Gündem

Kayıp silah sayısı 106 binden fazla olduğu belirtildi!

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, kayıp silahlarla ilgili flaş açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında 106 binden fazla silahın kaybolduğunu iddia eden Taşçıer, bu silahların belli yapıların ellerinde olduğunu ve zamanı geldiğinde karanlık işler için çıkaracaklarını ima etti.

Kayıp silahların olduğunu Sedat Peker’de iddia etmişti. Peker’in de iddia ettiği bu kayıp silahların belirli yerlere gömüldüğünü kaydeden Gamze Taşçıer, silahların kimlere ne için dağıtıldığına dair TBMM kürsüsünde flaş açıklamalarda bulundu. İş o çok çarpıcı açıklamalar…

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDE KAYBOLAN SİLAHLARIN AKIBETİ

Bugün iktidarı elinde bulunduranlar arasında âdeta bir güç savaşı var. Neredeyse her gün bir skandal, her gün bir kirlilikle karşı karşıyayız ama patlayan lağım o kadar büyük ki tüm Türkiye’yi sarmış durumda. Öyle burnunuzu kapatmayla da kolay kolay geçecek gibi durmuyor. Tam da böyle bir ortamda biz yıllardır ısrarla sorduğumuz ancak bir türlü tutarlı yanıt alamadığımız 15 Temmuz darbe girişimi sırasında kaybolan silahların akıbetini soruyoruz.

Şimdi, diyeceksiniz ki: “15 Temmuz arifesinde bu soruyu soruyorsunuz.” Hayır! Bu soruyu ben bizzat 2019’dan beri soruyorum ve benden önce milletvekilliği yapan arkadaşlarım daha önceki dönemlerde de aynı soruları defalarca sordular. Devletin resmî verilerine göre kayıp silah sayısı 106 binden fazla. Evet, bu, bugünün sorunu değil. Diyeceksiniz ki: “1944 yılından beri var.” Ama ortada şöyle bir gerçeklik var: 15 Temmuz darbe girişimi sırasında birileri tarafından dağıtılan ve akıbeti belli olmayan bu silahlardan biriyle Ankara Çubuk’ta bir cinayet işlendi. Katil, silahı 15 Temmuz günü Ankara Emniyet Müdürlüğünün önünde dağıtılırken aldığını söyledi. Peki, biz böyle bir durumu yok mu farz edeceğiz?

Başka bir skandalla daha karşı karşıyayız!

Sadece envantere kayıtlı olan kayıp silahlardan değil, kayıtlı olmayan silahların da dağıtıldığının iddiasıyla karşı karşıyayız, bu iddiayı ortaya atan da eski yol arkadaşınız. Ve bunlar öyle tabanca falan değil, bildiğiniz suikast silahları olduğundan, uzun namlulu silah olduğundan bahsediliyor. İçişleri Bakanına 2019 yılında sorduğumuz bu soruya bir yıl sonra hâlâ cevap vermedi.

Bunu niye önemsiyoruz? Şundan dolayı: Ortada kaybolan silahlar var, kayıtlı veya kayıtlı olmayan silahlar var ama bir taraftan da devletin televizyonuna çıkıp “15 Temmuzda hevesimiz kursağımızda kaldı, elimizde listeler var.” 50 kişiyi indirebileceğini söyleyenler var. Birileri silahları gömdüğünü ve zamanında gömdükleri yerden çıkaracağını söyleyenler var. Ve yine, elinde bu silahlarla poz verirken altına biri şöyle yorum yazmış, demiş ki: “Bu silahlara nereden ulaşabiliriz?” Cevap olarak da “Hiç merak etmeyin, zamanı gelince bedava olarak dağıtılacak.” demiş.

‘’İktidarı elinde bulunduranlar arasında âdeta bir güç savaşı var’’

Bugün iktidarı elinde bulunduranlar arasında âdeta bir güç savaşı var. Neredeyse her gün bir skandal, her gün bir kirlilikle karşı karşıyayız ama patlayan lağım o kadar büyük ki tüm Türkiye’yi sarmış durumda ve öyle burnunuzu kapatmayla da kolay kolay geçecek gibi durmuyor. Tam da böyle bir ortamda biz yıllardır ısrarla sorduğumuz ancak bir türlü tutarlı yanıt alamadığımız 15 Temmuz darbe girişimi sırasında kaybolan silahların akıbetini soruyoruz. Şimdi, diyeceksiniz ki: “15 Temmuz arifesinde bu soruyu soruyorsunuz.” Hayır, bu soruyu ben bizzat 2019’dan beri soruyorum ve benden önce milletvekilliği yapan arkadaşlarım daha önceki dönemlerde de aynı soruları defalarca sordular. Devletin resmî verilerine göre kayıp silah sayısı 106 binden fazla. Evet, bu, bugünün sorunu değil.

