• Haberler
  • Kültür ve Sanat
  • 1999'da TRT'deki bir programda 'Yüreğinde yâr aşkı olmayan bu sazı çalarsa tingirdatır' sözünü söyleyen halk ozanı hangisidir?

1999'da TRT'deki bir programda 'Yüreğinde yâr aşkı olmayan bu sazı çalarsa tingirdatır' sözünü söyleyen halk ozanı hangisidir?

Türk halk müziğinin ve Anadolu abdallık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biri olan Neşet Ertaş, sadece sesi ve sazıyla değil, mütevazı kişiliği ve felsefi derinliğe sahip sözleriyle de toplumsal hafızada silinmez bir iz bırakmıştır.

Haberin Özeti

  • Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş ve gönül teliyle çalınan bağlama

Sanat hayatı boyunca "insan" odaklı bir yaklaşım benimseyen Ertaş, müziği ruhun bir dışavurumu olarak görmüş ve tekniğin ötesinde bir "gönül işi" olarak tanımlamıştır. 1999 yılında TRT ekranlarında katıldığı bir programda sarf ettiği "Yüreğinde yâr aşkı olmayan bu sazı çalarsa tıngırdatır" sözü, onun sanata ve enstrümanına bakış açısını özetleyen en ikonik ifadelerinden biri haline gelmiştir. Bu söz, bağlamanın sadece bir ağaç parçası ve telden ibaret olmadığını, onu gerçek bir musiki aletine dönüştüren şeyin icracının kalbindeki samimiyet ve sevda olduğunu vurgulamaktadır.

Neşet Ertaş’ın bu derinlikli tespiti, abdal geleneğinin temelindeki "aşk" kavramına dayanmaktadır. Buradaki "yâr aşkı", sadece beşeri bir sevgiyi değil, aynı zamanda ilahi bir aşkı, insana duyulan derin saygıyı ve Anadolu’nun kadim hoşgörüsünü de içinde barındırır. Ertaş’a göre bağlama çalmak, mekanik bir parmak hareketi değil, yürekteki sızının tellere dökülmesidir. Eğer çalan kişinin ruhunda bir dert, bir sevda ya da bir yaşanmışlık yoksa, ortaya çıkan ses sadece bir gürültüden, yani kendi deyimiyle bir "tıngırtıdan" ibaret kalacaktır. Bu yaklaşım, sanatın teknik mükemmellikten ziyade duygu aktarımıyla anlam kazandığını savunan estetik bir duruşun yansımasıdır.

1999 yılındaki o tarihi yayın, Neşet Ertaş’ın uzun yıllar süren Almanya gurbetinin ardından Türkiye’ye dönerek halkıyla kucaklaştığı dönemin önemli duraklarından biridir. O dönemde ekran başındaki milyonlarca izleyiciyi etkileyen bu sözler, halk müziğinin özündeki samimiyet arayışını yeniden canlandırmıştır. Günümüzde "Kim Milyoner Olmak İster" gibi geniş kitlelere hitap eden yarışma programlarında bu tür soruların yer alması, Neşet Ertaş gibi değerlerin sadece birer müzisyen değil, aynı zamanda halkın ortak değer yargılarını şekillendiren birer bilge ozan olduklarını teyit etmektedir. Onun felsefesi, bugün hala genç müzisyenler ve sanatseverler için "usta-çırak" ilişkisinin ötesinde bir yaşam rehberi niteliği taşımaktadır.

Sonuç olarak, Neşet Ertaş’ın bağlama icrasına dair yaptığı bu "tıngırdatmak" ve "çalmak" ayrımı, nitelik ile nicelik arasındaki o ince çizgiyi temsil eder. Bir enstrümana hükmetmek için sadece notaları bilmenin yetmediğini, asıl meselenin o notaları bir ruhla bezemek olduğunu hatırlatan bu söz, Türk kültür dünyasının en kıymetli hazinelerinden biridir. Bozkırın Tezenesi, sazını eline aldığında sadece tellere değil, dinleyenlerin gönül tellerine de dokunabilmişse; bunun sırrı işte o yüreğindeki sönmeyen yâr aşkında gizlidir. Sanatçının bu eşsiz mirası, hem müzik okullarında hem de halkın gönlünde en saf ve özgün haliyle yaşamaya devam etmektedir.

Kamu Personeli - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme