GÜNÜN MANŞETLERİ

Yüksek Yargı Düzenlemesi TBMM Genel Kurulunda Görüşülüyor

Adalet Bakanı Bozdağ Tasarıyla, Yargıtay'daki daire sayısı 46'dan 24'e, Danıştay'daki daire sayısı 17'den 10'a, Yargıtay'daki üye sayısı 516'dan 200'e, Danıştay'daki üye sayısı 195'den 90'a indirleceğini ifade etti.

- Bu haber 272 kez okundu.

Yüksek Yargı Düzenlemesi TBMM Genel Kurulunda Görüşülüyor
Adalet Bakanı Bozdağ Tasarıyla, Yargıtay'daki daire sayısı 46'dan 24'e, Danıştay'daki daire sayısı 17'den 10'a, Yargıtay'daki üye sayısı 516'dan 200'e, Danıştay'daki üye sayısı 195'den 90'a indirleceğini ifade etti.  

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yüksek yargı düzenlemesine ilişkin tasarıyla, Yargıtay'daki daire sayısının 46'dan 24'e, Danıştay'daki daire sayısının 17'den 10'a, Yargıtay'daki üye sayısının 516'dan 200'e, Danıştay'daki üye sayısının ise 195'den 90'a indirildiğini bildirdi.

Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde Hükümet adına konuştu.

Türkiye'nin yargı alanında, Cumhuriyet tarihinde Atatürk'ün liderliğinde yapılan büyük reformlar ve değişimlerden sonra en önemli değişimi, 20 Temmuz 2016 tarihinde istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yaşayacağını belirten Bozdağ, ülkenin, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte büyük bir değişim ve dönüşümü yaşayacağını söyledi.

İstinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte; davalardan ceza yargılaması ile ilgili olanların yüzde 91'i, hukuk yargılaması ile ilgili olanların yüzde 89'u, idari yargılama ile ilgili olanların da yüzde 80'inin bu mahkemelerde kesinleşeceğini ifade eden Bekir Bozdağ, dosyaların istinaf mahkemelerinde kesinleşecek olması nedeniyle, Yargıtay ve Danıştay'ın iş yükünün azalacağını vurguladı. 

Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bu tasarıyla Yargıtay'daki daire sayısı 46'dan 24'e, Danıştay'daki daire sayısı 17'den 10'a, Yargıtay'daki üye sayısı 516'dan 200'e, Danıştay'daki üye sayısı 195'den 90'a indirilmekte, Yargıtay ve Danıştay üyelerine belirli bir süre ile göreve gelmeleri ve sürenin sonunda görevden ayrılmaları getirilmekte, yani üyelik süreyle sınırlanmaktadır. Bir kişinin bir defa üye seçilmesi ikinci defa üye seçilememesi kuralı getirilmektedir. 12 yılı dolduran üyenin HSYK tarafından istinaf veya ilk derece mahkemelerine atanma yapılması imkanı getirilmektedir. Bugün, Danıştay ve Yargıtay'da bir daire iki ayrı heyet halinde çalışabilmekte, bu düzenlemeden sonra fiilen heyet halinde çalışma da sona ermektedir. Bütün bunlar, Yargıtay ve Danıştay'da büyük bir yapısal değişimin ve dönüşümün gerçekleştirilmesinin doğal sonucudur."

- "Tasarı Anayasa'ya aykırı mı?"

Adalet Bakanı Bozdağ, tasarının Anayasa'ya aykırı olduğu iddialarına da yanıt verdi.

Tasarının, Anayasa'nın hiçbir hükmüne doğrudan aykırılığının olmadığını belirten Bozdağ, "Değerlendirmeyle şöyle olur, böyle olur… Yorumlu aykırılıkları birileri tespit edebilir ama doğrudan doğruya, direkt bir aykırılık değerlendirmesi yapmanın imkanı yoktur." dedi.

Bekir Bozdağ, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görev süresine dair Anayasa'da herhangi bir düzenleme olmadığını söyleyerek, "Bunun Türkçesi şudur: TBMM, bu konuyu dilediği gibi tanzim edebilir." ifadesini kullandı.

"Yargı bağımsızlığı bakımından bu düzenlemenin sıkıntısı yaratacağı" eleştirisine yanıt verirken Bozdağ, şöyle konuştu:

"Anayasa'nın 138'inci maddesi, mahkemelerin bağımsızlığını düzenliyor. 'Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.' Bu son derece önemli. Hakimlerin Anayasa'ya, yasaya ve kanuna bağlı bir vicdanla karar vermeleri lazım. Anayasa, yasa ve hukuk dışında başka bir yere bağlı olan vicdanın bağımsız olma imkanı yoktur. Eğer bir vicdan Anayasa, kanun ve hukuka bağlı değilse o zaman öfkesine, nefretine, sevgisine, saygısına, siyasetine, ideolojisine, dinine, konjonktüre, esen rüzgara bağlı olabilir. Bundan da adalet beklenmez.