‘’Zamanı geldiğinde bedava dağıtacağız’’

Diyeceksiniz ki: “1944 yılından beri var.” Ama ortada şöyle bir gerçeklik var: 15 Temmuz darbe girişimi sırasında birileri tarafından dağıtılan ve akıbeti belli olmayan bu silahlardan biriyle Ankara Çubuk’ta bir cinayet işlendi ve katil, silahı 15 Temmuz günü Ankara Emniyet Müdürlüğünün önünde dağıtılırken aldığını söyledi. Peki biz böyle bir durumu yok mu farz edeceğiz? Ve başka bir skandalla daha karşı karşıyayız; sadece envantere kayıtlı olan kayıp silahlardan değil, kayıtlı olmayan silahların da dağıtıldığının iddiasıyla karşı karşıyayız, bu iddiayı ortaya atan da eski yol arkadaşınız. Ve bunlar öyle tabanca falan değil, bildiğiniz suikast silahları olduğundan, uzun namlulu silah olduğundan bahsediliyor ve İçişleri Bakanına 2019 yılında sorduğumuz bu soruya bir yıl sonra hâlâ arandığına dair bir cevap aldık. Bunu niye önemsiyoruz? Şundan dolayı değerli milletvekilleri: Ortada kaybolan silahlar var, kayıtlı veya kayıtlı olmayan silahlar var ama bir taraftan da devletin televizyonuna çıkıp “15 Temmuzda hevesimiz kursağımızda kaldı, elimizde listeler var.” 50 kişiyi indirebileceğini söyleyenler var. Birileri silahları gömdüğünü ve zamanında gömdükleri yerden çıkaracağını söyleyenler var. Ve yine, elinde bu silahlarla poz verirken altına biri şöyle yorum yazmış, demiş ki: “Bu silahlara nereden ulaşabiliriz?” Cevap olarak da “Hiç merak etmeyin, zamanı gelince bedava olarak dağıtılacak.” demiş.

Bu silahlar kimlere ve kimin emriyle dağıtıldı?

Şimdi, bugüne kadar birçok iddia atıldı ama hiçbiri bu ülkenin birlik ve beraberliğine kastedebilecek bu kadar ciddi bir iddia değildi. Biz bu nedenle bu silahları kimin dağıttığını, silahların kimlere ve kimlerin emriyle dağıtıldığını soracağız ve sormaya devam edeceğiz. Çok açık bir şekilde fikrimi söyleyeyim: Bugün bu konuyu araştırmayı reddetmek demek aslında bu süreci sahiplenmek demek, “Biz silahların kime dağıtıldığını, kimin tarafından, hangi amaçla dağıtıldığını biliyoruz ama araştıramayız.” demektir.

KAYBOLAN SİLAHLARLA İLGİLİ VERİLEN SORU ÖNERGESİ

Bugün parti sözcünüz ve dün de Grup Başkan Vekiliniz dedi ki: “15 Temmuz öncesi bu konunun gündeme gelmesi 15 Temmuzu itibarsızlaştırır.” Hayır. Bir, bu konu bugün gündeme gelmiyor; biz dört yıldır bu sorunun cevabını arıyoruz ve önceki yıllarda da. İki, aslında tam tersi çabamız başka 15 Temmuzların olmasının önüne geçmek. Neden? Çünkü Fetullahçı terör örgütüne yıllardır destek verdiniz, güç verdiniz, kumpas davalarının savcısı oldunuz. Biz onların ne kadar kötü, art niyetli ekipler olduğunu söylediğimizde, bir yapı olduğunu söylediğimizde manşet manşet neredeyse bizi vatan hainliğiyle suçlayacak boyuta kadar geldiniz. Nihayetinde bakın, biz haklı çıktık ve siz kandırıldınız. Şimdi de aynı şeyler yaşanmasın diye, tekrar kandırılmayın diye, dün silah verdikleriniz vatandaşa kurşun sıktığı için aynı gün başka silah verilenler bu ülkenin vatandaşlarına bu silahları doğrultmasınlar diye çırpınıyoruz.

Ben eminim, benden sonra söz alacak AK PARTİ’li milletvekili arkadaşımız diyecek ki: “Mafyanın sözüne itibar etmeyin.” Bir: Bu sadece bir mafyanın sözü değil, o dönem il başkanlığınızı yapmış kişi de bunun araştırılması gerektiğini söylüyor, gençlik kolu başkanlarınız ve gazi olan, o dönemin gazisi de yer ve zaman konusunu doğruluyor. Ama şunu da söyleyeyim…

Evet, dün mafyayla bu iddiaları atan kişiyle ilgili arasında su sızmayan sizsiniz. İl il gezdirip partinize oy isteyen sizsiniz. Mitinglerde birlikte iş yaptığınızla övünen sizsiniz ama bugün öküz öldü, ortaklık bitince, ortaya dökülmeye başlayınca bu kirlilikler hassaslaşıyorsunuz. Bu kişi bizden değil arkadaşlar, sizden, sizin içinizden olan bir kişi bu iddiaları atıyor, anlattıkları da sizin içinizde yaşananlar.

Şimdi, biliyorum bu önergeyi reddedeceksiniz ama herkes şundan emin olsun: Kimse bu kaybolan silahlarla verdikleri pozlarla yaptıkları tehditlerle korku salabileceğini düşünmesin. On beş yıl zaman aşımı var, erken ya da zamanında yapılacak ilk seçimde iktidarımızda yargı bağımsızlaşacak ve bu silahların akıbeti ve işlenen suçların hepsinin hesabı tek tek sorulacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir