13 Nisan 2020 Pazartesi 14:01
Türkiye’de ki Koronavirüs salgını hakkında en korkutucu öngörü Prof. Dr. İbrahim İkizceli’den geldi!

Türkiye’de Koronavirüs salgını yüzünden 1198 kişi hayatını kaybederken, Türkiye’de test yapılan 376 bin 100 kişiden 56 bin 956 kişide Koronavirüs tespit edildi. Korona test sayısı yükseldikçe, sayısal verilerde artmaya devam ediyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim İkizceli, Türkiye’de ki Koronavirüs salgını hakkında bazı öngörülerini açıkladı.

Sözlerine “Bu salgının kısa sürmesini istiyorsanız, mecbur değilseniz evlerinizden çıkmayın ve kimseyle yakın temas kurmayın’’ diye başlayan İbrahim İkizceli, pandemiden sonra hasta sayısı azalsa da mesailerinin arttığını ve daha riskli hale geldiğini söyleyerek şöyle konuştu:

Bu mevsimde normalde grip, trafik kazası, darp, düşme gibi vakalar başvururdu. Artık hastaların yüzde 80-90’ını Covid-19 pozitif ya da şüpheli vakalar oluşturuyor.

Eşim de hekim, o nedenle 13 yaşındaki çocuğumuzu Bursa’daki halasına bıraktık. İki aydır anne babamı görmedim, bir aydır kendi küçük çocuğumu göremiyorum.

Eşi ya da çocuğu risk grubu olduğu için evine gidemeyen arkadaşlar var. Burada hastanede kalıyorlar.

İki hekim arkadaşımız yüzüne öksüren hasta ya da şüpheli temas nedeniyle 14 gün karantinada kaldı, testleri negatif çıkınca görevlerinin başına döndüler.

“BİZİ KORKUTAN YÜZDE 10…”

Halkımızın evde kalması gerekiyor. Toplumun büyük bir kısmı enfekte olacak ama bir kısım ufak tefek semptomlarla geçirse de, yaklaşık yüzde 10’luk bir kısım ise hastaneye başvurmak zorunda kalacak.

İşte bizi bu yüzde 10 korkutuyor. Çünkü 80 milyonun yüzde 10’u, 8 milyon demek ve bunun da yaklaşık 800 bininin hastaneye yatarak tedavi alması gerekecek.

Süreyi ne kadar uzatabilirsek, bu hastaların alacağı tedavi kalitesi o kadar artacak. Onlara bulaştıracak olanlar da daha hafif geçirecek ya da hiçbir semptom göstermeyenler olacak. O nedenle herkesin istisnasız sosyal izolasyona uyması gerekiyor.

“ÇOCUĞUM EVDE ATEŞLİ, BEN GÖREV BAŞINDAYIM”

Acil Tıp Anabilim Dalı Başhemşiresi Emel Çavuş Şimşek ise kendi çocuğunun ateşlendiğini ancak onu evde babasıyla bırakıp nöbete geldiğini belirterek, şunları söyledi:

Biz sağlık çalışanları bu dönem çok daha zor süreçler yaşıyoruz. Çocuklarını bırakacak kimsesi olmayan arkadaşlarımız var. Ücretli dahi bakacak kimse bulamıyorlar.

Çünkü hastanede çalıştığımız için bizden hastalık bulaşacağını düşünüyor insanlar ve gelmek istemiyorlar. Okullar da tatil oldu. yaşadığımız şey gerçekten çok zor.

Mesela benim çocuğum hasta. Dün ateşlendi, onu evde bıraktım, sabah buraya geldim. Çünkü buradaki işleri yürütmek zorundayız. Bademcik iltihabı, dediler. Ona göre bir tedaviye başlandı. İnşallah Covid-19 değildir çünkü eğer öyleyse evdeki diğer kardeşine ve babama da bulaştırma riski var.

Bakabilecek birini bulsak tabii ki bizler de evlerimize gitmeden çalışırız ama kiminin çocuğu FMF hastası, kimininki epilepsi hastası. Çocuklarına yemek yapacak kimseleri bile yok.

Daha büyük yaşta çocuğu olan bazı arkadaşlar bırakacak kimsesi olmadığı için kapıyı çocuklarının üstüne kilitleyip hastaneye gelmek zorunda kalıyor.

Bu salgının kontrol altına alınabilmesi için lütfen evde kalın. Çünkü hiç ummadığınız kişilerden bulaşıyor bu hastalık ve bir kişiden 15-20 kişiye yayılıyor.

“BAHAR GELDİ DİYE KENDİNİZİ SOKAKLARA ATMAYIN”

Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Seda Özkan ise temizlik personelinden yemek dağıtana, sağlık personelinin hepsinin büyük risk altında çalıştığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

Evinde çocuğu olan, yaşlı annesi babası ile kalan sağlık çalışanlarımız var. Kimisi ayrı evlere çıktı. Evine gitmiyor. Bizler bu kadar çabalarken insanlar dışarıda keyfi olarak gezintiye çıkıyor.

Bugünden itibaren hava ısınmaya başladı örneğin. Bahar geliyor, insanlar daha fazla dışarıya çıkmaya başlayacak.

Biz bunca risk altında hastalarla birebir ilgilenirken vatandaşlardan tek isteğimiz var; bu sıcak havalara aldanmayıp evde kalmaları ve kendilerini izole etmeleri. Ancak o zaman bu salgını daha kısa sürede atlatabiliriz.

Hafif belirtisi olan da var, yoğun bakıma yatacak derecede akciğer sorunu yaşayan da. Evet yaşlı hastalar daha ağır geçiriyorlar ama yoğun bakıma almak zorunda olduğumuz çok sayıda genç hastalarımız da var.

Bu nedenle özellikle gençlere seslenmek istiyorum, ‘bana bir şey olmaz’ diyerek dışarıya çıkmaya devam etmesinler.

“EV OTURMALARI YÜZÜNDEN TÜM APARTMANA YAYILIYOR”

Acil Tıp Uzmanı Dr. Yonca Senem Akdeniz, Türkiye’de evde kalma kavramının halen tam olarak anlaşılamadığını vurguladı ve şu uyarılarda bulundu:

Son günlerde gördüğümüz şey, izolasyon önerileri mümkün olduğunca anlatılıyor ama hâlâ doğru algı oluşmadı. İzolasyonun sadece evden çıkmamak olmadığını, diğer insanlarla yakın temasta bulunmamak olduğunu da anlamamız gerekiyor.

Apartmanlarda komşuluk ilişkileri hâlâ devam ediyor. Genelde yatırdığımız ve pozitif olan bir hastanın yakınlarını da taradığımızda kabaca bütün apartmanı teste çağırmak zorunda kalıyoruz ve yarısından fazlasında hastalık saptıyoruz.

Bizdeki sağlık sistemi bence İtalya’dan çok daha iyi, ABD’de zaten parası olmayan için doğru düzgün herhangi bir sağlık sistemi yok bile diyebiliriz.

Ama bizdeki sıkıntı, insanların daha küçük evlerde ve bir arada yaşamasından kaynaklanıyor daha çok. İzolasyon tedbirlerini çok iyi alamıyoruz. Aileler minimum 3-4 kişi, çoğu zaman yaşlılar da aynı evde kalıyorlar.

“EVE GİTMEMEK İÇİN GÖNÜLLÜ NÖBETE KALIYORUZ”

Acil Servis’te temizlik personeli olarak çalışan Haşim Akcan da kendi ailesini 1 aydır evden çıkarmadığını anlatarak şunları söyledi:

Çalışırken elbette kendimizi korumaya çalışıyoruz. Çünkü evde ufak çocuklarımız var. Mesela benim ailem kalabalık, 17 yaşında çocuğum da var, 2 yaşında torunum da.

Ailemiz için risk oluşturmamak adına, her gün gidip gelmektense gönüllü olarak nöbete kalıyoruz ve 16 saat mesai yapıyoruz.

Son Güncelleme: 13.04.2020 14:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.