GÜNÜN MANŞETLERİ

Öğretmenlerin 2015-2016 Yılı Değerlendirmesi, Talepleri ve Beklentileri

17 Haziran itibariyle 2015-2016 eğitim-öğretim yılını tamamladık, 30 Haziran itibariyle de öğretmenlerin seminerleri tamamlanmış olacak. Farklı bölge, farklı okul türleri, farklı branşlardaki öğretmenlerden 2015-2016 eğitim-öğretim yılını değerlendirmelerini istedik. Görüş ve düşüncelerini bildiren öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.

- Bu haber 1371 kez okundu.

Öğretmenlerin 2015-2016 Yılı Değerlendirmesi, Talepleri ve Beklentileri
 17 Haziran itibariyle 2015-2016 eğitim-öğretim yılını tamamladık, 30 Haziran itibariyle de öğretmenlerin seminerleri tamamlanmış olacak. Farklı bölge, farklı okul türleri, farklı branşlardaki öğretmenlerden 2015-2016 eğitim-öğretim yılını değerlendirmelerini istedik. Görüş ve düşüncelerini bildiren öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz. 

ÖZLÜK HAKLARI-EK DERS-TAYİN

Öğretmenlerin tamamı MEB’e bağlı olsa da farklı öğrenim düzeyi, farklı branşlardan kaynaklı ek ders ve tayin durumları farklılık gösterebilmektedir. İşte bazı öğretmenlerimizin değerlendirmeleri

-3600 ek gösterge konusu halen çözülmedi, yapılan zamlar aşırı vergi dilimi nedeniyle cebe yansımamaktadır.

-Sınıf ve anasınıfı öğretmenlerinin maaş karşılığının 18 saatten 15 saate inmesi konusu çözülmedi.  Geçen sene İnsan Kaynakları Müdürü konuya çözecekleri müjdesini vermişti. 

-Öğretmenler, öğrenci ve veli karşısında itibarsızlaştırılmaktadır, her şeyin suçlusu olarak öğretmen görülmektedir. 

-Sınıf öğretmenleri yıllarca Batıya tayin isteyemiyor, branşçılar 150  puanla  istediği yere, memleketine gidebilirken bizler 500-600 ile ancak gidebiliyoruz.  

-Bence polis ve askerlerde olduğu gibi doğuda görev yapan meslektaşlarımızın şartları iyileştirilmeli, maaşlarında bir miktar fark olabilir ya da barınma ihtiyaçları bir nebze olsun giderilmeli yani doğuyu cazip kılan bir şeyler olmalı. Eğitim-öğretim" deniyor ama nedense eğitime hiç odaklanılmıyor. Öğretim her zaman olabilir ama eğitim okul çağında iyi verilmelidir. Ağaç yaş iken eğilir diye boşuna dememişler.

-Yetiştirme kurslarına iki kat ücret ödenirken egzersiz veya yetiştirme kursu dışında yaptığımız kursların normal ek ders karşılığı olması çok büyük adaletsizliktir. 


ADAY ÖĞRETMENLİK VE PERFORMANS DEĞERLENDİRME

Son yapılan değişiklikle atanan öğretmenler bir dönem boyunca istediği okulda aday öğretmen olarak danışman öğretmenle derse girmektedir ve haftanın bir günü de idareye yardımcı olmaktadır. Mevcut öğretmenlere de okul müdürleri tarafından performans puanı verilmesine başlanmıştır. 

İşte öğretmenlerimizin değerlendirmeleri

- Aday öğretmen olarak rapor yazma kısmı tamamen bizi meslekten soğuttu her şeyin yazıya dökülmesi kağıt israfı, bununla beraber dinlediğimiz seminer içeriği genelde hep aynı. Danışmanla beraber derse girme sınıfta ikilik yaratıyor. O kadar eğitim hayatından sonra hiçbir bilmiyor muamelesi bizleri üzmüştür. Danışman öğretmenimden olumlu şeyler de öğrendim. 

-Aday öğretmen olduğum için banka promosyonu konusunda sıkıntı yaşadım. Aday öğretmen olunca, öğretmen gözüyle bakmıyorlar nedense. 

- Aday öğretmenlik uygulaması sürecinde aday öğretmenlere gereken destek verilmedi. Aday öğretmenlerin diğer kadrolu öğretmenlerden hiçbir farkı olmadığı konusunda okul yöneticileri iyice bilgilendirilmeli. 

- Bin bir zorluktan geçip atanan öğretmenlerin sürekli olarak performans değerlendirmesine tutulması büyük bir sorun.

