GÜNÜN MANŞETLERİ

CHP Liderinden Başkanlık Sistemi Hakkında Şok Açıklamalar !

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başkanlık sistemine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlı'nun açıklamalarının tamamı haberimizde...

- Bu haber 1809 kez okundu.

CHP Liderinden Başkanlık Sistemi Hakkında Şok Açıklamalar !
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Nasıl bir başkanlık? İstenen şu; Bir başkan olsun, hakimleri o tayin etsin, ne demek yargı bağımsızlığı? Milletvekillerini o tayin etsin, ne demek yasama organının bağımsızlığı? Bakanları zaten o tayin edecek. Güçler ayrılığı değil, güçlerin birliği savunuluyor. Bir demokraside olmazsa olmaz olan denge ve denetleme yok ediliyor. Bir kişiye bir ülkenin kaderini teslim etmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Tarih bunun acı örnekleriyle doludur. Hitler bunun en tipik örneğidir. Bütün yetkiler verildi, Hitler önce Almanya'yı sonra bütün dünyayı kana buladı." dedi.

Kılıçdaroğlu, Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü'nde Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Kulübü ev sahipliğinde düzenlenen "15 Temmuz ve Parlamenter Sistem" başlıklı konferansta, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlatırken, o gece İstanbul'dan uçaklar kalkmadığı için Ankara'ya dönmek istediği halde dönemediğini dile getirerek, Başbakan Binali Yıldırım, Meclis Başkanı İsmail Kahraman ve çok sayıda milletvekiliyle görüştüğünü anlattı.

Ertesi gün Bakırköy'den tekneyle Pendik'e, ardından da uçakla Ankara'ya gittiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, öğleden sonra TBMM'deki toplantıda yaptığı konuşmayı ve 4 partiyle TBMM Başkanının imzaladığı ortak metni aktardı.

Kılıçdaroğlu, "Gerek parlamentoda yaptığım konuşmada gerek Taksim'de gerekse Yenikapı'da yaptığım konuşmada gerek TBMM'nin ortak metninde vurgulanan temel bir konu vardır: Demokratik parlamenter sistem. Darbe, demokratik parlamenter sisteme yapılmıştır, demokratik parlamenter sistemimiz darbeyi engellemiştir. Bu, demokratik parlamenter sistemimizin geldiği olgunluğu göstermektedir. Sonuçta hepimizin demokratik parlamenter sisteme sahip çıkması gerekir vurgusunu ısrarla her ortamda dile getirdik." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Yıldırım'ın darbe girişiminin 2-3 gün sonrasında kendisini arayarak "OHAL uygulamasını getireceğiz. Bize destek verir misiniz?" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Kullandığım cümle şu oldu: Sayın Başbakan bu parlamentoda demokrasiyi savunacak bir partiye ihtiyaç var, o da en çok CHP'ye yakışır. Biz OHAL uygulamasına 'Evet' oyu vermeyeceğiz. Sayın Başbakan bunu büyük bir olgunlukla karşıladı, 'Peki' dedi. OHAL parlamentodan geçti. Uygulama meşru mu? Düzenleme meşru. Anayasa'ya uygun mu? Uygun. Çünkü OHAL yetkisi Anayasa'dan alınıyor. OHAL durumu var mı? Aklınıza şu soru gelebilir: Neden siz 'Evet' oyu vermediniz? Nedeni şu, bir darbe girişimi yapılmış, bu darbe girişimine karşı bizim Cumhuriyet tarihinde ilk kez olağanüstü bir uzlaşma var. 4 siyasi parti, parlamento dışında olan partiler, sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, tamamı darbeye karşı. O zaman Sayın Başbakan'a şunu söyledik: Bu kadar büyük bir uzlaşma varken darbenin izlerini yok etmek için veya darbecileri yargılamak için eğer bir düzenleme getiriyorsanız, getirin parlamentoya ortak uzlaşma içinde hepsini yasalaştıralım. Parlamentoyu devre dışı tutmanın gerekçesi yok.' Hayır biz bu uygulamaya yapacağız' denildi ve geçti uygulama.

