Gündem

Kılıçdaroğlu erken seçim için tarih verdi!

Ekonomik kriz, artan işsizlik, döviz krizi derken Sedat Peker’in iddiaları gündemin en önemli konuların arasında yerini korurken, tartışmalar büyümeye başladı… Eski Bakan Ruhsar Pekcan’ın dezenfetan satışı ile ilgili meclise verilen araştırma önergesi reddedilirken, Peker’in iddialarına sessiz kalan yargı sistemi, 128 milyar dolar ile ilgili yapılan 5 farklı açıklama, erken seçim söylemlerinin gündemde tutulmasına yardımcı olan en önemli konular arasına girdi. AK Parti iktidarına hodri medyan diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu kez erken seçim için tarih verdi…

SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş’ın sorularını yaıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomik sıkıntı çeken vatandaştan ‘helallik’ istemesi ve hemen ardından muhalefet partisi liderlerinin erken seçim çağrısıyla ilgili açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, ‘Erken seçim olur mu?’ sorusunu şu yanıtı verdi:

“Eğer bu tablodan rahatsızsa Sayın Erdoğan, erken seçim yapması lazım. Bu milletin sırtına ek yeni yükler getirmek istemiyorsa erken seçime gitmek zorunda. Her gün vatandaşın sırtına yüklenen yük artacaktır. Bugün akaryakıta zam geldi olağanüstü rakamlarla. Bu zamları kim ödeyecek? Erdoğan mı ödeyecek? Erdoğan benzin parası, dolmuş parası, taksi parası, uçak parası ödemez. Taksici, kamyon şoförü, otobüs şoförü ne yapacak? Zam fakir fukaranın sırtına yıkılacak. Elektriğe de zam gelecek.”

“Erken seçimi yapmak zorundalar” diyen Kılıçdaroğlu, seçim için öngördüğü tarihi bu sonbahar olarak açıkladı.

ERDOĞAN’A ‘3-5 DOLAR’ ELEŞTİRİSİ

“Bu memlekete Türk Lirası’nı değil, Amerikan Doları’nı geçerli kılan bir ekonomi politikası izlediler” diyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın gençlerle yaptığı sohbetinde, “3-5 dolar veya avro gelecekse ülkemize bırak girsin” sözlerini şöyle eleştirdi:

“Bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişisi 3-5 dolara, 3-5 avroya muhtaç hale gelmiş. Bu memleketi bu hale getirdiler. ‘3-5 dolar gelirse gelsin, bırakın turist ne yaparsa yapsın’. Bu ülkenin onurunu sattılar. Turizm bakanı ‘Keyfine bak, aşımı oldum’ diye maske yaptı. Bu ülkenin onurunu 5 paralık yapan bu insanlar hala iktidarlarını sürdürecekler mi?”

“GETİR MİLLETİN ÖNÜNE SANDIĞI KOY”

“Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten” sözüyle hatırlatmada bulunan Kılıçdaroğlu, “Çekil kardeşim, izzet ü ikbal eyle, getir milletin önüne sandığı koy kardeşim. Yönetemiyorsun artık sen, memleketi perişan ettin sen kardeşim. Mahvettin bu memleketi. Buğday ithal ediyoruz, şeker ithal ediyoruz, fasülye ithal ediyoruz, mercimek ithal ediyoruz. Bu ülkede toprak mı kalmadı? Orta Doğu’yu besleyen Türkiye’yi ne getirdiler. Memleketi bu hale getirdiler, çekilmeleri lazım” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞINDA KRİTERLERİ SIRALADI

“Cumhurbaşkanlığına aday mısınız?” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

*Cumhurbaşkanlığı adaylığını bu aşamada tartışmayı çok doğru bulmuyorum. Biz bir ittifakın parçasıyız. Biz kararları alırken danışırız, otururuz, konuşuruz, kararları öyle alırız.

*Biz demokrasi kültürünü savunan bir gelenekten geliyoruz. 4 parti böyleyiz. Cumhur İttifak’ında demokrasi kuralı yok. Bahçeli açıklamayı yapıp bizim adayımız Erdoğan’dır dedi.

*Mafya 3. ortak. Mafya Erdoğan’ı yere göğe koymuyor. Neden? Kendisine bütün yollar açılmış vaziyette. İstediği zaman uyuşturucu, istediği zaman insan kaçakçılığı, her şeyi yapabiliyorlar.

*Cumhurbaşkanı adayının en azında namuslu bir adam olması lazım. Milletine hesap vermesi lazım. Mal varlığı dolayısıyla bir başka ülke tarafından tehdit edilen adamdan cumhurbaşkanı olmaz.

*Cumhurbaşkanının ailesiyle topluma örnek olması lazım. Bizim çıkaracağımız cumhurbaşkanı adayının bu nitelikte olması lazım. Cumhurbaşkanlığı onore bir makamdır. Ben olmayacağım diye kaçmak doğru değildir.

“HDP, MİLLET İTTİFAKI’NIN İÇİNDE DEĞİL”

“HDP, Millet İttifakı’nın içinde değil” diye devam eden Kılıçdaroğlu, “HDP parlamentoda bulunan, vatandaştan 6-6,5 civarında oy alan, anayasaya göre demokrasinin vazgeçilmez unsuru saydığımız partilerden birisidir. Bütün siyasi partilere eşit mesafedeyiz, bütün siyasi partilere saygı gösteririrz” ifadelerini kullandı.

SOYLU’YA SESLENDİ: GETİRSİN BELGEYİ KOYSUN

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “HDP’ye bakanlık verileceği konusunda anlaşma yapıldı, bunun belgesi var, yalanlarsa kanıtlarım” sözünü değerlendiren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı;

*Getirsin belgeyi koysun. Nerede bu belge? Ben de merak ediyorum. Sen İçişleri Bakanı değil misin? Belgen varsa koyarsın ortaya. Emrinde olan bir sürü havuz medyası var. Öyle bir belge olsa sabah akşam her tarafta yayımlanmıştı.

*Kim vermiş öyle bir söz? Kim öyle bir taahhütte bulunmuş? Yok öyle bir şey. Kaldı ki doğmamış çocuğa don biçmek gibi bir şey. Ortada daha bir şey yok ki bakanlıkları konuşuyoruz.

*Belgesi varsa çıkarsın biz de görelim. Ben o tür sahte belgelerle çok karşılaştım. Hakkında en çok karalama kampanyası yapılan genel başkan benim.

“AK PARTİ İL BAŞKANI’NIN EMNİYET İLE ORTAK ÇALIŞTIĞINI BİLİYORUM”

Soylu’nun ‘Kılıçdaroğlu bana zaman zaman adam gönderir’ sözlerine yanıt veren CHP lideri, şunları söyledi;

*Kimseye el altından adam göndermem. Yalova Belediye Başkanı ile ilgili grup başkanvekiline söyledim, ‘gidin konuşun’ dedim. Suç duyurusunda bulunan belediye başkanı.

*Ama açığa aldılar. Niye alıyorsun açığa? Kendisine de söyledim. ‘Eğer rüşvet aldığına dair bana bir ifade, bir belge, bir doküman gönderirsen, zaten biz onu partiden çıkarırız’ dedim. O süreç içerisinde AK Parti İl Başkanı’nın ne kadar emniyet ile ortak çalıştığını gayet iyi biliyorum.

*Biz bunların hepsini gayet iyi biliyoruz. Onlar şunu çok iyi bilsinler; devletin içinde namuslu insanlar var ve bu namuslu insanlar bu gidişten son derece rahatsızlar. Bu namuslu insanlar bize her türlü bilgiyi yeri, zamanı geldiğinde veriyorlar.

CANLI YAYINA İZLEYİCİLERDEN ‘128’ YORUMLARI YAĞDI

SÖZCÜ TV’nin internetten yaptığı canlı yayına ardı ardına “128” yorumları yazıldı. Bunun üzerine “128 milyarla ilgili bundan sonra ne yapacaksınız” sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

*128 milyar dolar, vatandaşın alın teriyle, birikimiyle, ödediği vergilerle toplanıp Merkez Bankası’nın kasasına konan bir paradır. Bu para, yasalara aykırı olarak bir protokolle Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verildi. Kamu bankaları aracılığıyla bu dolarlar birilerine satıldı. Resmen olağanüstü büyük avantajlar belli kişilere, belli şirketelere sağlandı. Biz bunun peşine düştük.

*Birilerine peşkeş çektiler bu parayı. Para duruyor ama el değiştirdi diyorlar. Gayet basit. Hırsız da gidip bir malı çaldığı zaman el değiştiriyor. Burada mal nereye geçti onu öğrenmeye çalışıyoruz. Bu para neden oraya gitti, niye gitti, hangi gerekçeyle gitti, bunları bilmiyoruz ama öğreneceğiz.

*Yaptıklarının doğru olmadığını, yasa dışı olduğunu gayet iyi biliyorlar. Bildikleri için 128 milyar dolar nerede sorusuna yasak getirdiler. Biz para verdiğimiz halde hiçbir billboard ihalesi alan firma bunları asmak istemedi. Para veriyorsunuz, ‘Asamam’ diyor. 128 milyar dolar nerede sorusunun cevabı alınmış değil. Verdikleri cevabın tamamı yanlış.

“UYGUN BİR HOCA DEĞİLSİN SEN”

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ve akademisyenlerinin Melih Bulu’yu protestosuna ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

*Oradaki akademik kadroya önce şükran borçluyuz. ‘Bir ay içinde bunlar unutulur’ falan demişti Melih Bulu. Melih Bulu’nun o görevi bırakması lazım. Kardeşim, seni bu üniversite istemiyor. Bu üniversitenin klasına uygun bir hoca değilsin sen. Buradan ayrıl kardeşim. ‘Efendim ben ayrılacağım ama Erdoğan beni cezalandırır.’ Erdoğan’ın seni cezalandırması senin için onurdur zaten.

*Dersin ki, ‘ben onurumu koruyorum.’ ‘Eğer bir üniversite beni kabul etmek istemiyorsa ben o üniversitede görev yapmam. Ben buradan ayrılırım’ dersin. Sen bu onuru yaşamak zorundasın. Ama yapmıyor, illa, ‘ben oraya gideceğim’…

*Boğaziçi Üniversitesi dünya çapında bir üniversite, saygınlığı olan bir üniversite, olağanüstü yetenekli bir akademik kadrosu var. Ya kardeşim, senin üniversite ile ne alıp vereceğin var? Ne istiyorsun sen üniversiteden?

*‘Buraya adamımı getireceğim.’ Yav kardeşim adamını getireceksen Boğaziçi Üniversitesi’nden bir hoca seç, o gelsin. Niye dışarıdan getiriyorsun adamı? Kaldı ki bu üniversite, sıradan bir üniversite değil.

“ERDOĞAN BUNU ANLAYACAK KAPASİTEDE DEĞİL”

*Üniversiteler kesinlikle özerk olmalı. Yönetsel özerklik olmalı. Her üniversite kendi rektörünü kendisi seçmeli. Oraya siyasetçi girmemeli. Maliye özerkliği olmalı. Üniversiteye ayrılan bütçe dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanı, ‘benden izin almadan parayı harcayamazsın’ dememeli.

*Bilimsel özerklik olmalı. Her türlü düşünce üniversitede özgürce tartışılmalı. Bu üçünü yapacağım: Bilimsel özerkliği, yönetsel özerkliği ve maliye özerkliği olacak. O zaman üniversitenin, dünya çağında bir üniversite olmasının yolu açılır. Üniversitelerin kendi aralarında yarışmaları lazım.

*Belli üniversitelerin belli alanlarda dünya çapında söz sahibi olması lazım. Bunun yolu, saydığım bu üç özerk alanın sağlanmasıyla olur. Erdoğan bunu anlayabilecek kapasitede mi? Hayır. Anlayacak kapasitede değildir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir