla ilgili olarak da kim neresinde, ne şekilde durdu, bunların hepsi belli. Önce merkez halkasının, onlarla bağlantılı olanların deşifre edilmesi yardım ve yataklık edenlerin tamamının ortaya çıkarılması konusunda olağanüstü hal elimize çok daha hızlı, çok daha kuvvetli hareket edebileceğimiz bir imkan veriyor."

TSK'nın komuta kademesinde herhangi bir zafiyet olup olmadığının sorulması üzerine ise Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Net bildiğimiz şeyi söylemek durumundayız. Benim de kişisel görüşlerim var tabii ama burada net olarak bildiğimiz hususları ifade etmemiz lazım. Benim bu konuyla ilgili söyleyeceğim şey şu, bu işin çok büyük zafiyetler içerdiği görülüyor. Bunlar neyse ortaya çıkarılır. Bundan sonra bir daha böyle yanlışlıklar içerisinde girilmesin diye... TSK'nın bilgisi şu; evet, büyük bir tahribattır... Çok sayıda korgeneral, tümgeneral, orgeneralin tutuklandığı bir ortamdan bahsediyoruz. Özellikle albay, yarbay düzeyinde tutuklamaların olmasından bahsediyoruz ama Türk Silahlı Kuvvetleri hiçbir şekilde personel bakımından bir zafiyet içerisine girmeyecektir. Onların kendi tespitleri bu yöndedir. Zaten dikkat ederseniz görevden alınan, uzaklaştırılan ya da gözaltına alınan herkesin yerine hiç vakit kaybetmeksizin atamalar yapılıyor ve her ordumuz, kolordumuz ve ilgili askeri birimimiz kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getiriyor. Dolayısıyla bir zafiyet ortaya çıkmayacağı anlaşılıyor. Ama bu adamlar maalesef silahlı kuvvetlerinde öyle bir yara açtı ki bu yara uzun yıllar Türk milletinin zihninde, gönlünde devam edecek."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) saldırısına rağmen, Türkiye'nin dış savunmasında, PKK ve diğer örgütlerle mücadelesinde en ufak bir zafiyete uğramayacağını söyledi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü’nde, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, soruları cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın darbe teşebbüsünü eniştesinden öğrendiğini söylediğinin hatırlatılması ve "Milli Güvenlik Kurulunda (MGK) MİT Müsteşarına, Genelkurmay Başkanına bunu sordunuz mu, MİT yeniden yapılandırılacak mı?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Kurtulmuş, MGK'da konuşmaların mutlak gizlilik içerisinde olduğunu söyledi. 

"Ortada devletin kurumları bakımından maalesef ciddi birtakım eksikliklerin olduğu aşikardır." görüşüne yer veren Kurtulmuş, "Zaten bu dönemde ilk işimiz bu hala birtakım yerlere sızmış olan FETÖ mensuplarının tasfiye edilmesini hızlı bir şekilde sağlamak, suçluların yakalanıp mahkemeye gönderilmesini temin etmek, hemen ikinci işimiz de Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısı içerisinde eksiklikler, noksanlıklar varsa, bunu kişilere indirgemeden söylüyorum, bunları giderecek olan her türlü çalışmanın yapılması." diye konuştu.

Bunların süratle gündeme geldiğini, bu konuların üzerinde çalışılacağını belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti: 

"Bunun bir kısmı zafiyetten kaynaklanabilir, bir kısmı da devletin yapısından, işleyişinden kaynaklanan eksiklikler olabilir. Bireysel zafiyetler ya da kurumsal zafiyetler kısmı işin kolay kısmıdır. Bunların da giderilmesi lazım. Yani bir daha öyle bir sistem kuralım ki, hiç kimsenin aklının ucundan dahi darbeye teşebbüs etmek geçmesin. Bu sistemi kuramadığımız müddetçe, böyle bir yapı ortaya koyamadığımız müddetçe maalesef bugün bu darbeyi savarsınız, yarın bir başka bir grup çıkar, der ki 'ben darbe yapacağım.' Yani devletin, ele geçirilmesi gereken bir kurum değil hizmet edilmesi gereken bir kurum şeklinde yeniden dizaynı şarttır. Bunları oturacağız, konuşacağız. Ortada açık bir zafiyet olduğu görülüyor." 