- Performans değerlendirme sistemi, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması, idarecilerin profesyonel bir iş yaptıklarının farkında olmayışı, üslup yoksunluğu en önemli sorunlardandır. Kursların faydalı olduğunu düşünmüyorum, rehber öğretmenlerin görev tanımlarının net olmayışı nedeniyle görevi dışında birçok şey beklenmesi, öğrencilerin sınav başarılarına odaklanmaktan kişilik ve ahlak gelişimini göz ardı edişimiz tespit edebildiğim sorunlardır. 

-Performans değerlendirme sisteminin varlığı ve müdürlerin hiçbir şeyi belgelemek zorunda olmadan kişisel kanaatlerine göre öğretmenlere adaletsizce not vermesi. Ortaokullarda disiplin yetersizliği, öğrencilerin bile ''ne olursa olsun sınıfta kalmayız'' güvencesinin farkında oluşu. Velilere gerekli eğitimin verilmeyişi, öğretmene karşı olan genel bir saygısızlık benim gördüğüm en büyük sıkıntılar. 

- Aday öğretmenlerin yasal olarak aciz olmaları, haklarını diğer öğretmenlere ve idareye karşı arayamamaları yani aday öğretmenin müdür ya da danışman öğretmen kendisine not verecek diye ses çıkaramaması elinin mahkum edilmesi kötü bir durumdur. 


MÜFREDAT ÇOK YOĞUN

Öğretmenlerin en fazla görüş bildirdiği konuların başında müfredat geliyor. MEB, müfredatın sadeleştirileceğini açıklamıştı. İşte öğretmenlerden müfredat konusunda gelen görüşler:

- Branş bazında müfredat yoğun, ders saati az, sınıflar İngilizce dersi için kalabalık ve fiziki ortamlar yeterli değil. Okullarda yapılan denemeler ya da TEOG sistemi İngilizceyi konuşan değil, sadece okuduğunu anlayan öğrenciler yetişmesine neden oluyor. Velilerin en ufak şeyi şikayet etmesi öğretmenin motivasyonunu etkilemektedir. 

- 2 saatlik Fizik dersinde en geniş müfredatı anlatmak zorundayız. Yetiştirmek için nefes bile alamıyoruz. 

- İşitme engellilere yönelik bir müfredat ve öğretim programı yok. Normal müfredatı engelli çocuğa uygulamak zordur. TEOG sınavında normal çocuklarla engelli çocukları yarıştırmak adil değildir. 

- Ortaokul matematik müfredatı oldukça ağır. Buna bir de TEOG’da çıkan zor sorular eklenince öğrenciler iyice matematikten korkuyor, önyargı ile matematik derslerini dinliyor.  Bu durum matematik öğretmenlerini işini iyice zorlaştırıyor. 

- Öğretim yöntem ve teknikleri ders kitaplarında tavsiye niteliğinde örnek uygulamalarla yer bulmalıdır. Ders kitabının yanında test kitabı veya ödev kitabı veya çalışma kitabı-kitapları mutlaka olmalıdır. 

-Meslek liselerinde meslek dersi ağırlıklı müfredat ve dersler vardır. Bu öğrenciler YGS ve LYS’ye yeterince hazırlanamıyor. Üstelik son sınıfta staj da görmektedirler. Meslek derslerinin ders saati düşürülmelidir. 


SINAVLAR VE DEĞERLENDİRMELER

Eğitim-öğretimin önemli aşamalarından biri de sınav ve değerlendirmelerdir. Öğrencinin akademik başarısı sınavlardan alınan puanlara ve öğretmenin vereceği performans puanına bağlıdır. Öğretmenlerimizin değerlendirmelerini kendi cümleleriyle aktarıyoruz. 

- Fiziki şartları aynı olmamasına rağmen öğrencilerimizin aynı sınava tabi tutulması (TEOG gibi) gözden geçirilmeli. 

- Her öğrenci okuyacak diye bir kaide olmamalı. Elemek için ciddi bir süreç değerlendirme ile birlikte sınavların önemi de yeniden artırılmalıdır. 

-Hiçbir anlam ifade etmeyen ve zamanında hiç yapılmayan performans ödevleri kaldırılmalı, yeniden sözlü uygulamasına geçilmelidir. 

- Dönem sonu telafi ve kurtarma sınavları gereksizdir.

-Liselerde +1 sınav uygulaması işlevsizdir. Eğitim-öğretimin erken bitmesine ve sınav puanlarının erken girilmesine neden olmaktadır. +1 sınavları yüzünden son haftalar verimsiz geçmektedir. 


ÖĞRETMENLERİMİZİN TALEP VE BEKLENTİLERİ

Farklı konularda görüş bildiren öğretmenlerimiz talep ve beklentilerini hatta sıkıntılarını  aktardı. Kendi cümleleriyle yayımlıyoruz.

- Fatih projesi ve EBA’da büyük sıkıntılar var. MEB,  EBA kullanımına teşvik ediyor ama yetersiz,  her branştan da kaynak yok ayrıca çoğu öğretmenlerimiz hiç kullanamıyor.

