Alexa
13 Eylül 2018 Perşembe 17:36
METESEN Genel Başkanı Şahap Yılmaz İle Gündemdeki Konuları Değerlendirdik
Kamu Personeli

Kamupersoneli.net olarak Mesleki ve Teknik Eğitim Sendikası (METESEN) Başkanı Şahap Yılmaz ile röportaj gerçekleştirdik.

Röportajımızda Sitemiz yazarlarından Eğitimci Yazar Rıza Ceylan, METESEN Genel Başkanı Şahap Yılmaz’a gündeme ilişkin sorular sordu. Sorularımıza samimiyetle cevap veren Şahap Yılmaz’ın açıklamalarını okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Soru 1: Milli Eğitim Bakanlığı'na Sayın Ziya Selçuk’un gelmesiyle birlikte gerek öğretmen gerekse veli bazında oluşan olumlu havayı Mesleki ve Teknik Eğitim bağlamında değerlendirecek olursak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Sayın Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanlığına getirilmesinden son derece memnunuz. En azından eğitimin içinden biri geldi. Sorunları biliyor. Mesleki eğitime de çok büyük katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. İnanıyoruz ki farklı bir eğitim modelinin, ortaya konulacağını, mesleki eğitimin; özellikle okul sanayi sektör bağlantılı yapıya dönüştürüleceğini, mesleki eğitim sisteminin bugünkü durumundan daha ileriye götürüleceğini düşünüyoruz. Öyle bir beklenti içerisindeyiz. İnşallah mesleki eğitimde dibe vuran bir durumla da karşılaşmayız. Özellikle Mesleki ve Teknik Eğitim’in ivme kazanacağını düşünüyoruz. Bizim bir sloganımız var. Mesleki eğitimin geleceği Türkiye’nin geleceği diyoruz. Bakanlığımızın da bu yönde bir çalışma yapacağını iyi niyetli olarak düşünüyoruz. Güzel işler yapılacak buna inanıyoruz.

Soru 2 : Buradan METESEN Genel Merkezinden baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Mesleki ve Teknik Eğitimin sizce en önemli sorunu nedir?

Hak ve adaletin verilmemesi. Bu güne kadar hak ve adalete uygun olarak davranılmayıp liyakat sisteminin uygulanmaması. Örneğin okula yönetici atıyorsunuz, okula görevlendirilecek memura kadar karışılıyor. Bunlar yanlış şeyler. Eğer hak ve adaleti , liyakati ortadan kaldırırsanız iş yapamazsınız. Bu durumdan çok rahatsızız. Rahatsızlığımızı her platformda dile getirdik. Eğer insanlara inanırsanız güvenirseniz mesleki eğitim olsun , eğitim boyutumuz olsun çok dah iyi yerlerde oluruz. Bu bir defa içtenlikle söylüyoruz. Ama ne yazık ki İlçe Milli Eğitim Müdürleri, İldeki görevli arkadaşlarımız, Bakanlıktaki görevli arkadaşlarımız buna uymadılar. Bunu uyulmayınca da hem eğitimimiz zarar gördü hem de beklenti içinde olan arkadaşlarımız zarar gördü. En sonunda Ülkemiz zarar gördü. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bir ifadesi var biliyorsunuz; İki şeyde başarılı olamadık diyor. Bir eğitim, iki kültür. Eğitimde başarısızlığın tek sebebi; liyakatsız insanların göreve getirilmesi. Tecrübeli insanların kapı dışarı edilmesi oldu.

Soru 3: Sendikaların liyakata uyulmadığı gerekçesiyle, yönetici atama sınavlarıyla alakalı dava süreçleri oldu. Milli Eğitim Bakanlığının tekrar dava süreçleriyle karşılaşmaması için nasıl bir yöntem uygulaması gerektiğine inanıyorsunuz?

1709 Tane şube müdürünün ataması oldu. Biz buna itiraz ettik. İki sene süren bu davayı kazandık. En son idari davalar kurulundan çıkan sonuç; sözlü sınavla atama yapılamayacağı, ortalama puanla atama yapılması gerektiğini belirten karar çıktı. Ama bakanlık bu kararı uygulamadı. Şimdi insanların liyakatına, geçmişine, performansına bakılacaksa, bu tip sorular dava konusu olmaz. Daha düne kadar hiçbir zaman olmadı. Sadece bizim değil açılan çok sayıda kişisel dava var. Şimdi yine bir haksızlık meydana geldi. 1709 tane şube müdüründen kişisel dava açanlar atanıyor, toplu dava dikkate alınmadı. Bu sıkıntımız var. Bu insanların hepsi bizim insanımız. Başka ülkeden gelmediler. Hepsi eğitimci arkadaşlarımız. Mahkeme kararları uygulanmadı. Biz hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, hak ve adalete inanıyorsak, liyakat sistemiyle bu ülkeyi bir adım daha ileriye taşımak istiyorsak, bu tip şeylerden kaçınmamız gerekiyor.

Sendikamız kurulduğundan bu yana, meslek liselerine meslek öğretmeni idareci atanması gerektiği yönünde isteklerimizi dile getiriyoruz. Ama bu isteğimiz karşılığını bulmadı. Burada da bir adaletsizlik var. Meslek liselerine herhangi bir branştan bir öğretmen idareci olarak atanıyorsa, Fen liseleri ve Anadolu Liselerine de meslek öğretmenleri de atanabilmelidir. Bir Endüstri Meslek Lisesinin başına bir beden eğitimi öğretmeni atanabilirken, bir Anadolu lisesinin başına bir motor ya da muhasebe öğretmeni idareci olarak atanamamaktadır. Böyle adaletsizlikler var. Şimdi mesleki eğitim niye dibe doğru gidiyor? Güzel örnekler bunlar. Herkes görevini, kendi işini yapacak.

Soru 4: Kamuda bütün iş kollarına baktığımızda eğitim iş kolundaki kadar fazla sendika yok. Bu bir zenginlik mi? Yoksa eğitim iş kolunda çalışanların güçlerinin kaybolmasına sebep olan bir etken midir?

Diğer alanlarda da sendika sayısı çok. Ama bu kadar iç çekişme yok. Sizin hakkınızı savunmuyorsa, liyakatı dikkate almıyorsa bunu sağlamak adına başka bir sendika ortaya çıkıyor. Demek ki toplumun tüm kesimlerine hitap edemiyor. Siyaset sendikacılıkta ikinci planda olmalı. Sendikacılığı, sivil toplum kuruluşlarını siyasetten arındırmamız gerekir.

Örneğin bizim sendikamızda her kesimden insan var. Biz sadece bölücülere kapalıyız. Sen ben kavgasından bir defa kurtulmamız gerekiyor. Eğer biz ne zaman bu düşünceden kurtulup, elimizi hep beraber taşın altına koyabilirsek, geleceğimiz gözbebeğimiz dediğimiz çocuklarımız gençlerimizi iyi yetiştirebilirsek, o zaman rahat ederiz. Çünkü bizim gençlerimizin iyi yetişmesini büyük ülkeler istemiyor. Niye, ucuz iş gücü olarak kullanmak istiyorlar. Burada uyanık davranmamız gerek. Bizim gençlerimizi geleceğe nasıl hazırlamamız gerekiyor? İlk önce bunun kararını vermemiz gerekiyor. Eğitime sarılmamız gerekiyor. Şuan da ki haliyle eğitimimiz iyimi? İyi deme şansımız yok. Ankara’daki A okulunda durum ne ise Hakkari’de de öyle olmalı. Asgari müşterekte okulları birleştirmemiz gerekiyor.

Soru 5: Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumlarındaki ders yükünün çok fazla olduğuyla ilgili zaman zaman öğrencilerin ve velilerin serzenişleri oluyor. Sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Aynı şikayetler bizlere de geliyor. Bir defa 44 - 46 saatlik ders yükünün çok fazla olduğunu düşünüyoruz. Günde 9 - 10 saat derse giren bir gencin sonraki halini çok merak ediyorum. Sosyalleşme, iş dünyasını tanıma, kendine vakit ayırması sıfır. Yani bunlara dur demek gerekiyor. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bu yirmi beş ila yirmi sekiz saat arasında değişiyor.

Bizim bunu dile getirmemize rağmen gittikçe üzerine ders konuyor. Çok ders çeşitliliği var. Halbuki bazı dersler iç içe getirilebilir. Öncelikle temel dersler belirlenip ders çeşitliliği azaltılabilir. Gençlerin sektörü, meslekleri tanımasının mesleki eğitime katkı sağlaması bakımından çok daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda öğretmen öğrenci ve velilerimizin serzenişlerine hak veriyoruz.

Soru 6: Modüler sistem ve öğretim programlarına yönelik modül kitapları hakkında neler söylersiniz?

Modüler sisteme içerik ve hazırlanma yönüyle sendika olarak karşıyız. Kes yapıştır şeklinde kitaplar. Hiçbir denetimi yok. Çocukların eline veriyoruz güncel midir bilinmiyor? En büyük sıkıntı da modüler eğitim sisteminin özelliğine uygun hareket etmiyoruz. Örneğin her modülden sonra çocuğun eline bir sertifika vermemiz gerekiyor. Veriyor muyuz? Hayır. Niye bütün eğitim camiasının içerisinde sınıf geçme sistemi varken, burada modüler sistemi uyguluyoruz ? Belli değil. Zorlama bir sistem. Bunun değerlendirilmesini Sayın Bakanımızdan talep ettik. Biz diyoruz ki bunun yerine sınıf geçme sistemine ya da yüksek öğretime paralel ders geçme kredi sistemine dönelim. Biz modüler eğitim sisteminin mesleki eğitime çok fazla bir katkı sağladığını düşünmüyoruz.

Soru 7: Sanayi ve Mesleki Teknik Okul İşbirliğini nasıl değerlendirirsiniz?

Sektör bize sürekli istediğimiz nitelikte eleman yetiştirmiyorsunuz diye bağırıyor. Biz zaman zaman sektör temsilcileriyle bir araya geliyoruz. Dinliyoruz görüşlerimizi belirtiyoruz. Şimdi bende soruyorum yetkililere, Ankara’da ne kadar kaynakçıya ihtiyacın var ? Cevap yok, ne kadar web tasarımcıya ihtiyacın var? Cevap yok. Bunun gibi birçok soruya cevap yok. Şimdi ben eğitimi planlayacağım. Nasıl planlayacağım? Sizden gelen talebe göre planlayacağım. Mesleki eğitimde hiçbir şey yapılmıyor dersek yanlış söyleriz.

Biz okullarda mesleğin temel becerileri veririz. Sanayi ile Mesleki Teknik okul işbirliğinde mesleki okullar günah keçisi ilan ediliyor. Oysa sektör eleştiriye gelince var, birlikte iş yapmaya gelince yok. Olumsuzlukları dile getirmede varlar. Üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmede yoklar. Mesleki eğitimi 2.700.000 öğrenciden 1.600.000 e düşürdük. Kim verecek bunun hesabını? Mesleki eğitimi mutlaka teşvik tedbirleriyle ayağa kaldırmamız gerekiyor. Ahilik felsefesi çerçevesinde ülkemizin kalkınmasında en önemli araçlardan biri olan mesleki eğitim ayağa kaldırmamız gerekiyor. Üretim yapacaksak çare mesleki eğitim.

Soru 8: Aynı bölgede farklı mesleki eğitim kurumları, aynı branşlar. Bir başka bölgeye geçiyorsunuz yine aynı durum. Oysa Türkiye bambaşka bir noktaya gitmiş durumda. Uçak teknolojisine, nükleer enerjiye yönelik teknisyenimiz yok. Dışardan mühendisi bırakın, belki teknisyen ithal etmek durumuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu değişimin yapılamamasının altında yatan sebep nedir?

Mesleki Eğitimde elliyi geçen alanımız, iki yüze yakın dalımız var. Bunlar zamanında güncellenemedi. Sektörden ihtiyaç duyduğu iş gücüne yönelik bir done elde edilemedi. Done alınamayınca arka planda eğitimi yapılandıramadık. En büyük noksanlığımız o. Eğitimle iş dünyasının iş birliğini sağlayamadık. Kopuk çalıştık. Bu sağlanamadığı içinde ihtiyaçlara cevap verilemedi.

Bugün üniversitelerimizin bazı alanları bomboş. Öğrenci gitmiyor. Çünkü mezun olduğunda çalışacağı alan yok. İşgücü planlamamızın çok iyi yapılması gerekiyor. Sektörle birlikte hep birlikte orta öğretimden yükseköğretime kadar meslekler haritası çıkarıp iş gücü planlamamızı yapmamız gerekiyor. Bu ortaya konduğu taktirde mesleki eğitimimiz ayağa kalkar. Mesleki eğitimi yapılandırırken hizmet sektörünü göz ardı etmeden, eğitimi bir bütün olarak değerlendirmemiz gerekiyor.

Soru 9: Mesleki eğitim memleket meselesi sloganı sizce ne derece karşılığını buldu?

Meslek lisesi memleket meselesi bir defa slogan olarak çok güzel. Eğitimci olarak çok memnun oluyorum. Ama sadece sloganda kalıyor. Bakıyoruz öğrencilerin %70 akademik eğitimde %30 mesleki eğitimde.

Soru 10: Son LGS yerleştirme sonucunda, Mesleki Teknik Eğitime yönelik okulların kontenjanları boş kaldı. Puanları yüksek birçok öğrenci açıkta kalırken, puanları düşük öğrenciler Anadolu liselerinde yer bulabildi. Bir tarafta kontenjanlarını sonuna kadar kullanmış Anadolu Liseleri varken, diğer tarafta kontenjanları boş kalmış meslek liseleriyle karşı karşıya kaldık. Neler söylemek istersiniz?

Çok üzülüyorum ben buna. Mesleki eğitim ülkemizin kalkınmasının anahtarı diyoruz. Ama mesleki eğitime öğrenciyi teşvik etmediğimiz sürece, öğrenciye albenili hale getirmediğimiz sürece, yapmış olduğumuz çalışmalarla kamu oyunda meslek liselerine karşı olumsuz bir algı oluşturduğumuz sürece, mesleki eğitimde öğrenci sayısını arttırma şansımız yok. Bu sınav sistemiyle birlikte zaten mesleki eğitim dibe vurdu. Artık şu çıkıyor; mesleki eğitimi kapat. Hepsini Anadolu Lisesine çevir. Gençlerimizi ailelerimizi eğitmemiz gerekiyor. Herkes çocuğunun avukat olmasını, hakim olmasını, doktor olmasını istiyor. Herkesin çocuğunun hakim, avukat, doktor olduğunu varsayarsak bir yerde de bir enflasyon olur. O da iş bulamaz.

Bizim bu nedenle iş gücü planlamasını yapmamız gerekiyor. Neye ihtiyacımız var bizim ülke olarak? Hangi mesleklere ihtiyacımız var? Çok güzel bir yönlendirme rehberlikle birlikte genç nüfusumuzu çok daha iyi eğitiriz diye düşünüyorum. Bu sayın bakanımızın da kendi alanı, zaman içerisinde bunda başarılı olacağımızı düşünüyorum. Bir defa Sayın Cumhurbaşkanımız eğitime büyük destek veriyor. Eğitimi çok iyi bilen bir bakanımız göreve başladı. Ben önümüzde ki dönem içerisinde mesleki eğitiminde ayağa kalkacağını düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının da buna destek vereceğini düşünüyorum. Mesleki eğitimin bu ülkenin kalkınmasında önemli roller üstleneceğini düşünüyorum. Kötümser değilim. Mesleki eğitimde özellikle meslek dersi öğretmenlerimizin tek yumruk olmasının zamanı geldi diye düşünüyorum. Herkes mesleki eğitime sahip çıkmalı.

Soru 11: Mesleki Eğitimi şekillendirmek için yıllar önce çıkarılmış 3308 sayılı kanun var. Zaman içerisinde yenilenmeler yapıldı. Mesleki Eğitimi yönlendirmesin açısından 3308 sayılı kanun kapsamında neler söylemek istersiniz?

Mesleki eğitimde 3308 sayılı kanun bir reform niteliğinde idi. İlk çıktığında gerçekten dibe vurmuş mesleki eğitimi iki sene içerisinde ayağa kaldırdı. İş çıktığında iş dünyası sahip çıktı. Veli sahip çıktı. Öğretmenlerimiz sahip çıktı. O dönemde okullarımızda patlama yaşandı. Daha sonra üzerinde gereksiz güncellemeler yapılması, iş dünyasının desteğini çekmesi, kanunun fazla yaptırımı olmaması, bunlarla birlikte yavaş yavaş değerini kaybettiğini düşünüyorum. Örnek iki yüz den fazla personel çalıştıranların eğitim birimi kurma zorunluluğu getirildi. Allah aşkına Türkiye’de kaç tane yerde var? Hiçbir yerde yok. Müeyyidesi hiçbir şey yok. İş dünyası teşviki görmediği sürece sahip çıkmıyor.

