CHP Lideri Kılıçdaroğlu: "Türkiye Bu Kafayla Giderse..."

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu yeni anayasaya ilişkin açıklamalarında, hükümeti eleştirdi. CHP Liderinin açıklamalarının tamamı haberimizde...

GÜNDEM 09.12.2016, 17:30 09.12.2016, 17:35
CHP Lideri Kılıçdaroğlu: "Türkiye Bu Kafayla Giderse..."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye bu kafayla giderse ve bu kafayla Türkiye yönetilirse çok daha büyük sorunlara gebe olur. Bunu çok açık net söylüyorum, çok daha büyük sorunları kendi bünyesinde taşır hale gelir." dedi.

Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Hayatını kaybeden eski TBMM Başkanı İsmet Sezgin'e ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, Sezgin'in sevecen, hoşgörülü, alçak gönüllü bir kişiliğe sahip olduğunu, bu tür siyaset adamlarına bugün her zamankinden çok ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Sezgin'in, uzun yıllar CHP'yi rakip olarak gören bir siyaset anlayışına sahip olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bir ara konuşurken 'Hiç kimse, bir gün gelecek ben CHP'ye oy vereceğim diye asla düşünemezdi ve kimse bunu söylediği zaman bile asla inanamazdım ama ben bunu da yaptım' diye söylemişti. Kendisine teşekkür etmiştim. Cumhuriyetle, demokrasiyle, Mustafa Kemal Atatürk ile bir sorunu yoktu. Dolayısıyla siyasi görüşler, ekonomik görüşler farklı ama sonuçta cumhuriyeti, demokrasiyi, parlamenter demokratik sistemi savunan önemli ve ender siyaset adamlarından birisiydi." diye konuştu.

Başkanlık sistemine ilişkin soruyu yanıtlarken Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2002'den bu yana ülkeyi yönettiğini, sorunun Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra çıktığını ileri sürdü.

Yapılanın sistem değil, rejim değişikliği olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, parlamenter sistemden başkanlığa geçilirse rejimin değişmiş olacağını söyledi.

Parlamenter sistemin aksayan yönleri olduğunu, ancak bunların düzeltilebileceğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Biz bunlardan tamamen vazgeçeceğiz, bir kişi için oturacağız, tüm rejimi değiştireceğiz. Bu doğru değil." diye konuştu.

- "Dayatma kültürüyle anayasa yazılmaz"

Kılıçdaroğlu, anayasaların bütün demokrasilerde toplumsal uzlaşı belgeleri olduğunu vurgulayarak, görüşü, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun tüm yurttaşların anayasayı sahiplenebilmesi gerektiğini ifade etti. Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anayasalar bir partinin mutfağında hazırlanmaz, bir partinin mutfağında anayasa hazırlanırsa toplumsal uzlaşma belgesi olma niteliğini kaybeder. Geçmişte referanduma gittik, AKP bir anayasa taslağı hazırladı, referandumda kabul gördü. Ne oldu arkasından? Yargı bağımsızlığı askıya alındı. Sadece Yargıtaya 160 militan atandı. Belli bir cemaati savunan kişiler atandı. Eğer o anayasa bir toplumsal uzlaşma belgesi olsaydı, oturulup demokratik ölçüler içinde parlamentoda tartışılsaydı, olgunlaştırılsaydı belki biz 15 Temmuz olaylarını hiç yaşamayacaktık. Dayatma kültürüyle anayasa yazılmaz."

Olağanüstü hal uygulaması nedeniyle akademisyenlerin düşüncelerini açıklamaktan çekindiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Üniversiteleri suskun olan bir ülkede, sağlıklı anayasa hazırlanamaz. Hangi hukuk fakültesi dekanı korkudan konuşabilir? Hangi akademisyen korkudan konuşabiliyor? Hiç kimse konuşamıyor, düşüncesini açıklayamıyor. Medya özgürlüğü var mı? Asla inanmıyorum." şeklinde konuştu.

Türkiye'de medyada özgürlüğün olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Düşüncelerini özgürce ifade etmek isteyenler şu veya bu şekilde kendini ya mali baskı altında veya hapishanede buluyorlar veya işinden oluyorlar, görevlerine son veriliyor bu insanların. Bu ortamda anayasa değişikliği olur mu?" ifadelerini kullandı.

- "Parlamenter sistemin aksaklıkları giderilecekse varız"

Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrı yaptığı belirtilerek, CHP'nin neden bu çağrıya olumlu yanıt vermediği sorulan Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili görüşlerini TBMM Başkanına bir mektupla bildirdiklerini, demokratik parlamenter sistemin aksaklıklarının giderilecekse, ülkenin darbe hukukundan arınması sağlanacaksa bu çalışmaya katılabileceklerini ilettiklerini, ancak bir cevap gelmediğini bildirdi.