- Okullarda binlerce lira harcanarak tablet dağıtılıyor. Onun yerine her okula en az bir bilgisayar laboratuvarı kurulmalıdır. 

- Destek odalarının kaldırılıp belli öğrencilere dersi boş olan öğretmenin derse girmesi çok verimsiz geçti. Bir günde üç ya da dört öğretmenin belli öğrencinin dersine girmesi eğitimi olumsuz etkiledi. 

- Uygulama yapılmayacağı kesin olmasına rağmen laboratuvar açılmamalı veya varmış ve faalmiş gibi davranılması istenmemeli. 

-Çoğu okulda sosyal kulüpler kağıt üstünde faaliyet göstermektedir. Kulüplerin çalıştırılmasıyla ilgili yaptırım uygulanmalıdır. 

- Salonsuz okul kalmasın! Ve diğer branşların da resim, müzik, beden eğitimi gibi özel yeteneğe dayalı branşlara saygılı olması lazımdır. 

- Kalabalık sınıflar, disiplin, kitapların yetersiz oluşu benim gördüğüm en önemli sorunlardır. 

- Devlet okullarında tüm ana sınıfları tam gün olmalıdır. Tam gün çalışan ailenin maddi imkanı ve yakını yoksa kime bırakacak çocuğunu.

- Okul türlerine aldırmadan standart kalite ve tek düzende öğretim hedeflenmesi öğrenciler için de öğretmenler için de haksızlık. Fen lisesi ile meslek lisesinden aynı şeyler beklenmemelidir. 

- Balığa uç, kuşa yüz denmemeli. İlkokulda belli oluyor, herkes matematik yapamıyor ama fatura öğretmene kesiliyor! Ne çok sözel dahilerimiz var ama matematik yüzünden elimizden kayıp gidiyor. Herkes her şeyi yapamaz. Meslek liselerinin itibarı arttırılmalı iş imkanları genişletilmeli ve farklı sınavlar uygulanmalıdır. 

- Ders saatleri okul türüne hatta okul amacına göre zümre kararları alınarak esnetilebilmeli. 

-10 kişi ile atölye çalışması yapan meslek hocası ile 30-40 kişi ile ders yapmak zorunda olan öğretmenlerin bazı farkları şimdikinin tersi yönünde uygulanmalı. 

-Ders saati değil öğrenci sayısı üzerinden ek ders uygulanmalı. 20 kişilik sınıflarla 35 kişilik sınıflar arasında uçurum olduğu kabul edilmeli. 

-Yetiştirme ve destekleme kursları idarenin bildireceği öğrenciler dışında maddi sorunu olmayan öğrencilere mutlaka ücretli olmalı. 

-Öğretmenin üzerindeki evrak yükü azaltılırsa öğretmen mesleğine daha olumlu yaklaşabilir diye düşünüyorum.

- Karne değerlendirme mutlaka değişmeli. Çok iyi, iyi, orta, geliştirilmeli olmalı. Ya da eski eski sisteme geçmeli. Karne notu öğretmeni çok zorluyor adaletli bir sistem değil. 

-Sınıfta kalma geri gelse her şey düzelecektir. 

-Rehber öğretmenler olarak çalışmalarımızı ispat etmek zorundaymışız gibi tavırlar istemiyoruz. 

- Okullarda yasak olmasına rağmen öğretmenler tarafından kaynak kitap zorunlu olarak aldırılıyor. Sayfalarca ödev vermek marifet değildir. 

- Sözleşmeli öğretmenlik getirip eğitimdeki aksaklıklara haksızlıklara bir yenisini eklememesi gerekir. 

-Destekleme ve yetiştirme kurslarında denetim mekanizması eksik. Kursların devam edip etmediği belli değil ama ek dersler ödenmektedir. Okul müdürlerinin de performans değerlendirmeye tutulması lazım. 

-Kaynak kitaplara harcanan meblağı okullara ödenek olarak versinler. Her zümre kaynak belirtsin ve onlar kullanılsın.

-Sınıf öğrenci sayıları düzgün dağılım göstermemekle beraber kalabalık olduğunda disiplinden öğretime zaman kalmayabiliyor!  Sene sonu ve okul sonu merkezi bitirme sınavları uygulaması getirilmeli. Okul türleri için ortak olması şartı ile. Fen liseleri veya mesleki liseler kendi aralarında, bir de okullardaki branş bazında öğretmen ve ders başarıları kendi arasında sıralanmalı. 

 Özel Haber

NOT: Kamupersoneli.net tarafından hazırlanan bu haber  “www.kamupersoneli.net” şeklinde aktif link verilmeden kesinlikle kullanılamaz. Aksi takdirde tüm yasal girişimler yapılacaktır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.