Nazım Hikmet kimdir? Nazım Hikmet neden öldü? Nazım Hikmet hayatı ve eserleri

Nazım Hikmet'in hayatı ve kim olduğu gündemdeki en önemli konulardan biri. Yalnızca Türkiye'nin değil dünyadaki en büyük şairlerden Nazım Hikmet'in 56. ölüm yıl dönümünde, şairi anmak için birçok etkinlik ve anma törenleri düzenleniyor. Dolayısıyla birçok insan usta şairin hayatını ve eserlerini, ayrıca ölüm nedenini merak etmeye başladı. Peki, Nazım Hikmet kimdir? Nazım Hikmet'in hayatı nasıldı ve ölümü nasıl gerçekleşti? Nazım Hikmet'ten geriye hangi eserleri kaldı?

KÜLTÜR-SANAT 03.06.2019, 14:11 03.06.2019, 16:12
Nazım Hikmet kimdir? Nazım Hikmet neden öldü? Nazım Hikmet hayatı ve eserleri

Nâzım Hikmet Ran ya da kısaca Nâzım Hikmet (15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963),Türk şair, oyun yazarı, romancı ve anı yazarı. Nazım Hikmet Selanik'te 20 Kasım 1901’de dünyaya geldi. Ailesi 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye doğum tarihini nüfus kütüğüne 15 Ocak 1902 olarak işletti.

"Romantik komünist" ve "romantik devrimci" olarak tanımlanır. Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.

 Nazım Hikmet'in babası Hikmet Bey, bugünkü Galatarasay Lisesi o dönemdeki adıyla Mekteb-i Sultani'den mezun oldu. Önce ticaret yaptı, daha sonra da Dışişleri'nde çalışmaya başladı. 

Nâzım Hikmet'e göre, babası Türk ve annesi ise Alman, Polonyalı, Gürcü, Çerkez ve Fransız kökenli idi. Babası Hikmet Bey, Çerkes Nâzım Paşa'nın oğludur. Annesi Ayşe Celile Hanım, 3/8 Çerkes, 2/8 Leh, 1/8 Sırp, 1/8 Alman, 1/8 Fransız (Huguenot) kökenliydi.

Babası Hikmet Bey, Selanik'te, Hariciye Nezareti'nde (Dışişleri Bakanlığı) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nâzım Paşa'nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nâzım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik'in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nâzım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep'e, Nâzım'ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul'a gelirler. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye'ye atanır. Annesi Celile Hanım ise eğitimci Enver Paşa'nın kızı. İyi bir eğitim almış bir hanımdı, piyano çalar, Fransızca bilir ve resim yapardı.

Nazım Hikmet, önceleri adını taşıdığı dedesi Nazım Bey'in etkisiyle şiir yazmaya başladı. 1919 yılında Heaybeliada Bahriye Mektebi'ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü'nde görev yaparken sağlık sorunları nedeniyle askerlikten ayrıldı. Bu arada ilk şiirleri de yayınlanmaya başlamıştı.

İlk şiiri Feryad-ı Vatanı 3 Temmuz 1913'te yazdı. Aynı yıl Mekteb-i Sultani'de ortaokula başladı. Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya okuyunca çocuğun Bahriye Mektebine gitmesine karar verildi. 25 Eylül 1915'te Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi, 1918'de 26 kişi içinden 8. olarak mezun oldu. Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan, elbisesine özen göstermeyen, sinirli ve ahlakî tavırları iyi bir öğrenci görülmektedir. Mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye gemisine güverte stajyer subayı olarak atandı. 17 Mayıs 1921'de aşırıya kaçan halleri bulunduğundan ordu ile ilişiği kesildi.

1921 başlarında Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçen Nazım Hikmet, Bolu’da öğretmen olarak görev yapmıştı...

Nazım Hikmet, 1920'de arkadaşı Vâlâ Nureddin ile Milli Mücadele'ye katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçti, Bolu'da öğretmenlik yaptı. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanıştı. 1924'te Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani sahnelendi. O yıl Türkiye'ye dönerek Aydınlık Dergisinde çalışmaya başladı, ancak dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği'ne gitti. 1928’de Af Kanunundan yararlandı ve Türkiye'ye döndü. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı.

Nazım Hikmet nasıl öldü?

1938'de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 sene tutuklu kaldı. Barışseverler Cemiyeti'nin kuruluşunda yer aldı. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle 1950 yılında Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği'ne giden Nazım, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığından çıkarılmasının ardından, büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı. 3 Haziran 1963 tarihinde ise, Nâzım Hikmet geçirdiği bir kalp krizi neticesinde 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.

 Geride onlarca dile çevrilmiş, bestelenmiş fakat kendi ülkesinde ancak ölümünden sonra basılan yüzlerce şiir bıraktı.

Nâzım'ın cenazesi ölene kadar hasretini çektiği ülkesinden uzakta, Yazarlar Birliği'nin düzenlediği bir törenle Novodeviçiy Mezarlığı'na gömüldü. 

UNESCO'nun ilan ettiği 2002 Nâzım Hikmet yılı için besteci Suat Özönder "Şarkılarda Nâzım Hikmet" adlı bir albüm hazırladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığının katkılarıyla, Yeni Dünya plak şirketi tarafından hayata geçirildi.

1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 17 Haziran 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi Dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

Hikmet'in davaları

1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası

1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası

Nazım Hikmet'in ölümü ve sonrası

3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.

Şair Nâzım Hikmet'in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye'nin torunu Kenan Bengü tarafından Piraye'nin evrakları arasında “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve üç adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.

Nazım Hikmet'in yeniden Türk vatandaşlığa alınması

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması gündeme geldi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet'in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu düzenlemenin sadece yaşamakta olanlar kişiler için düzenlendiğini ve Nâzım Hikmet'i kapsamadığını belirterek bu yöndeki talepleri reddetti. Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, İçişleri Komisyonu'nda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi.

2009 yılının 5 Ocak Günü "Nâzım Hikmet Ran'ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Nâzım Hikmet Ran'a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve bu teklifin imzaya açıldığını ifade eden Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Ran'ın yeniden Türk vatandaşı olmasına ilişkin önerinin Bakanlar Kurulu'nca oylanarak kabul edildiğini söyledi.

Bakanlar Kurulu'nun 05.01.2009 tarihinde aldığı bu karar, 10.01.2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türk vatandaşı oldu.

Nazım Hikmet 56. ölüm yıldönünde nasıl anıldı?

"Nâzım Hikmet Dostluk Ödülü"ne sanatçı Edip Akbayram ve Prof. Vasilyev layık görülürken, Moğollar da bir konser verdi
Büyük şair Nâzım Hikmet, ölümünün 56. yıl dönümünde, Moskova’da anılıyor. Etkinlikler kapsamında artık geleneksel hale gelen "Nâzım Hikmet Dostluk Ödülü" bu yıl sanatçı Edip Akbayram ve Prof. Dr. Dmitriy Dmitriyeviç Vasilyev’e verildi. Törende Türk rock müziğinin efsane grubu Moğollar da bir konser verdi.

Teatr Russkaya Pesnya Olimpiyskiy Prospekt’te düzenlenen “Nazımı Anıyoruz” etkinliğine Nazım Hikmet Vakfı adına Zeynep Altıok ve İnci Zeynep Oral, Nazım Hikmet Anma Komitesi Başkanı Ali Galip Savaşır, Rus Türk İşadamları Birliği Başkanı Naki Karaaslan, gazeteciler Hakan Aksay, Deniz Zeyrek, Rıdvan Akar ile sanatçı Burhan Şeşen, Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker ve TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan katıldı.

Törende ilk olarak söz alan Nazım Hikmet Anma Komitesi Başkanı Ali Galip Savaşır “Bu yıl Nazım Hikmet’in  Rusya’daki Türk toplumunun, Türkiye’deki dostlarımızın desteği ile vatandaşlığının geri verilişinin de 10. yılı. Bu ayıbın düzeltilmesinden mutluyuz. Nazım Hikmet’i hayata bakışı, dünya görüşü ne olursa olsun herkesin ortak değeri yapmak istiyoruz. Nazım Hikmet vicdanımızın vatan severliğin sesi olmaya devam edecek” diye konuştu.

Rus Türk İşadamları Birliği Başkanı Naki Karaaslan ise “Nazım Hikmet yürekli bir sanatçıydı. Memleketine sevdiklerine özgürlüğüne hasreti dinmedi. Sanatından ilkelerimden asla vazgeçmedi. Aydın tavrı bizlere ışık tutacak” ifadelerini kullandı.

Törenlere Nazım Hikmet Kültür Vakfı adına katılan Zeynep Oral ise “Nazım Hikmet le hiç karşılaşmadım ama dünyanın her yerinde ona sarıldım. Dünyanın her yerindeki haksızlığa onunla direndim Nazım romantik bir komünisttir. Onun şiiri ezileni suskunları sesi çıkamayanlar kapsar” sözlerini kaydetti.

Zülfü Livaneli: Edip Akbayram’ın ‘ak’ı sahte değil, gerçek ‘ak’

Konuşmaların ardından "Nâzım Hikmet Dostluk Ödülü" sahiplerine verildi. Edip Akbayram'a ödülünü veren sanatçı Zülfü Livaneli törende şöyle konuştu:

"Sevilmiş insanların hayatı ve ismi sadece kendilerine ait değildir. Halka aittir onlar. Nazım Hikmet bu ismi onurla taşıdı. Ömrü boyunca direndi. Yaşar Kemal direndi. Sabahattin Ali direndi. Tarık Akan direndi. Birçok arkadaşımız direndi, sapasağlam kaldılar. Onlardan birisi; direnenlerden bir tanesi de Edip Akbayram. İsmi ‘Edip’yani sanatçı soyadı Akbayram. Sahte ‘ak’ değil, gerçek ‘ak’ burada."

Nazım Hikmet'in eserleri

Ölümünden önce yayımlananlar 
Dağların Havası (Osmanlıca, 1925) 
Güneşi İçenlerin Türküsü (1928) 
835 Satır (1929) 
Jokond ile Si-Ya-U (1929) 
Varan 3 (1930) 
1 + 1 = 1 (1930) 
Sesini Kaybeden Şehir (1931) 
Gece Gelen Telgraf (1932) 
Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932) 
Bir Ölü Evi yahut Merhumun Hanesi (1932) 
Kafatası (1932) 
Orman Cücelerinin Sergüzeşti (1932) 
Unutulan Adam (1934) 
Portreler (1935) 
Taranta Babu'ya Mektuplar (1935) 
Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936) 
İt Ürür Kervan Yürür (1936, Orhan Selim adıyla) 
Milli Gurur (1936) 
Sovyet Demokrasisi (1936) 
Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936) 
Kurtuluş Savaşı Destanı (1937) 
Yeşil Elmalar (1938) 
La Fontaine'den Masallar (1949) 

Ölümünden sonra yayımlananlar 
Saat 21-22 Şiirleri (1965) 
Enayi (1965) 
Ferhad ile Şirin (1965) 
İnek (1965) 
İstasyon (1965) 
Kan Konuşmaz (1965) 
Şu 1941 Yılında (1965) 
Yolcu (1965) 
Yaşamak Hakkı (1966) 
Dört Hapishaneden (1966) 
Bu Bir Rüyadır (1966) 
Ocak Başında (1966) 
Rubailer (1966) 
Sabahat (1966) 
Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966) 
Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967) 
Allah Rahatlık Versin (1967) 
Evler Yıkılınca (1967) 
İnsanlık Ölmedi ya (1967) 
Yusuf ile Menofis (1967) 
Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1967) 

Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar (1968) 
Kuvâyi Milliye (1968) 
Sevdalı Bulut (1968) 
Yeni Şiirler 1951-1959 (1969) 
Son Şiirleri 1959-1961 (1969) 
Bursa Cezaevinden Vâ'Nû'lara Mektuplar (1970) 
İlk Şiirleri 1913-1927 (1971) 
Demokles'in Kılıcı (1974) 
Faşizm Sınıflar ve Emperyalizm (1975) 
Nâzım ile Piraye (1975) 
Aydınlıkçı Yazar Aydınlıkçı Şair (1976) 
Yazılar (1976) 
İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? (1985) 
Çeviri Hikâyeler (1987) 
Her Şeye Rağmen (1990) 
Kadınların İsyanı (1990) 
Kör Padişah (1990) 
Tartüf-59 (1990) 
Yalancı Tanık (1990) 
Hikâyeler (1991) 
Konuşmalar (1991) 
Masallar (1991) 
Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil (1991) 
Yatar Bursa Kalesinde (1991) 
Yazılar 1924-1934 (1991) 
Yazılar 1935 (1991) 
Yazılar 1936 (1991) 
Yazılar 1937-1962 (1991) 
Piraye'ye Mektuplar 1 (1998) 
Piraye'ye Mektuplar 2 (1998) 
Sanat ve Edebiyat Üstüne (1998) 
Nâzım Hikmet Şarkıları (2001) 
Bizim Radyoda Nâzım Hikmet (2002) 
Bütün Şiirleri (2007) 
Henüz Vakit Varken Gülüm (seçme şiirler, 2008) 
Öteki Defterler (2008) 
Çankırıdan Piraye'ye Mektuplar (2010) 
Büyük İnsanlık (kendi sesinden şiirler, 2011) 


Senaryo: Mümtaz Osman adıyla: 
Karım Beni Aldatırsa 
Fena Yol 
Söz Bir Allah Bir 
Cici Berber 
Milyon Avcıları 
Aysel Bataklı Damın Kızı 
Leblebici Horhor Ağa 
Kıskanç 

Ercüment Er adıyla: 
Kızılırmak Karakoyun 

Yönetmen: 
Düğün Gecesi-Kanlı Nigar (kısa film) 
İstanbul Senfonisi (kısa film) 
Bursa Senfonisi (kısa film) 
Cici Berber (Muhsin Ertuğrul ile) 
Güneşe Doğru (1937)

Yorumlar (0)