Gündem

Mutasyonlu virüs Türkiye’de aşı uygulamasından daha hızlı ilerliyor!

Mutasyonlu virüs yerini artık ”mutasyonlu virüsler”  aldı. Çünkü Covid-19 virüsünden sonra İngiltere’de bulunan mutasyonlu virüs ve Afrika’da ortaya çıkan başka bir mutasyonlu virüs örnekleri var ve iki virüste Dünya’ya hızla yayılmaya devam ediyor. Yetkililer, bilenen Covid-19 virüsünde daha etkili, daha hızlı bulaşıcılığı olan mutasyonlu virüsün Türkiye’de giderek arttığına dikkat çekerken, diğer taraftan aşı uygulaması ve Türkiye’nin aşı bulmada ki sıkıntılarını dile getiriyor. ‘’Mutasyonlu virüs Türkiye’de aşı uygulamasından daha hızlı ilerliyor’’ diyerek tepkilerini ortaya koyan Diyarbakır Tabip Odasında uzun süre yöneticilik yapmış şimdi ki Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, İsrail’in aşılanma oranının yüzde 70’lere çıktığına dikkat çekerek Türkiye’nin aşı uygulamasında ki son durumu değerlendirdi.

Sağlık Bakanlığı tarafından vaat edilen sayılarda ki doz aşıların vaat edilen sürelerde gelmemiş olmasına tepki gösteren İpekyüz, şu değerlendirmelerde bulundu;

AŞI ŞU ANDA YOK VE YAPILAN AŞI MİKTARI ÇOK DÜŞÜK

Türkiye’de aşıyla ilgili çalışmalara baktığımızda, yıllar önce, cumhuriyetin ilk kurulduğunda aşı üreten ülkede -hâlâ bir yıla yakındır biz bu süreye geldik- aşının ne olacağı meçhul. “Aşı geldi.” “Üç ay sonra üretiyoruz.” “Bitti.” denilen süreçten geldik, aşı şu anda yok ve yapılan aşı miktarı çok düşük. Neden? Günde 150 bin kişi, bu hızla devam edersek, iki yılda bu aşı meselesi Türkiye’de bitmiş olacak ve bunun içerisinde sağlık çalışanları var. Aşının salgındaki en önemli özelliği hızlı… Bir an önce risk gruplarına ulaşmak lazım, hâlâ bu seviyeye ulaşamadık.

GÜNEYDOĞU’DA AŞI OLMA ORANLARI

Bir diğer konu, bölgelere göre baktığımızda, aşı oranlarında bölgeler arasındaki eşitsizliği gidermemiz lazım. Bir harita gösterirsem, burada Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde aşı oranlarının ne kadar düşük olduğu dile getiriliyor.

Şimdi, bazı arkadaşlarım diyecekler ki: “Aşıya gitmeyen var veya aşı olmayanlar var.” Ama burada problem şu: Bu bölgelerde insanlar 65 yaşına gelmeden yaşamlarını yitirebiliyorlar. Aşıya olan güvenleri sarsılmış ve aşıyla ilgili yapılan çalışmalar da yersiz kalmaktadır.

Ve bir yerde aşının etkili olması için “Ben aşı yaptım. Şu aşıyı yaptık, kurtulduk.” değil, bütün toplumun bir bağışıklık eşiğine ulaşması lazım, bu oran da yüzde 70 olarak dile getiriliyor ama şu anda baktığımızda, bu orana ulaşabilmek imkânsız. Şimdi dünya şunu tartışıyor: “Eşitlik için ne yapabiliriz?” Küresel anlamda “COVAX” diye bir çalışma yürütülüyor.

İKİ YILDA ANCAK BÜTÜN TOPLUMU SALGINDAN KORUMA DÜZEYİNE GETİREBİLİRİZ

Sevgili arkadaşlar, İsrail şu anda en fazla aşı yapan ülke, en fazla, yüzde 70 bağışıklık eşiğine ulaşmış. Peki Filistin? Yok. Eğer siz bu soruna… Nasıl ki silah meselesi gibi sağlığı da sektör meselesine dönüştürürseniz, kapitalizmin bu vahşi egemenliğine bırakırsanız, dezavantajlı kesimler, yoksullar her zaman mağdur olacak. Şu anda dünyanın yüzde 35’inde bir tek aşı bile yapılmayan yerler var ve dünyada aşı almayan birçok ülke var; 130 ülkede aşı yok, 130 ülkede. Siz bunları önlemezseniz, toplu sağlığını öncelemezseniz, bir yere gidemezseniz. Toplum sağlığını öncelemek nedir? Nasıl ki silaha karşı, savaşa karşı barışsa; sağlık, sektör değil, korumaktır, önlemektir; önemli olan hasta olmamaktır. Bunun için de herkesin yapması gereken, bütün evrensel düzeyde, küresel düzeyde iş birliği kurmak, gelişmeyi sağlamaktır. Bu şekilde çalıştığımız zaman biz aşı konusunda ilerleyebiliriz.
Baktığımızda Türkiye’de hâlâ dezavantajlı kesimler, risk grupları konusunda tereddütler söz konusu. Bir an önce bunun giderilmesi lazım. Türkiye aşı üretemiyor; Türkiye aşı satın alımında da, işte “50 milyon, 100 milyon.” deniliyor…

Bu hızla devam ederse biz iki yılda ancak bütün toplumu salgından koruma düzeyine getirebiliriz. Bir an önce aşıların getirilmesi lazım ve popülist nutuklarla değil “100 milyon geldi, 500 milyon geldi; üç ay sonra üretiyoruz, üniversitelerimiz çalışıyor.” bundan çıkmak lazım. Bir an önce herkesin sağlık emekçilerine destek vermesi lazım, herkesin şunu bilmesi lazım: Aşı, dünya da Türkiye’de de artık kamu hizmetidir. Kamu için hepimizin el birliği yapması lazım. El birliği yaptığımızda toplum sağlığı açısından bir yere gelebiliriz.

Son olarak şunu söyleyebilirim: Diyarbakır Tabip Odasında uzun süre yöneticilik yaptım. Sağlıktan ve özgürlükten tasarruf edilemez. Sağlıktan tasarruf ölüm, özgürlükten tasarruf esaret getirir. Koruyucu sağlık hepimiz için önemlidir. Halk sağlığının barışla beraber yol alması lazım. Aşı toplum sağlığı sorunudur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir