Ekonomi

Ekonomistler 2019 Temmuz ve ötesi için ne diyor? Enflasyon oranları nasıl düşük tutuldu?

Bazı ekonomist yazarlar, temmuz ayının sakin geçeceği yönünde birtakım görüşlere hâkim. Bunun sebebi ise azalan cari açık ve turizm gelirleri. Peki ya sonrası…? Ekonomist yazarlar piyasadaki gelişmeleri nasıl yorumluyor. Ekonomistler TÜİK haziran ayı enflasyon değerleri hakkında ne düşünüyor?

Bugünün verileriyle yarının yani 2019 Temmuz ayında neler olabileceğini analiz edeceğiz. Ancak Unutmamak gerekir ki piyasalar dinamiktir. Ani reflekslerle fiyatlanır! Şu anda bile… 10 dakika önce ki dünyada yaşamıyoruz, bilinen yol bellidir. Ama gidilen yolda patikalar çıkabilir ve bu patikalar yolu değiştirir.

Göründüğü kadarıyla temmuz ayı oldukça sakin geçecek. Zira her piyasalar her an alev alabilir. Bu yüzden her an güncel olmak gerekiyor. Mesela Trump bir karar verir ve İran’ı bombalar, ortalık karışır. Hükümetin ortağı bir anda erken seçim istiyorum diye tutturur piyasalar şaşar. İşte bunlar piyasayı piyasa yapar. Sen neyi seçersen seç, seçmediğin üzüntü kaynağınız olur. Şu an için bütün riskler bütün ağırlığıyla önümüzde duruyor. Fakat öteleniyor, halının altına sürülüyor. Yollarda güzeldir ama altından kanalizasyon geçer. Piyasalar ile silahlar arasındaki fark nedir biliyor musunuz? Piyasalara asla susturucu takamazsınız! Zamanı geldiğinde gürültüyle patlar ve sağır sultan bile duyar.

HÜKÜMETİN DÖVİZ KURU İLE MÜCADELESİ

Ne demiştik!.. Temmuz nispeten sakin geçecek!.. Piyasaların hareketlenmesi için doların hoplayıp zıplaması, sert hareketler yapması gerekiyor. Hükümetin hedefi belli!.. Ne olursa olsun, kaleyi savunmak zorundadır. Kalenin duvarları ise şu an için 5,63 uzunluğunda. Şu anda doların tam olarak ortalaması 5 lira 63 kuruş, hedefin hemen yanında duruyor. Yani hükümet doları 5,63 kurun altında tutabilmek için elinden gelen her şeyi yapacak, bunun için uğraş verecek. Daha önce de yaptığı gibi;

Dolar satacak,

Dolar için yeni vergiler koyacak ki koydu,

Yurtdışından atak gelirse faizleri arttırıp can yakacak.

Merkez Bankası kamu bankaları vasıtasıyla piyasaya dolar satacak.

Bu arada bundan önce alınan tedbirlere de bir göz atmakta fayda var. Daha önce hükümet ne gibi tedbirler almıştı buna bakmak gerekiyor.

1- Döviz ile kredi kullandırılması sınırlandırıldı

2- Döviz ile sözleşme yapmak yasaklandı.

3- Döviz alımlarında ek vergi getirildi

4- Bireysel yatırımcılar için 100 bin dolar üstüne bir iş gününe varil uygulaması getirildi.

Bu arada bankalar büyük döviz transferlerini bildiriyorlar. Bu konuda uyarılar ve telkinler var, çok yakından izleyin diyorlar. Hatırlayın Londra swap piyasasını… Mart 2019’da Yapılan bu müdahale, dövizi düşük tutmanın bir politikasının parçasıydı. Bunun faydasından çok zararını gördük ama ısrarla devam ediyoruz. Hükümetin şu anda kısa vadeler için elinde çok iyi kozlar var fakat olası bir terslikte kurun yukarı çıkmasında 4 ana unsur bulunuyor. Bu riskler öyle ya da böyle gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Ancak Temmuz ayında mı yoksa sonrasında mı bilinmiyor.

725 MİLYON DOLAR FAİZ ÖDEYECEĞİZ

Hükümetin aldığı önlemleri saydık, şimdi de hükümetin elinde bulundurduğu kozları sayalım ve sonra da olabilecek riskleri gözden geçelim. Normal şartlarda bu hükümet doları nasıl aşağıda tutabilirler? Trump’ın Türkiye’yi öven Türkiye heyetindeki insanları Hollywood starlarına benzeten konuşması var ya, işte o esprili benzetmesi dövizin yükselmesini ve ödeme dengesi krizinin bir süre ertelenmesine vesile oldu. Fırsat bu fırsat bizim hazinede Euro borçlanmasına gitti. Küresel bono faizlerindeki sert düşüşle beraber iç piyasalardaki endişelerin de nispeten azalmasıyla, Mart ayından bu yana ilk defa Eurobond ihracatına çıkıldı. Yaklaşık 2 milyar 250 milyon dolar, yıllık 6,45 faiz ile borç kullanıldı. Bakın bu borç için 5 yıl içinde tam 725 milyon dolar faiz ödeyeceğimiz anlamına geliyor. Oradan pay biçin!..

Durumumuzu şuna göre düşünün!..

Günün sonunda hazinenin piyasaya satabileceği yaklaşık 2 milyar 250 milyon dolarlık döviz var yani cephanesi arttı ve artık daha fazla müdahale yapabilecek durumda. Ancak 2019 yılında dış borçlanma hedefi 8 milyar dolar idi ama yılın henüz yarısında 8 milyar 650 milyon dolara geldi. Bu demektir ki bundan sonra dışarıdan borç bulmak hayli zor olacak. Belki 1 belki 2 kuruluşumuz daha kaldı ama sonrasında öyle kolay kolay borç vermezler, limitiniz olduğu derler. Bu gelecek yıl için de geçerli. Zaten Merkez Bankası’nın rezervleri çoktan eksiye düştü. Ellerindeki avantajları ile yaz ayında yüklü bir borç ödemesi yok. Şirketlerinde yok. Turizmde çok iyi bir sezon geçiriyoruz ve turizmde yıllık %10 artış bekleniyor. Bu da 30 milyar dolarlık bir meblağa denk geliyor. Ayda 56 milyar dolarlık açıktan ki artık cari fazlalık vermeye başladık ama ihracatımız arttığı için değil ithalatımız bittiği için. Büyüyemiyoruz, üretemiyoruz, gelirimiz çok düşük, haliyle ithalat yapamıyoruz. Bu durumda, ülkeden ticaret yoluyla döviz çıkışının en azından önümüzdeki aylarda olmayacağını bize gösteriyor. Böylece dışarıya döviz vermek zorunda kalmayacağız. Kötü veya değil orayı tartışmıyoruz ama bu durum için iyi bir avantaj sağlıyor.

Üretim yapamadığımızdan ve para kalmadığından cari açık çok hızlı düştü. Büyük risklere rağmen dünya piyasası yavaşlıyor. Haliyle petrol fiyatları artış gösteremiyor. Bu durum kısa vadeli de olsa bize yarıyor ama uzun vadede ihracatımız düştüğü için sorun yaratacak. Dünyada yaklaşık 12 trilyon dolarlık negatif getirili bono ve tahvil stoku var. Gidecek yer arıyorlar!.. Haliyle FED’in faiz indirimi yapacağı gibi beklentiler bizim gibi gelişen ülkelere yarıyor. Enflasyon haziran ayında 3 puan düştü. 18,7’den 15,7’ye kadar geriledi. Merkez Bankası’nın faiz politikalarına bakıyoruz, %24 te. Bu çok büyük reel getiri anlamına geliyor ama deseniz ki kim yüzde 24’ten faiz alıyor? tabii yok öyle bir mevduat ama %22’lerde… Bu Enflasyonun yanında iyi kalıyor.

ENFLASYON NASIL DÜŞÜK GÖSTERİLDİ

Enflasyon demişken biraz enflasyondan da bahs etmemiz gerekiyor. Açıklanan enflasyon değerleri özellikle muhalefet tarafından yalan olduğu gerçekleri yansıtmadığı iddia ediliyor. Yılın başında ciro başı hesap değişikliğine gidildiğinde; eskiden çok yerden fiyat toplanırken şimdi en çok satış yapan, belirli sayıda fiyatlar toplanıyor. Belirli kalemlerde piyasa değişimleri birbirini tutmuyor. Fiyatı topladıkları sınırlı sayıdaki zincir marketlere, fiyat toplamadan önce telefon açıyorlar. Şansa bakın, anketörler de faiz hesaplanması yapılacağı gün indirime gidiliyor. Marketlerde fiyat inince satılan malın kalitesine bakılmadan enflasyon düşük çıkıyor. Sadece bu da değil… TMSF elinde Türkiye’nin en büyük mobilya mağazaları var. Onlara telefon açmaya bile gerek kalmıyor. Alıştılar… Doğrudan kampanya yapılıyor ve bu şekli ile fiyatlara müdahale ediyorlar. Bakın size enflasyon düşüşünü şöyle anlatayım. Haziran ayında enflasyon sepetinde kapsanan 418 maddeden 51 maddenin fiyatında herhangi bir değişim olmadı, 264 maddenin fiyatında artış yaşandı. Sadece 103 maddenin fiyatında düşüş görüldü ama enflasyon neredeyse sıfıra yakın çıktı. Bilin bakalım enflasyon sepetindeki yüzde üç maddede ki ürünler nerede satılıyor?..

Merkez Bankası da, bu enflasyon verilerine güvenip Temmuz ayında faizleri indirecek, 100 veya 150 baz puan civarında. Ancak gaza gelip her zamanki gibi ondan fazla yaparsa, hani ‘’faiz sebep, enflasyon neticedir’’ düsturu ile devam ederse, işler biraz karışır. Yani hükümetin eli sağlam ama bu teorilerle.

Temmuz ayı mümkün oldukça sakin geçici görünüyor. Peki piyasaları ne zorlar? Nedir bunlar?..

Uzun süre maske takarsan içindeki kişiliği unutur maskelinin kişiliğine bürünürsünüz. Senin ekonominin kötü durumda ve bunu düzeltmek için, doları baskı altına almak için, kredi dağıtmaktan başka bir şey yapıldı mı ona bakıyorsunuz? Hazırlanan Haziran verilerinde bir düzelme söz konusu. Yalnız bu temmuz ayında devam etmeyecek. İyileşme ardında yatan, İstanbul seçimleri nedeniyle verilen teşvikler ve harcamalar. Bayramda tam 12 milyar lira dağıttık ve yol sonunda bütçe açıkları katlanamaz boyutlara doğru koşa koşa gidiyor. Şimdi vergi ve zamlarla bu açık kapatılmaya çalışılıyor. Sadece bugüne kadar yapılan zamlar, elektrik zammı, ötv’nin kaldırılması, sigara ve alkole gelen zamlar ile temmuz ayı enflasyonuna en az %2, %2,5 buçuk arasında eklenmesi gerekiyor. Tabii illaki enflasyonu düşük göstermek için kalem oynatacaklar. Bunu herkes biliyor ve bu yüzden ülke ekonomisine güvenmeyip birçok kimse ufaktan dolar alıyor. Sonra ne oluyor?.. Buyurun bakın!.. Mevduatın %50 55’i dolar bazında. Bu mevduatlar bozulmazsa nasıl uygulanacak para politikaları? Nasıl yapılacak reformlar? Bu temmuz ayının vakaları değil, sonraki vakalar.

AMERİKA-İRAN GERİLİMİ

Bu, Trump var ya, esas Temmuz’da damgasını o vurabilir! Daha geçtiğimiz G20 zirvesinde öpüp koklaştığı Avrupalı ve Çinli yetkililer var ya, onlar hakkında atıp tuttu. Yeni bir tweet attı ve attığı twitte onları kur manipülasyonu yapmakla suçladı. Eee şimdi bu adam 2 gün sonra S-400’ler için tweet atarsa hiç şaşırmayın. Tweet atmazsa bile S-400’ler Türkiye’ye geldiği anda işler tamamen değişecek. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’un yaptırım olmayacağını bize söyledi ise de birçok analist, yaptırımların illaki geleceği iddiasında. Yaptırımların dozuna göre, Türkiye ekonomisinin çok büyük zarar görebileceği yönünde iddialar söyleniyor. En büyük risk bu!.. Diğer bir taraftan görünen risk, Amerika’nın bir anda İran’a saldırması… İşin açıkçası bu muhakkak gerçekleşecek gibi görünüyor. Bu konuda vadeyi de çok uzun tutmuyoruz ama temmuz ayımı bilemiyoruz.

MERKEZ BANKASI AKÇELERİ

Ama asıl korkulardan bir tanesi de Merkez Bankası’nın kötü günler için saklı tuttuğu 40 milyar liralık akçesinin hazineye devri. O yol bir kere açıldı mı para basma ile aynı… Devamı gelir… Orta vadede ve uzun vadede ne enflasyon durur ne kurdaki artış ne faizler yerinde kalır. Hiç şüphesiz ki ülkemizin en büyük hatalardan biri bu olur. İran’ın uranyum limitini önceki anlaşmada belirlenen 300 kilogramın üzerine çıkıldığını İran bizzat söylüyor. Biraz daha üzerine çıkarsa nükleer silah yapabileceği anlamına geliyor. İşte o yüzden Amerika’nın İran’ı bombalaması muhtemeller arasında görünüyor. Bombalayacak diyorum… Amerika’nın İran’ın Uranyum zengini olmasına asla müsaade etmez diyorum. Çünkü o bombayla Dünya komple karışır. Hele ki İran ABD’ye karşılık verirse… İran Hürmüz boğazını kapatırsa alın size küresel krizin babası… Bu durum karşısında petrol fiyatları bir anda 100 doların üzerine çıkar. Bizim bütçe bir anda büyük bir sıkıntının içine girer.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir