GÜNÜN MANŞETLERİ

Yarbay Serkan Çetin Akbaş: "Sıkıyönetim emrini Eyyüp Gürler Paşa uygulattı"

O gece Selimiye Kışlası'nda neler yaşandı ? Yarbay Serkan Çetin Akbaş, 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gece Selimiye Kışlası'nda yaşananları anlatıyor.

- Bu haber 590 kez okundu.

Yarbay Serkan Çetin Akbaş: "Sıkıyönetim emrini Eyyüp Gürler Paşa uygulattı"
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Yarbay Serkan Çetin Akbaş, Selimiye Kışlası'nda "sıkıyönetim mesaj emri"ni 1. Ordu Harekat Başkanı Tuğgeneral Eyüp Gürler'in uygulatmaya çalıştığını kaydetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Akbaş, hakimlik sorgusunda, Selimiye Kışlası'ndaki 1. Ordu Harekat Başkanlığında darbe girişimi gecesi neler yaşandığıyla ilgili bilgi verdi.

1. Ordu Komutanlığı Harekat Başkanlığı Plan Harekat Şube Müdürü olarak görev yaptığını ve birliğe, darbe girişiminden 4 gün önce katıldığını anlatan Akbaş, yoğun ve yazışmaların fazla olduğu şubesinde neler yaşandığını anlamaya çalıştığını kaydetti. 

Darbe girişiminden bir gün önce Kara Kuvvetleri Komutanı'nın Kuleli Askeri Lisesi'ne geldiğini belirten Akbaş, şu bilgileri verdi: 

"Diğerleri saat 17.00'de mesaiyi terk ederken, biz çok daha geç saatlere kadar çalışırız. Cuma günü saat 20.00-20.30 civarı çıkacakken araç istedik. Tuğgeneral Eyyüp Gürler, 'mesaiye devam etmemizi' söyledi. İsmail Arı Yüzbaşı, benim plan subayımdır. Biz mesaiye devam ettik. Eyyüp Gürler, daha sonra saat 22.00 civarı, 'acil bir durum olduğunu ve harekat merkezine inmemi' söyledi. Orada 2 televizyon vardır, onlara bakıyorduk, 15-20 dakika oldu sanırım, köprünün kapatıldığı haberlerini görmeye başladık, anlam veremedik. Sanırım saat 23.00 civarı Genelkurmay Başkanlığından bir mesaj emri geldi. Bu mesaj emri, 'sıkıyönetim direktifi' adı altında 3 sayfalık ekleri olan bir emirdi. Hepsini okumadım. Eyyüp Gürler Paşamızın bana emrettiği husus, gelen mesajlara bakmamız ve bunları kaleme alarak cevap vermemizdi. Ben olayı anlamaya çalışıyordum. Bu bir tatbikat mı kalkışma mı terör örgütüne yönelik bir harekat mı tereddüt ettik."

Birinci Ordu Komutanı'nın saat 03.00 civarı bir konuşma yaptığını televizyondan gördüklerini ve "Biz bu işin içinde değiliz" tarzında bir şey söylediğini duyduğunu kaydeden Akbaş, "Ben bu direktifi gördükten sonra, hukuksuz bir şey yapmamam ve buna uymamam gerektiğini anladım. Mesaj yazmaktan ve bunu yaymaktan imtina ettim. Bunlardan biri albay, biri binbaşı ve gerisi de öğrenci subaydı sanırım. Eyyüp Gürler Paşa ile konuştular. Sıkıyönetim direktiflerinin ekleri var, a, b, c, ç şeklinde. 'Ç' maddesindeki ekler, İstanbul'daki birliklerin konumlanacağı yerler. 'Konmadı' yazıyordu. Konmadığını görünce bir planlama yaptı ve akademi öğrencilerine dağıttı, 'Her akademi öğrencisi birer birliği takip edecek.' şeklinde." diye konuştu. 

"Sıkıyönetim emrini Eyyüp Gürler Paşa uygulattı"

İstanbul haritası üzerine not alınan kağıtlar yapıştırılarak, olayların kontrol altına alınmaya başlandığını dile getiren Akbaş, şu ifadeleri kullandı:

"Haritada işaretlemeye başladılar. Bu arada 2. Piyade Tugayı'ndan da 4 Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) istenmiş, Selimiye Kışlası'ndan dört bir yana dağılıyor. İlerleyen saatlerde de 2 tank geldi. Bunlar duyduğum kadarıyla olayların içinde kalıp, kendini kurtarıp Selimiye Kışlası'na sokulan 2 tank. Gürler Paşamız, ilk başta mutlak itaat konusu üzerinde durdu. 'Genelkurmay Başkanlığından gelen bir emir var, bu uygulanacak, bunu askeri birliklere iletin.' şeklinde direktifleri oldu. Televizyondan görüp kalkışma olduğunu anlayınca, imtina ettim, herhangi bir mesaj yazmadım, imzalamadım. Harekat merkezinde bulundum, dışarı çıktım, kendi odama gittim."

Yarbay Akbaş, sabaha karşı bu olayların, darbeyi yapanların istediği gibi gelişmemesi üzerine kışlada kimsenin kalmadığını ifade ederek, şu bilgileri verdi:

"Kara Harp Akademilerinden 10-12 öğrenci gelmişti. Bunların hepsi gün ışımaya yakın kışlayı terk etti. Gün ışıdıktan sonra da vardiya amiri Ümit Ertuğrul Yarbay, nöbetçi olduğu için diğer komutanlarla, 3. Kolordu Başkanı ile görüşmeler yapmış, Tayyar Paşa, Eyyüp Paşa'nın derdest edilmesini emretmiş. O da 'Bizim silahımız yok, nasıl yapabiliriz?' demiş. 'O zaman ikna yoluna gidin.' denilmiş. Ümit Yarbay da 7-8 defa girdi ikna etmek için. Hatta 1. Kolordu Komutanı'nın telefonunu bir seferinde getirdi. 'Sen bizden misin yoksa darbecilerden misin?' diye sorulmuş. 'Ben sizdenim' dendiğinde, ikna yoluna gidilmesi istenmiş. Ümit Paşa'ya, 1. Kolordu Komutanı'nın telefonunu Eyyüp Paşa'ya götürmesi emrediliyor. Eyyüp Gürler Paşa, Ümit Paşa'ya, orada sonuna kadar duracağını ve yerinden ayrılmayacağını söyledi. 'O zaman yanındakilerini bırak.' dediler. Sonra bize döndü, 'Kalacaksanız kalın, gidecekseniz gidin.' dedi. Biz de 'O zaman gidelim komutanım.' dedik. Ümit Yarbay da bize haber gönderdi. 'Orada kalacaklar kalsın, gelecekler sivil elbiselerini giyip nizamiyeye gelsin.' dediler. Biz de sivil elbiselerimizi giyip nizamiye civarında bekledik. Bu arada nizamiye önünde barikatlar vardı. Üstümüzü aradılar, biz teslim olduk."

Kamupersoneli.net | AA

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.