GÜNÜN MANŞETLERİ

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı Bünyesinden Ayrılıyor

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlanacağını bildirdi. İşte detaylar...

- Bu haber 292 kez okundu.

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı Bünyesinden Ayrılıyor
 Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, hali hazırda belediyeleri imar açısından ciddi olarak denetleyen bir kurumun olmadığını belirterek, "İşte onun işi artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığına düşüyor. İmar açısından denetlenmesi lazım." dedi. 

Özhaseki, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. 

Bakan Özhaseki, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün bakanlığına bağlanmasına yönelik çalışmalar kapsamında, bakanlığın yükleneceği yeni sorumluluk ve yetkilerin neler olacağı ve önümüzdeki dönemde imar problemlerini çözmek konusundaki yapılacak çalışmaların ne olduğunun sorulması üzerine, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmesi noktasının gerek Bakanlar Kurulu'nda gerekse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu'nda iki kere gündeme geldiğini aktardı.

Kararın kesin olduğunu, itirazın bulunmadığını bildiren Özhaseki, "İçişleri Bakanlığının da bu konuda bir itirazı yok. Şehircilik tarafı, biraz daha Mahalli İdareler Bakanlığı gibi olması düşünüldüğü için bizim bakanlığa devroluyor." dedi.

Bu kapsamda "vesayet" ile ilgili maddeye ilişkin bazı sıkıntılar olabileceğine işaret eden Özhaseki, "Belediye başkanlarının görevden alınmasıyla ilgili hüküm anayasa hükmü. Anayasa değişikliği Meclise geldiğinde belki bir takım itirazlar olup istediğimiz sayı çoğunluğunu elde edemeyebiliriz. O maddeyi yine İçişleri Bakanlığında hariç tutarak Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlıyoruz. Belki 15 Temmuz hadisesi olmasaydı gündemimiz biraz kaymasaydı bunlar şimdiye gerçekleşmiş olurdu. Önümüzdeki günlerde bu yapılacak." ifadesini kullandı. 

- "İmar açısından denetlenmesi lazım" 

Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün İçişleri Bakanlığından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilmesinin nedenleri ile ilgili açıklamalarda bulunan Özhaseki, 21 yıl belediye başkanlığı yaptığını, belediyeleri de az çok bildiğini düşündüğünü, belediyelerde idari işlemler açısından İçişleri Bakanlığının gelir denetlemeleri yaptığını, Sayıştayın da her türlü denetimi sıkı şekilde takip ettiğini dile getirdi. Ancak imar açısından ciddi olarak belediyeleri denetleyen bir kurumun bulunmadığının altını çizen Özhaseki, "İşte onun işi artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığına düşüyor. İmar açısından denetlenmesi lazım." değerlendirmesini yaptı.

Hazır olan Belediye Yasası'nın özellikle FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmeler, biraz da Meclisteki eski muhalefet anlayışının işi tıkamasıyla Meclise gelme imkanının olmadığını vurgulayan Özhaseki, "Belediye Yasası gelmiş olsaydı içerisinde mutlaka belediyelerin finans yönünü güçlendirecek tedbirler vardı, personelle ilgili bölümler vardı ama imarla ilgili de bir bölüm vardı." ifadesini kullandı.

Hazırlanan yasada, imarla ilgili bölümde ellerini rahatlatacak onları biraz daha rahat çalışmaya sevkedecek maddeler olduğu gibi bir taraftan da bütün vatandaşların şehirlere baktığı zaman rahatsız olduğu müthiş konularda birtakım tedbirlerin de bulunduğunu anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:

"Şehirlerde bizi ne rahatsız eder? Silüetteki çarpıklıklar rahatsız eder. 5 katlı olan bir yerde birdenbire bakıyorsunuz ki 25 katlı bir şey çıkmış ortaya. Herkes soru olarak şunu soruyor, bu ne kardeşim? Kim bu adam, kimin nesi ya? Bir taraftan silüeti bozduğu gibi bir taraftan insanların adalet duygusunu da zedeliyorlar. Kirli ilişkiler sorusu arka arkasına geliyor ve senaryolar yazılıyor. Bir başka açıdan yapılan bu yoğunluk artışları, o şehrin alt yapısını da çekilmez hale getiriyor. Sokaklarda otopark yerleri kalmıyor, yürüyecek alan, yeşil alan kalmıyor. Bir taraftan da bu yoğunluk şehirleri mahvediyor. İnsanları içinde yaşarken canından bezdirecek hale getiriyor." 