"Yaşla kuruyu ayırt etmek durumundayız" 

FETÖ'ye mensup olan hiç kimsenin masumiyetinden söz edilemeyeceğini ifade eden Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ama gerçekten bu işte, biz bunu yaparken de yaşla kuruyu ayırt etmek durumundayız. Adaletin gereği budur. Suçlu olana merhamet etmeden ama suçsuz olanı da boşuna yakmadan bu süreçte titizlikle her konu, okullar konusu, devlet memuriyetinden açığa alınacaklar konusu. Yani bu örgütle bir türlü intisabı, irtibatı olanlar bunun hesabını verecekler. Çok kısa süre içerisinde bu kararlar açıklanacak. Bu alınacak, atılacak adımlarla ilgili hiçbir sade vatandaşımız, bu işte masum olan hiç kimsenin zarar görmeyeceğini açıkça söyleyebilirim. Yani kusura bakmayın ama bir türlü örgüte müzahir olmuş, örgütün emirlerini yerine getirmiş, örgütün değirmenine su taşımış, şu ya da bu şekilde... Okullar meselesi, aslında dedim 'kapağını kaldırıyoruz.' Geçmişe doğru baktığınız zaman, hepsi için söylüyorum, okullar, üniversiteler, daha evvel ortaya konuldu, ÖSYM skandalları. Öyle olmuş ki bu insanların önemli bir kısmı, maalesef çok üzüntüyle, içim yanarak söylüyorum, zaten devlet memuriyetine hak ederek değil soru çalarak girmişler. Şimdi bakıyorsunuz, aynı evde kalan adamların hepsi 99 puan almış. Biriniz 100 alın, biriniz 98 alın kardeşim. Bütün bunların hepsi ortaya konulacak."

Darbe girişiminin ardından Türkiye'nin terörle mücadelede bir zafiyet yaşamasının söz konusu olup olmayacağı sorusu üzerine Kurtulmuş, "TSK, bu örgütün saldırısına rağmen ne Türkiye'nin dış savunmasında ne PKK ve diğer örgütlerle mücadelesinde en ufak bir zafiyete uğrayacaktır, bunu rahatlıkla söylerim." dedi. 

Söz konusu süreçteki istihbarat boşluğuna ilişkin yöneltilen soruları da yanıtlayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bütün bu kaygılarınızın hepsini anlıyorum. Bu sorularınızın her biri ciddi boşluklardır. Bunların bir kısmı bireysel ya da kurumsal zafiyetlerden kaynaklanmış olabilir. Bir kısmı ise yapısal zafiyetlerin sonucudur. Bu yapısal eksiklikleri cesaretle ortadan kaldıracak ve Türk milletinin yapısını tamamıyla sivil iradenin kontrolü altına alacak değişikliklerin olması zaruridir. Bu anlamda bu söylediğiniz istihbarat zafiyeti çok vahim bir durum. Detaylar ortaya çıktıkça daha da durumun vahim olduğu anlaşılıyor." diye konuştu.

Kurtulmuş, bununla ilgili her türlü çalışmanın yapılacağını vurgulayarak, "Bu durumu çözmek başka bir şey ama bundan sonrası için, Allah muhafaza, bu örgüt ya da başka bu tür yapılanmalardan Türkiye'yi kurtarmak için devletin yapısını nasıl dizayn edelim ki en ufak bir şekilde kimse ayağa kalkıp darbe yapacağım diye düşünmesin. Ya da böyle bir düşüncesi olanı da düşündüğü andan, eyleme geçtiği andan itibaren yakalayıp ortaya çıkarabilelim. Böyle bir yapılanmaya ihtiyaç var. Bu, milletin sivil tarafının kuvvetlenmesinden geçiyor. Bu anlamda da istihbarat örgütlerinin yeniden gözden geçirilmesi, belki istihbarat örgütlerinin yapısı, bunların hepsi konuşulabilir. Bunları kişisel olarak ifade ediyorum. Asker-sivil ilişkileri, buradaki mekanizmaların yeniden gözden geçirilmesi, ilgili askeri birimlerin sivil otoritenin kontrolünde, emri altında olması gibi bir sürü alanda yeniden ne varsa ortaya koyacağız. Bunları konuşacağız. Türkiye'nin geleceği için hangisi en doğruysa o adımı atacağız." değerlendirmesinde bulundu. 

Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iadesine yönelik bir soru üzerine de Kurtulmuş, burada üzerlerine düşeni yapmaya devam ettiklerini söyledi. 

