Ekonomi

Bir gece yarısı Merkez Bankası başkanının değiştirilmesinin Türkiye’ye maliyeti 500 milyar TL oldu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gece yarısı Merkez Bankası (TCMB) başkanını değiştirmesinin Türkiye’ye maliyeti ağır oldu. Başkanlık sistemini üzerinden, bir kişinin aldığı karar ile Merkez Bankası başkanının ve başkan yardımcısının değiştirilmesini eleştiren İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, bunun Türkiye’ye maliyetinin 500 milyar TL olduğunu vurguladı. Konuyu meclis gündemine taşıyan Ataş, şu açıklamalarda bulundu;

Türk lirası yaklaşık yüzde 15 değer kaybetti

Cumhurbaşkanı ve AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 19 Martı 20 Marta bağlayan gece dört buçuk ay önce göreve atadığı Sayın Naci Ağbal’ı Merkez Bankası Başkanlığı görevinden alarak yerine AKP eski Milletvekili Sayın Şahap Kavcıoğlu’nu atamış, sonrasında Türk lirası yaklaşık yüzde 15 değer kaybetmiştir. Dolar saatler içerisinde 7,20 seviyelerinden 8,30 seviyelerine çıkmıştır. Buna bağlı olarak hem ülkemizin dış borcu artmış hem de başta ham maddeye dolarla ulaşan sanayiciler ve bunun olumsuz etkilerini derinden hissedecek tüm vatandaşlarımız tedirginlik yaşamıştır.

Türk ekonomisine o gecenin maliyeti 500 milyar Türk lirası

Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin yaratmış olduğu tek bir kişinin keyfî kararlar vermesi, her geçen gün ülkemize ve vatandaşlarımıza yeni bir yük getirmektedir. Sadece yaşanan bu kur artışından dolayı kamunun borcu 225 milyar lira, özel sektörün borcu da 250 milyar lira artmıştır. Tek adamın keyfiyeti ve partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin Türk ekonomisine o gecenin maliyeti 500 milyar Türk lirası olmuştur. Bu para saraylarda sefa sürenlerin cebinden değil, zaten geçim sıkıntısı çeken vatandaşın cebinden çıkmaktadır. Cumhurbaşkanının bu sorumsuzluğunun bedelini, ihalelerle zengin edilen yandaşlar değil, işçisinden memuruna, emeklisinden çiftçisine, esnafından sanayicisine tüm vatandaşlarımız ödeyecektir. Bu millete yazık değil midir?

Merkez Bankası’nın Bağımsızlığı

Ülkelerin egemenliğinin simgesi olan, para basımından ve para politikasını yürütmekten sorumlu olan merkez bankalarının bağımsızlığı çok önemlidir. Merkez Bankasını güvenilir kılan, para politikalarının etkinliğini ve başarısını artıran, fiyat istikrarı hedefine ulaşılmasını sağlayan şey bağımsızlık ve istikrardır. Tam da bu sebepten ötürü, ABD Merkez Bankasının Başkanı dört seneliğine göreve gelmektedir; ABD Başkanı, olağanüstü bir durum olmadıkça Merkez Bankası Başkanını görevden alamamaktadır. Avrupa’daki duruma bakıldığında ise Avrupa Merkez Bankasında bu sürenin sekiz yıl olduğu görülmektedir. Ülkemizin her yerine sirayet eden istikrarsızlık, hayati bir kurum olan Merkez Bankasında da görülmektedir.

Dört yılda 4 başkan değişti!

Ülkemizde 2016 yılı sonrasında göreve gelen Merkez Bankası başkanlarının görev süreleri gittikçe kısalmaktadır. Nisan 2016’da göreve gelen Sayın Murat Çetinkaya üç buçuk seneye yakın görevde kalırken onu takip eden Sayın Murat Uysal bir buçuk seneden daha az görev yapmıştır. Sayın Naci Ağbal’ın görev süresi ise beş ayı bulmamıştır. ABD’de 4 başkan otuz dört yılda değişirken bizde dört yılda 4 başkan değişmiştir. Bunun sonucunda ise Türk lirası pula dönmüş, faiz oranları yükselmiş, döviz kuru artmış, işsizlik artmış, enflasyon artmıştır. AKP’nin “İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün.” söylemleri yerini istikrarsızlığa ve ekonomideki küçülmeye bırakmıştır.

EKONOMİYE GÜVEN KALMADI

Altı ayda bir Merkez Bankası Başkanı değiştirerek ekonomi yönetilebilir mi? Merkez Bankası Başkanının gece kararnamesiyle görevden alındığı bir ülkede istikrardan bahsedilebilir mi? Tek adamın keyfine göre kararlar vererek yönettiği bir ülkeye yatırımcı gelir mi? Üst üste kur şokları yaşayan bir ülkenin parasına güvenilebilir mi?

