28 Aralık 2018 Cuma 23:37
Öztrak: Cumhurbaşkanı Yardımcılarının ve bakanlarının emeklilik haklarını bir kararnameyle çözüverdiler
Kamu Personeli

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak 2018 yılındaki gelişmeleri değerlendirdiği basın toplantısında şunları söyledi:
 

ENFLASYONDA İLK 10’DAYIZ: RAKİPLERİMİZ LİBERYA, ANGOLA, ARJANTİN

Ama bu sadece bu değil, ekonomik daralmaya ek olarak ortada yüksekte bir enflasyon var. 2018 Kasım ayında enflasyon yüzde 20,8.  Geçtiğimiz yıl sonunda bu yüzde 11.9’du. Üretici fiyatları ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiği döneminde üstüne çıktı. Hani hep bir nereden nereye diye bir hikayeler anlatılıyordu. İşte nereden nereye bu. Döndük dolaştık aynı yerin hem de birazda üstüne geldik. Dünyada en yüksek enflasyona sahip 10 ülkeden biriyiz. Rakiplerimiz kim mi? Liberya, Sierra Leone, Angola ve tabi yine Arjantin. Vatandaşlarımızın çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığı gerçek enflasyon ise bu rakamlara yansıyanın çok üzerinde.
 

TÜRKİYE, BAŞKANLIKLA FİLMİ 10 YIL GERİYE SARDI

Milli gelirimiz eriyor. 2018’de dolar cinsinden milli gelirimiz tam 88 milyar dolar düştü. Bunu nereden mi alıyorum? Hani hayali falan diyorlar ya, bunu kendi programları söylüyor, 763 milyar dolar olacakmış. 2008’de dolar cinsinden milli gelir 765 milyar dolardı. Bu rakam, aynı zamanda Türkiye’nin filmi 10 yıl geriye sardığını gösteriyor. Gerileme özellikle Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ben farklı bir Cumhurbaşkanı olacağım açıklamasıyla başlayan ucube tek adam parti devleti sistemine geçiş sürecinin sonunda çok daha belirginleşiyor. 2014’te 935 milyar dolar olan milli gelir 4 yılda 172 milyar dolar geriliyor. Yani bu Başkanlık sistemi bize yaramıyor.
 

VAAT HESABA UYMAZSA HESAP VAADE UYSUN

Bu arada yanlış politikalar sonucunda artık ilk 10 ekonomiye mevcut kriterlerle girme imkanımız kalmadı. O zaman Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı hesapları satın alma gücü paritesiyle yapmaya çeviriverdi. Yani dedi ki “vaat hesaba uymazsa, biz hesabı da vaatlerimize uydururuz.” Milletin satın alma gücü eriyip gidiyor; Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sıkılmadan satın alma gücünden bahsediyor. Herhalde Saray efradının satın alma gücünden bahsediyor. Boşuna demiyoruz bunlar milletten koptu, bulundukları mahalleden zengin mahallelerine taşınınca mahalledeki eski komşularını unuttular.
 

ASGARİ ÜCRET 422 DOLARDAN 381 DOLARA DÜŞTÜ

Daha düne kadar Emeklilikte Yaşa Takılanların haklarını vermeyenler, bugün bu sabah daha Cumhurbaşkanı Yardımcılarının ve bakanlarının emeklilik haklarını bir kararnameyle çözüverdiler. Geçtiğimiz hafta açıklanan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının kendi meclis grubunda alkışlarla onaylattığı yeni asgari ücrete de bir bakalım:
2018 asgari ücretinin açıklandığı tarihte yani bu senenin asgari ücretinin açıklandığı tarihte bir asgari ücretli eline geçen parayla 422 dolar alıyordu. Yeni açıklanan 2 bin 20 TL’lik asgari ücretle ancak 381 dolar alabiliyor. Niye dolarla hesap yapıyorsun diyeceksiniz? Bu kadar ekonomiyi dolarize ederseniz hesapları da dolarla yapmak lazım. Şimdi bizim dediğimiz 2 bin 200 TL’ydi hatırlayın. 2 bin 200 TL’yi veremeyince hemen bir 0’la 2’yi yer değiştirmişler 2020 lira verip algı yönetimi yapıyorlar sanki bizim söylediğimizi vermiş gibi. Ama bırakın reel artışı bu asgari ücret yanlış politikaların asgari ücretlinin gelirinde yarattığı erozyonu telafi etmekten bile uzak.
 

İŞSİZLİK MİLLETİN DERDİ, SARAYIN DEĞİL

Şimdi vatandaşa soralım ekonomide canını en çok yakan nedir? Anketlere bakıyoruz, nereye bakarsak bakalım birincisi hayat pahalılığı, ikincisi de işsizlik. Vatandaşına iş imkanı sağlayamayan bir ekonomide kalkıp bu işleri siz ekonomi nasıl gidiyoru kurlarla, faizlerle değerlendirmeye kalkarsanız çok açık söyleyeyim ya faiz lobisinin mensubusunuzdur ya da onların yandaşısınızdır. Hayat pahalılığında durumu biraz önce anlattım. Ancak işsizlikte de durumumuz oldukça kötü… Mevsim etkilerinden arındırarak baktığımızda işsiz vatandaşlarımızın sayısı geçen yılın sonundan bu yana yarım milyon kişi artmış. Eylül sonunda ülkede 3 milyon 676 bin kayıtlı işsiz var. Bunlara iş bulamadığım için artık iş aramıyorum diyenler dahil değil. Bunu dahil ettiğimiz zaman rakam 6 milyonlara ulaşıyor.
Ana babaların umudu bin bir emekle büyüttükleri gençlerimizin her 100’ünün 22 tanesi işsiz. Yani beşte birinden fazlası işsiz. Türkiye’de her üç işsizden 1’i de üniversite mezunu. Manzara bu. Okutuyoruz, harcama yapıyoruz ama iş veremiyoruz. Ama tabi Saraya baktığımız zaman onların bu işsizliği görmesi mümkün değil. Çünkü orada işsizlik yok. Birkaç yerde birden yönetim kuruluğu üyelikleri, makamlar, arabalar saray ahalisi için sıradan işler. İşte bu Saray halkı Beştepe’den milletimize dürbünü ters tutarak bakıyorlar, olanı biteni göremiyorlar. Onların sesini mesafe uzak olduğu için duyamıyorlar. Millet bağırıyor ama bu ses saraya ulaşmıyor.
 

SARAY REJİMİ İSTİKRARSIZLIK GETİRDİ, FATURA VATANDAŞA ÇIKTI

Rakamlar iktidarın halka daha fazla refah getireceğiz, istikrarı sağlayacağız diyerek getirdiği ucube Saray rejiminin, ülkeye istikrarsızlıktan başka bir şey getirmediğini, bir tek kendilerine ve ortaklarına fayda sağlandığını, faturanın da vatandaşa çıktığını açık seçik gösteriyor. Biz esnafın durumunu anlatıyoruz, Saray diyor ki, “esnafın durumu iyi” ama hemen arkasından krizde olan esnafın durumunu düzeltmek için aldıkları pansuman tedbirlerini açıklamaya başlıyorlar. Ben de esnafın durumunu bir iki rakamla anlatayım. Bunlar hayali rakamlar değil. Bunlar Türkiye Bankalar Birliği’nin rakamları. Bu yılın Ocak-Ekim döneminde protesto edilen senetlerin tutarı, geçen yıla göre yüzde 42 artmış 15 milyar TL’ye çıkmış. Bankalarda tahsili gecikmiş alacakların tutarı son bir yılda yüzde 46 artmış. 24 Aralık itibariyle, 93 milyar 182 milyon TL’ye çıkmış. 2018’de yaşanan konkordato furyası cabası. Kimse kimseye borç ödemek istemiyor. Vatandaşın da şirketlerin de bilançoları her geçen gün biraz daha bozuluyor.
 

İSTANBUL’DA SEÇİMİ KAYBEDECEKLERİNİ GÖRDÜLER

Tüm bunlara ilave olarak, Sarayın artan seçim gerginliği de riskleri artırıyor. 31 Mart’ta milletten göreceği sarı kart Sarayın kimyasını bozuyor. Adil ve eşit şartlarda bir seçim yapılmasını engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Tarafsız yayın yapan FOX TV ve Halk TV’ye yayın yasağı getiriliyor, milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı yok sayılıyor, davalar suç duyuruları yapılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı seçim süresince hiçbir yasağa tabi olmadan, hiçbir sınırlamaya tabi olmadan Cumhurbaşkanlığı makamının sahip olduğu sınırsız devlet imkanlarını kullanacak. Yüksek Seçim Kurulu bu yönde karar veriyor.
Anayasa çiğneniyor Meclis Başkanı istifa etmeden aday olmasının önü açılıyor. Etrafında korumalar, vatandaş ona ulaşamayacak o İstanbul’da kampanya yapacak Meclis Başkanı olarak. Bu aslında iki şeyi gösteriyor. İstanbul’da seçimi kaybedeceklerini artık görüyorlar, Meclis Başkanlığını bari kaybetmeyelim diyorlar.
 

EKONOMİMİZ UÇURUMUN KENARINA GELDİ

Seçim adaletinin askıya alınmasına dönük tüm bu gelişmeler ekonomide, bunun altını çizmek istiyorum, ekonomide oyuncuların ileriye dönük risk algılarını, belirsizlik algılarını olumsuz yönde etkiliyor. Bunun ortaya çıkarttığı politik risk şu anda bölgemizde yaşamakta olduğumuz jeopolitik risklerle birleştiğinde Türkiye’ye ilişkin kaygıları daha da artırıyor. Bu daha yüksek faiz demek, daha yüksek CDS demek, daha büyük sıkıntılar demek. Bütün bunlar aslında son 16 yılda dolarkolik hale getirilen, borca batırılarak şişirilen ekonomimizin artık uçurumun kenarına geldiğini ortaya koyuyor.
 

CAMİ AVLUSUNDA “FAİZE KARŞIYIZ” DİYORLAR AMA FAİZ LOBİSİNE HİZMETTE SINIR TANIMIYORLAR

2018’de ucube tek adam parti devleti rejiminin ilk bütçesini de gördük. Gerek hazırlanışı, gerek TBMM’de görüşülmesi, gerekse de hedefleri itibariyle getirilen bütçe de aynen rejimin kendisi gibi bir ucube. Bütçeden millete hizmet etmek için verilen ödenekler gelecek yıl sadece yüzde 13 artıyor. Buna karşılık faizcilere yapılacak olan ödemeler için verilen ödenekler yüzde 54 artıyor. Geçtiğimiz yıl her 100 liralık vergi gelirinin 10 lirası faizciye giderken bu yıl, yani 2019’da her 100 liralık vatandaştan aldığımız vergi gelirinin 15 lirası faizcilere gidecek. Cami avlusunda faize karşıyız diyen bu iktidar; faiz lobisine hizmetkar olmakta sınır tanımıyor. Ucube sistemin ilk bütçesiyle milletin alın terini de faiz lobilerine akıtıyor. Ne demişti? “Bu kardeşinize oy verin faizler ne olacak görün”. Gördük işte.

KamuPersoneli.net

Not: Aktif kaynak linki kullanarak haberlerimizden alıntı yapabilirsiniz

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.