GÜNÜN MANŞETLERİ

Devlet Bahçeli: "OHAL Meclisin Yetkilerini Gasp Değildir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu...

- Bu haber 49 kez okundu.

Devlet Bahçeli: "OHAL Meclisin Yetkilerini Gasp Değildir"
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "15 Temmuz şehitleriyle terörle mücadele şehitleri arasında bir ayrım yapmak yanlıştır, skandaldır, gaflet ötesidir." dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Musul ve Rakka operasyonlarının gündemde olduğunu, Musul'un DAEŞ caniliğinin elinden söke söke alınması gerektiğini ifade etti.

Hükümetin, Türkmenlerin hak ve menfaatleri için elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Musul ve Telafer hassasiyetini olumlu karşıladıklarını söyledi.

Bahçeli, "Sınır emniyetini sağlamak, milli huzur ve istikrarı temin etmek maksadıyla; Cerablus’tan başlayarak batıya ve güneye doğru süren operasyonlar, 5 bin kilometrekare büyüklüğünde terör örgütlerinden tamamen arındırılmış güvenli bir bölgeyle derinleştirilmelidir." diye konuştu.

ABD'nin, terör örgütleriyle kapalı devre ilişki kurması, katillerle düşüp kalkmasının izahı olmayan bir hata olduğunu ifade eden Bahçeli, "FETÖ'nün elebaşını Türkiye'ye iade etmeyen, bu konuda sürekli mazeretler üreten Washington yönetiminin, açıktan PYD-YPG'yi silahlandırması tamamıyla art niyetliliktir. Bu iki vahşi örgütün imalatında ne kadar pay ve hisse sahibi olduğunu elbette tarih bir gün yazacaktır." ifadelerini kullandı.

-"OHAL, TBMM'nin yetkilerini gasp değildir"

Bahçeli, OHAL uygulamasının uzatılmasının yararlı, yerinde olduğunu; haklı ve meşru sebepleri bulunduğunu dile getirerek, "Meclis'te grubu bulunan dört partinin katılımıyla KHK Komisyonu teşkili de makul ve isabetli bir karardır. Ancak OHAL, adalet çıtasını düşürmemeli, mağduriyetlere neden olmamalıdır. OHAL, TBMM'nin yetki ve haklarını gasp etmek değildir. Zira anayasal bir düzenlemedir ve hukuki bir temeli vardır." değerlendirmesinde bulundu.

Her gün şehit haberlerinin geldiğini; PKK'nın FETÖ'nün boşluğunu doldurmak, bıraktığı yerden devam etmek için çıldırmış, kudurmuş gibi saldırdığını vurgulayan Bahçeli, "15 Temmuz şehitleriyle terörle mücadele şehitleri arasında bir ayrım yapmak yanlıştır, skandaldır, gaflet ötesidir. 15 Temmuz'da tarih yazan şehitlerimizin hakkını ne kadar ödeyemezsek, terörle mücadelede emsalsiz bir mücadele kararlılığı gösteren kahramanlarımızın hakkını bir o kadar ödeyemeyeceğimiz asla hatırdan çıkarılmamalıdır." dedi.

Bahçeli, 3 Eylül'de Hakkari Şemdinli kırsalında teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen ve 8 yaşındaki kızı Ecrin'in hıçkırıklıklarla uğurladığı Uzman Çavuş Hasan Yaşar'ın, Özel Kuvvetlerde korkusuzca direnerek şehit olan Astsubay Ömer Halisdemir'den hem manen hem de vicdanen daha az değerli olmadığını kaydetti.

-Lozan tartışması

Bahçeli, 93 yıl önce imzalanan Lozan Antlaşması'nın "zafer mi hezimet mi" olduğununun tartışıldığını anımsatarak, şunları söyledi:

"Elalem uzayı tarıyor, yeni keşifler yapıyor, Jüpiter'in uydusunda su olup olmadığını konuşuyor, biz bunları çoktan hallettiğimizden olsa gerek, başka işimiz yokmuş gibi Lozan'ı masaya çıkarıyoruz. Eski defterleri aralayan bir insan eğer müfsid değilse, kesinlikle müflisdir.

2. Abdülhamid ne ulu ne de kızıldır. O, ecdadımızın muhterem yüzlerinden, Osmanlı padişahları arasında muteber isimlerden birisidir ve saygıyı hak etmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, 2. Abdülhamid'in yönetimi altında yetişmiş, parlamış, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş ilk Cumhurbaşkanımız ve Türk milletinin yüz akı bir liderdir. Birinin bıraktığı yerden, diğeri devam etmiştir. İki Türk hünkarı olan; Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim arasındaki kapanmayan uçurum ne kadar hamakat ve hezeyansa, Atatürk ile 2. Abdülhamid arasında husumet çıkarmak, birini diğerine tercih etmek o denli zeka özrü, şuur eksikliğidir. Tarihi şahsiyetlerimizi çatıştırmak emin olun düşmanları tebessüm ettirecektir.

Biz ne Atatürk’ten vazgeçeriz, ne de 2. Abdülhamid’i ihmal ve inkar ederiz. Biz Lozan Antlaşması’nı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve hukuki senedi olduğunu kabul eder, hezimet ithamlarını reddederiz. Çakma tarihçilerin, 1919'daki mandacı ve işbirlikçi zihniyetlerin kurduğu nifak çarkına asla düşmeyiz. Lozan'ı kötülemek, örtülü ve kapalı ifadelerle Sevr'e methiyeler yağdıranları neşelendirecek, tekrardan umutlandıracaktır. Türkiye'nin varlığını tescil ettiren, yedi düvele kabul ettiren 8 aylık Lozan mücadelesini bırakalım da tarihçiler konuşsun, onlar değerlendirsin. Sorumlu siyasetçiye ve devlet ricaline düşen, Türkiye'nin hukuki ve tarihi varlığını tekrar yargılamak isteyen mihraklara koz vermemek, tarihle itişip kalkışmamaktadır. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı'nın 29 Eylül 2016 günü 27. Muhtarlar Toplantısı'ndaki sözlerini yadırgadığımı, 24 Temmuz 2016'daki Lozan Antlaşması'nın 93. yıldönümünde verdiği mesajlarına bağlı kalmasını hem diliyor, hem de tavsiye ediyorum."

KAMUPERSONELİ.NET - AA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.