Alexa

Değerli okuyucular,

Kamu personelinin yaşadığı en büyük sıkıntılardan birisi, eşleri ile aynı ilde çalışmadıklarından aile birliğini fiziken oluşturamamaları ve tayin taleplerinin kamu idarelerince gerekçesiz ya da soyut gerekçelerle reddedilmesidir.

Anayasa md. 41: Aile, Türk toplumunun temelidir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki aile birliğini sağlamak ve korumak devlet için anayasal bir yükümlülüktür. Nitekim bunu ifade eden Anayasanın 41. maddesi hükmü, “Aile, Türk toplumunun temelidir” gibi net bir cümle ile başlamaktadır.

Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu kanun dayanak gösterilerek çıkarılan Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmasına Dair Yönetmelik’te,  aile birliğinin sağlanması ve muhafazasına işaret edilerek “aile birliği mazereti” ile tayin talep edilebileceği düzenleme altına alınmıştır.

Her bir kurumun personel yönetmeliklerinde, yani iç düzenlemelerinde de aynı yönde düzenlemeler bulunmaktadır. 

Dolayısıyla konunun mevzuat düzenlemeleri boyutunda hukuken bir problem olmadığını söyleyebiliriz. Hatta yakın zamanda eşi özel sektörde çalışan kamu personeli için tayin isteminin şartları yumuşatılmış; bu süreçte bizzat üst düzey siyasi yetkililer tarafından aile birliğinin önemi defaatle vurgulanmıştır.

Kamu idareleri eş tayini taleplerini hassasiyetle incelemelidir. 

Çizdiğimiz tüm bu olumlu tabloya karşın kamu idareleri ne yazık ki üzerine düşeni yapmamakta ve kamu personelinin mağduriyetine sebep olmaktadır. Elbette ki kamu yararı ve hizmet gerekleri de önemlidir ve idare tarafından gözetilmelidir. Bu nedenle mevzuat, idarelere takdir yetkisi de tanımıştır. Ancak bu takdir yetkisi idarelerce keyfi kullanılmamalı, ancak kamu yararının mutlak zorunlu kıldığı durumlarda tayin istemleri geri çevrilmelidir. 

Aksi halde eşiyle bir araya gelemeyen kamu personeli mağduriyetini önlemek için yargıya başvurmakta, yargıdan sonuç almak için hem zaman geçmekte ve hem de maddi külfet altına girmektedir.  

Bu noktada, yargının konuya bakış açısının kamu idarelerinden daha hassas olduğu söylenebilir. İdare Mahkemeleri, tayin istemi reddedilen kamu personelinin o yerde çalışmasının devamını zorunlu kılan sebep ve gerekçelerin somut olarak ortaya konması gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Bu çerçevede idare tarafından ortaya somut bir gerekçe konulamadığında, davalar kamu personeli lehine sonuçlanmaktadır.

Ancak yazımızı bitirirken vurgulamak isteriz ki, idarelerin bu konuda daha titiz işlem yapması, hem kamu personelinin mağduriyetini bir an önce ortada kaldıracak, hem de hukuksal ihtilafların yargıya taşınmasını engelleyerek yargının iş yükünün artmasını da önleyecektir.

Saygı ve sevgilerimle,

Av. Çağrı ÜNSAL – Ankara Barosu

Kamupersoneli.net - ÖZEL Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.