Sayın milletvekilleri, bu yaşanan gelişmelerin Türk ekonomisine çok büyük zararları olduğu ortadadır. Dolarda yaşanan artış nedeniyle devletin dış borcu artarken ham maddeyi dolarla satın alan sanayici, tohumundan gübresine bütün girdileri dolar endeksli çiftçi üretemez hâle gelecektir. Benzinden elektrik ve doğal gaza, her şeye gelen ve gelecek zamlar tüm vatandaşları derinden etkileyecektir.

Bir gecede “Ben istedim, oldu.” mantığıyla verilen kararın devletimize ve milletimize maliyetinin araştırılması, bu duruma önlem alınması, çözüm bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, milletimize nefes aldırabilmemiz amacını taşıyan araştırma önergemize destek vereceğinizi umut ediyor,

Niçin görevden alındığını bilen var mı?

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Türkiye’de gündem son sürat değişiyor, bir değişen gündem hemen diğerini unutturabiliyor. Merkez Bankası Başkanı bir akşam görevden alındı. Niçin görevden alındığını bilen var mı? Tek bir kişi biliyor niçin görevden alındığını. Hiç kimse bilmiyor ve açıklama gereği de hissedilmiyor. Ve peşinden ciddi bir döviz krizi, kurda yükseliş yaşanıyor, milyonlarca insan bir gecede yoksullaşıyor, çok az bir kesim zenginleşiyor. Bunun hesabını sorduğumuzda, konuştuğumuzda açıklama var mı? Yok. Bu parayla oynayanlar kim? Yine açıklama yok. Peki, kamu-özel iş birliğiyle bir yığın döviz borcu var; otoyollarda, köprülerde, havaalanlarında, şehir hastanelerinde. Onunla ilgili de sorduğumuzda yine bir açıklama yok, “ticari sır” deniyor. Ülke gerçekten bir şirket gibi yönetildiğinde istediğiniz zaman özerk, bağımsız kurumları da yerle bir edebiliyorsunuz. Peki, maliyeti ne oluyor? Yoksulluk, işsizlik ve giderek borçlanan, deyim yerindeyse tefeciden borçlanan bir ülkeye dönüşüyoruz.

Son yirmi yılda, dünyaya baktığımızda 4 veya 5 Merkez Bankası Başkanı değişmiş, Türkiye yeni sistemle, Cumhurbaşkanlığı sistemiyle çığır açacaktı, yirmi ayda 4 Merkez Bankası Başkanı değişti. TÜİK’e baktığımızda yine değişiyor. Çünkü neden? Hesaplarına gelmeyince çok iyi bildikleri iş: Değiştirmek ve insan harcamak.

Ekonomi Reformu Ne Oldu?

Merkez Bankaları nedir? Merkez Bankaları çok önemlidir; tarım için ne yapacak, sermayenin parasını taahhüde mi ayıracak, tercihlerini işçiden mi memurdan mı büyük çoğunluktan mı yapacak; bunlarla ilgili Maliye Bakanlığıyla beraber ortak çalışan bir kurum olması lazım ama burada tercihlerin çok farklı olduğunu biliyoruz. Ne oldu, ekonomik reform paketi açıklandı dört gün geçmedi Merkez Bankası Başkanı değişti; peşinden ne oldu? Arkadaşlar, 1 kuruş değişiklik 4,310 milyar para ediyor, 10 kuruş olduğunda 43 milyar para ediyor, 1 lira olduğunda 430 milyar para ediyor. Peki, 430 milyarla ne yapılır? Kısa çalışma ödeneğine son veriyorsunuz; onlara verin. Esnafa destek mi? Verin. Topluma aşı mı gerekiyor? Yapın. Yarın, Plan ve Bütçe Komisyonunda torba yasa geliyor “çiftçiye yapılandırma” deniliyor. Yüzde 12’yle, 18’le yapılandırma mı olur? Bu, tefecilik, faizciliktir. Gelin, çiftçinin borçlarını silelim, emeklilere ek verelim, kısa çalışma ödeneği dışında gerçekten insanlar geçinemiyorsa asgari ücret verelim, işsiz olanlara olanak yaratalım.

Bunların hiçbirisine yaklaşım yok. Neden yok? Çünkü tek, otoriter bir yönetimde kendi iktidarlarını sürdürebilmek için tercihlerini o yönde kullanıyorlar. Siz üniversiteleri, bankaları, bütün özerk olması gereken kurumları yerle bir ettiğiniz sürece kendi gidişinizi de hızlandırıyorsunuz. Barış ve insan haklarıyla beraber ekonominin de kalkınması için bir ülkenin sadece Merkez Bankası Başkanının değişikliğini değil, tercihlerini ve ekonomik yönden kimden yana olduğunu da belirlemesi lazım.

