Sırbistan'dan 5 bin ton etin ithal edilmesi Mecliste kabul edildi

TBMM Dışişleri Komisyonu'nda onaylanan anlaşma ile Sırbistan'dan 5 bin ton etin ithal edilmesi kabul edildi.

EKONOMİ 19.12.2018, 15:22 19.12.2018, 16:18
Sırbistan'dan 5 bin ton etin ithal edilmesi Mecliste kabul edildi

Türkiye'nin Sırbistan'dan 5 bin ton büyükbaş hayvan etinin ‘uygun gümrük vergisi indirimleriyle' ithal edilmesini öngören anlaşma TBMM Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi. Görüşmeler sırasında söz alan CHP'li Çakırözer, Türkiye'nin yeni bir ithal et anlaşmasını kaldıramayacağını belirterek, "Artık yeter AKP ithal et anlaşması yerine Türkiye'de tarımı, hayvancılığı desteklesin. Çiftçiye verdiği sözleri tutsun" dedi.

Türkiye'de insanların özellikle son 15 yılda tarım ve hayvancılığı bırakma noktasına getirildiğine dikkat çeken Çakırözer, "İnsanlar süt para etmiyor diye ineklerini sattılar, kestiler. Biz hayvancılığı destekleyeceğimiz yerde, tam tersine, ithal politikalarıyla ülkemizi bir ithalat cennetine dönüştürdük. Avrupa'da, dünyada ülkeler Türkiye'ye bakarken ‘Ne kadar küçükbaş ya da ne kadar büyükbaş hayvan satabiliriz, biz bu ülkeye ne kadar buğday satabiliriz?' diye bakıyor. Bu AKP hükûmetinin Türkiye'yi tarım ve hayvancılıkta getirdiği nokta açısından son derece kaygı vericidir, vahim bir durumdur" dedi.

Hükümet yetkililerinin ithalat yapılmayacağı yönündeki açıklamalarını da hatırlatan Çakırözer, "Hükûmetin açıklamaları ile icraatları hep birbirinin zıttı yana gidiyor. Sürekli çiftçiyi ‘İthalata muhtaç etmeyeceğiz, çiftçimizi destekleyeceğiz' diyorlar ama böyle dendiği sürece iktidar yetkililerinden, hemen akabinde, mutlaka yeni, ithalatın önünü açan kararnameler ya da buna benzer anlaşmalar ya da bazı istisnalar, teşvikler görmek çok üzücü. Hem vatandaşı ithalata muhtaç etmeyeceğiz diyorlar hem de yeni anlaşmalar imzalıyorlar" diye konuştu.

Seçim bölgesi Eskişehir'deki çiftçilerden de örnekler veren Çakırözer, "Bu ithalatın bedelini işte benim Alpu'daki, Seyitgazi'deki ya da Ankara'nın hemen Polatlı'sındaki çiftçim ödüyor. Çünkü çiftçi bir gün umutlanıyor ‘Teşvik geliyor, hayvancılığa destek verilecek, 300 baş hayvan projesi geliyor' diye umutlanıyor. Ertesi gün bir bakıyoruz hiçbir destek yok. Mesela ben geçen hafta Seyitgazi'de, Alpu'daydım. Koca Seyitgazi'de 1 çiftçi faydalanmış o teşviklerden, Alpu'da hiç yok. Yani koca Alpu Ovası'nda, hayvancılığın, tarımın cenneti koca Alpu Ovası'nda destek verilen bir kişi bile yok ama öte taraftan bakıyoruz ‘İthal et alalım, ithal buğday alalım' Ülkenin bu noktaya gelmemesi lazım" dedi.

İthalat varsa hastalık kaçınılmaz

Türkiye 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve kırmızı et ithal ediyor. Aslında ithal edilen sadece canlı hayvan ve et değil, aynı zamanda hastalık da ithal ediliyor. Bir ülke hayvancılıkta bu kadar dışa bağımlıysa ve bu kadar yoğun ithalat yapılıyorsa hastalıkların olması da kaçınılmaz.

Özcan YENİÇERİ'nin ithal et ile ilgili olarak;

''Sözde millî ve yerli iktidar!'' başlığı altında kaleme aldığı yazısında şöyle diyor;

Bir diğer husus daha var. O da hayvancılıkta ithalat politikası ile ilgilidir. Türkiye'nin, sığır ithalatında dünya ikincisi, Avrupa'nın ise lideri konumuna geldiği iddialarıdır.

Yukarıda verdiğimiz bilgiler açık kaynaklardan alınmış olup, iktidar yetkilileri bu bilgilerin tamamına, hatta çok fazlasına vakıftır. Buna karşın iktidar onlarca yıldır yerli hayvan, yerli ürün politikası izlememiştir. Öyle ki 2018 yılında belki de Türkiye'de ilk kez soğan ve patates ithal edilmek zorunda kalınmıştır.

Sözde millî ve yerli olmak böyle bir şey olsa gerek

Diğer yandan yabancı hayvan ithalatını da yetkililer eline yüzüne bulaştırmaktadır. Hayvan yerine hastalık ithal ediyorlar. Hayvanları ithal etmeden önce şarbon ya da başka bir hastalık etkeni taşıyıp taşımadıklarına dair kontrol edilip edilmediği ayrı bir husus olsa da onlarca yıldır halkının yiyeceği eti bile ithal eden bir zihniyet "nasıl olur da yerli ve millî olmaktan söz eder?" Burası çok anlaşılır değildir.

Dahası dolarla Brezilya'dan ya da diğer ülkelerden hayvanları ithal edenler, Türkiye'ye karşı doların sahibi olan ABD operasyon yapıyorsa suç ya da kusur kimindir?

Türkiye dolar operasyonları her anlamda uygun hale getirilmiştir. Bu durum da ABD'nin dolar üzerinden yaptığı operasyonlara imkân yaratmıştır.

Millîlik yalnız dolara değil hayvan ithalatına da bağımlı olmamak demektir.

ABD emperyalist, sömürgen ve diz üstü çöktürme politikaları gereği bunları yapıyor, iktidar da izlediği politikalarla bu operasyonlara fırsat veriyor.

Bedeli halk ödüyor. İktidar "yandım Allah" diye bağırıyor...

Yorumlar (0)