12 Mart 2020 Perşembe 14:14
DEVA Partisi ekonomi politikalarını yayınlandı! Ekonomi genel esasları ve temel ilkeleri ne olacak?

Ali Babacan nihayetinde vaat ettiği yeni partisi DEVA Partisini dün 11 Mart 2020 tarihi itibari ile kurdu. Eski Maliye ve Ekonomi Bakanı olan Ali Babacan, Genel Başkanlığını yaptığı DEVA Partisi’nin ekonomideki genel esasları ve temel ilkeleri sıraladı.

DEVA Partisi internet sayfası üzerinden yayınladığı ekonomi politikalarını şöyle sıraladı;

EKONOMİ POLİTİKAMIZIN GENEL ESASLARI VE TEMEL İLKELERİ

Ekonomi politikamızın temel amacı adil rekabetin, fırsat eşitliğinin ve verimliliğin esas alındığı bir ortam oluşturarak ekonomimizin ve insanımızın potansiyelini en üst düzeyde gerçekleştirmesini sağlamaktır.

Mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyeti de dahil olmak üzere tüm temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir hukuk sistemini, ekonomik gelişme ve refahın olmazsa olmaz koşulu olarak görüyoruz.

DEVA Partisi, sosyal refah ve adaleti, fırsat eşitliğini, insani çalışma koşullarını, doğa ve çevrenin korunmasını ve temel kamu hizmetlerinin herkese eşit şekilde sunulmasını savunur. Politikalarımız, rekabeti bozucu kamu müdahalesinin olmadığı, düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsız ve etkin çalıştığı bir piyasa ekonomisi anlayışını esas alır.

DEVA Partisi olarak Devletin iktisadi alandaki rolünü, cazip bir iş ve yatırım ortamı oluşturmak, etkin bir düzenleme ve denetleme görevi yapmak, yüksek katma değerli bir ekonomi için kolaylaştırıcı ve yönlendirici olmak ve her bir vatandaşımızın insan onuruna yaraşan bir yaşam düzeyine ulaşmasını sağlamak olarak görüyoruz.

Devlet ile iş dünyası arasındaki ilişkilerin, şeffaf, ilkelere dayalı ve çerçevesi tanımlanmış kurumsal yapılar aracılığıyla yürütülmesi partimizin önde gelen ilkelerindendir.

Türkiye; jeopolitik konumu, genç nüfusu, müteşebbis gücü, ihracat potansiyeli ve sahip olduğu mukayeseli avantajlar dikkate alındığında uluslararası serbest ticaret, yatırım ve küresel ekonominin sunduğu diğer imkanlardan en fazla yararlanabilecek ülkeler arasındadır. Ülkemizin rekabet gücünü artırarak, yatırım ortamını iyileştirerek ve işgücümüze gerekli becerileri kazandırarak, sahip olduğumuz potansiyelin en üst düzeyde değerlendirilmesini sağlayacağız.

Ekonomi politikalarımızın geliştirilmesi ve uygulanmasında, şeffaflık, kurala dayalılık, öngörülebilirlik, sorunların yapısal nedenlerine odaklanma, veri ve analize dayalı yaklaşım, katılımcılık ve kapsayıcılık ilkelerini esas alacağız.

GÜÇLÜ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KAPSAYICI BÜYÜME

Ülkemiz 2013 yılında Yüksek Gelirli Ülkeler grubuna geçme aşamasına gelmiş iken, izlenen yanlış ve popülist politikalar sonucunda kişi başına düşen gelir yaklaşık yüzde 25 oranında gerilemiş ve ekonomimiz orta gelir tuzağına yakalanmıştır. Kaybolan güven ortamı ve gerileyen yatırımlar sonucunda ülkemizin sadece güncel büyüme performansı değil, uzun dönemli büyüme potansiyeli de ciddi bir tehditle karşı karşıyadır.

Son yıllarda büyüme performansının zayıflamasının en önemli nedenlerinden birisi, 2002-2008 döneminde yakalanan yüksek verimlilik artışlarının izleyen yıllarda sürdürülememiş, hatta bazı yıllar eksiye dönmüş olmasıdır.

Son dönemlerde büyümenin kredi genişlemesi ile desteklenen tüketime ve üretken olmayan alanlardaki yatırımlara dayalı yapısı, dış dengede sürdürülebilirlik sorununu da beraberinde getirmektedir. Diğer yandan, Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili sorunlar para politikasının tutarlılığına ve öngörülebilirliğine zarar vermektedir. Bu durum, enflasyonla mücadeleyi zayıflatmakta ve fiyat istikrarının sağlanmasını zorlaştırmaktadır.

Ülkemiz, yüksek büyüme hızlarının uzun dönemde sürdürülebilirliğinin yanı sıra, büyümenin kapsayıcılığı açısından da önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Yeni yatırımlardaki sürekli gerileme ve büyümedeki yavaşlama sonucunda işsizlik, özellikle genç işsizlik son dönemlerde tarihi en yüksek düzeylerine çıkmıştır. Türkiye, bireysel gelir eşitsizliği ve göreli yoksullukta Avrupa’da ilk sırada yer almaktadır. Bölgeler arası verimlilik ve gelir eşitsizlikleri son derece yüksektir. Kadın işgücüne katılım ve kadın istihdam oranlarında Türkiye, sırf yüksek gelirli ülkelerin değil, aynı zamanda kişi başına düşen gelir açısından kendisine benzeyen orta gelirli ülkelerin de gerisinde kalmaktadır.

Partimiz, büyümenin verimlilik, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık boyutlarını bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşımı benimsemektedir. Bu anlayış doğrultusunda, süratle “Güçlü, Sürdürülebilir ve Kapsayıcı” bir büyüme stratejisini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu strateji çerçevesinde önümüzdeki dönemde ekonomi alanındaki en önemli önceliğimiz, yüksek bir büyüme performansı gerçekleştirerek insan onuruna yaraşır nitelikte ve adil bir ücret sağlayan iş ve istihdam imkanları oluşturmak suretiyle başta gençler ve kadınlarda olmak üzere işsizliği önemli ölçüde azaltmaktır.

Bu hedeflere ulaşabilmek için büyüme modelinin köklü bir biçimde değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede, üretken olmayan sektörler ile imar rantlarına dayalı bir büyüme yaklaşımdan, başta sanayi olmak üzere üretken sektörlere öncelik veren bir modele geçeceğiz. Sanayi, hizmet, tarım ve enerji sektörlerine yönelik kapsamlı dönüşümler öngören sektörel reform programlarımız büyüme vizyonumuzun gerçekleşmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

Güçlü büyümenin önkoşulu olan verimliliğin kalıcı ve yüksek oranda artırılması için, en büyük sermayemiz olan insanımızın bilgi ve becerisini artırmayı, teknoloji ve yenilikçilik alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştirmeyi temel öncelikler olarak görmekteyiz.

Makroekonomik politikaları, enflasyonu düşük tek haneli düzeylerde tutmaya ve kamu maliyesi ile dış dengede sürdürülebilirliği sağlamaya odaklı bir biçimde uygulayacağız. Büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için ihracatın desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Eximbank’ın kaynaklarını güçlendirecek, ihracata sağlanan destekleri etkin bir biçimde kullanacağız. Üretim ve ihracatın yapısını rekabet gücü yüksek ticarete konu sektörler lehine değiştirmeyi öngören sanayi ve diğer sektörel politikalarımız da dış dengenin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlayacaktır.

Kapsayıcılığı, toplumun tüm kesimlerinin ve ülkemizin tüm bölgelerinin ekonomik refaha katkıda bulunması ve bu refahtan pay alabilmesi açısından büyüme stratejisinin önemli bir unsuru olarak görüyoruz. DEVA Partisi olarak kapsayıcılığı sağlamanın öncelikle eğitim alanında köklü bir dönüşümle mümkün olacağına inanıyoruz. Vatandaşlarımıza, potansiyellerini en üst düzeyde gerçekleştirebilecekleri bilgi ve yetkinlikleri kazandırarak, bilhassa kadınların ve gençlerin ekonomik hayata katılımlarını artırarak hem ülkemizin büyüme hızını yükseltecek hem de herkesin bu büyümeden pay almalarını sağlayacağız.

Kapsayıcı büyüme yaklaşımımız çerçevesinde gelir dağılımın iyileştirilmesi ve yoksulluğun azaltılması önemli hedeflerimizdendir. İşsizliğin azaltılması, nitelikli iş imkanları oluşturulması ve bireylerin bu iş imkanlarına erişimini kolaylaştıracak yetkinlikler kazandırılması, bu hedeflerin gerçekleştirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Programımızın özellikle “İstihdam ve İşsizlikle Mücadele”, “Sosyal Güvenlik, Sosyal Hizmetler ve Yardımlar”, “Bölgesel ve Yerel Kalkınma”, başlıkları altında yer alan reformlar ve politikalar kapsayıcı büyümenin sağlanması, gelir dağılımın iyileştirilmesi ve yoksulluğun azaltılmasında önemli rol oynayacaktır.

Ekonomi politikalarımız ile Programımızda yer alan diğer politikaların, ülkemizin Birleşmiş Milletler tarafından 2030 yılı için belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefimizi destekleyecek hukuki ve kurumsal yapıyı güçlendirmek ve geliştirmek önemli önceliklerimizden birisidir. Bu çerçevede; uluslararası doğrudan yatırımlar ve teknoloji transferi için uygun bir ortam oluşturulmasını, rekabet ortamının korunmasını, Ar-ge ve teknoloji desteklerinin etkin bir biçimde kullanılmasını, kamu alımlarının şeffaf ve rekabeti sağlayacak bir anlayışla yürütülmesini, yolsuzluklarla daha etkin bir biçimde mücadele edilmesini ve ticari uyuşmazlıkların tarafsız ve hızlı bir biçimde çözülmesini sağlayacak yasal ve kurumsal yapıları güçlendirecek ve ihtiyaç olan ilave adımları süratle atacağız..

EKONOMİ YÖNETİMİNİN KURUMSAL YAPISI

Ekonomi yönetimini, kurumların temel işlevlerini dikkate alarak, kurumsal bütünlüğü ve denge-kontrol mekanizmalarının etkin biçimde çalışmasını sağlayacak bir anlayışla yeniden yapılandıracağız.

Strateji ve politika belirleyen Bakanlıklar ile düzenleyici ve denetleyici kurumların görev, sorumluluk ve yetkilerini belirsizliğe yer vermeyecek şekilde net bir biçimde tanımlayacağız.

Merkez Bankası’nın ve düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlığını ve kurumsal kapasitelerini güçlendirecek, bu kurumların ilgili mevzuat ile kendilerine verilen görev ve sorumluluklar çerçevesinde bağımsız karar alabilmelerini sağlayacağız.

Türkiye İstatistik Kurumu’na güçlü bir bağımsızlık kazandırarak kurumun ve yayınladığı istatistiklerin güvenilirliğini arttıracağız.

Kamu mali yönetiminde bütünlüğü bozan Türkiye Varlık Fonu gibi bütçe dışı ve denetimden muaf yapılara ve uygulamalara son vereceğiz.

Sayıştay‘ın işlevlerini etkin bir biçimde yerine getirmesini sağlayacak ve denetim kapsamını tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişleteceğiz.

Kurumlar arası istişare ve koordinasyon mekanizmalarını güçlendireceğiz.

PARA VE KUR POLİTİKALARI

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun para politikası kararlarında araç bağımsızlığına sahip olmasını ve politik baskılardan uzak tutulmasını sağlayacağız. Para Politikası Kurulu’nun yapısını başarılı ülke uygulamalarını da dikkate alarak gözden geçirecek; şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerimiz gereği Kurul’un ve üyelerinin kamuoyunu bilgilendirme ve kamuoyuna hesap verme yükümlülüklerini arttıracak düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

Merkez Bankası’nın para politikasını, fiyat istikrarını esas alan ve finansal istikrara katkı yapan bir anlayışla yürütmesi gerektiğine inanıyoruz.

Serbest kambiyo ve dalgalı kur rejimini benimsiyor, politika, düzenleme ve uygulamaların bu anlayışa uygun bir çerçevede ve şeffaf bir biçimde yürütülmesini gerekli görüyoruz.

Finansal istikrarın sağlanması amacıyla, para, maliye ve makro ihtiyati politikaların birbiriyle uyumlu bir biçimde uygulanmasını ve öngörülebilir olmasını önemli görüyoruz.

KAMU MALİYESİ

Maliye politikalarımızın temel hedefi, kamu açıklarının ve borç yükününün bir risk ve istikrarsızlık unsuru haline gelmesini önlemek ve mali sürdürülebilirliği sağlayarak güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedefimize ulaşılmasına katkıda bulunmaktır.

Bütçe disiplinini esas olarak vergi oranlarını yükselterek değil tahsilat oranını arttırarak, kayıt dışılığı azaltarak ve harcamaları kontrol altına alarak tesis edeceğiz.

Mali disiplin anlayışını kalıcı hale getirmek ve öngörülebilirliği arttırmak amacıyla, temel bütçe büyüklüklerine ilişkin daimi nitelikteki bazı sayısal hedefler, sınırlamalar ve ilkeler belirlenmesini içeren “Mali Kural” uygulamasını hayata geçireceğiz.

vicdanında büyük yaralar açan kamuda lüks, gösteriş, israf ve savurganlığa son verecek, bina ve araç kiralamalarına, temsil ve tören harcamalarına sınırlama getirecek, bunların tekrarını engelleyecek mekanizmaları geliştirecek ve bu konularda kamuoyu denetimini teşvik edecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

Tüm kamu harcamalarını etki analizi çerçevesinde, verimlilik, etkinlik, temel politika ve önceliklerle tutarlılık ve mükerrerlikten kaçınma kriterlerini dikkate alarak kapsamlı bir gözden geçirmeye tabi tutacak ve rasyonel bir yapıya kavuşturacağız.

Bütçe çalışmalarında doğa ve çevrenin korunmasına dezavantajlı grupların gözetilmesine ve cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışına özen göstereceğiz.

Kamu kaynaklarının, bütçe dışı fonlar, özel bütçeler ve bütçe dışındaki kurum ve kuruluşlar aracılığıyla ya da bütçe içinde olsa bile temel harcama mevzuatı dışında şeffaf olmayan bir biçimde özel kurallarla yönetilmesi uygulamasına son vereceğiz.

Kamu alımlarının şeffaf, adil, rekabeti bozmayacak ve yerli üretimi teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, kamu ihale kanununda gerekli düzenlemeleri yapacak, ihale ve satın alma süreçlerini tüm taraf ve yurttaşların izleyebilmesine açık tutacağız.

Büyük ölçekli kamu yatırımlarına, gerçekçi ihtiyaç değerlendirmesi ve çevresel etki analizi yaparak karar vereceğiz. Bu projelere ilişkin hazırlık sürecinde sivil toplum, meslek örgütleri ve ilgili tüm tarafların etkin bir şekilde katılımını sağlayacak mekanizmaları oluşturacak ve kamuoyunu şeffaf bir biçimde bilgilendireceğiz.

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) uygulamalarını düzenleyen çerçeve bir mevzuat çıkartacağız. KÖİ modelinin, faydalanıcıların yaptığı ödemelerle kendini finanse eden projelerle sınırlı tutulması esas olacaktır. KÖİ projelerinin fizibilite çalışmalarına paydaşların katılımını, ihalelerde eşitliği, şeffaflığı, rekabetin arttırılmasını ve bu projelerin bağımsız denetime tabi tutulmasını sağlayacağız. Bu projelerin bütçe üzerindeki yükünü, verilen garantilerin kapsamını, gerekçelerini, süresini ve benzeri bilgileri düzenli olarak kamuoyuna açıklayacağız.

Tüm kamu sektörünün Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun mali saydamlık, hesap verebilirlik, iç kontrol ve denetim gibi alanlarına ilişkin hükümlerine tabi olmasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Şeffaflığın ve hesap verebilirliğin arttırılmasında ve kamuoyu ile paylaşılmasında teknolojik imkanları etkin bir şekilde kullanacağız.

Vergi sistemimizi sürdürülebilir büyümeye destek olacak, çevreyi ve insanı gözeten, teknolojik gelişmelerle uyumlu bir yapıda yeniden şekillendireceğiz. Vergi sistemini, benzer konulardaki vergi türlerini konsolide ederek, iş ve işlemler üzerindeki günümüz koşullarına uymayan vergileri kaldırarak, istisna ve muafiyetleri en aza indirerek basit, anlaşılır ve kolay uygulanabilir hale getireceğiz. İmar değişikliklerinden kaynaklanan rantları etkin bir biçimde vergilendireceğiz. Kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele ederek vergi tabanını genişletecek ve tahsilat oranını yükselteceğiz. Vergi ödeme alışkanlıklarını bozan, vergisini düzenli ödeyenler aleyhine adaletsizlik oluşturan ve işletmeler arasında haksız rekabet doğuran vergi ve prim affı uygulamalarına gitmeyeceğiz. Harcamaların kontrolü ve vergi tabanının genişletilmesi ile elde edilecek mali imkanları, öncelikle çalışanlar üzerindeki vergi yükünü azaltmada kullanacağız.

Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) faaliyet gösterdikleri sektörlerde piyasayı bozmamaları ve üretim, yatırım, istihdam ve fiyatlama kararlarını verimliliği dikkate alarak rasyonel bir biçimde belirlemeleri esas olacaktır. KİT’lerin ve tüm kamu işletmelerinin yönetim ve denetiminin İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yayımlanan “Kurumsal Yönetim İlkeleri”ne ve “Kamu İşletmeleri için Kurumsal Yönetim Rehberi”ne uygun bir çerçevede yürütülmesini sağlayacağız. Devletin iktisadi alandaki müteşebbis rolünü asgari düzeyde tutma hedefimizle uyumlu olarak yeni iktisadi devlet teşekkülü ya da benzeri kuruluşların oluşturulmasından kaçınacağız.

Özelleştirme uygulamalarını sınırları yasalarla çizilmiş bir çerçeve içerisinde, hazırlık, karar alma, ihale ve uygulama süreçleri her katılımcıya açık rekabetçi ve şeffaf bir şekilde yürüteceğiz. Özelleştirme sonrasında özel tekellerin oluşmaması ve vatandaşın aleyhine olabilecek davranışların önüne geçmek amacıyla, düzenleyici ve denetleyici kuruluşların etkinliğini arttırılacağız.

FİNANS SEKTÖRÜ POLİTİKALARI

Finans sektörü politikalarımızın temel hedefi, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen, sermaye birikimine katkıda bulunan, sermayenin tabana yayılmasına aracılık eden, dijital dönüşümün sunduğu fırsatları değerlendiren, bölgesel ve uluslararası alanda merkezi bir konuma ulaşmış, etkin ve dinamik bir finansal hizmetler sektörü inşa etmektir. Sektörün ürün ve finansman çeşitliliği sağlayarak ekonomik aktörlerin ihtiyaçlarına kapsayıcı ve erişilebilir çözümler üretmesini sağlamak ve bireylerin finansal okur-yazarlığını arttırmak temel hedeflerimiz arasındadır.

Güçlü sermaye ve fon yapısına, etkin risk yönetimine ve yüksek verimliliğe sahip bir bankacılık sektörü, sürdürülebilir büyüme için kritik bir önem taşımaktadır. Adil rekabet ortamının sağlanması ve şeffaflığın arttırılması sektörün sağlıklı gelişimi açısından önemli bir unsurdur. Bu çerçevede, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) sektöre ilişkin düzenlemeleri, kamu ve özel bankalara eşit ve şeffaf bir biçimde uygulamasını sağlayacağız. Hükümetin ve BDDK’nın ilgili mevzuat dışına çıkarak bankaların kararlarına ve yönetimine müdahale etmesini önleyeceğiz.

Kamu bankalarının sektör içinde rekabeti bozmalarını engelleyecek, bu bankaların siyasi baskılarla iş yapmalarının önüne geçeceğiz. Üst yönetime atamaları objektif ehliyet ve liyakat kriterleri çerçevesinde yapacağız.

Reel kesimin ve bankacılık sektörünün başta sorunlu krediler olmak üzere karşı karşıya kaldığı zorluklara yönelik çözüm arayışlarını, tutarlı ve bütüncül bir yaklaşımla, kötüye kullanım riskine sebebiyet vermeden ve tümüyle şeffaf bir biçimde yürüteceğiz. Bu doğrultuda, kredilerin etkin şekilde yapılandırılabilmesi ve şirketlerin ekonomik varlık olarak yaşayabilmeleri için başta icra-iflas kanunu olmak üzere gerekli kanuni düzenlemeleri yapacağız.

İstikrarlı bir finansal yapının olmazsa olmazı etkin ve sağlıklı işleyen bir sermaye piyasasıdır. Sermaye piyasasının toplam finansman içindeki payını artırmak amacıyla, sektörün derinleşmesini, şirket sermayelerinin halka açılmasını ve halka açıklık oranını arttırmayı teşvik eden düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

Kamunun kontrol ettiği büyük şirketleri ve bankaları halka açarak, bir yandan bu kurumlar üzerindeki kamusal denetimin ve hesap verebilirliğin arttırılmasını, diğer yandan kurumsal ve bireysel yatırımcı tabanının genişletilmesini ve sermaye piyasası araçlarının kullanımının geliştirilmesini sağlayacağız.

Bireysel tasarrufların yatırım fonları ve benzeri yapılar altında toplulaştırılarak profesyonel fon yöneticileri tarafından sermaye piyasalarında yatırıma yönlendirilmesini teşvik edecek ve bu fonların etkin ve verimli yönetimlerini sağlayacak düzenlemeleri yapacağız.

Sigortacılık ve bireysel emeklilik sektörlerinin potansiyelinden en üst düzeyde yararlanılmasını sağlayacak adımları atacağız. Bireysel emeklilik sisteminin ve DASK uygulamasının etkinliğini ve kapsayıcılığını arttıracağız. Özel sağlık ve hayat sigortalarının yaygınlaştırılmasını destekleyeceğiz. Sigorta ve emeklilik sektöründe dijitalleşmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak adımları atacağız.

Ekonomimizin ürettiği katma değeri arttırmak için gerekli yenilikçi fikir ve buluşların hayata geçirilmesini destekleyen kitlesel fonlama, melek yatırımcı ağları, sosyal girişimcilik, etki yatırımcılığı ve gelişmiş bir girişim sermayeciliği altyapısı oluşturacağız.