- "3 katlı evlerin bulunduğu caddede 13 katlı ruhsat alamayacak"

Bakan Özhaseki, bütün bu nedenlerle imar açısından denetlemeler ve kurallar koymaları gerektiğinin altını çizdi. 

Kurallardan bir tanesinin parsel bazında artık yoğunluk artışı yapılamayacağı şeklinde olduğuna değinen Özhaseki, konuya "3 katlı evlerin olduğu bir caddede birisi gidip belediyeden 13 katkı ruhsat alamayacak. Herkes emsal neyse ona uyacak. Şehirleri mahvetmeyecekler, şehirlerin alt yapısı bozulmayacak." dedi. 

Ayrıca kanunda gerekli plan tadilatlarına ilişkin bir maddenin bulunduğunu aktaran Özhaseki, bu maddeye de "Eskiden özel okullar yoktu planda. Plana özel okul koydunuz. Sahibine dediniz ki, 'Sen 10 bin metrelik arsana özel okul yazdın.' Burası eskiden yeşil alandı ama şimdi özel okul olduğu için yeşil alanı şuraya taşıdım. Yeşil alanı da yok etmedim ama sana da bir rant sağladım. Bu rant ne kadar? 10 lira. İşte bunun tespit edilmesi, onun kamuya aktarılması, ne kadar aktarılacağı konusu her birisi de bu maddelerde geliyordu." örneğini verdi. 

Özhaseki, "Şimdi tabii eğer Belediyeler Yasası Meclise gelebilmiş olsaydı bütün bunlar da burada cevap bulmuş olacaktı. Bundan sonra belediyelerimiz, idari işlemler açısından, para akışı yönünden denetlendiği gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da imarla ilgili bir takım denetlemelere tabi tutulacaktı ve aynı zamanda belediyelerimiz, kendilerine de bir kimlik de muhatap da bulacaklardı." diye konuştu.

Özhaseki, kanunun çok makul bir düzenleme olduğunu vurguladı.

Bakanlığın çevre kısmı ile ilgili birimlerin Orman ve Su İşleri Bakanlığına geçirileceğine ilişkin iddialara ilişkin bir soru üzerine de Özhaseki, o konuda bir kesin bir şeyin olmadığını bildirdi. Özhaseki, bu konunun siyasi iradenin karar vereceği bir konu olduğunu ifade etti. 

Bakanlıkta, çevreyle ilgili 3 genel müdürlüğün faaliyet alanlarını anlatan Özhaseki,bu alanların çevre, şehircilik birlikte götürülmesinde fayda olduğunu belirtti.

- "ÇED'i yatırımcıya işkence olmaktan çıkaracak formüller geliştirdik" 

Bakan Özhaseki, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik çalışmalarla ilgili bir soru üzerine şu, değerlendirmelerde bulundu:

"Çevre ile yatırım ilişkisi, doğru bir mantığa oturtursak ÇED sürecinde yapmak istediklerimiz çok net olarak ortaya çıkar. Bir taraftan çevreyi korumak zorundayız. Bu bizim için bir zorunluluk. Benim şahsi kanaatim de adeta bir ibadet bu iş. Çevresiz yaşayamayız. Yaşanabilir sağlıklı bir çevre olmadığı sürece yaşam imkanımız olmaz bizim. Çevre bu kadar kıymetli ve önemli. Çevrede de kendine has bir düzen, bir intizam var. Cenabı Allah onu bir kaideler, kurallar zinciri üzerine oturtmuş. Bunu her bozduğumuz anda başımıza bir felaket geliyor zaten. Havayı bozarsak, toprağı, suyu kirletirsek bir felaket geliyor veya dengeye biz müdahil olursak bir ürlü tabiat dönüyor bizden intikam alıyor. Bunu bozmamamız lazım." 

Fakat bir taraftan da yatırıma ihtiyacın bulunduğunu vurgulayan Özhaseki, "Bu çevre ile ilgili konularda bazı kuralları katı, çok değişmez veyahutta asla dokunulamaz bir alan haline getirdiğinizde işte bütün yatırımların önünü kesiyorsunuz. Bazen çevreyle iligili duyarlı olan vatandaşlarımızı, derneklerimizi çok iyi anlıyorum ve takdir de ediyorum ayrı bir şey ama öyle anlamsız hallere getiriyorlar ki, o zaman bir çok şeyin önünü kesiyorsunuz." diye konuştu.

Özhaseki, bu duruma örnek olarak, Erciyes Dağı üzerinde kayak pisti yapılacağı zaman o bölgede yetişen ve pistin yapılabilmesi için temizlenmesi gereken "geven otu" ile ilgili bazı çevrelerce "çevre mahvoluyor." yönünde yapılan itirazları gösterdi. Özhaseki, "Kardeşim iyi de o pisti açmazsan nasıl kayak merkezi yapılacak. Dünyanın bir çok yerine gittim, ormanları keserek, yemyeşil ormanlar aradan 100 metrelik tüm ormanı kesmişler pist haline getirmişler. Ormanı da bir tek ağaç da kesmiyorsunuz, yerde yumru bir ot oluşuyor o kadar. Böyle bir otun kaldırılmasına bile itiraz edersiniz siz çevreci değilsiniz. Çevreyle bunun alakası yok. Çünkü o otu o vatandaş alıyor, yakıyor." ifadesini kullandı. 

Çevre ve yatırım dengesinin doğru bir şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, çevreye gözün nuru gibi bakılması ama yatırımlara engel olacak bir hale de getirilmemesi gerektiğini bildirdi.

Yatırımcıların ÇED süreçleri için müracaat ettiğinde 'Allah canımızı alıyor, senelerce sürünüyoruz.' diyerek şikayette bulunduğunu anlatan Özhaseki, şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Bunun sebebi de şu. Belli kurumlardan görüş soruluyor, aylarca cevap gelmediği oluyor. Şimdi onları sürelere bağlıyoruz. Süre getirip kendimizi bağlıyoruz. Yatırımcıya da zulmetmeye hakkımız yok. Hakikaten sahillerimiz çok güzel. Ama bazı yerlerde yatırım yapılabilir ama bazı yerleri korumak lazım. Carettalar var, bitki florası var, başka türlü hayvan yuvaları var. İşte onların yumurtlama, üreme alanları buraları korumak lazım. Bunun dışında kayalık bir arazi ve önünde kumsal var, buraya da otel yapılmasına karşı çıkarsanız o zaman turizm yapmayacaksınız. Biz bu ikisini bir dengede götürmeye çalışıyoruz. ÇED işinde yatırımcıya işkence olmaktan çıkaracak bir takım formüller de geliştirdik. Önümüzdeki günlerde zaten yönetmeliklerle bunları da yayınlayacağız."

Bakan Özhaseki, ÇED raporları için vatandaşa "şu kadar süre içinde olumlu ya da olumsuz şu kadar süre içinde cevabı vereceğiz" şeklinde bir düzenleme yapacaklarını ve sonunda "çevreye zararı var, yapamazsın" ya da "yapabilirsin" raporlarının verileceğini ifade etti.

Özhaseki, süreleri kesinleştirme aşamasında olduklarını sözlerine ekledi.

AA
KAMUPERSONELİ.NET
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.