OHAL yasal, meşru. Peki yapılan uygulama meşru mu? Hayır. OHAL'in çıkış gerekçesi olağanüstü dönemden Türkiye'yi normal döneme kısa sürede ulaştırmak. KHK'da sadece OHAL dönemiyle ilgili uygulamalar yok. Maarif Vakfı mütevelli heyeti üyelerinin huzur hakkı... Ne ilgisi var diyeceksiniz. Maalesef bu da var. Üniversitelerde rektör seçimlerini kaldırdılar. Ne ilgisi var bunun darbeyle? Eğer bir üniversitenin hocaları kendilerini yönetecek rektörü seçemeyecekse, siz o üniversitede demokrasiden söz edebilir misiniz? OHAL'le bunun ne ilgisi var. Sonunda şu noktaya geldik iyi ki OHAL uygulamalarına biz 'Evet' dememişiz ve demokrasinin yanında durmuşuz."

- "Parlamenter demokratik sistem, bizim 140 yıllık birikimimiz"
Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık tartışmalarına değinirken, bunun bir rejim değişikliği olduğunu söylediğini hatırlattı.

Türk Dil Kurumuna göre bir ülkenin yönetim biçimine rejim denildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bizde nedir? Parlamenter demokratik sistem. Neyi getirecekler? Başkanlık. Değişiyor rejim. 'Efendim cumhuriyet' değişmiyor. Cumhuriyet her ülkede, İran'da da cumhuriyet var. Parlamenter demokratik sistem, bizim 140 yıllık birikimimizdir. Bir ülkenin rejimini, o ülkenin tarihi, kültürü, sosyolojik yapısı belirler. Şimdi bunların tamamını bir kenara atıyoruz. ABD'de başkanlık sistemi var. ABD tarihini okuduğunuzda neden başkanlık sistemi olduğunu gayet iyi bilirsiniz. Eyaletler var, başkan en zayıf halkadır, her eyaletin parlamentosu vardır. Türkiye'de eyaletler sistemi yok. Eğer bunu amaçlıyorlarsa, açık ve net kamuoyuna bunu deklere etmeleri lazım." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de demokrasiyi güçlendirmek, parlamenter demokratik sistemin aksayan yönlerini gidermek gerektiğini vurgulayarak, darbe sonrası çıkarılan yasalar ve Anayasaların güçlü bir parlamenter demokratik sistemin oluşmasını engellediğini belirtti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yapmamız gereken, Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmaktır. Darbe hukukundan kast ettiğimiz, Anayasa dahil demokrasinin önündeki bütün engelleri oluşturan yasaların değişmesi. Mesela 1982 Anayasası 'Basın hürdür, sansür edilemez' diyor. Basının özgür olduğuna inanan bir arkadaşım var mı merak ediyorum. Gazeteciler kendilerine otosansür uyguluyorlar, gazetecilere ağır cezalar yazılıyor ve gazeteciler tutuklanıp, hapse atılıyor. Sayın Binali Yıldırım'a '142 gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede siz demokrasiden söz eder misiniz?' dedim. Dünyada en çok gazetecisi hapiste olan ülkeyiz. Gözaltına alınan, tutuklanan gazetecilerin büyük bir kısmı, belki yüzde 99'u, CHP lehine tek cümle dahi kurmuş değildir ama ben onların haklarını savunuyorum çünkü biz demokrasiyi savunuyoruz."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Eylül darbecilerinin ürünü olan yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasını istediklerini ifade ederek, "Madem 'milli irade' diyorsunuz, o zaman gereğini yapın, yüzde 1 oy alan siyasi partinin genel başkanı da Meclise gelsin, konuşsun. Niye engelliyorsunuz? Hem 'Darbeye karşıyım' diyeceksiniz hem hukukunu tahkim edeceksiniz, darbe hukukundan vazgeçmeyeceksiniz. Bu, demokrasi söylemini zayıflatıyor -onlar açısından söylüyorum- samimi olmadıklarını gösteriyor. Biz, cumhuriyeti, 1923'te kurduğumuz cumhuriyeti demokratik standartlarla taçlandırdığımızda, asıl cumhuriyeti kuranlara karşı görevimizi yapmış olacağız." değerlendirmesini yaptı.

