<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Kamu Personel Alımı - Son Dakika Memur ve Personel Haberleri</title>
      <link>https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Kamu Personel Alımı, Son Dakika Memur Haberleri, Ekonomi, Politika ve Gündem Gelişmelerine kamupersoneli.net'ten Kolayca Ulaşabilirsiniz.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 18:03:23 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.kamupersoneli.net/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalıcı Diz Ağrılarının Altında Bu Mineral Eksikliği Yatıyor! Göz Ardı Edilen Tehlikeye Uzman Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/kalici-diz-agrilarinin-altinda-bu-mineral-eksikligi-yatiyor-goz-ardi-edilen-tehlikeye-uzman-uyarisi/134411/</link>
            <description><![CDATA[İnatçı diz ağrıları, kemik kırıkları ve halsizlik şikayetlerinin nedeni vücudun kalsiyum dengesi olabilir. Uzmanlar uyarıyor: 100 gramlık doğal kaynaklarla bile ağrılar kontrol altına alınabilir, kemikler güçlenebilir.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/kalici-diz-agrilarinin-altinda-bu-mineral-eksikligi-yatiyor-goz-ardi-edilen-tehlikeye-uzman-uyarisi/134411/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 12:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Vücudun mineral dengesini bozan ve pek çok şikayetin nedeni olan hiperparatiroidi, uzmanlara göre çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Nedensiz kemik kırıkları, geçmeyen diz ağrıları ya da sık tekrarlayan böbrek taşlarının arkasında paratiroid bezlerinin fazla çalışması yatabiliyor. Bu durum, vücuttaki kalsiyumun kemiklerden çekilmesine neden olarak ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.</p><strong>Kemik Erimesi Değil, Mineral Yönetimi Sorunu</strong><p>Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, bu hastalığın sıklıkla osteoporoz ya da romatizmal hastalıklarla karıştırıldığını belirtiyor. Ancak asıl sorun, parathormon fazlalığı nedeniyle kalsiyumun vücutta yanlış yönlendirilmesi. Bu hormonun fazla salgılanmasıyla birlikte kalsiyum kemiklerden çözülüyor, kaslarda kramplar, kemiklerde ağrılar ve halsizlik oluşuyor.</p><p>Paratiroid hastalıkları, tiroidin arkasında yer aldığı için fiziki muayenede fark edilemiyor. Ancak basit bir kan testiyle parathormon düzeyleri ölçülerek tanı kolaylıkla konabiliyor. Özellikle açıklanamayan kas ağrıları, halsizlik, saç dökülmesi ve sık idrara çıkma gibi belirtiler gösterenlerin bir endokrinoloji uzmanına başvurması öneriliyor.</p><strong>Doğal Kalsiyum Kaynaklarıyla Kemiklerinizi Koruyun</strong><p>Kalsiyum ihtiyacını yalnızca ilaçla değil, besinlerle karşılamak da mümkün. Günlük ortalama 1000 mg kalsiyum gereksinimi için şu besinler öne çıkıyor:</p><strong>Süt ve süt ürünleri:</strong> Yoğurt, peynir ve süt en iyi kalsiyum kaynaklarından.<strong>Yeşil yapraklı sebzeler:</strong> Brokoli, pazı ve roka gibi sebzeler lifle birlikte kalsiyum da sunar.<strong>Kılçığıyla tüketilen balıklar:</strong> Sardalya, hamsi gibi balıklar hem kalsiyum hem D vitamini açısından zengindir.<strong>Baklagiller:</strong> Nohut, mercimek ve özellikle tofu yüksek kalsiyum içerir.<strong>Kuruyemiş ve tohumlar:</strong> Susam, badem ve chia tohumu kalsiyumun doğal kaynaklarıdır.<strong>Kuru meyveler:</strong> Özellikle kuru incir ve kayısı orta düzeyde kalsiyum sağlar.<p>D vitamini, kalsiyumun bağırsaktan emilimini kolaylaştırır. Güneş ışığı, bu vitaminin doğal kaynağıdır. Aynı zamanda fazla kafein ve tuz tüketiminin kalsiyum kaybına yol açabileceği unutulmamalıdır</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kalici-diz-agrilarinin-altinda_1752473673_htwnXo.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalıcı Diz Ağrılarının Altında Bu Mineral Eksikliği Yatıyor! Göz Ardı Edilen Tehlikeye Uzman Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/kalici-diz-agrilarinin-altinda_1752473673_htwnXo.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Klimalı Ortamlar Tehlike Saçabilir! Lejyonella Riski Yaz Aylarında Artıyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/klimali-ortamlar-tehlike-sacabilir-lejyonella-riski-yaz-aylarinda-artiyor/134390/</link>
