Ekonomi

Rakamlarla Türkiye’nin ekonomi gerçeği!

İYİ Parti Mersin Milletvekili Behiç Çelik, rakamlarla Türkiye’nin ekonomi gerçeklerini anlattı. 2017’den bu yana kur artışları, faiz lobilerine aktarılan para miktarlarını, işsizlik, enflasyon ve diğer ekonomi verilerdeki artışlara dikkat çeken Çelik, günümüz ekonomisini şu rakamlarla özetledi;

Her yerinden çürüyen bir iktidarın ayakta durabilme atraksiyonları; yönetim gelenekleri tüketilmiş, kariyer ve liyakat terk edilmiş, ne anayasa kalmış ne de yasaların geçerliliği. Bu manzara hiç kimseye pazarlanamıyor, ortada on sekiz yıllık bir gerileme ve bir çöküş var, bu çöküş AKP’nin eseridir. Ekonomik veriler ortada; bir tarafta rızkını temin için ailecek çırpınan milyonlar, yoksulluk ve açlık sınırının altında çaresizce mücadele ederken gözünü hırs bürümüş bir güruh acımasızca saldırılarını sürdürüyor. Yani yüzde 5’lik bir nüfus yüzde 50 nüfusun tüm gelirlerine eşit kazanç elde edebiliyor. Bu tercih, AKP’nin tercihidir. AKP, halkı süratle fukaralık ve çaresizliğe iterek ardından sosyal politikalara ram ederek yoksulluk yönetimi uygulamaktadır arkadaşlar. Hâlbuki aziz Türk milletinin kimseden yardım dilenmeye ihtiyacı yoktur ancak burada devlet iyi yönetilecek, devlet gerçek anlamda devlet olacak. Devlet, partizanlaşırsa öz vatanında parya olmaktan kurtulamayız.

Değerli milletvekilleri, daha geçmişe gitmeden, 2017 verilerine baktığımız zaman, ne kadar gerilediğimizi de görürüz: Mesela, gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2017’de 857 milyar dolarken 702 milyara gerilemiş ve işsizlik oranı 2017’de yüzde 10,9 gözükürken -TÜİK verileri ne kadar doğru bilmiyorum ama- yüzde 13,4’e çıkmış, genç işsizlik oranı 2017’de yüzde 20 gözükürken 2020’de yüzde 23,7’ye yükselmiş, “faiz lobisi” mi diyorlar işte faiz harcamaları üç senede 56 milyar TL’den 137 milyar TL’ye tırmanmış, dolar kuru 3,65 TL iken 2020 yılında 7,96 olarak gözüküyor. Bu veriler bize diyor ki: Ekonomiye AKP hiç dokunmasa daha iyi olur ama rant paylaşımı çok çekici olunca tabii müdahaleler kaçınılmaz oluyor. Diğer taraftan millî güven yerini millî endişeye sevk ediyor, bu içler acısı bir durumdur. Ekonominin sürükleyicisi güvendir arkadaşlar. İstikrarsız kararlar, riyakâr davranışlar, aşınmışlık güven unsurunu çoğunlukla yok eder.

Değerli milletvekilleri, Merkez Bankası Başkanı değişikliği yanında son on beş günde parti kapatmadan tutun da milletvekilliğinin düşürülmesi, Gezi Parkı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak adı sanı duyulmamış bir vakfa tahsis edilmesi, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye kadar değişik toplum kesimlerinin sinir uçlarıyla oynayarak iktidar olmak akla ziyan bir yönetim tarzıdır. Şimdi de başka bir bildiri vakasıyla muhatap oluyoruz. Demek ki arkadaşlar, yönetim çürümüş, kokuşmuş, yerinde sayar hâle gelmiş.

Evet, bunu aşmalıyız arkadaşlar, aşacağız çünkü sürekli gerginlik siyasetiyle bu coğrafyada ayakta kalmak zordur ama biz kalmak zorundayız, silkeleneceğiz ve gerçekleri haykıracağız. Esnafın, çiftçinin, memur ve işçinin çilesini anlatacağız, millî ve manevi değerlerimizin sulandırılarak yok edilmeye çalışıldığını da anlatacağız, ekonomi yönetiminin çöktüğünü anlatacağız, bütünüyle devletin tahrip edildiğini, dış politikanın, güvenlik politikasının, tarım, sanayi, eğitim, sağlık politikalarının iflas ettiğini anlatacağız. Devletin nasıl soyulup tarumar edildiğini, Merkez Bankasından aşırılan 128 milyar doları anlatacağız. Velhasıl bir bütün olarak, Türkiye olarak bunu bileceğiz ama ümitvar olacağız. Türkiye’nin önünde bir değişim rüzgârı var. Bu rüzgâr, bizim, Türk milletinin teminatı olacaktır.

Değerli milletvekilleri, devlet memurluğunda bariz bir yozlaşma 2003 tarihinden sonra kendini göstermiştir. Kanunda geçen sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık gözetilmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir