GÜNÜN MANŞETLERİ

CHP Genel Başkanı : Atatürk Olmasaydı Sen O Okula Öğretmen Olamazdın

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Detaylar kamu haberleri merkezinde...

- Bu haber 380 kez okundu.

CHP Genel Başkanı : Atatürk Olmasaydı Sen O Okula Öğretmen Olamazdın
  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan adımlarla ilgili, "Elbetteki bütün ülkelerle dost olmak zorundayız, barış içinde yaşamamız gerekir bu konuda hiçbir tereddütümüz yok ama ülkenin onurunu, gururunu koruyarak. Sen bu milletin onurunu ve gururunu ayaklar altına aldın." dedi. 

Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısında, dün yetkililerin yaptığı açıklamada, şehit sayısının 700'ü geçtiğini söylendiğini belirtti.

Kıbrıs çıkarmasında bu kadar şehit verilmediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Eğer anneler ağlamaya devam ediyorsa, hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor. Eğer bir ülkede 14 yıldır o ülkeyi yönetenler, yönetimi devraldıklarında terör sıfırken, bugün eğer terör kısa sürede 700 canı alıyorsa o zaman bir sorun var demektir" ifadesini kullandı. 

Tüm vatandaşların kendisine, "14 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor?" sorusunu sorması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, insanın vicdanının kendisini yanıltmayacağını bildirdi. 

"Terör örgütü şehirleri silah deposu haline dönüştürürken, valilere 'bunlara dokunmayın' diye talimat verenler kimlerdi?" sorusunun da sorulmasını isteyen Kılıçdaroğlu, "Hazreti Ömer, Dicle'nin kenarında kaybolan koyundan kendisini sorumlu tutuyorsa, 700 şehitten kim kendisini sorumlu tutacak." dedi. 

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ülkeni, bayrağını, vatanını, çocuklarını seviyorsan, bu soruyu kendi vicdanına soracaksın. Soracaksın ki Türkiye aydınlığa çıkmış olsun. Bakın bütün bunlara rağmen, geçen gün çıktı televizyonda bir konuşma yaptı o diktatör bozuntusu. Ne söylüyor; 'terörle mücadele etmek için en az teröristler kadar onurlu ve gururlu olmalıyız' diyor. Bütün şehit annelerine, şehit babalarına sesleniyorum, bütün gazilerine sesleniyorum; onuru ve gururu ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı teröristler üzerinden tanımlamaya başladı. Bütün şehitlerimizin, gazilerimizin onuru var, gururu var, başımızın üzerinde yeri var ama terör örgütü üzerinden tanım yapanları da şiddetle kınıyoruz. Namusu unuttular zaten biliyorsunuz, şerefi de unuttular. Şimdi onuru ve gururu unutturmaya çalışıyorlar. Efendim 'bu bir gafmış.' Gaf değil, biliyorsunuz bu zat promptera bakıyor, orada metinler geçiyor onları okuyor. Bakın o bölüme, 'en az teröristler kadar onurlu' diyor sonra dönüyor buraya 'gururlu olmamız' diyor. Evet yazıklar olsun. Ama bu yazıklar olsunu sadece benim demem yetmiyor, ülkesini seven herkesin buna 'yazıklar olsun' demesi gerekiyor." 

Gazete ve televizyonların tek tek aranarak "sakın bunu haber yapmayın" denildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Hadi havuz medyasını anlarım peki bu merkez medyasına ne oluyor. Neden baskıya teslim oluyorsunuz? Baskıya teslim olunca kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz, attığınız her geri adım sizin boynunuza bir yular olarak gelecektir." diye konuştu. 

- "Atatürk olmasaydı, sen o okulda öğretmen olamazdın"

Türkiye'nin iyi yönetilmediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, Bursa'da karne günü genç bir kızın "Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni okudu" diye disipline gönderildiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, "O öğretmenlere sesleniyorum, onu disiplin kuruluna veren o insanlara sesleniyorum, o zavallılara sesleniyorum; Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı, sen o okulda öğretmen olamazdın. Sana en büyük değeri veren Mustafa Kemal Atatürk'tü. Cepheden çıkıp senin toplantılarına katılıyordu. Gençliğe Hitabe'de ne var? Türkiye var orada. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni okuyan kızın gözlerinden öpüyorum, annesini babasını yürekten kutluyorum." diye konuştu.