Teşvik olayını anlayış olarak yerleştirmek gerekiyor. Başka türlü başarılı olma şansınız yok. Zorlama oluyor. Şimdi bakın stajyerlerin maaşının üçte ikisini devlet veriyor. Çocuk çalışıyor özellikle küçük işletmelerde iş yerinin sahibi devlet parayı yatırırsa, o parayı alıyor çocuğa veriyor. Yoksa stajyerin maaşını dahi ödemiyor. Çok basit örnek. Bu Türkiye geneli her tarafta aynı. Çok sayıda şikayet geliyor. Bunun yanında iş yerlerini denetlemeye giden koordinatörlük görevi olan öğretmenlerimizde haksızlığa uğradı. Dava açtık kazandık. Eskiden ders yükünün iki katı ücret alırken, tek kata düşürüldü. Biz üç katı için çaba gösterirken. Tek kata razı olduk. Ekstra iş olan bu görev maaş karşılına sayılmıştı. Öğretmenimizi dinlemiyoruz. Yöneticimizi dinlemiyoruz. Dinlesek bunları hiç yapmayız.

Daha da arttırırız. Okullarımız sadece öğrenci başarısı için uğraşmıyor ki? Genci çocuğu yetiştirmek, onları eğitim öğretimde olumlu davranışlar kazandırmak çok ama çok zor. Hele ki bu devirde. Çünkü karşınızda dijital bir gençlik var. Bizim amacımız ülkemizin geleceğini sağlam temellere oturtturmak. Bunun üstesinden geleceğimizi düşünüyorum. Hiçbir zaman inancımızı kaybetmedik, kaybetmeyiz de. Bu bayrağımız ilelebet yaşayacak. Bu ülkemiz ilelebet yaşayacak. Bunun bilincinde olan insanlarız bizler. Sendikamızda bunu tam destekliyor.

Soru 12: Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda geleceğimiz, çocuklarımız gençlerimiz için nasıl bir mesleki eğitim inşa edip düzenlemeliyiz?

Bizim iş gücüne katılan yirmi dokuz milyon insanımızın on milyonu kadın. Bizim kadınların eğitimine çok önem vermemiz gerekiyor. Yarının annelerine çok iyi eğitim vermemiz gerekiyor. Onlara çok iyi bir meslek eğitimi vermemiz gerekiyor. İş dünyasını, veliyi içine almış, öğrenciyi mutlu eden, yüksek teknoloji ile üretim yapabilen, dünyanın neresinde olursa olsun hayatını kazanabilecek nitelikli eleman yetiştirebilecek bir model bekliyoruz biz.

Herkes elini taşın altına sokacak. Konuşmayla değil. Ahilik sistemi içerisinde bir mesleki eğitim hayal ediyoruz. Yapamaz mıyız? Yapacak her türlü gücümüz var bizim. Millet olarak çok büyük bir milletiz biz. Biz bunları da yaparız. Gönül istiyor ki; doğrusuyla, dürüstlüğüyle ortaya çıkmış, meslek etiğini, meslek ahlakını almış, meslek erbapları yetiştirelim biz. Yetiştirdiğimiz meslek elamanı dünyanın neresine giderse gitsin, hayatını kazanabilecek nitelikte ise, işte o zaman modelimiz düzgün demektir.

TEŞEKKÜR: Sorduğumuz bütün sorulara samimiyetle cevap veren METESEN Genel Başkanı Sayın Şahap Yılmaz’a ve bizleri ağırlayan değerli Mesleki ve Teknik Eğitim Sendikası ailesine teşekkür ediyoruz.

KAMUPERSONELİ.NET - ÖZEL HABER

NOT: BU HABERİN İZİNSİZ, AKTİF LİNK VERİLMEDEN, BİR BÖLÜMÜNÜN ALINMASI VEYA TAMAMININ KOPYANIP KULLANILMASI DURUMUNDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR…"

KamuPersoneli.net

Not: Aktif kaynak linki kullanarak haberlerimizden alıntı yapabilirsiniz

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.