Finansal sektörün uluslararası rekabetçiliğini arttırarak insanımıza daha etkin ve çeşitli hizmetler sunmasını sağlayacak finansal teknoloji (Fintek) ve alternatif finansman çözümlerinin hayata geçirilmesini kolaylaştırmak temel hedeflerimiz arasındadır. Bu kapsamda, Ulusal Fintek Stratejisi ve eylem planı hazırlayacak, sektörün önünü açacak bir anlayışla yasal ve kurumsal altyapıda gerekli güncellemeleri yapacağız.

İSTİHDAM VE İŞSİZLİKLE MÜCADELE POLİTİKALARI

Teknolojinin hızlı ilerlemesi ve iş yapış biçimlerinin yeniden inşa edilmesiyle beraber işgücü piyasasında belirsizlikler dünyanın her yerinde artmaktadır. Eskiden bilmediğimiz birçok yeni iş hayatımıza girmekte ve bildiğimiz dünyaya dair birçok iş şekil değiştirmektedir. Robotlar ve yapay zeka uygulamaları işleri ve meslekleri dönüştürmekte, bu gelişmeler sonucunda ortaya çıkan kısa vadedeki işsizlik artışı insanları tedirgin etmektedir.

Ülkemizde de başta genç işsizlik olmak üzere işsizliğin yapısal sorun olarak devam ettiği, işgücü arz ve talebi arasında nitelik uyumsuzluğunun bulunduğu, mesleksizlik ve belgesizliğin yaygın olduğu, esnekliğin az olduğu bir işgücü piyasası ile karşı karşıyayız. Üstelik, son yıllarda yaşanan güven ve istikrar kaybına bağlı olarak yatırımlar ciddi oranda gerilemiş, bunun sonucunda işsizlik oranları tarihi yüksek seviyelere çıkmıştır.

İşsizlikle mücadelede en etkin yöntem, ekonomide güven ve istikrar ortamını tesis ederek yatırımları ve büyümeyi arttırmaktır. İşsizlikle ilgili yapısal sorunların çözümü ise işgücü piyasası reformları, çok yönlü aktif işgücü politikaları ve mesleki eğitime yeni bir bakış açısı kazandırmaktan geçmektedir.

KAPSAYICI, AKTİF VE ÇOK YÖNLÜ POLİTİKALAR

Ayrım yapılmaksızın çalışabilir durumda olan herkesin nitelikli, adil bir ücret getiren, sosyal güvenlik kapsamında olan, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlandığı, kişisel gelişim fırsatları sunan, örgütlenerek yaşamlarını etkileyen kararların alınmasına katılabildikleri, tüm kadınlar ve erkeklerin eşit fırsatlardan yararlanıp eşit muamele gördükleri iş imkânlarına ulaşması temel önceliğimiz olacaktır.

İşgücüne katılımın arttırılması ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması için işgücünün niteliğini sürekli iyileştirecek ve geleceğin işlerine uygun hale getireceğiz. Bunun için yetkinlik geliştirmeye ağırlık vereceğiz. Rekabetçi ve yenilikçi bir ekonomide istihdam imkânlarının geliştirilmesi, yeni işlerin ortaya çıkarılması ve işgücü piyasasının etkinleştirilmesi amacıyla, kamu-özel sektör iş birliklerini geliştirecek ve daha çok kişinin iş sahibi olmasını sağlayacağız.

İşletmelerin büyümelerini ve daha fazla istihdam oluşturmalarını engelleyen düzenlemeleri gözden geçeceğiz.

İstihdam teşviklerini sadeleştirecek, bu teşviklerin etkinliğini ve verimliliğini sürekli izleyeceğiz.

Özel istihdam bürolarını yaygınlaştıracak ve İŞKUR ile koordinasyonlarını güçlendireceğiz.

İşsizlikle mücadelede merkezi ve yerel aktörlerle iş birliği içinde her ilin kendine özgü yerel istihdam programları oluşturmasına destek sağlayacağız.

Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışacak yabancı işçilere katı sınırlandırmalar getirecek, iş gücü piyasasını bozan kaçak yabancı işçilikle etkin mücadele edeceğiz.

Kadınların işgücüne daha aktif katılımını sağlamak amacıyla okul sonrası eğitmenli aktivite merkezleri ile kreşleri yerel yönetimlerin sorumluluğunda mahalleler düzeyinde arttıracağız.

Dezavantajlı gruplara yönelik olarak fırsat eşitliğini sağlayacak özel ve kapsayıcı istihdam programlarını hayata geçirerek bu grupların istihdam edilebilirliklerini arttıracağız.

Dezavantajlı grupların girişimciliğini artırmak için bu gruplara özgü girişimcilik eğitimleri düzenleyecek ve kendi işlerini kurmalarını vergi, SGK primi ve kredi olanakları ile teşvik edeceğiz.

Ekonomik ve teknolojik değişime cevap veren aktif işgücü programları ile işgücünün nitelik ve beceri düzeylerini artırıcı, çalışma hayatında yaşanan değişim süreçlerine sağlıklı ve hızlı biçimde cevap veren politikalar uygulayacağız. Bu çerçevede, çalışanların ve işsizlerin beceri ve yeteneklerini ölçmeye ve geleceğin işlerine uygun hale getirmeye imkan verecek meslek-görev kesitleri ve benzeri yeni veri setleri oluşturacağız.

Teknolojik işsizliğe karşı önlemler alarak aktif iş gücü politikalarıyla gençleri yeni mesleklere yönlendireceğiz. Dijital yetkinliklerin yanı sıra çalışanların transfer edilebilir yetkinliklerini geliştirecek ve böylece daha kalifiye olmalarını ve yeni işlere uyum sağlamalarını kolaylaştıracağız.