Başkanlık sisteminin gündeme getirildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Nasıl bir başkanlık? İstenen şu: Bir başkan olsun, hakimleri o tayin etsin, ne demek yargı bağımsızlığı? Milletvekillerini o tayin etsin, ne demek yasama organının bağımsızlığı? Bakanları zaten o tayin edecek. Güçler ayrılığı değil, güçlerin birliği savunuluyor. Bir demokraside olmazsa olmaz olan denge ve denetleme yok ediliyor. Bir kişiye bir ülkenin kaderini teslim etmek kadar tehlikeli bir şey yoktur. Tarih bunun acı örnekleriyle doludur. Hitler bunun en tipik örneğidir. Bütün yetkiler verildi, Hitler önce Almanya'yı sonra bütün dünyayı kana buladı." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, anayasaların, OHAL dönemlerinde ve bir partinin mutfağında hazırlanmaması, demokratik özgür ortamda yapılması ve tartışılması gerektiğinin altını çizdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "4 Mayıs darbesi"nin gündeme getirilmediğini dile getirerek, "4 Mayıs'ta seçimle gelen bir başbakan, Sayın Ahmet Davutoğlu saraya davet edildi, elinden istifa dilekçesi alındı, kapının önüne konuldu, yerine başka bir başbakan tayin edildi. Bunun demokrasiyle ne ilgisi var? 15 Temmuz darbesini ordunun içindeki bir grup, FETÖ ile birlikte yaptı. Öbür darbeyi de başka biri yaptı, o da saray darbesi. Seçimle gelen, yüzde 49,5 oy olan bir başbakanı aldılar kapının önüne koydular. 28 Şubat sürecinden ne farkı var? Darbe mi? Darbe." diye konuştu.

Dünyanın en gelişmiş 20 ülkelerinden sadece ikisinin başkanlık sistemiyle, diğerlerinin parlamenter sistemle yönetildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "En az gelişmiş 20 ülkenin tamamı başkanlık sistemiyle yönetiliyor çünkü demokrasi yok. Bir ülkenin büyümesinin ve gelişmesinin en temel şartı özgür ortam ve demokrasidir. Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiştir ve gelişmemiştir." dedi.

- "Başkanlık sistemi Türkiye'yi ayrıştırır"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, öğrencilerin sorularını yanıtlarken, CHP ve HDP baypas edilerek, yeni Anayasa hazırlanıp hazırlanamayacağına ilişkin bir soruya, şu yanıtı verdi:

"Anayasa, bütün toplumun, görüş, inanç, kimlik farklılığı ne olursa olsun herkesin üzerinde uzlaştığı bir metindir. Anayasalar bir partinin mutfağında hazırlanmaz. Başkanlık konusunda uzlaşırlar mı uzlaşmazlar mı bilmiyorum ama bu ülkenin bekası konusunda Sayın Bahçeli'nin sorumlulukları olduğunu biliyorum. Ben bu ülkenin geleceğini, bekasını düşünüyorsam, Sayın Bahçeli'nin de düşünme görevi vardır. Ortaya bir metin çıkmadığı sürece bu konuda özel bir yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Önce metnin çıkması ve bizim o metni görmemiz lazım. HDP'yi baypas ederek bir Anayasa değişikliği... Hayır arkadaşlar. Parlamentoda grubu olan bütün siyasal partilerin bir araya gelip, uzlaşmaları ve Anayasa değişikliği yapmaları gerekir."

Başkanlık sistemini iki kişinin savunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Birisi içeride, birisi de dışarıda. Bu kadar açık. Öcalan'ın 'İmralı notları' diye bir kitabı var. Başkanlık sistemi, Türkiye'yi ayrıştırır. Temel karşı çıkış gerekçemiz bu. Parlamenter demokratik sistemini sonuna kadar savunacağız" dedi.

Kamupersoneli.net|AA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.