GÜNÜN MANŞETLERİ

Fikri Işık: Mavi Marmara Olayında Türkiye'nin Talepleri Yerine Getirilmiştir

TBMM Genel Kurulunda konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık Mavi Marmara olayında Türkiye'nin talepleri yerine getirilmiştir bundan dolayı bu anlaşma imzalanmıştır dedi.

- Bu haber 212 kez okundu.

Fikri Işık: Mavi Marmara Olayında Türkiye'nin Talepleri Yerine Getirilmiştir
TBMM Genel Kurulunda konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık Mavi Marmara olayında Türkiye'nin talepleri yerine getirilmiştir bundan dolayı bu anlaşma imzalanmıştır dedi.  

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye'nin Mavi Marmara olayından sonra, "Özür dilenmelidir, tazminat ödenmelidir, Gazze'ye yönelik ambargo kaldırılmalıdır" dediğini belirterek, "Özür dilenmiştir, tazminat konusu bu anlaşmayla birlikte açıklığa kavuşturulmuştur. Gazze'ye de ambargo Türkiye üzerinden kaldırılmaktadır. Türkiye'nin talepleri yerine geldiği için bu anlaşma imzalanmıştır." dedi.

Işık, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, Lübnan'da, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamında bulunan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılması konusunda hükümete yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi üzerinde Hükümet adına konuştu.

Bakan Işık, tezkere hakkında konuşmadan önce, "Türkiye ile İsrail arasında varılan mutabakatla" ilgili görüşlerini açıkladı. Bakan Işık, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihinden bu yana dış politikasında, kategorik karşıtlık temelinde dış politika izlemediğini söyledi.

Fikri Işık, Türkiye'nin ülkelerle olabildiğince iyi ilişkiler kurmaya ve barış içerisinde münasebetleri sürdürmeye gayret ettiklerini kaydederek, "Bu, Türk dış politikasının temeli. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesinin de aslında bir yansıması. Bu noktada, İsrail'le kategorik bir karşıtlığımız dün olmadı, bugün de böyle bir karşıtlığımız yok." ifadelerini kullandı.

Özellikle Mavi Marmara olayından sonra Türkiye'nin 3 maddeyi net olarak ortaya koyduğunu belirten Işık, şunları söyledi:

"(Özür dilenmelidir, tazminat ödenmelidir, Gazze'ye yönelik ambargo kaldırılmalıdır.) 'Bu 3 madde gerçekleşmeden Türkiye'nin İsrail ile anlaşması mümkün değildir' diyerek o gün, ilk gün tavrımızı koyduk. Bugün geldiğimiz noktada özür dilenmiştir, hiç eğip bükmeye gerek yok, özür dilenmiştir, bunu da bütün dünya kabul ediyor. Tazminat konusu bu anlaşmayla birlikte açıklığa kavuşturulmuştur. Gazze'ye de ambargo Türkiye üzerinden kaldırılmaktadır. Her türlü insani yardımın Türkiye üzerinden Gazze'ye ulaştırılmasının önünde bir engel kalmamıştır.

Bunun da ötesinde şu anda Gazze'nin içinde bulunduğu sıkıntıları çözecek, elektrik ihtiyacının karşılanması için şebeke dahil bu alanın açılması, su temini konusu, inşaatlar konusu, organize sanayi bölgesinin tamamlanması, hastanenin tamamlanması gibi konular da bu anlaşmayla garanti altına alınmıştır. Türkiye'nin talepleri yerine geldiği için de bu anlaşma imzalanmıştır. İsrail basınındaki yorumları okursanız, bunun Türkiye'nin mi başarısı, İsrail'in mi başarısı olduğunu çok net görme imkanımız olur. Uluslararası anlaşma olduğu için en kısa sürede TBMM'ye gelecektir, önce Dışişleri Komisyonunda, sonra da Genel Kurulda bu anlaşma görülecek ve karara bağlanacaktır."