Sanayi ve hizmet sektörlerinde, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarının neden olacağı otomasyon ve iş alanlarındaki hızlı dönüşümün yaratacağı uyum ihtiyacını karşılamaya yönelik yetkinlik geliştirme ve yeni yetkinlikler kazandırmaya yönelik yaşam boyu eğitim programlarını arttıracağız.

Mesleki yeterlilik sınav ve belgelendirme faaliyetlerini bütün mesleklere yaygınlaştıracak ve yeterlilik belgesine sahip olma şartını tüm meslekleri kapsayacak şekilde genişleteceğiz. Bireylerin sınav ve belgelendirme masraflarının kamu tarafından karşılanmasını sağlayacağız.

Girişimciliği ülkemiz için zorunlu olarak geliştirilmesi gereken bir yaşam becerisi olarak görmekteyiz. Bu sebeple girişimcilik ve yeni işler yaratacak programları özel olarak destekleyeceğiz.

Girişimlerin ve bireysel çalışmanın desteklenmesi için sigortalılık ve şirket kurma konularında bunlara özel yeni tanımlamalar yapacağız. Bu sayede yeni fikirlerin hayata geçmesini, yatırım almasını, istihdam oluşturmasını ve gelir üretmesini kolaylaştıracağız.

MESLEKİ EĞİTİMDE YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

Yapısal işsizliği azaltmak ve katma değer üreten istihdamı arttırmak, ancak eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasında güçlü bir ilişki kurmakla mümkündür.

Mesleki ve teknik eğitimin işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan mesleklere ve niteliklere cevap verecek şekilde planlanmasını ve yürütülmesini sağlayacak, işgücü piyasasındaki yapısal meselelerden biri olan “mesleksizlik ve belgesizlik” sorununu gidereceğiz.

Mesleki ve teknik okulların yönetim ve karar alma süreçlerinde özel sektör ve meslek kuruluşlarının yer alacağı, iş dünyasıyla etkileşimli bir okul yönetim sistemi kuracağız.

Mesleki ve teknik eğitim okullarının teknik altyapılarını iyileştirecek, eğiticilerin niteliğini arttıracak, bu okullardan mezun olanları istihdam edilebilir yeterliliklere kavuşturacağız. Geliştirilecek mezun takip sistemiyle de bu kişilerin istihdam edilebilirliklerin izleyecek ve politikaları buna göre yeniden şekillendireceğiz.

Orta ve yükseköğretim düzeyindeki mesleki ve teknik eğitim okullarını sanayi, hizmetler, tarım sektörleriyle ilişkilerine göre organize sanayi sitelerinde, ticaret ve turizm alan ve merkezlerinde, tarımsal işletmelerin bulunduğu yerlerde kuracak, mevcut okulları da tedricen bu yerlere taşıyacağız.

Mezunlarının daha iyi istihdam olanaklarına kavuşturulmasıyla mesleki ve teknik eğitime dönük önyargıyı kıracak, ara eleman olarak nitelendirilen meslek sahiplerinin üretimin “ana aktörleri” olduğu yönünde farkındalık oluşturacağız. Meslek sahibi olmanın, önemli ve itibarlı olduğu bilinci oluşturarak ailelerin ve gençlerin mesleki ve teknik eğitim okullarını daha çok tercih etmesini sağlayacağız.

Ailelerinden ayrı düşmüş ve devlet bakımında bulunan yetim, öksüz çocuk ve gençler ile ailelerinin yanında bulunan fakat aileleri maddi yoksunluk çeken çocuk ve gençlerin destek program ve projelerine fırsat eşitliği kapsamında erişimlerini sağlayacak, geleceğe güvenle bakmalarını destekleyeceğiz. Bu çocuklar ve gençlerin, özellikle ara eleman açığı olan sektörlerle ilgili meslek liselerine erişimlerine öncelik vererek, bu sayede eğitim hayatında kalmalarını ve erken yaşta meslek edinmeleri sağlayarak işsizlik riskine karşı önlem alacağız.

Dijital ekonomi’ye geçiş ve Endüstri 4.0 ile birlikte geleceğin mesleklerini belirleyecek çalışmaları yapacağız. Mesleki eğitim müfredatını bu doğrultuda güncelleyecek, öğrencilere farklı alanlarda da kullanabilecekleri taşınabilir yeni beceriler kazandıracak ve öğrencilerin yönelebilecekleri meslek seçenekleri konusunda esnek bir yaklaşım izleyeceğiz. Bu çalışmaları dinamik bir yaklaşımla sürekli hale getireceğiz. Teknoloji ve bilişim liseleri ile gençlerin yazılım, kodlama ve teknoloji alanlarında meslek sahibi olmalarını sağlayacağız.

Gelecekte ihtiyaç duyulacak yeni meslek ve yetenekler için internet üzerinden ve yerinde eğitimler sunacağız.

KÜÇÜK VE ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ İŞLETMELER

Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ), sayıları, istihdam hacimleri, üretim değerleri, gelişmeye olan katkıları, mülkiyetin tabana yayılması yönünden, ekonomik açıdan serbest rekabete dayalı piyasa ekonomisinin ve sosyal bakımdan toplumsal istikrarın temel unsuru haline gelmiştir.

KOBİ’lerin istihdam içindeki payı yüzde 75, katma değer ve ihracat içindeki payı ise yüzde 50’nin üzerinde olmasına rağmen, toplam krediler içindeki payı yüzde 25 seviyelerindedir. Bu durum, ülkemizdeki KOBİ’lerin finansman bulma konusunda güçlük yaşadığının açık bir göstergesidir.

Ekonomide önemli bir role sahip olmalarına rağmen KOBİ’ler, know-how, beceri seviyesi, sermaye miktarı ve özellikle bilgi ve iletişim alanındaki modern teknolojiye erişim ve sağladığı avantajlardan faydalanma kabiliyeti açısından geri durumdadır.

KOBİ’lerin; girişimcilik kültürünün, teknoloji tabanlı ve yenilikçi girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi, finansmana, bilgiye ve pazara erişim imkânlarının güçlendirilmesi ve ölçek büyütmelerinin sağlanması öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır.

KOBİ strateji belgesi ve eylem planı hazırlık ve uygulamalarına KOBİ’lerin daha etkin katılımını sağlayacak ve planlardaki eylemlerin hayata geçmesi için daha güçlü ve etkili mekanizmalar geliştireceğiz.

KOBİ’lerin arasından daha fazla büyük işletme çıkmasına katkısı olacak eğitim, yönetim, finansman, teknoloji geliştirme veya teknoloji transferi, ürün ve pazar çeşitlendirme, ihracat potansiyelini artırma, yeni ortaklıklar kurabilme, sermaye piyasalarından daha çok pay alabilme konusunda özel destek modelleri oluşturacağız.

KOBİ’leri küreselleşmeden kaynaklanan yüksek rekabete ayak uydurma, yetkin insan gücü ve yeterli sermayeye sahip olma, yenilikçi projeler üretme, birlikte iş yapma kültürü ve proje geliştirme gibi hususlarda güçlendireceğiz.

KOBİ’lerin ölçek sorununu aşamadan bölünmelerine veya tasfiye olmalarına yol açan, kritik ve stratejik önemdeki kuşaktan kuşağa geçiş süreçlerinin planlanması, hazırlanması ve kolaylaştırılması için, yetkin yönetici kadrolarının eğitilmesine ve yetiştirilmesine yönelik adımlar atacağız. Bu amaçla profosyonel destek almalarını teşvik edeceğiz.

Yönetim danışmanlığı sektörünü destekleyerek, KOBİ’lerin bu sektörden devlet destekli olarak danışmanlık hizmeti almasını sağlayacağız.

KOBİ’lerde verimlilik dönüşümünü ve dijital dönüşümü sağlayacak danışmanlık ve destek programlarını hayata geçireceğiz.

KOBİ’lere verilen kredi hacmini arttıracak ve yenilikçi finansman imkanları geliştireceğiz.

KOBİ’lerin finansmanında girişim sermayesi, kitle fonlaması ve etki yatırımcılığı gibi imkanların kullanımını arttıracağız.

Büyük ölçekli işletmeler ile KOBİ’lerin etkileşimlerini arttıracak, değer zincirini güçlendirecek ve verimliliği arttıracak ortak Ar-Ge ve yenilik projelerine destek programları oluşturacağız.

ESNAF VE SANATKÂRLAR

Ülkemizin ekonomik toplumsal ve siyasal hayatında önemli bir yere sahip olan esnaf ve sanatkârlarımız, ticari hayatta yaşanan gelişmeler ve son yıllarda ekonomik kriz nedeniyle giderek ağırlaşan birçok sorunla karşı karşıya kalmıştır.

Ekonominin sağlıklı işleyişine, ahilik geleneği içindeki birçok uygulamalarıyla modern ekonomide kullanılan kalite ve tüketici hakları kavramlarına katkıda bulunan esnaf ve sanatkarımızın gelişen ekonomiden hak ettiği payı alması için gereken çalışmaları yapacağız.

Esnaf ve sanatkârların değişen ekonomik ve sosyal şartlara uyum sağlayacak şekilde rekabet güçlerini ve kapasitelerini arttıracağız. Bunun için, esnaf ve sanatkâr odaları ve birlikleri bünyesinde, esnaf ve sanatkârlara ihracat süreçleri, girişimcilik, Ar-Ge ve yenilikçilik ile devlet yardımları hakkında eğitim, danışmanlık ve bilgi desteği sağlayacak birimler oluşturacağız.

Esnaf ve sanatkarımızın işlerini büyüterek tacir ve sanayici aşamasına geçerek KOBİ niteliğine kavuşması, ekonomideki gelişmeleri yakından takip edebilmesi için sürekli bilgilendirme kanalları oluşturacağız. Geleneksel alanlarda faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarlar için yeni iş fikirlerinin geliştirilmesi, sürdürülebilirliğin sağlanması ve ayakta durabilen bir işletme altyapısı oluşturulması için girişimcilik eğitimleri ve girişimciliğe yönelik desteklere önem vereceğiz.

Esnaf ve sanatkarların büyük sanayi işletmelerini tamamlayıcı fonksiyonunu güçlendirecek ve nitelikli meslek elamanlarının yetişmesine katkılarını destekleyeceğiz.

Ucuz ve yeterli finansmana erişim, bu finansmanı işinin niteliğini arttırma, büyütme, çağın gerektirdiği değişim ve dönüşümü gerçekleştirme yönünde kullanabilmesi için mevcut Esnaf ve Sanatkârlar Destek Sistemini yenileyecek, yeni destek mekanizmaları geliştireceğiz.

Esnaf ve sanatkarların birlikte iş yapma kültürünün geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapacağız.

Esnaf ile tacir, sanatkâr ile sanayici arasındaki tanım farkını dikkate alarak her iki kesimin mesleki örgütlenmesinde yaşanan sorunları gidereceğiz.

Özellikle sanatkarımızın yaşadığı çırak yetiştirme sorununu ve çıraklık eğitimini genel eğitim sistemiyle uyumlu bir şekilde ele alacağız.

TÜKETİCİ HAKLARI

Doğumundan ölümüne kadar hayattaki konumu ne olursa olsun her birey ekonomik anlamda bir tüketicidir.

Üretilen mal ve hizmetlerin kalite ve standardı sadece bu mal ve hizmeti üreten kişi veya işletmelerin iş ahlakı ve kalite anlayışına bırakılamaz.