            <description><![CDATA[Sıcak havaların etkisini artırmasıyla birlikte klima kullanımı da yaygınlaştı. Ancak uzmanlar uyarıyor: Klimalar, uygun kullanılmadığında sağlığı tehdit eden lejyonella bakterisinin yayılmasına neden olabilir. İşte alınması gereken önlemler.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/klimali-ortamlar-tehlike-sacabilir-lejyonella-riski-yaz-aylarinda-artiyor/134390/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 13:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sıcaklıkların yükseldiği temmuz günlerinde klima, hayat kurtarıcı bir konfor sunuyor. Ancak bu konfor, doğru koşullarda sağlanmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Serhat Birengel, özellikle lejyonella bakterisine dikkat çekerek <strong>klima kaynaklı enfeksiyon</strong> risklerinin altını çizdi.</p><p>Lejyonella bakterisi, nemli ve durağan su ortamlarında çoğalarak, kötü bakımı yapılan klima sistemlerinden insanlara bulaşabiliyor. Bu bakterinin neden olduğu 'lejyoner hastalığı', ciddi akciğer enfeksiyonlarına, hatta zatürreye dönüşebiliyor.</p><strong>Bağışıklık Zayıfladığında Solunum Virüsleri Davet Ediliyor</strong><p>Lejyonella sadece tek başına risk yaratmakla kalmıyor. Klimaya uzun süre maruz kalınması, vücut direncinde ani düşüşlere neden olarak diğer solunum yolu virüslerinin yerleşmesini kolaylaştırıyor. Terliyken klimanın doğrudan karşısında oturmak, bu riskleri katlıyor.</p><p>Prof. Dr. Birengel&#39;e göre, klimanın doğru kullanımı sağlığın korunmasında kritik öneme sahip. Özellikle ofis ve kapalı ortamlarda ideal sıcaklık ayarı 18-21 derece arasında tutulmalı. Ani sıcak-soğuk geçişleri, özellikle alerjik bünyelerde sinüzit ve burun mukozasında ödem gibi sorunlara yol açabilir. Araç içi klimalar için de benzer uyarılar geçerli.</p><strong>Klima Bakımı ve Hava Sirkülasyonu Hayati</strong><p>Yalnızca sıcaklık değil, klima sistemlerinin temizliği de sağlıklı kullanım için olmazsa olmaz. Filtrelerin düzenli temizlenmesi, bakteri ve küf oluşumunun önüne geçmekte büyük rol oynuyor. Ayrıca doğrudan vücuda üfleyen hava akımlarından kaçınmak da korunma yolları arasında.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/klimali-ortamlar-tehlike-sacab_1752221352_cDd5xt.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Klimalı Ortamlar Tehlike Saçabilir! Lejyonella Riski Yaz Aylarında Artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/klimali-ortamlar-tehlike-sacab_1752221352_cDd5xt.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aile Hekimliğinde Yeni Dönem Başladı: Akupunktur, Fitoterapi ve Uygun Fiyatlı Raporlar ASM’lerde]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-akupunktur-fitoterapi-ve-uygun-fiyatli-raporlar-asm-lerde/134238/</link>
            <description><![CDATA[Aile Hekimliği Kanunu’nda yapılan yeni düzenlemelerle hafta sonları akupunktur ve fitoterapi hizmeti mümkün hale gelirken, özel raporlar artık ASM’lerden daha uygun fiyatla alınabilecek. Yabancılar için ücretli model de genişletildi.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-akupunktur-fitoterapi-ve-uygun-fiyatli-raporlar-asm-lerde/134238/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığı, 15 Haziran 2025 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemelerle Aile Hekimliği sistemine önemli yenilikler kazandırdı. Hafta sonu tedavi seçeneklerinden yabancı hastalara yönelik ücretli hizmet modeline kadar pek çok başlıkta değişiklik yapıldı.</p><strong>Alternatif Tıp Artık Hafta Sonu da Uygulanabilecek</strong><p>Yeni düzenlemeyle birlikte aile hekimleri artık hafta sonları ve resmi tatillerde de <strong>akupunktur</strong> ve <strong>fitoterapi</strong> gibi tamamlayıcı tıp uygulamalarını sunabilecek. Daha önce sadece mesai saatleri sonrası yapılabilen bu uygulamalar, artık hafta sonu da erişilebilir hale gelecek. Böylece vatandaşlar iş günü dışındaki zamanlarda da bu hizmetlerden faydalanabilecek.</p><p>Düzenlemelerle birlikte, <strong>özel amaçlı raporlar</strong> için ödenen ücretlerde de değişiklik yapıldı. Aile Sağlığı Merkezleri, diğer basamaklara kıyasla bu raporları daha uygun fiyatla sunacak. Bu uygulama sayesinde vatandaşlar hem ekonomik hem de pratik bir şekilde rapor ihtiyaçlarını karşılayabilecek.