GÜNÜN MANŞETLERİ

Nurettin Canikli: " Başkanlık Sistemi Yakın Zamanda Meclise Gelecek"

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Güçlü Sermaye Piyasaları Güçlü Türkiye panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Canikli, Başkanlık sistemi ile ilgili olarak ' Kısa süre içerisinde meclise getirmeyi planlıyoruz' dedi.

- Bu haber 78 kez okundu.

Nurettin Canikli: " Başkanlık Sistemi Yakın Zamanda Meclise Gelecek"
  Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, İstanbul Finans Merkezi'nde istedikleri yerde olmadıklarını belirterek, "Bunu itiraf etmekte fayda var ama son birkaç aydan beri İstanbul Finans Merkezi'nin altyapısının hayata geçirilmesi noktasında çok ciddi bir atılım dönemi başladı." dedi.  

Canikli, Sermaye Piyasaları Kongresi kapsamında gerçekleştirilen "Güçlü Sermaye Piyasaları Güçlü Türkiye" panelinde BloombergHT TV Genel Yayın Yönetmeni Cüneyt Başaran'ın sorularını yanıtladı. 

"İstanbul Finans Merkezi'nde istediğimiz yerde miyiz? Her şey yolunda gidiyor mu?" sorusu üzerine Canikli, istenilen yerde olunmadığını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın bu konudaki talimatının üzerinden 7-8 yıl geçti ama orada istediğimiz hızı sağlayamadık. Bunu itiraf etmekte fayda var ama son birkaç aydan beri İstanbul Finans Merkezi'nin altyapısının hayata geçirilmesi noktasında çok ciddi bir atılım dönemi başladı." diye konuştu. 

Canikli, bu çerçevede Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) hizmet binalarının temel atma töreninin gerçekleştirildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Bu konuyla ilgili en önemli husus da muhkem (sağlam) bir mevzuat altyapısının oluşturulması son derece önemli. Çünkü finans merkezi olabilmesi için bazı teşvik edici unsurların devreye sokulması gerekiyor. Dünyadaki uygulamalardan da biliyoruz. Bunu sağlamak amacıyla İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nu çıkarmak için çalışmalar devam ediyor. Takvim vermek pek doğru olmayabilir ama çok kısa süre içerisinde, muhtemelen bütçenin TBMM'deki görüşmeleri tamamlandıktan kısa bir süre sonra İstanbul Finans Merkezi Kanunu'nu çıkarmış olacağız. Esas ivme ondan sonra ortaya çıkacak. 

Bunlar elbette ki teşvik için finans merkezinin oluşumu için olmazsa olmaz şartlar ama onun ötesinde küresel bir talebin olması gerekiyor. Bunu kısa sürede oluşturamazsınız. Bu bir sürecin sonucunda çıkar ya da çıkmaz. Bu açıdan bakıldığında Türkiye ekonomisi ve finans piyasalarına ciddi talep söz konusu. Bunun altında yatan en önemli itici faktör 14 yıldan beri Türkiye'ye yatırım yapan hiç kimse bir sıkıntıyla, riskle karşı karşıya kalmadı. Yani yatırımcı nemasıyla beraber istediği zaman parasını yurt dışına çıkarabildi. Türkiye finansal piyasalarının derinliği bunu sağladı, buna imkan verdi."



- "Türkiye'nin inanılmaz bir uyum kapasitesi var"



Nurettin Canikli, yatırımcının nemasıyla beraber istediği zaman çıkma imkanı yoksa ya da bir şüphe, tereddüdü varsa böyle bir piyasanın uluslararası anlamda finans merkezi olmasının beklenemeyeceğini ifade ederek, "14 yıldan beri test edildi. Türkiye ekonomisi ve finans yapısı açısından bu çok önemli bir kredibilitedir. Herhangi bir tereddüt yok. Zaman zaman konjonktürel olarak içinde bulunduğumuz coğrafyanın ortaya çıkardığı birtakım dalgalanmalar var, ekonomik değil siyasi dalgalanmalar, onun da kalıcı bir tahribatı söz konusu değil." şeklinde konuştu. 

Canikli, bir başka açıdan bakıldığında Türkiye ekonomisinin bu kadar zor ve dalgalı şartlara rağmen, makrolarında, genel dengesinde bir bozulma olmadan bununla yaşamaya alıştığını, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı dış şok denilebilecek bu olaylarla gelişmiş ekonomiler dahil başka bir ekonominin ayakta kalma ihtimalinin bulunmadığını söyledi. 

15 Temmuz'da ekonomik dengeleri tahrip, bozma potansiyeli son derece yüksek bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalındığını vurgulayan Canikli, bu olayın cuma günü gerçekleştiğini, pazartesi günü bütün piyasaların açık olduğunu, hiçbir şey olmamış gibi fonksiyonlarını ifa ettiklerini anlattı. 

Bunun son derece önemli olduğunu ifade eden Canikli, "Türkiye Borsa İstanbul'u açamaz', 'bankalar faaliyetlerini sürdüremez' gibi temenni ya da beklentiler yapıldı ama hiçbiri gerçekleşmedi. Türkiye'nin inanılmaz bir uyum kapasitesi var. Bu tür şoklarla ve hadiselerle yaşama ve onların muhtemel olumsuz etkilerini kısa sürede telafi etme fleksibilitesine (esneklik) sahip bir ekonomi." dedi. 



- "Bankacılık sektöründen fedakarlık talep etmiyoruz"



Bankacılık sektöründen bir fedakarlık beklendiği iddiasına yönelik soruya da Canikli, şöyle yanıt verdi:

"Önce şunu düzeltmekte fayda var. Biz bankacılık sektöründen fedakarlık talep etmiyoruz, güçlü kalması gerekiyor. Ekonomide birçok kırmızı çizgimiz ve önceliğimiz var. Sıkı bir maliye politikası, güçlü büyüme performansının sürdürülmesi ve bankacılık sektörünün güçlü kalması... Biz şunu söylüyoruz; faizler yüksek, bu tartışmasız. Yatırımcılarımızın rekabet gücünü olumsuz etkiliyor, bu da reel bir gerçek. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Peki bu nereden kaynaklanıyor? Esas itibarıyla yüksek faizin kaynağı mevduata verilen yüksek faiz. Elbette birtakım, Merkez Bankası'nın bazı yöntemleri, birtakım araçları yeniden değerlendirerek bankaların maliyetlerini aşağı çekme imkanı var. Keza bankaların bankacılık sistemini kendi maliyet yapıları üzerinden bir miktar aşağı çekerek faiz düşürülmesine yansıtması mümkün ama bunlardan ziyade esas önemli faktör kredi faizlerinin yüksek oluşunda mevduata verilen yüksek faizdir."



- "(Faiz ile enflasyon ilişkisi) Bildiklerimizin hepsi yerle bir oldu"



Başbakan Yardımcısı Canikli, içinde bulunulan dönemin, bütün küresel ekonomi açısından aslında faizlerle enflasyon arasındaki ilişkinin zayıfladığı, hatta belki geçici olarak koptuğu bir dönem olduğunu ifade ederek, "Sadece faiz ile enflasyon arasında değil, aynı zamanda parasal büyüklüklerle de faiz arasındaki ilişkinin yerle bir olduğu… Klasik ekonomi kitaplarında okutulan en temel kurallardan biri budur ama şu an itibarıyla sadece likidite etkisiyle faizler düşüyor ama enflasyonla ilişki noktasında bildiklerimizin hepsi yerle bir oldu. Değerlendirmeyi yaparken bunu dikkate almak gerekiyor." şeklinde konuştu. 

Faizlerin negatiflere gittiği, finansman maliyetinin gelişmiş ekonomilerde düştüğü bir dönemde Türkiye'nin de, gelişen piyasaların da bundan ayrı düşünülemeyeceğini belirten Canikli, bütün bunlara rağmen beklentinin, talebin, enflasyonun altında negatif bir reel faiz mevduat sahibine ödenmesinin öngörülmediğini kaydetti. 

KAMUPERSONELİ.NET - AA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.