- "Ülkenin daimi çıkarları vardır"

Türkiye en derin krizlerinden birini yaşadığını ve dış politikanın 180 derece değişmesi gerektiğini söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Dış politikada bir ülkenin daimi düşmanları ve dostları yoktur, ülkenin daimi çıkarları vardır." ifadesini kullandı.

Bu nedenle dış politikanın milli olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, iktidarın dış politikayı, bir iç politika malzemesi haline getirdiğini ileri sürdü. 

Dış politikada bir satranç oyunu gibi hareket edilmesi gerektiğini de vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin dış politikayla ilgili gelişmeleri kendi ülkesinin yetkililerinden değil, diğer ülkelerin bakanlarından, cumhurbaşkanından aldığını savundu.

Kılıçdaroğlu, "İsrail'le anlaşma oldu bir baktık ki Rusya'ya özür mektubu göndermişler. Kremlin açıklıyor; 'Tayyip Erdoğan, Putin'e mektup gönderdi, Türkiye Cumhuriyeti adına özür diledi. Kimsin sen özür dileyecek. Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil edeceksen, otur adam gibi temsil et. Sen kusura bakma Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil edemezsin. Etme gücün, yeterliliğin yoktur senin." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu nasıl bir ülke. Sınırınızı ihlal eden kim? Ruslar. Angajman kurallarını kim belirledi? Biz belirledik, bütün dünyaya duyurduk. Uçağı düşürdüler, 'ben talimatı verdim.' Öbürü dedi; 'hayır siz değil ben talimatı verdim.' Bir yarışa girdiler, sonra bir baktık, Rusya'dan özür diliyorlar. 27 Kasım 1015, Erdoğan CNN International'da konuşuyor. Spiker soruyor, 'özür dileyecek misiniz?' Verdiği cevap, 'burada özür dilemesi gereken biz değiliz, hava sahamız ihlal edilmiştir.' Doğru mu? Doğru. Niye özür diliyorsun? Benim hava saham ihlal edildi, başkalarının benden özür dilemesi gerek. Sıkıştı. Nedir bunların dış politikası, önce aslan gibi kükreyeceksin, yemeyince de kedi gibi miyavlayacaksın. Bunların geldiği nokta bu. Aslan gibi kükrediler, 'ben talimatı verdim, Rus uçağını düşürdüm.' Her tarafta iç politikanın malzemesi yaptılar, şimdi kedi gibi miyavlıyorlar. Sen miyavlayabilirsin ama Türkiye Cumhuriyeti'ne gölge düşürüyorsun. Türkiye'nin onuruyla oynuyorsun, bunu herkesin bilmesi lazım. Elbetteki bütün ülkelerle dost olmak zorundayız, barış içinde yaşamamız gerekir bu konuda hiçbir tereddütümüz yok ama ülkenin onurunu, gururunu koruyarak. Sen bu milletin onurunu ve gururunu ayaklar altına aldın. Bunu bütün vatandaşlarımızın bilmesini isterim." 

- İsrail'le varılan anlaşma

İsrail'le yapılan anlaşmaya da değinen Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara gemisinin 31 Mayıs 2010'da Türk karasularından ayrıldığını hatırlattı.

Gemi gitmeden önce AK Parti Milletvekillerinin de gemiye binmek istediğini ancak gelen bir haber üzerine bundan vazgeçtiklerini ileri süren Kılıçdaroğlu, geminin amacının Gazze'ye yönelik İsrail ambargosunu delmek olduğunu anımsattı.

"İsrail askerleri uluslararası sularda, gemiyi bastılar 10 vatandaşımızı katlettiler. Yaptığı doğru mu? Asla doğru değildi. Korsan bir devlete yakışır, bir eylemle Türkiye karşı karşıya kaldı" diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Uluslararası sularda bir geminin İsrail askerleri tarafından basılması, 10 vatandaşımızın katledilmesi, hepimizin itiraz ettiği bir konuydu." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, dış politikanın, iç politika malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini tekrarlayarak, iktidar partisinin her seçim öncesi "İsrail'i bir numaralı düşman" ilan ederek, bu olayı kullandığını iddia etti.

8 Eylül 2011'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'den Gazze'ye gidecek yardım gemilerine TSK Donanmasının eşlik edeceğini söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yapıldı mı? Yapılmadı. Neden Erdoğan bu kadar itibarsız? Bu sözleri yüzünden. Eğer sen donanma eşliğinde yardım gemilerini Gazze'ye göndereceğim diyorsan, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıysan, verdiğin sözün arkasında kapı gibi durursun ve gemileri gönderirsin. Gönderdi mi? Gönderemedi, miyavlamaya başladı. Bu Türkiye'nin itibarına düşürülen en derin gölgelerden biridir." ifadesini kullandı. 

Erdoğan'ın 2013'te "Nisan'da Gazze'ye gideceğim " yönünde bir açıklama yaptığını ancak halen gidemediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Dış politikada büyük lokma yutabilirsin ama büyük laf etmeyeceksin. Arkasında duramayacağın lafı edersen, tükürdüğünü sana yalatırlar, işte vardığımız nokta budur." dedi. 

Olay sonrası Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerini kestiğini ve üç şart ortaya koyduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, bunların özür, tazminat ve Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılması olduğunu bildirdi.

Bu üç maddeyi kendilerinin de desteklediğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Hükümet burada haklıdır dedik ve hiç itiraz etmedik. Ama bakalım tabloya bir; şu ana kadar yazılı, resmi bir özür Türkiye Cumhuriyeti'ne ulaşmış değildir. Sadece şu söyleniyor; 'Netenyahu telefonla Obama'nın yanında benden özür diledi.' Bir özür dileme var mı yok mu bilmiyoruz. Öyle bir laf var, ama kendisi kalkıp Putin'e mektup yazmasını biliyor. Ama Netenyahu'dan yazılı bir mektup isteyemiyor. Senin 10 vatandaşın katledildi, özür dileyecekse sana resmi bir özür mektubu yazmalı ve devletin arşivine bu girmeli. Sadece telefonla bir özür dilendi dendi ve öyle kaldı." 

- "Biz bir özür mektubu dahi istemiyoruz..."

Varılan anlaşma gereği İsrail'in 20 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul ettiğinin söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, ancak İsrail'in bu maddeyi de bir şarta bağladığına işaret etti.

Bu şartın İsrailli askerlerle ilgili davalardan vazgeçilmesi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, İsrail'in hükümetten bunun için Meclisten kanun çıkarmasını istediğini de ileri sürdü.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Biz bir özür mektubu dahi istemiyoruz, o 20 milyon doları veriyor, 'kanun çıkaracaksın bununla ilgili' diyor. Ne anlama geliyor bu biliyor musunuz; 'Evet 10 adamı öldürdüm, 10 adamın da bedelini ödedim sana, sus kardeşim benim her istediğimi yapacaksın.' Bu anlama geliyor. Bunu hangi iktidar kabul eder, hangi ahlak kabul eder ve bunlar bunun altına attı imzayı. Netenyahu bununla ilgili, 'Bu anlaşmadaki ilk konu, İsrail askerlerinin şu anda yargılanmakta olan ve gelecekte yargılanabilecek komutanlarının ve askerlerinin sivil ve askeri soruşturmalardan korunmasıdır...' diyor. 'Dahası anlaşma Türk Parlamentosu'nun Türkiye'deki tüm bu hukuki süreçleri iptal eden bir yasa çıkarmasını da içeriyor.' Bunun altına nasıl imza atarsınız? Parlamentonun iradesi de bir anlamda ipotek altında alınmış oluyor. AKP'nin milletvekiline sesleniyorum; eğer sizde nohut kadar vicdan varsa, 20 milyon dolar karşılığında siz bu davadan hangi gerekçe ile vazgeçiyorsunuz. Ülkenizden yana mısınız, adaletten yana mısınız, yoksa onları öldüren İsrailli askerlerden yana mısınız?"

AA
Kamupersoneli.net
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.