Kurtulmuş, daha önce iade talebi ile ilgili dosyalar olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

"Şimdi iade talebi ile ilgili yeni 4 dosya gönderildi. Bununla ilgili de ayrı bir dosya hazırlanıyor. Ümit ediyorum ki, 10-15 gün içerisinde bu darbe soruşturmaları kapsamında elde edilen delillerle, özel olarak Fetullah Gülen ile ilgili yeni bir dosya gönderilecek. Yani 4 dosyaya ek olarak 1 dosya daha gönderilecek. Burada bizi rahatsız eden temel mesele şudur, Sayın Obama ile Sayın Cumhurbaşkanımızın görüşmesi sırasında bu konu tekrar gündeme geldi. Sayın Cumhurbaşkanımız kendisinden ısrarla bu konudaki talebimizi en yüksek tonda, en yüksek mertebede bunu tekrarladı. Şimdi ben biraz da Amerikalıların empati yapmasını istiyorum. Şöyle düşünün, ABD'yi yıkmaya çalışan bir papazın örgütlediği bir örgüt var ve bu papaz Amerika'dan kaçarak Türkiye'ye geldi. Çankaya'da, İncek'te ya da İstanbul Etiler'de bir villada kalıyor. Amerikalı dostlarımız ne hissediyorsa biz de aynı şeyi hissediyoruz. Mesele bu kadar açıktır ve nettir. Hukuk gereği, dostluk gereği, müttefiklik gereği, stratejik ortaklık gereği, demokrasiye inanmış olmanın gereği Amerikalıların, hele artık bundan sonra hiç tereddüt etmeden adı geçen şahsı Türkiye'ye iade etmesidir. Bunu talep ediyoruz. Bunun da demokratik bir hakkımız olduğunu biliyoruz."

Rus uçağını düşüren pilotların gözaltına alınmasının ardından o olayla ilgili soru işaretlerinin ortaya çıktığına ilişkin yorumların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Açık söyleyeyim, ilk andan itibaren bir şüphenin olduğu o zaman da paylaşıldı. Biliyorsunuz angajman kuralları Sayın Başbakan tarafından Genelkurmay Başkanı'na devredilir. Genelkurmay Başkanlığı da bunu Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na devreder. Orada da otomatik bir prosedür vardır. 'Rus uçağı' dediğimiz olay 17 saniyedir. O zaman hepimizde tereddütler vardı. Ama şimdi biraz aydınlanmaya başlıyor. İnşallah bu soruşturmalar sonucunda bu mesele de aydınlanır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, benim, Dışişleri Bakanımızın, diğer arkadaşlarımızın söyledikleri Rusya ile ortaya çıkan tansiyonun düşürülmesine ilişkin sözlerdi. Bunda da siyaseten başarılı olduğumuzu ifade edebilirim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bizlerin söylediği iç kamuoyu bakımından siyaseten riskli bir sözdü, 'Rus uçağı olduğu bilinseydi düşürülmezdi', ama dış politika bakımından çok doğru bir yaklaşımdı. Onun sonucunu aldık. Bugün Rusya ile ilişkilerin normale dönmesinde ilk andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin en üst düzeyde bu meseledeki tansiyonun düşürülmesinde çok büyük katkısı olmuştur. Uçağın düşürülmesi meselesi, resmi bir şey söylemek durumundayız. 'Şu anki bilgilerimizle şudur' diyebilecek bir durumda değiliz. Soruşturma derinleştikçe benim kanaatim çok sayıda yeni bilginin ortaya çıkacağı."

"Rus uçağının düşürülmesine neden olan istihbaratta otomatik mekanizmalara sızmalar olabilir mi?" sorusu üzerine de Kurtulmuş, "O ilk andaki görüntü çok iç istihbaratı ilgilendiren bir konu değil gibi görünüyordu. Dolayısıyla bu soruşturma kapsamında birçok şey ortaya çıkar. Spekülatif konuşmayalım." dedi. 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin ardından hükümetin 3 ay süreli olağanüstü hal (OHAL) kararı almasına ilişkin, "Bu, bir sıkıyönetim ilanı değildir. Bu, bir OHAL ilanıdır. Millete OHAL değil, devlete OHAL ilanıdır. Devletin daha etkin çalışması, kanun hükmünde kararnamelerle atılacak adımların çok hızlı bir şekilde atılması için alınmış bir karardır." dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde gazete ve televizyonların Ankara temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıda gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kurtulmuş, 2 yıllık ve 5 yıllık tahvil faizlerinde de bir miktar yükseliş olduğunu belirterek, "Bir miktar etkilenme açık ama 'çok dramatik, şok etkisi yaptı, piyasalar alt üst oldu' diyebileceğimiz bir durum söz konusu değildir ve inşallah olmayacaktır." görüşünü dile getirdi.

