01 Ağustos 2020 Cumartesi 14:45
Türkiye'de günlük vaka sayısı alarm mı veriyor? Vaka tablosunda sansür uygulanıyor iddiası

Sağlık Bakanlığı günlük vaka tablosu hakkında yaptığı bilgilendirmelerde 3 gün öncesine kadar son 24 saat içerisinde yapılan Koronavirüs test sayını ve tespit edilen vaka sayısını açıklıyordu. Bunun yanı sıra tabloda entübe (solunum cihazına bağlı) hasta sayısı ve yoğun bakımda kalan hasta sayılarını rakamsal olarak ifade ediliyordu. Ama daha sonradan entübe hasta sayısı belirtilmediği gibi yoğun hasta sayısında ise farklı bir bilgilendirme tablosu verilmeye başlandı.

VAKA TABLOSUNDA SANSÜRLEME

Vaka tablosunda yapılan bu değişikliklere değinen İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı ve İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray, Sağlık Bakanlığı’nın sansür uyguladığını iddia etti. Yaptığı açıklamada “Covid-19 rakamları sansürlendi; Tehlikenin farkında mısınız? Sağlık Bakanı'nın her gün açıkladığı sözde bilgilendirme tablolarından entübe ve yoğun bakımda yatan hasta sayıları çıkartılmıştır. Bakanlık Covid-19 tablosuna gelen sansür bir alârm işareti. AKP hükümeti salgınla mücadelede başarısız” diye konuştu.

Çıray’ın iddiaları benzer bir açıklamada 2 gün önce TTB’den gelmişti. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, yaptığı açıklamalarla şu ifadeleri kullanmıştı;

VAKA SAYILARI AÇIKLANANIN FAZLASIYLA ÜSTÜNDE

"Sağlık Bakanı'nın Vuhan'ı İstanbul'a Diyarbakır ve bölge illeri de 2. Vuhan olarak eklenmiştir. Ülke genelinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki meslektaşlarımızın gözlemleri, vaka sayılarının açıklanan toplam rakamların fazlasıyla üstünde olduğunu net olarak ortaya koymaktadır. Bu konuda giderek artan düzeyde, verilerin olduğundan az gösterildiği ve gizlendiği kuşkusu yaygınlaşmaktadır.

KORONA VAKA TABLOSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK KONUSU

"Yoğun bakım ve entübe hasta sayısının tablodan kaldırılmış olması hastalarımızın yoğun bakımlarda, entübe olarak can mücadelesi verdikleri bir ortamda durumun ciddiyetiyle tezat oluşturmakta ve halkın bu ciddiyeti algılayamamasına ve uyumunun sağlanamamasına neden olmaktadır. İki parametrenin tablodan kaldırılmış olmasına epidemiyoloji bilimi içerisinde anlam aramak boşa bir çabadır.

BAKANLIK VERİ PAYLAŞIMINDA SEFFAF DEĞİL Mİ?

"Türkiye pandeminin başından bu yana veri paylaşımında ‘uluslararası standartlara' uyan bir çizgi izlememiştir, bu değişikliğin de bilimsel ve salgın yönetimi ilkeleriyle bir ilişkisi kurulamamaktadır. Uluslararası standartlara göre verileri revize ettiğini belirten Sağlık Bakanlığı öte yandan DSÖ'nün önerdiği ölüm bildirim kodlarını benimsememiştir. Gerek hasta gerekse ölüm sayılarının gerçek boyutu bilinememektedir.

'KAMUOYUNDAN GİZLENİYOR'

"TTB sürecin başından bu yana şeffaf ve bilimsel yönteme dayalı bir veri paylaşımını önermiştir. 29 Temmuz akşamı yapılan tablo değişikliği halkı yanıltıcı, yanlış bilgilendirmeye ve ‘demek ki yoğun bakım, entübe hasta sayıları çok kötü' düşüncesiyle paniğe sevk etmeye yol açacaktır. Salgın yönetiminde vatandaşın hükümete ve Sağlık Bakanı'na kalan güveni de sarsılacaktır. Bu hepimiz için ciddi bir sorundur. Salgın verileri ve bilgilendirmeleri Twitter ve web sayfasından paylaşılan tek bir tabloya sığdırılmak zorunda değildir. Tabloda iki yeni parametre eklenmesi diğer ikisini çıkarmayı gerektirmez. Çıkarılan veriler artık kamuoyundan gizlenmektedir. Tam tersine daha fazla verinin paylaşabilmesi beklenir." Dedi.

İYİ Parti Çıray, konuşmasının devamında, vaka sayılarının artmasında ki en büyük sebebin, normalleşme adı altında aslında sürü bağışıklığı kazanılması istendiği, aynı modeli İngiltere’nin de yaptığı ama önüne geçemediğini vurguladı. Çıray, konu ile ilgili olarak şu açıklamaları yaptı;

“TEDBİRLERİN YETERSİZ OLDUĞUNU BELİRTMİŞTİK”

Hastalık henüz ülkemizde görülmeden önce durumun ciddiyetini ve tedbirlerin yetersiz olduğunu açıkladığını belirten ve uzun yıllar Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı deneyimi de olan Dr. Çıray, sözlerine şöyle devam etti;

İYİ Parti olarak 30 Ocak'ta verdiğimiz corona virüsü araştırma önergemizin AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesinden sonra 31 Ocak'ta yaptığım kamuoyu açıklamasında tedbirlerin yetersiz olduğunu belirtmiş ve Şubat ayı boyunca Umre başta olmak üzere tüm yurt dışı temaslı turistlerin ülkemize girişlerinde karantinaya alınmasının gerekliliğini vurgulamıştım.

11 Mart'ta ülkemizde tespit edilen ilk vakadan önce ise bu hastalığın bir pandemi olduğunu ve ülkemizde de varmış gibi tedbir alınması gerektiğini ciddiyetle dile getirmiştim.

İlk vakadan sonra okulların kapatılması, liglerin ertelenmesi ve yurt dışı giriş çıkışlarının vakit kaybedilmeksizin kapatılması gerektiğini söyleyerek 18 Mart'ta ülke çapında tıbbi karantina uygulanması gerektiğini aksi takdirde bu yayılmanın önlenemeyeceğini söyledim.

Tıbbi karantinanın nasıl yapılacağını da defalarca dile getirmiş olmama rağmen sokağa çıkma yasağı ve tıbbi karantina arasındaki farkı bilmeyen AKP yöneticileri, bütünsellikten ve bilimsellikten uzak bir şekilde alınan sokağa çıkma yasağı kararları ve yaş kısıtlamaları ile bu salgın krizini kontrol altına almaya çalışarak başarısız bir süreç yönetmiştir.

“AKP HÜKÜMETİ BİLİMSELLİKTEN UZAK TEDBİRLER ALIYOR”

Şehirlerarası seyahatlerin izne bağlanması gerektiğini, yoğun vaka olan illerin izolasyonunu, özel hastanelere kamu kontrolü önerisini, il bazında pandemi kurullarının kurulmasının önemini, test kitlerinin iyileştirilmesi gerektiğini, bilim kurulunun yeniden organize edilmesi gerektiğini ve Cumhurbaşkanı'na çağrı yaparak ülke çapında karantina yapılmasının hayati önem taşıdığını tüm kitle iletişim araçları vasıtasıyla duyurduklarını belirten Çıray, şunları söyledi:

Karamsarlık yaymak gibi bir niyetimiz yok, ama tüm bu önerilerimize rağmen taksit taksit, bilimsellikten uzak bir şekilde ve gecikerek tedbirleri uygulamaya devam eden AKP hükümeti, hiç de güvenilir olmayan hasta-vefat sayılarına bakarak kontrol altına alınmamış bir salgın sürecinde 1 Haziran itibariyle ülkemizi -güya- normalleşme sürecine sokmuştur.

Esasen normalleşme süreci adını verdikleri bu süreç İngiltere'nin deneyip adeta bir felâkete neden olduğu ‘Sürü bağışıklığı' modelidir.

Nitekim bu süreç sonunda bugün geldiğimiz noktada hasta sayıları artmış ve Ankara gibi sağlık kuruluşlarının en gelişmiş olan ilimizde bile yoğun bakım yatak sıkıntısı ortaya çıkmıştır.

Sağlık Bakanı'nın her gün açıkladığı sözde bilgilendirme tablolarından entübe ve yoğun bakında yatan hasta sayıları çıkartılmıştır. Bakanlık COVID 19 tablosuna gelen sansür bir alârm işareti.

“DERHAL GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAZLARSA SONBAHARDA SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKER”

Haziran ayından itibaren resmi verilere göre toplumsal düzeyde bulaşıcılığı kontrol altına alamayan ülkemizde salgının geldiği son aşamadan çok büyük bir endişe duyduğunu söyleyen Çıray, sadece hastalık belirtisi gösterenlere ve şikâyetle başvuranlara test yapılan Türkiye'de hastalığın süresi göz önüne alındığında haftalar içerisinde yoğun bakım ihtiyacı olan hasta sayısının ve hastane yatış oranlarının artması test stratejilerinin kafa karıştırıcı nitelikte olduğunu belirtti.

Aytun Çıray sözlerini şöyle tamamladı;

Türk Toraks Derneği yetkililerinin gözlem ve araştırmaları sonucu vardıkları bilgi, vaka sayılarındaki artışın resmi rakamların çok üzerinde olduğu yönündedir.

TTD yetkililerine göre hastanelere yatışı yapılan Covid-19 hastalarının sayısındaki artış yeni hasta servislerinin açılmasına sebebiyet verecek ölçüdedir.

Düğünlerin, asker uğurlamalarının, cenazelerin ve diğer toplu bulunulan ortamlar devam ediyor ve derinleşen ekonomik krizin de etkisiyle hükümet yetkilileri tarafından topluma iyimserlik aşılanıyor. Bu kafa ile salgının kontrol altına alınması imkansız olduğu kadar, Türkiye'deki salgın seyrini giderek kötüleşiyor.

Başta Sağlık Bakanı olmak üzere, her konuda son karar verici olan Sayın Erdoğan'ın dikkatlerini çekiyorum: Derhal gerekli önlemleri almazsanız sonbaharda sağlık sistemi çöker.

Son Güncelleme: 01.08.2020 14:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.