03 Ekim 2020 Cumartesi 12:40
Bediüzzaman Said Nursi'nin talebesi Mehmet Fırıncı hayatını kaybetti

Kaleme aldığı Risale-i Nur külliyatı ile insanların imanlarını kurtarmalarına rehber olan Bediüzzaman Said Nursi'nin hayattaki talebelerinden biri olan ve geçtiğimiz gün rahatsızlanan ve kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alınan  Mehmet Fırıncı hayatını kaybetti.

MEHMET FIRINCI HAYATINI KAYBETTİ

Tedavi gördüğü hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Mehmet Fırıncı,  92 yaşında vefat etti.

MEHMET FIRINCI KİMDİR? NERELİ?

Asıl adı Mehmet Nuri Güleç olan, aynı zamanda İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile Nur Vakfı Başkanı olan Fırıncı, bir süredir Bahçelievler'deki özel bir hastanede rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyordu.
Durumu son günlerde gittikçe ağırlaşan ve böbrek rahatsızlığı da yaşayan Fırıncı, bu sabah hayatını kaybetti.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfından yapılan açıklamada, "Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi muhterem Mehmed Fırıncı ağabey Hakkın rahmetine kavuştu. 92 yıllık ömrünü Kur'an ve iman hizmetinde geçiren, tevazuu, şefkati, nezaketi ile gönüllerde taht kuran, asrımızın mühim bir Kur'an tefsiri olan Risale-i Nur'ların neşriyatında ve birçok dünya diline çevrilmesinde çok önemli hizmetler gören muhterem ağabeyimizi Rahmet-i Rahmana uğurladık.

Cenaze namazı 4 Ekim Pazar günü öğle namazında Eyüp Sultan Camiinde kılınacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Eyüp Sultan Cami haziresine defnedilecektir." ifadeleri kullanıldı.

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ KİMDİR?

15 yaşında bir medrese öğrencisi iken hocası tarafından verilen Bedî-üz-Zamân (zamanın güzelliği) lakabı ismiyle birlikte anılır.

Said Nursi, 1878 yılında Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak doğmuştur. Babasının adı Mirza, annesinin adı ise Nuriye'dir. 15 yaşında bir medrese öğrencisi iken hocası tarafından verilen Bedîüzzamân (zamanın eşsizi) lakabı ismiyle birlikte anılır.

Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen hafıza sebebiyle, önceleri "Molla Said-i Meşhur" diye tanındı. Daha sonra "Zamanın eşsizi" anlamında "Bediüzzaman" unvanıyla şöhret buldu. Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili doksan kitabı ezberledi. Şirvan, Siirt, Bitlis, Doğubayazıd ve Tillo'dan sonra 1894'te Mardin'e geçti. Oradan da Bitlis'e gitti, sonrada Van'da 12 sene kaldı. Van'da kaldığı sürede eğitim metodunu tamamen kendisinin hazırladığı bir medrese kurdu. Esas hedefi, aynı metodun uygulanacağı bir üniversiteyi Doğu Anadolu'da kurmaktı. Bu üniversitede din ilimleri ile fen ilimleri birlikte öğretilecek, etnik diller de serbest tutulacaktı. Bu üniversiteye, Kahire'deki Ezher Üniversitesi'nden hareketle "Medresetü'z-Zehra" ismini verdi.

1900'lü yılların başında 1907 yılında doğuda Medresetü-z Zehra adında bir İslam üniversitesi kurmak fikriyle İstanbul'a geldi ve hayatı boyunca bu fikrini gerçekleştirmek için gayret gösterdi. 13 Nisan 1909 tarihinde tarihe "31 Mart Vakası" olarak geçen isyanda isyancıları yatıştırmaya çalışmış, isyan bastırıldıktan sonra Said Nursi de olaya karıştığı iddiası ile tutuklanmış fakat mahkemesi görüldükten sonra beraat etmiştir.


Birinci Dünya Savaşı yıllarında 1914 yılında Doğu cephesinde gönüllü milis alayı komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında Mart 1916'da Bitlis'te yaralanıp iki buçuk yıl Rusya'da esir kaldı. 1917'deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Leningrat'tan Almanya'ya, oradan da Petersburg üzerinden Varşova'ya gelir. Viyana'yı da gördükten sonra, Sofya üzerinden trenle 1918 Haziranında İstanbul'a ulaşır. Dönüşte, Genelkurmay'ın kontenjanından Osmanlı'nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan ve Mehmet Akif Ersoy'un sekreterliğini yaptığı "Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye"de 4 yıl görev yaptı. İngilizlerin İstanbul'u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte adıyla bir risale neşretti.

1925 yılında van'da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, o sırada meydana gelen Şeyh Said hareketi sebebiyle, bu harekete karşı çıktığı halde, tedbir olarak 1926 yılında önce Burdur'a, ardından 25 Ocak 1927'da Isparta ve Isparta ili, Eğirdir ilçesine bağlı, Eğirdir'in 25 km kuzeybatısında Barla'ya gönderildi. Burada sekiz yıl kaldı. "Risale-i Nur" isimli Kur'an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle 1935 senesinde Eskişehir Mahkemesine sevk edildi.

1936 yılında sürgüne gönderildiği Kastamonu'da eserlerini yazmaya devam etti. 1943'te Denizli Mahkemesi'ne, 1948'de Afyon Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi.

1950 yılında çok partili hayata geçildiğinde dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde eserlerini matbaalarda bastırdı.

Said Nursi, 23 Mart 1960 tarihinde 82 yaşında Şanlıurfa'da öldü. Naaşı Halilürrahman Dergâhı'nda kendisine ayrılan yere defnedildi. Ancak iki ay sonra 27 Mayıs 1960'da bir askerî darbe oldu. Millî Birlik Komitesi hükümeti Bediüzzaman'ın kabrinin nakledilmesine karar verdi. 12 Temmuz 1960 günü mezarı Urfa'daki yerinden alınarak Isparta'ya götürülerek şehir mezarlığına gizlice defnedilmiştir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.