"Partilerin diyalog zeminini artırmaları gerekir"

Darbeye niyetlenenlerin Türkiye'yi parçalamak istediklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Yani bir darbe yönetimiyle geçiş süreci oluşturmak gibi bir niyetlerinin olmadığı ayan beyan görülüyor." diye konuştu. 

Bunun yanı sıra darbecilerin Türkiye'de toplumsal kırılmaları körükleyerek, ülkede kalıcı toplumsal çatışmalar ortaya koymaya çalıştıklarını anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti: 

"Belki de Türkiye'de siyaset dilini mümkün olduğu kadar parçalayarak, Türkiye'de siyasetin hiçbir şekilde hareket edemeyeceği bir toplumsal tabanı oluşturmaya çalışıyorlar. Ama çok şükür gördük ki böyle bir saldırı onların isteklerinin tam tersini ortaya çıkardı. Siyasi partiler arasında bir yakınlaşma, diyalog zemini ortaya çıktı. Biz, bu diyalog zeminin sürdürülmesinin Türkiye için hayati olduğu kanaatindeyiz. Bütün partilerin liderlerine de bu diyalog zemininin sürdürülmesi için gösterdikleri kararlılığı sürdürmelerini istiyoruz, istirham ediyoruz. Birbirimizle siyaseten çok farklı olabiliriz ama birbirimizin düşmanı değiliz, demokrasinin düşmanı değiliz. Bu adamlarsa demokrasinin ve Türkiye'nin düşmanı olduklarını ortaya koydular. Dolayısıyla burada Türkiye'yi seven, Türkiye demokrasisine saygı gösteren, demokratik sistemden güç alan, varlıklarını demokratik sisteme borçlu olan partilerin de diyalog zeminini artırmaları gerekir."

"Demokratik kazanımlardan geri adım atılmayacak"

Darbecilerin Türkiye'de özgürlük alanlarının kısıtlanması, ülkenin içine kapanması ve uluslararası camiada yalnızlaşmasını arzu etmiş olabileceklerinin altını çizen Kurtulmuş, bunun tam tersi olacağını dile getirdi.

Türkiye'nin son zamanlarda, başta yakın komşuları ile ilişkiler olmak üzere, normalleşme sürecine girmesinin darbecileri rahatsız ettiğini belirten Kurtulmuş, "Bunlar isterdi ki mesela Rusya ile olan ilişkilerimiz çok karmaşık ve çatışmacı bir hale gelsin. Biliyorsunuz (Rus jetini) vuran pilotlar da gözaltına alındı, soruşturma devam ediyor. Belki onun arkasından da başka şeyler çıkacak." ifadelerini kullandı. 

Türkiye'nin iç siyasette de daha yapıcı, demokrat dostane bir dili inşa edeceğini kaydeden Kurtulmuş, ülkenin demokratik kazanımlarının hiçbirinden geri adım atmadan yoluna devam edeceğini söyledi. 

"Sonuçta bu teşebbüsün hayırlar doğurduğunu görüyoruz" diyen Kurtulmuş, buna karşın her gün öğrendikleri yeni bilgilerle işin ne kadar vahim olduğunu, darbecilerin başarılı olması halinde ülkenin hangi noktalarda olacağını hayal bile edemeyeceklerini vurguladı.

Darbe girişimine ilişkin güncel veriler

Darbe girişimine ilişkin güncel verileri de paylaşan Kurtulmuş, 241 kişinin şehit olduğunu, bin 537 kişinin yaralandığını belirtti. Gözaltına alınıp bir türlü hukuki işlem başlatılan ve aralarında askerler, polisler, hakimler, savcılar ve sivillerin de olduğu 9 bin 194 kişi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunlardan 2 bin 591'inin tutuklandığını bildirdi. Kurtulmuş ayrıca adli kontrol çerçevesinde bırakılan ve gözaltında işlemleri süren şahıslar da bulunduğunu kaydetti.

Ölü ele geçirilen darbeci sayısının 24 olduğunu belirten Kurtulmuş, 50 darbecinin de yaralı yakalandığını dile getirdi.

Hakim ve savcılarla ilgili gözaltı ve tutukluluk durumu hakkında da bilgi veren Kurtulmuş, adliye camiasından toplam 2 bin 270 kişi hakkında işlem yapıldığını, bunların bin 270'inin tutuklandığını, 730'unun ise gözaltı durumlarının sürdüğünü ifade etti. Kurtulmuş, askeri yargı mensuplarının da bu rakamlara dahil olduğunu açıkladı. 

Gözaltında olan asker sayısının 6 bin 823 olduğunu belirten Kurtulmuş, bunlardan bin 457'sinin tutuklandığını, 246'sının adli kontrolle serbest bırakıldığını, 87 kişinin ise serbest bırakıldığını dile getirdi. 

Soruşturmaların devam edeceğine dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti: 

"Şundan Türkiye'nin hiç şüphesi olmasın: Bu cuntayla, bu darbe teşebbüsüyle milim ilişkisi, iltisakı olan kim varsa hepsini çıkarıp hesap soracağız. Başka çaresi yok. Bunu yaparken de hukuk prensipleri içerisinde bunu yapacağımızdan da  herhalde herkes emin olmalıdır."

"Bu, bir sıkıyönetim ilanı değildir"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bir gazetecinin "Sokağa çıkma yasağı konusunda bir adım atacak mısınız?" şeklindeki sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Çok net hayır. Bu, bir sıkıyönetim ilanı değildir. Bu, bir OHAL ilanıdır. Millete OHAL değil, devlete OHAL ilanıdır. Devletin daha etkin çalışması, kanun hükmünde kararnamelerle atılacak adımların çok hızlı bir şekilde atılması için alınmış bir karardır. Asla toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanması, vatandaşların gece sokağa çıkmasının yasaklanması gibi işler olmayacaktır. Türkiye'nin bütünüyle ilgili olarak bunları ifade edebilirim. Bireysel haklardan, temel haklardan geri adım olmayacaktır."

"Kaybolan askeri araç yok"

Kaybolan herhangi bir askeri araç olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, şu an itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterinde kayıtlı olan hiçbir aracın kayıp durumda bulunmadığını söyledi. Mermi gibi bazı teçhizatlar konusunda stoklardaki eksikliklerin bilindiğini kaydeden Kurtulmuş, "Bunlar da çok minimal düzeydedir." dedi. Bazı TSK mensuplarının firarda olduklarını dile getiren Kurtulmuş, TSK'nın bütün komutanlıklarda duruma hakim olduğunun altını çizdi.

"PKK ile mücadelede zafiyet yaşanmayacak"

PKK ile mücadele konusunda yeni bir anlayış olup olmayacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, "TSK içerisinde bu darbeye teşebbüs edenlerden tutuklananların var olması Güneydoğu'daki terörle mücadelemizde en ufak bir zafiyet oluşturmayacaktır. Ayrıca Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından da en ufak bir zafiyet söz konusu değildir." değerlendirmesinde bulundu. 

Çok kalın bir kitabın kapağını kaldırdıklarını belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu kitabın içerisinde kim bilir neler var neler? Bu kadarını söyleyeyim. Bunların her birisinin üstüne nerede ne varsa sonuna kadar gidileceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Öyle anlaşılıyor ki bu darbe teşebbüsünün içerisindeki cunta, cuntanın arkasındaki, FETÖ örgütü dünyanın her yerinde içeride ve dışarıda ne kadar Türkiye düşmanı varsa onlarla işbirliği halinde olduğu aşikar. Nerede kimde en ufak bir ihanet ilişkisi içerisindelerse bunların hepsi ortaya çıkarılacak."

"Türkiye'yi dağıtacak bir darbe planladıkları aşikar"

Darbecilerin "9 bin kişilik katliam listesi" olduğu yorumlarının hatırlatılarak listenin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, çok sayıda delil elde edildiğini vurguladı. Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Mesela bunlardan bir tanesi eğer darbe olsaydı hangi ile hangi sıkıyönetim komutanı atanacak, nereye hangi müsteşarlar atanacak? Burada, dosyada var. Bunların hepsi var. Birçok deliller var. Bu soruşturmalar sırasında ortaya çıkacak olan yeni deliller var. Dolayısıyla bu konuda acele etmeyelim. Muhtemelen belki daha fazla insanı infaz edecek olan bir liste de var olabilir. Şu anda bunlarla ilgili kesin bir şey söyleyemiyoruz ama bunların bir emir komuta içerisinde bir darbe değil de Türkiye'yi dağıtacak bir darbe planladıkları aşikar. Dolayısıyla bütün deliller ortaya çıkabilir. Bu arada çok dedikodu olacak o dedikoduların hepsi lütfen teyit edilmeden onlara da çok kulak asmamak lazım." 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.