Anayasa değişikliğiyle rejim değişikliğine gidildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Daha baskıcı bir yönetim gündeme geliyor. Devletin sigortası ortadan kalkıyor. Cumhurbaşkanlığı devletin sigortasıdır. Eğer bir evde sigorta atarsa karanlıkta kalırız. Nedir sigorta? Eğer devletin kurumları, uyum içinde çalışmıyorsa, iktidar, muhalefet temel bir konuda anlaşamıyorsa hakemlik yapacak bir kişiye ihtiyaç vardır. Bizim demokratik sistemimizde bu pozisyon cumhurbaşkanına biçilmiştir. Şimdi cumhurbaşkanı siyasi taraf olacak. Nerede cumhurun başkanı olacak, nasıl olacak? Belli bir siyasi partinin üyesi, nereden cumhurbaşkanı olacak? Milleti mi kandıracaklar? 'Efendim bu cumhurun başkanı.' İyi de hangi cumhurun? Kendi partisinin cumhurunun başkanı olacak o zaman."

Değişiklikte "Başkanlık" değil, "Cumhurbaşkanlığı" ifadesinin kullanılmasını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Böyle bir şey olmaz. Halkı kandırmasınlar." dedi.

Anayasa metninde "cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilir" ifadesinin kaldırılacağının belirtilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "O zaman cumhurbaşkanı ifadesini kullanamazlar." diye konuştu.

"Partili cumhurbaşkanı"nın kendisine ne ifade ettiği sorulan Kılıçdaroğlu, "Bizim bugüne kadar oluşan 140 yıllık geleneğimize aykırılık teşkil ediyor. Aykırı bir tavır, tutum teşkil ediyor." yanıtını verdi.

Dünyanın bütün demokrasilerinde anayasaların uzlaşmayla belirlendiğini, yalnız darbe dönemlerinden sonra uzlaşma olmadan anayasa yapıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Şimdi bir darbe gerçekleşti darbe sonrası tekrar o anlayışı tahkim etmek için anayasaya hükümler konuyor. Kenan Evren'den hiçbir farkları yok." değerlendirmesinde bulundu.

- "Hukuk kuralları içinde çalışır"

Referandum fikrine nasıl baktığı yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, bunun kuralları olduğunu, hukuk kuralları içinde bunun çalışacağını söyledi.

"Böyle bir sistem ya da rejim değişikliği diyorsunuz, rejim değişikliği için referandum, bir kesim için tehlikeli gözükebilir, yüzde 51'lik bir oy ya da yüzde 49'luk oy çok şeyi değiştirebilir" denilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bakın 1982 Anayasası yüzde 92'lik bir oyla kabul edildi. Yüzde 92'nin altında kalan her oyun belki meşruiyeti bile tartışılır. Öyle değil mi? Yüzde 92, halk 1982 Anayasasına 'evet' dedi. Hangi koşullarda 'evet' dedi? Olağanüstü kurallar vardı, demokrasi askıdaydı. Şimdi yine demokrasi askıda. Hangi demokrasiden söz ediyoruz, hangi haklardan söz ediyoruz? Hapishanelerde 146 gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkede demokrasiden söz edebilir miyiz? Medyanın en az yüzde 90'ının hükümetin kontrolünde olduğu ülkede demokrasiden söz edebilir miyiz? Birbirimizi hiç kandırmayalım. Kandırmaya da hiç ihtiyacımız yok. Bunu yapıyorlar. Biz Türkiye'nin bekasından sorumlu bir siyasi partiyiz. Sadece biz değil, diğer siyasi partilerin de aynı anlayışta olması lazım. Türkiye bu kafayla giderse ve bu kafayla Türkiye yönetilirse çok daha büyük sorunlara gebe olur. Bunu çok açık net söylüyorum, çok daha büyük sorunları kendi bünyesinde taşır hale gelir."

Teklifin Meclis Genel Kurulu'nda 330'u bulup bulamayacağı sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin özgür iradesiyle, ülkeyi, çocuklarını, Türkiye'nin geleceğini düşünerek oy kullanması gerektiğini kaydetti.

CHP'nin sistemin değişmemesi gerektiğini halka nasıl anlatacağı sorulan Kılıçdaroğlu, "Çok basit, parlamenter demokratik sistemi mi yoksa işlevi olmayan, yargının, bütün güçlerin tek kişinin elinde toplandığı bir sistemi mi istiyoruz? Budur sistem. Bütün yetkilerin tek kişinin elinde toplandığı sistemin adına dikta yönetimi, diktatörlük diyoruz. Bunun en belirgin özelliği Hitler'dir, Mussolini'dir, Pinochet'dir veya Güney Amerika'daki başkanlık yönetimleridir." görüşünü dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, önce metni görmeleri gerektiğini belirterek, güçler dengesinin oluşmadığı bir sistemin Türkiye'yi felakete götüreceğini savundu.

Kamupersoneli.net | AA
Yorumlar (0)