BEN İSTEDİM OLDU YAKLAŞIMI

CHP GRUBU ADINA SELİN SAYEK BÖKE (İzmir) – 20 Martta bir gece yarısı kararıyla, henüz yüz otuz iki gündür görev başında olan Merkez Bankası Başkanı görevden alındı. Yerine, tek adam rejiminin iki buçuk yıldaki 4’üncü Başkanı atandı, iki buçuk yılda 4’üncü Merkez Bankası Başkanı!.. Tam da tek adam rejiminin doğasına uygun bir keyfîlikle yapıldı. “Ben istedim, oldu.” denildi. Aynı, geçtiğimiz hafta Meclis Genel Kurulunda oylanan ve reddedilen kanun teklifini yasalara ve İç Tüzük’e aykırı bir şekilde tekrar gündeme aldırmanız gibi; aynı, millî iradenin tecelli ettiği bu Büyük Millet Meclisinde oy birliğiyle kabul edilmiş olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı bir kişinin keyfî imzasıyla çıkılmasına dair girişiminiz gibi. Her fırsatta millî iradeyi bilerek, isteyerek çiğneyip sonra da dört bir tarafa “Teröristsiniz! Vatan hainisiniz! Darbecisiniz!” diye saldırdığınız gibi. İşte, sizin bu keyfî yönetiminizin, millî iradeyi yok sayan tek adam rejiminizin maliyetini milyonlar ödüyor, halk ödüyor, hep birlikte ödüyoruz.

Türkiye’nin 450 milyar dolar dış borcu var

Gece yarısı karanlığında Merkez Bankası Başkanını görevden alınca -o gece dolar kuru 7,21’di- ertesi günlerde uyandık, dolar kuru 8,20’lere kadar geldi. O gece -bu karardan önce- on yıllık devlet tahvillerinin faizi yüzde 14’tü, şimdi yüzde 18’i aşmış vaziyette. Paramız, sizin kurduğunuz ve ısrar ettiğiniz düzen yüzünden değer kaybediyor. Faizler, sizin kurduğunuz, bilerek ve isteyerek ısrarla devam ettirdiğiniz düzen yüzünden artıyor. Ve sonuçta ne oldu? Hem faiz arttı hem döviz kuru arttı, “Pes!” dedirtecek bir gelişme, büyük bir başarı. Türkiye’nin 450 milyar dolar dış borcu var, sizin zamanınızda birikti. Ve bu borç -işte, sizin o keyfî kararınız yüzünden- sırf son iki haftada 425 milyar lira arttı. Kamu-özel iş birliği projeleri, döviz garantili projeler; yandaş şirketleri zenginleştiriyor ve verildiğini bildiğimizi, henüz bu aşamada bildiğimiz garantiler 150 milyar dolar düzeyinde. Sadece bu garantilerin yükümlülüğü sizin keyfî kararınız nedeniyle bu iki hafta içerisinde 141 milyar lira daha arttı yani sadece bu iki maliyetin artışından dolayı her vatandaşımız ortalama 6.280 lira daha yoksul, iki haftada vatandaş 6.280 lira yoksullaştı. Neden? Sizin kurduğunuz ve ısrar ettiğiniz bu keyfî düzen yüzünden.

Halkın ödediği bedel bunlarla bitmiyor. Tüm üretimimiz ithal girdilere bağlı. Dolayısıyla döviz kuru değer kaybettiği zaman -Türk lirası- ne oluyor? Maliyet artıyor. İşte, dün açıklanan enflasyon rakamları…

Üreticinin enflasyonu yüzde 31’e ulaşmış, son iki yılın zirvesinde. Daha bu keyfî yönetimden kaynaklı kurdaki oynamanın etkileri oraya yansımamış vaziyette. Sizin keyfî ve hukuksuz tek adam rejiminiz nedeniyle vatandaş her otobüse bindiğinde daha çok para ödüyor, pazar gidip her domates aldığında daha çok para ödüyor, her elektrik faturası ödediğinde daha yüksek fatura ödüyor; sizin keyfî düzeniniz yüzünden.

Ayrıca, Merkez Bankasında para politikası yapacak araç da bırakmadınız, 128 milyar dolar rezervi yok ettiniz. Sahi, söylesenize, nerede bu 128 milyar dolar? Tekrar soruyoruz, nerede halkın 128 milyar doları? Burada konu Ahmet gitti, yerine Ayşe geldi meselesi değil, kurumların bağımsızlığı ve sorunları çözebilme becerisine dair bir güven erozyonu var.

Biz üretimle gelir yaratan bir düzeni mutlaka kuracağız; eşit, adil ve özgür bir düzeni.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir