GÜNÜN MANŞETLERİ

Reflü Tedavisinin Geciktirilmesi Kansere Davetiye Çıkarıyor

Yemek borusu kanserlerinde alt uçta gelişenlerin de beslenme dışında reflü ile rastgele ve tetkik edilmeden kullanılan, mide asidini baskılayan ilaçların kullanılması etkili oluyor. Genellikle reflü hastalarında kullanılan yanlış mide asidi ilaçları, yemek borusu kanseri teşhisinde saptanabilecek tüm bulguları maskelemekle birlikte tanıyı geciktiriyor ve kanserin yayılmasına sebebiyet veriyor.

- Bu haber 109 kez okundu.

Reflü Tedavisinin Geciktirilmesi Kansere Davetiye Çıkarıyor

Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, özellikle reflü hastalığında kullanılan yanlış mide ilaçlarının yemek borusu kanserlerinin tüm bulgularını maskeleyip tanıyı geciktirerek, kansere sebebiyet verebildiğini belirtti.

Ersoy, yaptığı yazılı açıklamada, yemek borusu kanserlerinin görülme sıklığının dünya genelinde 6. sırada bulunduğuna dikkati çekti.

Yemek borusu kanserlerinin alt uçta gelişenlerinde beslenme dışında iki önemli faktörün bulunduğunu aktaran Ersoy, bunlardan birincisinin reflü hastalığı, ikincisinin ise rastgele ve tetkik edilmeden kullanılan, mide asidini baskılayan ilaçların kullanılması olduğunu kaydetti.

Emin Ersoy, yemek borusu alt ucunda görülen bu kanserlerin ilk bulgularının, aynı reflü hastalığındaki gibi olduğuna işaret ederek, şu bilgileri verdi:

"Hatta hiçbir bulgu vermeden bile seyredebilir. Her insanda zaman zaman görülen geğirti ve mide yanmaları ile başlayabilir. Hastalık ilerlemeye başladıktan sonra göğüs duvarı altında yanma, ağza acı-ekşi su gelmesi, geğirti, yutma güçlüğü, kuru öksürük, farenjit gibi bulgular görülür. Bulgular masumane reflü hastalığı bulguları gibidir. Hastalığın ilerlemesi durumunda kilo kaybı ve ciddi yutma güçlüğü nedenleriyle zorunlu olarak doktora gidildiğinde ise ilerlemiş, tedavisi güçleşmiş bir hastalık ve beklenen yaşam süresi kısalmış bir tablo ile karşılaşılır."

- Reflü kansere nasıl yol açıyor?

Emin Ersoy, tedavi edilmeyen reflü hastalarında, uzun sürelerle yemek borusuna kaçan asidin, safra ve pankreas enzimi gibi tahriş eden ve yaralayan içeriklerinin, yemek borusu alt ucunda hücresel değişikliğe sebep olduğunu vurguladı.

Bu değişiklik yaşandıktan sonra normal insanların yemek borusu kanserlerine göre kanser olma olasılığının 40 kat arttığını belirten Ersoy, aşırı derecede et, acılı baharatlar, kahve, sigara, alkol tüketilmesi ve düzensiz beslenmenin yanı sıra mide ile ilgili her ne şikayet olursa olsun, hiçbir inceleme yapılmadan ve kulaktan dolma önerilerle kullanılan mide ilaçlarının, tüm bulguları maskeleyerek ve tanıyı geciktirerek kansere neden olabildiğini aktardı.

- Erken tanının önemi

Emin Ersoy, erken tanının önemini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Şikayetler başladığında eğer bu şikayetlerin devam ettiğini ve farklı olduğunu düşündüğünüzde 'nasılsa geçer' diye beklemeyip hemen bir doktora başvurun. Reflü hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doktora gitmez, ara sıra kontrolsüz aldığınız ve anlık iyileşmelerle devam eden uzun bir süreç yaşamaya başlarsanız tehlike altındasınız demektir. Alınan her ilaç ve yatışan her şikayetin, hastalığınız için uzman bir doktor tarafından gerçek tanı konmamışsa, tedaviyi geciktireceğini ve sizi riske atacağını unutmayın."

- Reflünün cerrahi tedavisi

Mide fıtığı ve reflü hastalığı olanlarda, uzun süreli ilaç kullanımına karşın iyileşemeyen ve ilaç kesildiğinde şikayetleri tekrar başlayanlar için cerrahi tedavi seçeneğinin devreye gireceğini belirten Prof. Dr. Emin Ersoy, "Laparoskopik cerrahi, yemek borusu alt kısmında hücresel değişikliği olanlar, astım benzeri ve farenjit benzeri şikayetleri olan reflü hastaları için başarılı bir seçenektir." ifadelerini kullandı.

Anahtar Kelimeler:
Emin ErsoyKanserReflü
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.