Üretimden dağıtım ve nihai tüketiciye ulaşma süreçlerine kadar her aşamasının etkin bir şekilde denetlenmesi, tüketicilerin hak ettikleri nitelikte sağlıklı ve kaliteli ürünlere sahip olabilmeleri amacıyla;

Merkezi yönetimin piyasa gözetim ve denetimi faaliyetlerinde kalite ve standart ölçülerini doğru belirlemesinin, denetim uzmanlarını ve araçlarını etkinleştirmesinin ve güçlendirmesinin yanında mahalli idarelerin de bu alandaki yetkilerinin artırılmasını ve tüketici hakları konusunda çalışan sivili toplu örgütleri ile sıkı bir işbirliğine gidilmesini sağlayacağız.

BÖLGESEL VE YEREL KALKINMA

Bölgesel ve yerel kalkınmayı kapsayıcılığın önemli bir aracı olarak görüyoruz. Kalkınmanın yerel bilgiye, yetkinlik ve becerilere, değerlere ve kurumsallaşmaya dayanması gerektiğine inanıyoruz.

Bölgesel gelişme politikalarımızın temel hedefi, bölgeler arasındaki kalkınmışlık farklarını asgariye indirmek ve her bölgenin kalkınma potansiyelini gerçekleştirmesini sağlamaktır.

Bölgesel gelişme politikalarımızı eğitimde, üretimde ve altyapı temininde fırsat eşitliği; dağıtımda, paylaşımda ve yaşam kalitesinde hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde şekillendireceğiz.

İstatistiki bölge birimlerini gözden geçirecek ve yeniden tanımlayacağız Özellikle ulaşım, iletişim ve teknoloji alanlarındaki gelişmeler doğrultusunda idari, coğrafi, istatistiki bölge sınırlarına bağlı kalmaksızın ihtiyaç halinde toprak ve su kaynaklarını, tarımsal faaliyeti ve ekosistemleri ya da özel proje ve kalkınma alanlarını, sanayi koridorlarını esas alan bölgeler oluşturacağız.

Bölgesel politikaları, ilgili tüm tarafların katılımını ve etkin koordinasyonu sağlayacak kurumsal yapılar tarafından oluşturacak ve uygulayacağız.

Yerel idarelerin kalkınma alanındaki yetki, görev ve sorumluluklarını artıracağız. Yerel düzeydeki kurumların, yerel inisiyatiflerin, kalkınma platformlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve iş örgütlerinin bölgesel kalkınma süreçlerinde daha aktif rol almalarını sağlayacağız. Bu çerçevede bu kurumların ve yapıların yönetim süreçleri, beşeri kaynakları, fiziki imkanları ve teknolojiyi kullanma kabiliyetlerini iyileştireceğiz.

Bölgesel gelişmenin alt bölümleri olan yerel, kentsel ve kırsal kalkınma alanlarını bunlar arasında uyum, tamamlayıcılık ve bütünlük sağlayarak yöneteceğiz.

Yerel kalkınmada özellikle gençler ve kadınlar için iş, istihdam, eğitim ve finansmana erişim imkanlarının artırılmasına odaklanacağız. Bu çerçevede, danışmanlık programlarını, yoğun teknik ve iş becerileri eğitimini, iş merkezlerinin geliştirilmesini ve gençlik gelişim programlarını uygulamaya koyacağız. Okulların yerel yenilikçilik ve girişimciliğin merkezi olmasına önem vereceğiz. Üniversitelerin eğitim planlamaları ile yerel insan gücü talebini uyumlu hale getirecek ve üniversitelerin öncelikle mesleki eğitim içerikleri geliştirmelerini sağlayacağız.

Sosyal girişimciliği yerel ve bölgesel kalkınmanın temel araçlarından birisi olarak değerlendirecek; örgütlenme, finansman, eğitim ve ağ oluşturma konularında destekleyeceğiz.

Yerel sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması bakımından yeşil ekonomi anlayışımız doğrultusunda çevre konularına önem vereceğiz.

Kalkınma ajanslarının yerel ürünlerde standardizasyon ve yerel marka oluşturma konusunda daha fazla destek olmasını sağlayacağız.

Belirli bir bütünlük sergileyen kent gruplarının yatırım ve kalkınma stratejilerini bir arada ele alarak kentlerin küresel rekabetle başa çıkmasını kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Kent ekonomilerinin rekabet gücünü yükseltecek insana yatırım programları ve üniversite ile kenti buluşturma programları geliştireceğiz. Kent düzeyinde yatırım ve iş alanları için rehberler hazırlanmasını sağlayacağız. Sınır kentlerimizin başta komşu ülkelerle olmak üzere uluslararası ticaretin sağlayacağı imkanlardan daha fazla yararlanmalarını temin etmek amacıyla, lojistik, ulaşım ve diğer altyapı açısından güçlendirilmesine önem vereceğiz.

Kırsal kalkınmada odak tarımsal ve ekonomik gelişmenin ötesine geçmekte; sosyal, çevresel ve kültürel boyutlar da önem kazanmaktadır. Kamu kesiminin yanı sıra sivil toplum ve özel kesimin kırsal kalkınmadaki etki ve rolü artmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinden kırsal yaşam kalitesinin arttırılması, üretim, e-ticaret, eğitim, sağlık ve becerilerin geliştirilmesi alanlarında azami ölçüde faydalanacağız.

Üretici birlikleri ve kooperatiflerin kurumsal kapasitelerini güçlendirecek ve iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandıracak düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Bunları, küçük işletmelerin tedarik zinciri kurmalarını, lojistik imkanlara erişebilmelerini, ürünlerini ulusal ve uluslararası pazarlarda satabilmelerini, bölgesel ve global marka haline gelebilmelerini destekleyecek bir yapıya kavuşturacağız.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.