Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasından bugüne kadar Dolar kurundaki artış, Enflasyondaki yükseliş, bütçe açığı ve işsizlik oranları ne kadar arttı? CHP’li Faik Öztürk’ten çok çarpıcı rakamlar!

CHP’li Faik Öztrak bugün yaptığı açıklamalarda, 24 Haziran Partili Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonrasında ki ekonomi gelişmelerin rakamsal boyutlarına değindi. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasından bugüne kadar Dolar kurundaki artış, Enflasyondaki yükseliş, bütçe açığı ve işsizlik oranları hakkında çok çarpıcı verileri açıklayan Faik Öztrak, geçtiğimiz bu süre içerisinde gelinen ekonomi değerlere dikkat çekerek ‘’Geçtiğimiz yıl Mart ayında yüzde 10 olan işsizlik oranı, bu yılın aynı dönemde yüzde 14’e çıktı. Bu ülkede 8 milyondan fazla işsiz var. Dünyadaki 96 ülkenin nüfusundan fazla. Tüketici enflasyonu 7 puana yakın artışla yüzde 19’a, üretici enflasyonu da 9 puana yakın artışla yüzde 29’a çıktı. Mutfakta tencere boş, pazar yeri yangın yeri. Türk lirası, dolar karşısında yüzde 19 değer yitirdi. Geçtiğimiz yıl seçime giderken yüzde 18 civarında olan Merkez Bankası’nın politika faizi bugün yüzde 24. Geçen yıl Mayıs ayında 21 milyar TL olan bütçe açığı, bu yıl üçe katlandı, 66,5 milyar TL oldu’’ dedi.

EKONOMİ 01.07.2019, 20:27 01.07.2019, 20:35
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasından bugüne kadar Dolar kurundaki artış, Enflasyondaki yükseliş, bütçe açığı ve işsizlik oranları ne kadar arttı? CHP’li Faik Öztürk’ten çok çarpıcı rakamlar!

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş Parti Meclisi toplantısı gündemi hakkında bilgi verdi. 24 Haziran Partili Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde söylenen bazı vaatleri hatırlatarak Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasından bugüne kadar Dolar kurundaki artış, Enflasyondaki yükseliş, bütçe açığı ve işsizlik oranlarının ne kadar arttığına değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde söylemiş olduğu “Verin bu kardeşinize yetkiyi, dolarla faizle nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözlerini hatırlatan CHP’li Faik Öztrak, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” hakkında ‘’ucube sistem’’ yakıştırması yaptı.

Öztrak’ın konu ile ilgili yaptığı açıklama şöyle;

UCUBE DÜZENDE ÇARKLAR DÖNMÜYOR, TENCERE BOŞ

Türkiye, son bir yıldır; adına “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denen bir ucube rejimle yönetiliyor. Millet iradesinin tecelli ettiği Parlamentonun ve güçler ayrılığının yok sayıldığı, denge ve kontrol mekanizmalarının olmadığı bu tek adam parti devleti rejiminde, işler her gün biraz daha kötüye gidiyor. “Hızlı karar alınacak, Türkiye’yi uçuracak” diyerek millete kabul ettirilen bu ucube düzende, devletin çarkları dönmüyor. Milletin tenceresi boş. Geçen yıl saray, “Verin bu kardeşinize yetkiyi, dolarla faizle nasıl uğraşılır göreceksiniz” dedi.

Millet de 24 Haziran’da yetkiyi kendisine verdi. O günden bugüne, ekonomideki tüm göstergeler freni boşalmış bir kamyon gibi baş aşağı gidiyor. Vatandaşlarımız hayat pahalılığıyla işsizlik arasında her geçen gün biraz daha eziliyor. Geçtiğimiz yıl Mart ayında yüzde 10 olan işsizlik oranı, bu yılın aynı dönemde yüzde 14’e çıktı. Bu ülkede 8 milyondan fazla işsiz var.

Dünyadaki 96 ülkenin nüfusundan fazla. Tüketici enflasyonu 7 puana yakın artışla yüzde 19’a, üretici enflasyonu da 9 puana yakın artışla yüzde 29’a çıktı. Mutfakta tencere boş, pazar yeri yangın yeri. Türk lirası, dolar karşısında yüzde 19 değer yitirdi. Geçtiğimiz yıl seçime giderken yüzde 18 civarında olan Merkez Bankası’nın politika faizi bugün yüzde 24. Geçen yıl Mayıs ayında 21 milyar TL olan bütçe açığı, bu yıl üçe katlandı, 66,5 milyar TL oldu.

Öztrak Konuşmasını şu şekilde sürdürdü;

MÜFLİS İKTİDAR ESKİ DEFTERLERİ KARIŞTIRIYOR

Şöyle bir laf var biliyorsunuz: “Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış”. Mali disiplini kaybeden iktidar da çözümü elini milletin cebine daldırarak, devletin kasalarını karıştırarak bulmaya çalışıyor. Seçimden önce Merkez Bankası’nın Hazine’ye Nisan’da ödemesi gereken 34 milyar TL’lik kâr payını Ocak ayında almak için her türlü düzenlemeyi yaptılar. Bu parayı da bir güzel seçimde yiyip, bitirdiler. Seçimler bitti. Zam yağmuru başladı. 23 Haziran’dan bugüne; motorine 24 kuruş, çaya yüzde 15, şekere yüzde 16, elektriğe yüzde 15 zam yapıldı.

Yine BOTAŞ’ın elektrik üretim şirketlerine vermiş olduğu gazın fiyatı yüzde 6,5 oranında arttırıldı. Şimdi evlere verilen doğalgazın fiyatlarında da artış bekleniyor. Ardından zenginlerin vergilerinde artış yapılacağı haberleri yayılmaya başlandı. Yüksek gelirden ve lüks konuttan alınacak diye başlatılan bir vergi projesiyle karşı karşıyayız. Ama bu projenin, sonunda yine yoksul yurttaşlarımızın sırtına yüklenmesinde de endişe duyuyoruz. Bu nedenle bu meselenin takipçisi olacağız.

İKTİDAR ALİ CENGİZ OYUNU PEŞİNDE

Aslında başından beri uyarıyoruz. “Bu beceriksizliğin ve ardından gelen seçimin faturası milletin sırtına yıkılacak” diyorduk evet yine milletin sırtına yıkılmaya başladı. Maalesef biz haklı çıktık. Tabi burada iktidarın bir başka ali cengiz oyununun peşinde olduğunu da görüyoruz. Elektrik ve doğalgaz zammı 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak. Yine gıdaya yapılan zam, fiyatlar 4 defa toplandığı için bu ayın hesabına, Haziran ayının hesabına dörtte bir oranında girecek. Elektrik ve diğer doğalgaz zammının fiyatları ise 1 Temmuz’da yapılacağı için Haziran ayında hesaplara hiç girmeyecek. Bu nedenle şu anda görmüş olduğumuz zamların Haziran ayın enflasyonuna etkisi son derece sınırlı kalacak. Bu fiyat artışlarının etkilerini biz esas Temmuz ayından itibaren görmeye başlayacağız.

ENFLASYON DÜŞÜK GÖRÜNECEK, ENFLASYON FARKI DÜŞÜK KALACAK 

Bu nedenle de bu yılın Haziran ayı enflasyonu bu zamlardan çok fazla etkilenmeyecek. Dolayısıyla yılın ilk 6 ayında enflasyon rakamı aslında yaşanan enflasyonu zaten biliyorduk. Açıklanan enflasyon, gıdada yaşanan enflasyonun altında; yine hatırlayacaksınız bu enflasyon rakamlarına doğrudan müdahale edildiğine dair birtakım iddialar vardı, bununla ilgili bir soru önergesi de vermiştim.

Dolayısıyla bu ilk 6 ayda bu çeşitli müdahalelerle emekliye, memurlara ve diğer çalışanlara verilecek olan enflasyon farkı, maaşlarında yapılacak artış aslında yaşanan enflasyondan çok daha düşük olacak. Bu açıkça çalışanların, memurların, emeklilerin hakkının yenmesidir. İktidar bu şekilde çalışanların hakkını yerken buna karşılık Cumhurbaşkanlığında çalışan kurul üyelerinin maaşlarını arttırmakta hiçbir beis görmemektedir.

TCMB’NİN İHTİYAT AKÇESİNE EL UZATMAK İFLASIN İLANIDIR

Bunun yanında yine sarayın TCMB’nin zor günler için sakladığı ihtiyat akçesine de el uzatmak üzere olduğunu, bununla ilgili bir düzenlemeyi TBMM’nin gündemine getireceğini duyuyoruz. Tabi bu Merkez Bankası’ndan götürülecek yedek akçe öyle böyle değil. 46 milyar TL. Yani milli gelirin yüzde 1’i. Bu artık bir defalık da olmayacak Merkez Bankası Hazine’ye her yıl biraz daha fazla para aktaracak. Şimdi bu, bütçedeki iflasın ilanıdır. Bu, 2001 krizinden sonra Türkiye’nin vazgeçtiği “Siyasetin Merkez Bankası kasasından finansmanı” anlayışının da geri dönmesidir. Merkez Bankası para basan kuruluşumuz olduğu için bu temettüleri ödemek için para basacaktır ve Hazine’ye para basarak Hazine üzerinden siyasetin yapmış olduğu hovardalığın finansmanını sağlayacaktır.

YENİ TÜRKİYE DEDİLER, MEMLEKETİ GETİRDİKLERİ YER 1994 KOŞULLARI

Tabi bu hem içeriye hem dışarıya aynı zamanda zor durumda olduğumuza dair bir mesajdır. Ekonomideki birtakım çapalardan vazgeçtiğimizi, artık Merkez Bankası’ndan para basmadan Hazineyi, bütçeyi finanse etmekten de vazgeçtiğimizin mesajı olarak gider. Sonuç? Ben size söyleyeyim, Türkiye’nin risk primi artacaktır, dış borç faizleri yükselecektir. “Yeni Türkiye, Yeni Türkiye” derken, memleketin getirildiği yer 1994 koşullarıdır. Türkiye, bu yanlışlıkları aslında 1950’lerin ortalarından itibaren çok yapmıştır. Bugünü kurtarmak için yarını heba etmenin sonu da hep hüsran olmuştur.

IMF kapılarına düşülmüştür. Türkiye, bir daha IMF kapılarına düşmesin, eloğluna muhtaç olmasın diye 2001 krizinden sonra pek çok tedbir alınmıştır. Benim de içinde bulunduğum ekonomi yönetimi, pek çok çapayı o dönemde atmıştır. Milletimiz de büyük fedakarlıklar yapmıştır. Ama bu iktidar, itibardan tasarruf etmemek için, saraylarında debdebe ve şatafat sürsün diye, bu çapaları bir bir sökmüştür. Şimdi de kötü gün akçelerini, kefen paralarını harcamaya hazırlanmaktadır. “Allah akıl, fikir versin” diyoruz.

DÜNYA GELECEĞE KOŞUYOR, BİZİ YÖNETENLER BİR ASIR ÖNCE YÜRÜNEN YOLLARI ARŞINLIYOR

Ama görüyoruz ki iktidar hala daha pansuman tedbirleri ve aspirin tedavisinden medet umuyor. Aslında zaman geçiyor, zaman geçtikçe de iktidarın böyle bir program yapma kapasitesi ve bundan daha önemlisi arzusu konusunda iktidara olan güven giderek azalıyor. Ortak aklın, istişarenin yok edildiği bu düzende güvenin sadece ekonomik programla da sağlanamayacağı açıkça görülüyor. Bunu biz söylemiyoruz sadece, iktidar mensupları da “Rehabilitasyon ihtiyacı var” diyerek üstü örtülü de olsa bu ihtiyacı dile getirmeye başlıyorlar.

Ekonomide geçmişte yapılan yanlışları dönüp dönüp tekrarlayan, krizlerin verdiği derslerle ekonomide atılan çapaları birer birer söken saray, yönetim sisteminde de geçmişte yapılan yanlışları tekrarlayarak ülkeye olan güveni sarsıyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı’nın bir partinin Genel Başkanı olmasının mahsurlarını bundan 70 yıl önce görmüş ve 1947 yılında, ortak akılla İsmet Paşa, Celal Bayar, dönemin Başbakanı hep birlikte bu yoldan dönülmüştür. Çok partili rejime geçildikten sonra Cumhurbaşkanının partiler üstü bir konumda kalması, bir partinin değil, gerçek anlamda cumhurun başkanı olmasının önemi net olarak anlaşılmıştır. Milletimiz, iradesinin tecelli ettiği Gazi Meclis’in ise “Tüm milli meselelerin çözümünde başvurulacak yegane adres olduğunu” bundan çok daha önce, Milli Kurtuluş Savaşı günlerinde görmüştür. Dünya her gün geleceğe koşmaktadır, yenilikler peşinde koşmaktadır. Ama bizi yönetenler, bir asır önce yürünmüş yolları yeniden arşınlanma konusunda kararlı gözükmektedirler.  

KAYBEDECEK ZAMAN YOK, UCUBE REJİMDEN VAZGEÇİLMELİ, CUMHURBAŞKANI PARTİSİNİN BAŞINDAN AYRILMALI

Evet, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkmak için güvenilir bir programa ihtiyacı olduğu kuşkusuzdur. Ama en az bunun kadar önemli olan ve son bir yılda yaşayarak gördüğümüz bir gerçek daha vardır: Türkiye’nin artık daha fazla zaman kaybetmeden bu ucube tek adam rejiminden kurtulması şarttır. Ülkeye güvenin geri gelmesinin ilk şartı budur. Bunun için doğru iliklenecek ilk düğme de cumhurbaşkanının partisinin başından ayrılıp tarafsız olmasıdır. Kendisinin o koltuğa otururken ettiği yeminin aslında gereği de budur.

Yorumlar (0)