Işık, Rusya ile ilişkiler konusunda da "Evet çok önemli gelişmeler var. Biz, aynen İsrail'de olduğu gibi Rusya ile ilişkilerimizin sorunsuz olarak yürümesini hedefliyoruz. Var olan sorunların çözülmesini ve iyi komşuluk ilişkilerinin devam etmesini istiyoruz. 24 Kasımdaki uçak krizinden sonra Türkiye daima yapıcı ve sorunun çözümüne yönelik tutum belirlemiştir. Bu tutumun artık yavaş yavaş sonuç vermeye başlamasından da büyük bir memnuniyet duyuyoruz." diye konuştu.

- "Türkiye ve AK Parti Hükümetini sorumlu tutma anlayışı"

Tehdit algılamalarının sürekli değiştiği ve buna bağlı olarak güvenlik politikalarının gün geçtikçe karmaşıklaştığı dünyada, fırsat ve risklerin iç içe geçtiği bir coğrafyada yer alan Türkiye'nin etkin bir dış politika yürütmesinin her zamankinden daha da önemli olduğunu vurgulayan Işık, "Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesinde yaşanan değişim ve dönüşüm süreci sancılı bir şekilde devam etmektedir. Bölge ülkeleriyle olan tarihi, siyasi ve ekonomik bağlar nedeniyle ülkemiz, bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik girişimlere her zaman destek vermektedir. Dünyanın her yerinde olan her türlü olaydan Türkiye'yi ve AK Parti Hükümetini sorumlu tutma anlayışının, aslında pratikte bir karşılığı da yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Işık, başta komşular olmak üzere; bölge ülkelerinde barış, güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınmasının, Türkiye'nin milli çıkarlarının korunması açısından büyük önem arz ettiğine işaret ederek, "Evet, Suriye'de Esed tavrını değiştirmeseydi Türkiye'nin Suriye politikası değişmezdi. Esed Suriye'de, demokrasi taleplerini insanların tepelerine bomba yağdırarak bastırma gibi esef verici tutuma girmeseydi Türkiye'nin Esed'le ilişkileri bozulmazdı. Ayrıca, küresel ölçekli sorunların ancak küresel ölçekli işbirliği mekanizmalarıyla çözülebileceğinin bilincinde olan ülkemiz, bölgede yer alan tüm yapıların içerisinde yer almayı dış politikasının bir gereği olarak görmektedir." ifadelerini kullandı.

Bölgenin istikrarı bakımından kilit öneme haiz Lübnan'ın, hassas dengeler üzerine kurulu sosyopolitik dokusu, bölgesel konjonktür ve iç siyaset parametrelerinin karmaşık yapısıyla zor bir süreçten geçtiğini kaydeden Işık, Lübnan'ın, komşu ülkelere sığınmak durumunda kalan milyonlarca Suriyeli'nin oluşturduğu mülteci baskısıyla başa çıkmaya çalıştığını söyledi.

- "4,5 milyon nüfuslu Lübnan'da 1,5 milyondan fazla mülteci var"

Fikri Işık, 4,5 milyon nüfuslu Lübnan'ın 1,5 milyondan fazla Suriyeli ve Filistinli mülteciye ev sahipliği yaptığını söyledi.

"Bölgede ortaya çıkan Şii-Sünni gerginliği ve mülteci baskısının etkileri Lübnan'da asgari düzeyde tutulmadığı takdirde, ülkede yaşanabilecek mezhep temelli bir iç çatışma, komşu ülkeler başta olmak üzere, bölgesel ve küresel düzeyde barış ve istikrara yönelik ciddi risk ve tehdit oluşturarak telafisi olmayan derin yaralara, hasarlara yol açabilecektir." diyen Işık, Türkiye'nin; Suriye'de yaşanan gelişmelerin Lübnan'a yönelik olumsuz etkilerinin önlenmesi, Lübnan'ın iç istikrarını hedef alan teşebbüslere mani olunması amacıyla Lübnan'ın farklı kesimlerinden çeşitli lider ve kanaat önderleriyle temaslarını yoğun bir biçimde devam ettirdiğini bildirdi.

Bakan Işık, Türkiye'nin; Lübnan'ın istikrarının ve güvenliğinin desteklenmesi ve uluslararası toplumun gayretleri arasında eş güdüm sağlanması amacıyla, BM Genel Sekreteri'nin girişimi ve BM Güvenlik Konseyi üyelerinin katılımıyla oluşturulan, Lübnan için Uluslararası Destek Grubu çalışmalarına da destek sağladığını belirtti.

UNIFIL'in, 2006 yazında yaşanan İsrail-Lübnan savaşına son verilmesi ve ateşkes sağlanması için BM Güvenlik Konseyinin 11 Ağustos 2006 tarihinde aldığı karar uyarınca, Lübnan'da barışın tesisi ve idamesi amacıyla oluşturulan uluslararası bir güvenlik gücü olduğunu kaydeden Işık, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının UNIFIL'e iştirak etmesi kararının Meclis'te 5 Eylül 2006 tarihinde onaylanarak, TSK unsurlarının Ekim 2006'dan itibaren bölgeye konuşlandırılarak görevlerine başladığını bildirdi. 

- "Dış politikamız açısından önem arz etmektedir"

Bakan Işık, şöyle konuştu:

"Lübnan-İsrail sınırında istikrar ve güvenliğin sağlanmasına önemli katkılarda bulunan UNIFIL'in görev süresi bugüne kadar 9 kez uzatılmıştır. UNIFIL'e 2013 yılına kadar bir istihkam bölüğü ve deniz unsurlarıyla 2013 yılından bu yana ise sadece deniz unsurlarımızla katılım sağlamaktayız. UNIFIL Deniz Görev Gücüne iştirak eden TSK unsurlarının görev süresi son olarak TBMM'de 5 Eylül 2015 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmıştır. Bu kapsamda, 1 Ekim 2015'ten itibaren geçerli olan katkı planlaması çerçevesinde 4 adet korvet, 3 adet hücumbot ve 2 adet karakol gemisinden müteşekkil takvimlendirilmiş unsurlarımızın UNIFIL'e bağlı deniz görev gücü dahilinde denetim harekatı icra etmektedir. Ayrıca, Nakura Lübnan'da konuşlu, UNIFIL karargahında ise 2 karargah subayımız görev yapmaktadır. UNIFIL'de Türkiye'nin de içinde bulunduğu toplam 40 ülkeden yaklaşık 10 bin 500 personel görev yapmaktadır. Akdeniz havzasına komşu olmayan Almanya, Hırvatistan, Kamboçya gibi ülkelerin bile katılım sağladığı UNIFIL harekatına katılım sağlamamız, dış politikamız ve uluslararası konjonktür açısından önem arz etmektedir.

UNIFIL'e katkılarımız kapsamında bir diğer önemli husus, bölgede barış ve istikrarın tesisi amacıyla bulunan UNIFIL Deniz Görev Gücü unsurlarımıza ait masrafların geri ödenmesi konusunda, Türkiye ile Birleşmiş Milletler sekreteryası arasında mutabakat muhtırası ve yardım mektuplarının imzalanmış olmasıdır. Bu kapsamda askeri unsurlarımızın masrafları Birleşmiş Milletler tarafından ödenmektedir."

Bakan Işık, BM Güvenlik Konseyinin kararı doğrultusunda, UNIFIL'in bir yıl olarak belirlenen görev süresinin, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da BM Güvenlik Konseyi tarafından, 31 Ağustos 2016 tarihinden itibaren bir yıl süreyle uzatılmasının beklendiğini söyledi. 

Işık, sözlerini şöyle tamamladı:

"Lübnan makamlarının doğrudan talepleri ve bölgedeki güvenlik koşulları dikkate alınarak, BM Güvenlik Konseyinin UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda hudut, şümul ve miktarı Hükümetçe belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı ile 5 Eylül 2006 tarihli TBMM kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında, 5 Eylül 2016 tarihinden itibaren bir yıl daha UNIFIL Deniz Görev Gücüne iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için Anayasa uyarınca izin verilmesini yüce Meclisimizden talep ediyoruz."

Kamupersoneli.net / AA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.