Bugün Türk yargısının içerisinde Anayasa ve yasalara sadakat dışında başka yerlerle irtibatlı, bağlı olduklarına dair yaygın kanaatler, iddialar yok mu? Var. Peki, bütün bunlar karşısında demokratik bir hukuk devleti seyirci kalabilir mi? 'Bana ne' diyebilir mi? Eğer biz yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına tam inanıyorsak, böylesi bir durum karşısında Anayasa'nın 138. maddesinin gereğini yapmak, bu parlamentonun da bütün siyaset kurumunun da vazifesidir. O yüzden bu düzenlemenin, bu yönüyle de mahkemelerin, hakimlerin bağımsızlığını, tarafsızlığını tahkim eden bir boyutu vardır. Hiçbir organ, makam, merci, hakimlere, yargı yetkisinin kullanılması konusunda mahkemelere emir ve talimat veremez. Burada bir emir, talimat var mı? Yok. Genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Burada biz kimseye bir tavsiyede bulunuyor muyuz? Yargı yetkisini şöyle kullan, böyle kullan diye emir veriliyor mu yasama tarafından? Herhangi bir emir, tavsiye verilmiyor, yapılmıyor."

- "Teminat, hakimlik ve savcılık teminatı"

Bu düzenlemelerin, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine aykırı düzenlemeler olmadığının altını çizen Bozdağ, Anayasa'da, Yargıtay ve Danıştay üyeliği teminatı olmadığını belirtti. Bozdağ, Yargıtay, Danıştay üyeleri ile ilk derece mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılarla ilgili Anayasa'da öngörülen teminatın hakimlik ve savcılık teminatı olduğunu aktardı. 

Bozdağ, tasarıyla hakimlerin ve savcıların azledilmediğini, sadece Yargıtay üyeliğinin sona erdiğini, hakimlik ve savcılık görevinin devam ettiğini, emekliye sevk edilmediğini, özlük haklarından yoksun bırakılmadığını dile getirdi.

Danıştay ve Yargıtay üyelerinin göre süresinin 12 yılla sınırlandırılmasının yargıya çok şey kazandıracağını vurgulayan Bozdağ, "Görev süresi 12 yılla sınırlı olan hakimler, Yargıtay veya Danıştay üyesi olduğu zaman, görev süresi bittiğinde ilk derece mahkemesine veya istinafa dönme imkanları olduğunu, zorunlu olduğunu bilecekler. O zaman işlerini yaparken daha titiz, dikkatli davranacaklar. Yargıtay ve Danıştay'da elde ettikleri bilgi birikimi ve tecrübelerini istinafa, ilk derece mahkemelerine aktarma imkanı olacaktır." değerlendirmesini yaptı.

- "Kariyer meslek, üyelik değil hakimlik ve savcılıktır"

Adalet Bakanı Bozdağ, komisyonda, "Yargıtay ve Danıştay üyeliği kariyer meslektir." denildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yargıtay ve Danıştay üyeliği kariyer meslek değildir, kariyer meslek hakimlik ve savcılıktır. Bizim hukuk sistemimiz içerisinde yarışma sınavıyla girilen, daha sonra adaylık sürecinde yeterlik aranan, gene sınava tabi olan ve sınavla gelinen yerler kariyer meslek olarak tanımlanıyor. Sistemimiz içerisinde Yargıtay üyeliği, ağır ceza mahkemesi başkanlığı, başsavcılık sınavla gelinen bir yer değil; HSYK'nın belirlendiği kıstaslar çerçevesinde yaptığı değerlendirmeyle geliniyor. O yüzden kariyer meslek, hakimlik ve savcılıktır. Üyeliğe 'kariyer meslek' demek fevkalade yanlış bir değerlendirmedir.

Hakimler ve savcılarımız arasında herhangi bir hiyerarşi yoktur. Bizim yasamızda üçüncü sınıf, ikinci sınıf, birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıf hakim ve savcılar var. Bunların arasında kıdem olabilir, tecrübe farkı olabilir ama bizim anladığımız anlamda bir hiyerarşik yapılanma yoktur. Bir günlük hakimle yirmi yıllık hakimin bilgi, birikim, tecrübe açısından farklılığı olabilir ama bir hiyerarşik altlık-üstlük ilişkisi yoktur."

- "Bir yıl içinde Yargıtay'a yeniden üye seçeceğiz"

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan da tasarının, Yargıtay, Danıştay ve dolayısıyla da Yüksek Seçim Kurulunun başkan dışında üyelerini "sıfırladığını" söyledi. 

Tasarıyla, Yargıtay ve Danıştay üyeliği koşulu ortadan kalktığı için, otomatik olarak Yüksek Seçim Kurulu üyeliği ile Adalet Akademisinde ve Rekabet Kurulundaki yüksek yargıdan seçilen kişilerin üyeliklerinin de düştüğünü belirten Aldan, özel yetkili mahkemelerin yeniden getirildiğini ifade etti. 

CHP'li Aldan, kayyım düzenlemesini de değinerek, "Hem 100 bin lira maaş alacaksınız hem de sorumlusu olduğunuz kurumu batıracaksınız. Böyle bir işin dünyada eşi benzeri yok. Bu düzenlemeyle, o batırmadan dolayı oluşacak zarar da görevi kötüye kullanma suçunu işlemediği takdirde o kişiden tahsil edilmeyecek." dedi.

Bu düzenlemeden sonra Yargıtay'daki dosyaların iade edilmeyeceğini, 1 milyon 360 bin dosyanın Yargıtay'da 24 tane daireye "sıkıştırılacağını" iddia eden Aldan, "Emin olun bir yıl içinde daire sayısını artıracağız ve Yargıtay'a yeniden üye seçeceğiz. Yargıtay'da bir dosyanın sonuçlanması, bu saatten sonra en az 6 yılı bulacaktır." sözlerini kullandı.

Kamupersoneli.net / AA
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.