Kılıçdaroğlu, Gurup toplantısında konuştu

Kemal Kılıçdaroğlu bugün gurup toplantısında konuştu. Ergenekon davasının kumpas olduğu anlaşılması üzereine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ''Ben bu davanın savcısıyım'' sözlerini hatırlattı. Haksız yere yargılanan Ergenekon sanıklarından ölenlerin hesabını kim verecek dedi. Kılıçdaroğlu, ekonomi hakkında da konuştu.. Depaolara yapılan baskınlar sonrası ''Patates, yumurta ve soğanın fiyatı düştü mü?'' diyen Kılıçdaroğlu, Enflasyon rakamlarının niçin düşük gösterildiğine dair bilgiler verdi...

GÜNDEM 04.12.2018, 14:02 04.12.2018, 14:28
Kılıçdaroğlu, Gurup toplantısında konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün gurup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, engelliler günü nedeniyle engelli kişilerin sorunlarını dile getirdi. Ergenekon kumpası hakkında hükümetin tutumunu hatırlattı ve ekonomi sıkıntıları başlıklar halinde gündeme getirdi..

Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı gurup toplantısı konuşması şöyle;

“Sokaktaki vatandaştan yurt dışındaki vatandaşlara kadar haklarını büyük ölçüde kaybeden başta engelli vatandaşlarımızın haklarına sahip çıkacağız. 11 bin 813 engelli kadrosu devlette bugün boş. Kendi yandaşları olunca bütün kapılar  açık engelli vatandaşlarımız olunca kapalı. Şimdi siz de o kapıları oy verip açacaksınız kardeşim

Maden kazalarında Türkiye Avrupa birincisi. Elin oğlu her türlü önlemi alıp aşağı indirir, biz işçiyi aşağı indirir işçi öldükten sonra tedbir alırız. Daha geçen gün beton blok viyadük çalışması sırasında işçilerin üzerine düştü. 3’üncü Havalimanı’nda çalışan işçilerin yakınları burada. Sizin çaba harcadığınız her saniyeden itibaren yanınızda olduk. Yasalardan kaynaklanan haklarınızı istiyorsunuz. Neden haklarınızı arıyorsunuz diye çıkardılar mahkemeye. Onların haklarına hukuklarına sonuna kadar sahip çıkacağız. 52 işçi hayatını kaybetti. 52 işçinin ölümlerini gizlediler. Onların hakkını bizim dışımızda hiç kimse savunmadı. Biz sadece işçinin hakkını savunmuyoruz. Ezilmesin bu insanlar. Bizim görevimiz halkın çıkarını savunmaktır. Sarayı değil halkı savunuyoruz biz.

Bir Ergenekon furyası vardı, 11 yılda bir fırtına estirdiler, kim konuştuysa darbeci dediler. 3 bin kişi tahkikata uğradı. 7 sanık hayatını kaybetti, 7 kişi kanser oldu. Savcı çıktı ‘Ergenekon’un varlığı ispat edilememiştir’ dedi. Ölenlerin hesabını kim soracak? O aileler o çocuklar ne olacak? Bunların tamamımın iftira olduğu ortaya çıktı. Kendi makam arabasını savcıya verdi. Çıktı sıkılmadan ben bu davaların savcısıyım dedi. Sarayda oturan savcıyı iyi bilin. Bizim o dönem genel başkanımız çıktı sen o davaların savcısı isen ben de avukatıyım’ dedi.

Eti gramla alan bir hale getirdiler bu milleti. Toplumu nasıl kandırmak istiyorlar. Diyorlar ki ki enflasyon kasım ayında düştü. Ne düştü, otomobil fiyatları düştü. Benzinli ve dizel otomobil. Patateste yumurtada soğanda fiyat düştü mü? düşmedi. Bunlardaki fiyat artışı binde 44 arttı. Vergileri düşürdüler enflasyon düştü.

Hiç kimseyi özel olarak suçlamadım. Muhalefet partilerini eleştirmem. Bugün Bahçeli beni eleştirmiş, partimizi eleştirmiş, onun ağzından şunu söylüyorum. Şimdi okuyacağım sözler sayın Bahçeli’ye ait. 8 Nisan 2014’te şunları söylüyor. “Türklüğü reddeden TC'yi silen, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkârcıdan Türkiye'ye Cumhurbaşkanı olmaz… Tekeden süt sağılmaz. Balda tuz bulunmaz. Suda ateş yanmaz. Recep Tayyip Erdoğan'dan da Cumhurbaşkanı olmaz… Her vatan evladı cumhurbaşkanı olabilir ne var ki Recep Tayyip Erdoğan olmaz” Sayın Bahçeli kimin gölgesindesin, ben sana ne söyleyeyim şimdi?”

Bir şey söylemiyorum senin sözlerini sana hatırlatıyorum. Ülkücü kardeşlerime sözüm var. Ülkücü kardeşlerimizin bayrak sevgisi, Ülkücü kardeşlerimizin vatan sevgisi, Ülkücü kardeşlerimizin insan sevgisi benim gönlümde de ve benim yüreğimde de aynen vardır. Biz hiç kimsenin gölgesine sığınmayız. Hiç kimseden medet ummayız. Bizim sevgimiz vatan sevgisidir. Bizim sevgimiz bayrak sevgisidir. Bizim sevgimiz insan sevgisidir. Birilerinin önünde diz çöküp yalvarmayız, yakarmayız. Ülkücü kardeşlerim bilsinler onlara hiçbir sözüm yok.”

'VATANDAŞ BANKALARA ÇALIŞIYOR'

Vatandaş borç batağında borç. 520 Milyar Lira vatandaşın baklara borcu var. 55.5 milyar lira vatandaş bankalara faiz olarak ödüyor. Vatandaşım bankalara çalışıyor. Alın teri faize ve bankalara, içerdeki ve dışardaki tefecilere gidiyor. 

Çiftçi de borç batağında. Konya'dan küçük bir devlet var Hollanda. Hollanda'nın tarım ihracatı Türkiye'den 6 kat fazla. Değerli arkadaşlarım bakın Kayseri AKP'nin kalesi olan şehirlerden birisi. Hayvan ithal ediliyor, çiftçi ardından hayvan ithali başlayınca 'Ben battım' diyor. Niye Türkiye'de çiftçi üretmiyor. Niye küstürdüler. Şeker pancarı üreticileri CHP vekilleri özelleştirmelere karşı direnirken orada olmalıydı. Canı yandı, 'AKP'ye oy vermeyeceğim' diyor. İlla canınızın yanması mı gerekiyordu. Avrupa'da çiftçinin kişi başına geliri 25-30 bin dolar. Bunların yönetim anlayışı cebimi nasıl doldururum, köşeyi nasıl dönerim anlayışı.

Bir de bunların havuz medyası var. Geçen bir iş insanı ile görüşüyorum. Nasıl dedim durum, felaket dedi. E dedim biraraya geliyor musunuz, birşey yapıyor musunuz? Hayır diyor, "Moralim bozulunca A Haber'i açıp rahatlıyorum" diyor." Morali bozuk olan vatandaş A Haber'i izleyip ülkenin güllük gülistanlık olduğunu zannediyor. BBC'ye bir çiftçimiz konuşuyor. Diyor ki bir televizyon kanalı geldi, söyleşi yaptık. Bir de 'Kapatın depoyu öyle çekelim' dedi. İzin verdik. Bir de akşam baktık ki bizim depoyu gösterip, "Soğanları depolayıp kaçtılar" diye haber yapmışlar.

'YULARI YABANCIYA KAPTIRDI'

Et ithal ettiler, depolar doldu. Şimdi de çıktılar et ihraç edeceğiz diyor. Böyle plansızlık olur mu? Böyle devlet yönetilir mi? Birisi geliyor et yok diyor, ithal ediyorlar. Bu düzenden vatandaş memnun değil. Kimler memnun? Saray. Onların mutfağı dolu. Sarayın çevresi de çok memnun. Sana dolar üzerinden ihale vereceğim diyor. Bir de tefeciler var onlar da mutlu.

Bir de tefeciler var onlar da mutlu. Tefecilik soygun düzeni demek. Ekonomi neden kötüye gitti. Yuları yabancıya kaptırmışsın. Yalvarıyorsun 'para getir' diye. Bunlar ülkeyi perişan ettiler. Durumu iyi olmalan firmalar konkordato ilan ediyor. Bununla ilgili bir torba kanun teklifi getirdiler. Diyor ki "Devlete ait üniversitelerin işletmelerine devletin borcu var. Biz bu borcu ödeyemiyoruz. Cumhurbaşkanı bir oran belirleyecek kabul edene ödeyeceğiz. Yani devletin 100 bin lira borcu var, Cumhurbaşkanı 50 bin ödeyeceğim diyecek kabul eden alacak. Bu hükümetin konkordato ilan etmesidir.

Ekonomik krizi hepimiz yaşıyoruz, daha yaşayacağız. Biz 13 madde halinde krizin nasıl çözüleceğini açıkladık. O maddelerden biri de devletin tasarruf etmesiydi. Vatandaştan aldığın vergiyi doğru dürüst harcayacaksın dedik. Hastanelerde stajyer öğrenciler vardır, öğrenciler yemeklerini hastaneden yer. 2011'de bir genelge çıkardılar yemek yesinler dediler. Geldik 2018'e dediler ki bir dakika memlekette kriz var tasarruf yapmamız lazım. Suriyelilere ilaç da bedava, hastane de bedava bizim çocuklarımız ikinci sınıf vatandaş mı? Tasarruf yapa yapa bu öğrencilerin yemek parasını mı buldunuz."

Yorumlar (0)