</p><strong>Yabancılar İçin Ücretli Hizmet Modeli Genişliyor</strong><p>Yeni dönemde, <strong>ikamet izni olmayan yabancıların</strong> aile hekimlerinden ücretli olarak hizmet alması mümkün olacak. Bu kişiler, belirlenen ücret tarifesine göre hizmet alabilecek. Ancak geçici koruma altındaki bireyler bu kapsama dahil edilmiyor ve mevcut uygulamadan faydalanmaya devam edecek.</p><p>Sağlık Bakanlığı, yapılan tüm düzenlemeleri ve güncel hizmet bedellerini içeren <strong>Kamu Sağlık Hizmetleri Fiyat Tarifesi&#39;ni</strong> yayınladı. Vatandaşlar, <strong>https://sbos.saglik.gov.tr</strong> adresinden e-Devlet girişiyle sistem üzerinden ödeme işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Ayrıca web sitesinde kullanım kılavuzları ve hizmet esaslarına dair belgeler de erişime açık.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/aile-hekimliginde-yeni-donem-b_1750841698_83ZAl6.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aile Hekimliğinde Yeni Dönem Başladı: Akupunktur, Fitoterapi ve Uygun Fiyatlı Raporlar ASM’lerde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/aile-hekimliginde-yeni-donem-b_1750841698_83ZAl6.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Anoreksiya Sessizce İlerliyor, Ölümle Sonuçlanabiliyor: Ailelere Uzmandan Hayati Uyarı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/anoreksiya-sessizce-ilerliyor-olumle-sonuclanabiliyor-ailelere-uzmandan-hayati-uyari/134224/</link>
            <description><![CDATA[Yeme bozuklukları arasında en ölümcül olanlardan biri olan anoreksiya nervoza, özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Hayat Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Melike Yücel, hastalığın giderek artan etkisine karşı toplumun daha bilinçli olması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/anoreksiya-sessizce-ilerliyor-olumle-sonuclanabiliyor-ailelere-uzmandan-hayati-uyari/134224/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:00:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Anoreksiya genellikle sadece estetik kaygılarla ilişkilendirilse de, aslında hem zihinsel hem bedensel sağlığı derinden etkileyen ağır bir bozukluk. Yücel, bu hastalığın ölüm oranı en yüksek psikiyatrik rahatsızlıklar arasında olduğunu vurgulayarak, erken teşhisin önemine dikkat çekti.</p><strong>Genç Kadınlar Yüksek Risk Grubunda</strong><p>Ergenlik döneminde beden algısının şekillenmesiyle birlikte sosyal medyanın dayattığı ideal vücut imajı, özellikle genç kadınlarda anoreksiya riskini artırıyor. Düşük benlik saygısı, mükemmeliyetçilik, katı düşünce kalıpları ve ailesel baskılar bu durumu tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor.</p><strong>Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli</strong><p>Ani kilo kaybı, yemeklerden kaçınma, aşırı egzersiz, sosyal izolasyon, soğuk hissetme, saç dökülmesi ve depresif ruh hali gibi belirtiler, anoreksiyanın habercisi olabilir. Uzmanlar, bu tür değişikliklerin fark edildiği anda profesyonel destek alınması gerektiğini belirtiyor.</p><p>Yücel&#39;e göre tedavi, bireyin yemekle ve beden algısıyla olan ilişkisini yeniden inşa etmeyi hedeflemeli. Multidisipliner yaklaşım; psikoterapi, aile desteği, diyetisyen danışmanlığı ve gerektiğinde ilaç tedavisini içeriyor. Özellikle ergenlerde aile temelli terapiler etkili sonuçlar veriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/anoreksiya-sessizce-ilerliyor-_1750669486_wyMRf1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Anoreksiya Sessizce İlerliyor, Ölümle Sonuçlanabiliyor: Ailelere Uzmandan Hayati Uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/anoreksiya-sessizce-ilerliyor-_1750669486_wyMRf1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karatay’ın Önerdiği Şifa Kaynağı: Tahin ve Pekmez İkilisi Damarları Açıyor, Cildi Genç Tutuyor!]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/karatay-in-onerdigi-sifa-kaynagi-tahin-ve-pekmez-ikilisi-damarlari-aciyor-cildi-genc-tutuyor/134137/</link>
            <description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Karatay’ın sık sık altını çizdiği tahin ve pekmez ikilisi, yalnızca lezzetli bir kahvaltı tercihi değil; damar tıkanıklığından erken yaşlanmaya kadar birçok sağlık sorununa karşı doğal koruma sağlıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/karatay-in-onerdigi-sifa-kaynagi-tahin-ve-pekmez-ikilisi-damarlari-aciyor-cildi-genc-tutuyor/134137/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 10:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kalp sağlığı için beslenmede doğru yağlar büyük önem taşırken, tahin bu noktada öne çıkıyor. İçerdiği oleik ve linoleik asit gibi sağlıklı yağlar, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olurken damarların elastikiyetini artırıyor. Karatay&#39;ın da önerdiği üzere, pekmezle birlikte tüketilen tahin, kan dolaşımını destekleyerek damar sertliğine karşı koruyucu bir rol üstleniyor.</p><strong>Antioksidan Gücüyle Yaşlanma Karşıtı</strong><p>Tahin; E vitamini, B grubu vitaminler, çinko ve selenyum gibi güçlü antioksidanlar içeriyor. Bu bileşenler, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını azaltarak yaşlanma belirtilerini geciktiriyor. Ciltte kolajen üretimini tetikleyen bu doğal kaynak, özellikle parlak saçlar ve esnek cilt isteyenler için ideal bir destek.</p><p>Lif, protein, magnezyum ve demir gibi temel mineralleri bünyesinde barındıran tahin; bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkili. Pekmezle birlikte alındığında hem kan yapıcı etkisi artıyor hem de gün boyu kalıcı bir enerji sağlıyor. Özellikle yorgunluk, halsizlik ve stresle mücadele eden bireyler için doğal bir enerji deposu görevi görüyor.</p><strong>Doğurganlıktan Sinir Sistemine Çok Yönlü Etki</strong><p>Kadın ve erkek doğurganlığını desteklediği bilinen tahin, içeriğindeki çinko ve amino asitler sayesinde üreme sistemi sağlığına da katkı sunuyor. Ayrıca Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri, sinir hücrelerinin yapısını koruyarak beyin fonksiyonlarının düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.</p><p>Tahin yüksek kalorili bir besin olduğu için porsiyon kontrolü büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle kilo kontrolü yapan bireylerin aşırıya kaçmadan tüketmesini öneriyor. Susam alerjisi olan kişilerin mutlaka doktora danışarak tüketmesi gerekiyor.</p><p>Doğal içerikleriyle vücudu içeriden onaran tahin ve pekmez, Canan Karatay&#39;ın önerisiyle yalnızca sofralarda değil, sağlık rutinlerinde de kendine güçlü bir yer ediniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/karatay-in-onerdigi-sifa-kayna_1749878323_L9sFq0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karatay’ın Önerdiği Şifa Kaynağı: Tahin ve Pekmez İkilisi Damarları Açıyor, Cildi Genç Tutuyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/karatay-in-onerdigi-sifa-kayna_1749878323_L9sFq0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Biyolojik çeşitlilik artarsa ne olur?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/biyolojik-cesitlilik-artarsa-ne-olur/134067/</link>
            <description><![CDATA[Doğadaki her canlı türü, hem çevre hem de insan hayatı için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, biyolojik çeşitliliğin artmasının sağlık, ekonomi ve iklim üzerinde ciddi olumlu etkiler yarattığını vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/biyolojik-cesitlilik-artarsa-ne-olur/134067/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 13:34:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Her geçen yıl iklim krizinin etkileri daha fazla hissedilirken, biyolojik çeşitliliğin korunması ve artırılması da hayati önem kazanıyor. Bilim insanlarına göre doğada ne kadar çok tür yaşarsa, ekosistemler o kadar dirençli, insanlık ise o kadar güvende oluyor.</p><strong>Ekosistemlerde Direnç Artışı</strong><p>Biyolojik çeşitlilik, doğada dengeyi sağlayan en temel faktörlerden biri. Farklı canlı türlerinin bir arada bulunması, ekosistemleri hastalık, kuraklık, iklim değişikliği gibi tehditlere karşı daha dayanıklı hale getiriyor. Örneğin bir bitki türü hastalanırsa, onun yerini alabilecek başka türlerin bulunması, ekosistemin çökmesini önlüyor. Aynı zamanda yırtıcı-av dengesi korunuyor, zararlı türlerin yayılması doğal düşmanlar sayesinde sınırlanıyor.</p><strong>Gıda Güvenliği ile Tıbbi Kaynakların Çeşitliliği</strong><p>Doğadaki zenginlik yalnızca çevreye değil, insanlığa da doğrudan katkı sağlıyor. Biyolojik çeşitlilik; gıda güvenliği, ilaç üretimi ve tarımsal gelişim gibi birçok alanda temel kaynak sunuyor.</p><p>Tarımda kullanılan bitkilerin hastalıklara karşı dayanıklı olması genetik çeşitliliğe bağlı. Öte yandan pek çok ilaç, hl doğada keşfedilen canlılardan elde ediliyor. Yeni türlerin bulunması, tıpta da yeni tedavi yollarının önünü açabiliyor.</p><strong>İklim Düzenlemesi ile Doğal Afetlere Karşı Koruma</strong><p>Biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliğiyle mücadelede de kilit bir rol oynuyor. Ormanlar ve okyanuslar gibi ekosistemler, karbonu tutarak atmosferdeki sera gazı oranını azaltıyor. Sel, kuraklık ve toprak erozyonu gibi doğal afetlere karşı da koruma sağlıyor. Uzmanlar, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınmanın temeli olduğunu belirtiyor ve doğayı korumanın insan sağlığı ve geleceği açısından bir zorunluluk haline geldiğini vurguluyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/biyolojik-cesitlilik-artarsa-n_1749119665_JWfQDk.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Biyolojik çeşitlilik artarsa ne olur? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/biyolojik-cesitlilik-artarsa-n_1749119665_JWfQDk.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vitamin Takviyesi Kullanırken Dikkat! Göz Ardı Edilen Tehlike Ortaya Çıktı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/vitamin-takviyesi-kullanirken-dikkat-goz-ardi-edilen-tehlike-ortaya-cikti/134021/</link>
            <description><![CDATA[Günümüzde sağlıklı yaşam arayışı birçok bireyi vitamin ve takviye ürünlerine yönlendiriyor. Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek, enerji seviyesini artırmak ve yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılan bu ürünler, eczanelerde ve online platformlarda kolayca erişilebilir durumda. Uzmanlar, masum görünen bu ürünlerin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/vitamin-takviyesi-kullanirken-dikkat-goz-ardi-edilen-tehlike-ortaya-cikti/134021/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 31 May 2025 14:00:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Doğal Etiketi Güvenli Olduğu Anlamına Gelmiyor</strong><p>Multivitaminlerden protein tozlarına, zerdeçal ve yeşil çay ekstrelerine kadar birçok takviye ürünü doğal etiketiyle pazarlanıyor. Bu ürünlerin raflarda yer alması, onların tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kontrolsüz, uzun süreli ve yüksek dozda kullanılan takviyeler özellikle karaciğer ve böbrek sağlığı üzerinde ciddi yük oluşturabiliyor.</p><p>Karaciğer, vücudun detoks merkezidir. Alınan her takviyeyi metabolize ederek vücuttan atılabilir hale getirir. Ancak:</p><strong>A vitamini</strong> fazlalığı karaciğer iltihabına ve uzun vadede karaciğer yetmezliğine yol açabilir.<strong>Yeşil çay ekstresi</strong> gibi bitkisel içerikler bile yüksek dozda tüketildiğinde bu organ için toksik etki oluşturabilir.<strong>Böbrekler de Risk Altında</strong><p>Böbrekler, kandaki zararlı maddeleri süzerek idrarla atan hayati öneme sahip organlardır. Ancak yüksek dozda alınan:</p><strong>Kalsiyum</strong>,<strong>D vitamini</strong>,<strong>Protein tozları</strong>,<p>gibi takviyeler böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Böbrek taşı oluşumundan kronik böbrek yetmezliğine kadar uzanan bir risk zinciri mevcuttur.</p><strong>Aşırı Takviye Alımında Karşılaşılabilecek Sorunlar</strong><p><strong>Fazla takviye zarar getirebilir.</strong> İşte bazı yaygın takviyeler ve aşırı kullanımda yol açabileceği sağlık problemleri:</p><strong>A Vitamini</strong>: Karaciğer hasarı, görme bozukluğu, doğumsal kusurlar<strong>Demir</strong>: Bulantı, kusma, sindirim sorunları, organ hasarı<strong>D Vitamini</strong>: Kalsiyum fazlalığı, böbrek taşları, kas zayıflığı<strong>E Vitamini</strong>: Kan pıhtılaşma bozuklukları, ilaç etkileşimleri<strong>Bitkisel destekler</strong>: Özellikle zerdeçal ve yeşil çay özleri yüksek dozlarda karaciğerde toksisiteye neden olabilir<strong>Herkes Takviye Kullanmalı mı?</strong><p>Hayır. Uzmanlar yalnızca belirli sağlık durumlarına sahip kişilerin takviye almasının gerekli olduğunu belirtiyor:</p>Besin eksikliği bulunanlarVeganlar veya belirli gıda gruplarını tüketemeyenlerHamile kadınlarKronik hastalıkları olanlar<p>Bu gruplarda bile takviye kullanımı mutlaka <strong>doktor gözetiminde</strong> olmalıdır. Rutin olarak sağlıklı kalmak için takviye almak çoğu zaman gereksiz ve hatta zararlı olabilir.</p><strong>Uzmanlar Uyarıyor 'Organlarınızı Yormayın'</strong><p>Takviye ürünleri, ilaçlar gibi sıkı denetimden geçmediği için dozlama hataları, kalite sorunları ve zararlı madde bulaşmaları daha yaygındır. Ayrıca bu ürünlerin zararları genellikle ani değil, uzun vadede ortaya çıkar. Karaciğer veya böbrek hastalıklarının sinyalleri yıllar sonra kendini gösterebilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/vitamin-takviyesi-kullanirken-_1748689208_Yg3cdA.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vitamin Takviyesi Kullanırken Dikkat! Göz Ardı Edilen Tehlike Ortaya Çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/vitamin-takviyesi-kullanirken-_1748689208_Yg3cdA.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Güzelliğiyle aldatan tehlike: Evinizde bu çiçek varsa dikkat edin! Zehirlenebilirsiniz]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/guzelligiyle-aldatan-tehlike-evinizde-bu-cicek-varsa-dikkat-edin-zehirlenebilirsiniz/133964/</link>
            <description><![CDATA[Salonların gözdesi, ihtişamlı yapraklarıyla dikkatleri çeken difenbahya, bu kez güzelliğiyle değil, zehriyle gündeme oturdu. Halk arasında 'ağlayan çiçek' olarak bilinen difenbahya, Bursa'da yaşayan Meryem Can'ın yaşadığı şok edici zehirlenme olayıyla birlikte merak konusu oldu. işte uzmandan açıklama]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/guzelligiyle-aldatan-tehlike-evinizde-bu-cicek-varsa-dikkat-edin-zehirlenebilirsiniz/133964/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 25 May 2025 14:02:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dijital içerik üreticisi Meryem Can, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla herkesi şaşkına çevirdi. Can '<strong>Evinizde bu çiçek varsa hemen çöpe atın çünkü 2 gün önce bu çiçek yüzünden zehirlendim</strong>' diyerek, difenbahyanın tehlikeli yüzü ile nasıl karşı karşıya kaldığını anlattı. Peki difenbahya, ölümcül denebilecek kadar zehirli mi? Evinde ağlayan çiçek bulunduranlar ne yapmalı?</p><strong>'Bir Anda Dilim Yanmaya Başladı, Kekeme Oldum!'</strong><p>Meryem Can yaşadığı acı olayı şu şekilde açıkladı:</p><p>'<strong>Ağlayan çiçek, çok gelişen bir bitki. Başı öne doğru eğilmişti. Düzeltmek için  geriye doğru ittim ve ortadan ikiye kırıldı. Kırılan çiçeğin içindeki sıvı yüzüme ve ağzıma sıçradı. İlk başta korkmadım çünkü içeriği aloe verayı anımsatıyordu. Ellerimle yüzümü sildim, dilimle de ağzımı temizledim. Ancak bir anda dilim yanmaya başladı. Hemen dilimi yıkadım ama geçmedi. O sırada ağzımdan aşırı bir salya akıntısı oluştui. Buz alıp dilimin tuttum. Sonra hemen acile gittik</strong>.' Diyerek Acil serviste yaşadıklarını da aktaran Can, doktorların dahi difenbahyanın bu denli zehirli olduğunu bilmediğini belirttiğini vurgulayarak. '<strong>doktorlar geldi ağzıma baktı ve soru sormaya başladılar. Ancak ben konuşamıyordum</strong>' dedi,</p><p>Sıvıyı yutmadığı için kanının temiz çıktığını ancak bir sağlık çalışanı olmasaydı veya çocuk olsaydı o salyayı yutabileceğini ve durumun çok daha kötü durumlara neden olacağını belirtti.</p><strong>Bilimsel Gerçekler</strong><p>Evlerde süs bitkisi olarak yaygın bir şekilde kullanılan Difenbahyanın zehirlenmelere neden olabileceğini doğrulayan Farmasötik Toksikoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, difenbahya ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: Can&#39;ın yaşadığı talihsiz olayın tesadüf olmadığını ve difenbahyanın gerçekten de dikkatli olunması gereken zehirli bir bitki olduğunu belirtti.</p><p>Aydın özellikle çocuklu ve evcil hayvanların bulunduğu evlerde difenbahya bulundurulurken son derece dikkatli olunması, temas halinde derhal tıbbi yardım alınmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek aksi takdirde, göz alıcı bu bitki, tahmin edilenden çok daha büyük bir tehlikeye dönüşebileceğini açıkladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/guzelligiyle-aldatan-tehlike-e_1748170956_KmfkFn.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Güzelliğiyle aldatan tehlike: Evinizde bu çiçek varsa dikkat edin! Zehirlenebilirsiniz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/guzelligiyle-aldatan-tehlike-e_1748170956_KmfkFn.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni Ölümcül Salgın: Uzmandan Kedi Gribi Uyarısı!]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/yeni-olumcul-salgin-uzmandan-kedi-gribi-uyarisi/133954/</link>
            <description><![CDATA[Rusya'nın önde gelen virologlarından ve Sputnik V aşısını geliştiren Gamaleya Araştırma Enstitüsü Başkanı Alexander Gintsburg, H5N1 kuş gribinin kediler arasında yayılarak insanlara sıçrayabileceği ve ölümcül bir pandemiye yol açabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulundu. Gintsburg, acilen bir aşı geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/yeni-olumcul-salgin-uzmandan-kedi-gribi-uyarisi/133954/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 24 May 2025 11:07:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sputnik V COVID-19 aşısının geliştiricisi olarak bilinen Gamaleya Araştırma Enstitüsü&#39;nün Başkanı Alexander Gintsburg, H5N1 virüsünün oluşturduğu tehdide dikkat çekti. Gintsburg, '(Aşı prototipi), sadece hayvanlar arasında değil, insanlar arasında da bulaşması muhtemel olan bu suş için Faz I ve II klinik deneylerinden geçmeli,' şeklinde açıklama yaparak aşı geliştirme çalışmalarının aciliyetini belirtti.</p><strong>Yeni Ölümcül Salgın Kapıda</strong><p>Gintsburg&#39;a göre, H5N1 virüsünün hava yoluyla insandan insana bulaşabilecek bir mutasyona uğraması durumunda, ortaya çıkacak krizin çiçek hastalığından bile daha yıkıcı olabileceğini ifade etti. Ünlü virolog, 'Ölüm oranı %50 ila %70 arasında. Eğer hava yoluyla bulaşır hale gelirse, çiçek hastalığı bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kalır,' sözleriyle durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.</p><p>Rusya&#39;nın potansiyel bir salgına karşı hazırlıklı olması gerektiğini savunan Gintsburg, 'Kullanıma hazır bir prototip, 3–4 hafta içinde üretim ölçeklendirmesine geçebilmeli ve halk için sunulabilmeli,' dedi. Ancak, mevcut durumda böyle bir hazırlık programının olmadığını da sözlerine ekledi. Bu uyarılar, Mayıs ayı başında Maryland Üniversitesi&#39;nden araştırmacıların yaptığı bir çalışmanın bulgularıyla da örtüşüyor. Maryland Üniversitesi araştırmacılar, evcil kediler arasında kuş gribi vakalarında artış yaşandığını tespit etmişti.</p><p>20 yıllık verilerin incelendiği çalışmada: 18 ülkede 600&#39;den fazla kedide H5N1 enfeksiyonu saptandığı ve bu vakalarda ölüm oranının %50&#39;yi aştığı bildirilmişti. Söz konusu çalışmada, '<strong>Evcil kediler duyarlıdır ve insanlara geçiş için potansiyel bir yol oluşturu</strong>r,' uyarısı yer alıyordu. Ayrıca özellikle hayvanlarla yakın temasta bulunan kişilerin risk altında olduğu vurgulanmıştı.</p><p>Kedilerin genellikle H5N1 virüsünü enfekte kuşları yiyerek, çiğ kümes hayvanı ürünleri tüketerek ya da enfekte hayvanlardan elde edilen pastörize edilmemiş süt yoluyla kaptığı biliniyor. Ancak Maryland Üniversitesi&#39;ndeki araştırma, belirgin bir temas öyküsü olmayan ev kedilerinde de vakaların tespit edildiğini ortaya koyarak, henüz bilinmeyen bulaşma yollarının da olabileceğine dikkat çekti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2003 yılından bu yana 24 ülkede 974 H5N1 insan vakası doğrulandı ve bu vakaların 470&#39;i ölümle sonuçlandığı bilgisi yer alıyor. Vakaların büyük çoğunluğunun enfekte kümes hayvanlarıyla doğrudan ya da dolaylı temas sonucu meydana geldiği belirtiliyor. Virüs henüz insanlar arasında kalıcı ve etkili bir bulaşma kabiliyeti kazanmamış olsa da, yüksek ölüm oranı ve pandemiye dönüşme potansiyeli nedeniyle virüsün evrimini yakından izlemeye devam ediyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yeni-olumcul-salgin-uzmandan-k_1748074023_KpXFjx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yeni Ölümcül Salgın: Uzmandan Kedi Gribi Uyarısı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/yeni-olumcul-salgin-uzmandan-k_1748074023_KpXFjx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: gıdalardaki pestisit kalıntısı sağlığı tehdit ediyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/uzmanlar-uyardi-gidalardaki-pestisit-kalintisi-sagligi-tehdit-ediyor/133905/</link>
            <description><![CDATA[Greenpeace’in 2025’te yayımladığı rapora göre, İstanbul’daki meyve ve sebzelerin büyük bir kısmında çoklu pestisit kalıntısı bulundu. Peki, pestisit nedir ve zararları nelerdir? İşte cevabı...]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/uzmanlar-uyardi-gidalardaki-pestisit-kalintisi-sagligi-tehdit-ediyor/133905/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 May 2025 17:10:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Greenpeace Akdeniz&#39;in Nisan 2025&#39;te yayımladığı araştırmada,<strong> İstanbul&#39;daki</strong> market ve pazarlardan alınan 155 sebze ve meyve örneği incelendi. <strong>Ürünlerin %61&#39;inde birden fazla </strong><strong>pestisit </strong><strong>kalıntısı tespit edildi.</strong> Ayrıca, bu ürünlerin %43&#39;ünde insan sağlığına zararlı PFAS içeren pestisitler de bulundu.</p><p><strong>En çok çocuklar etkileniyor</strong></p><p>Uzmanlar, pestisitlerin özellikle çocuklar ve bebekler için büyük bir tehlike oluşturduğunu söylüyor. <strong>Uzun süreli maruziyetin, çocuklarda hormon sistemini bozabileceği</strong>, davranış bozukluklarına ve bazı <strong>kanser </strong>türlerine yol açabileceği ifade ediliyor.</p><p><strong>Tarım işçileri ve dar gelirliler risk altında</strong></p><p>Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Serap Baysal, pestisit kullanımının sosyoekonomik bir eşitsizlik yarattığını belirtti. Özellikle <strong>mevsimlik işçiler ve düşük gelirli kesimlerin pestisitlere daha fazla maruz</strong> kaldığını, bu durumun ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.</p><p><strong>Denetim ve bilinçlendirme çağrısı</strong></p><p>Sağlık uzmanları ve çevre örgütleri, pestisit kullanımının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Pestisit içeriği yüksek ürünlerin halka açık şekilde duyurulması gerektiğini belirten uzmanlar, tüketicilerin, mümkün olduğunca yıkanmış veya organik ürünleri tercih etmesini öneriyor.</p><p><strong>Peki pestisit nedir?</strong></p><p>Pestisit, tarımda zararlı organizmaları (örneğin böcekler, mantarlar, yabancı otlar veya mikroorganizmalar) yok etmek veya kontrol altına almak amacıyla kullanılan <strong>kimyasal maddelerdir.</strong></p><p>Yediğimiz çoğu meyvenin üstünde bulunan bu maddeler uzun tüketimde ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-gidalardaki-pe_1747577449_m5JtPl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlar uyardı: gıdalardaki pestisit kalıntısı sağlığı tehdit ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-gidalardaki-pe_1747577449_m5JtPl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[A101'de tarihi geçmiş ürün skandalı: 3 şube 1 günlüğüne kapatıldı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/a101-de-tarihi-gecmis-urun-skandali-3-sube-1-gunlugune-kapatildi/133902/</link>
            <description><![CDATA[Çorum’da gerçekleştirilen denetimlerde, A101 market zincirine ait üç farklı şubede son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulduğu belirlendi.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/a101-de-tarihi-gecmis-urun-skandali-3-sube-1-gunlugune-kapatildi/133902/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 May 2025 14:48:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Daha önce benzer bir durumun yaşanmış olması nedeniyle, belediye bu kez sert bir yaptırım uyguladı ve üç şubeyi 1 gün süreyle kapattı.</p><p>Olay, <strong>Çorum </strong><strong>Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın</strong>&#39;ın gerçekleştirdiği esnaf ziyareti sırasında başladı. Başkan Aşgın, bir A101 şubesinde yaptığı incelemede <strong>tarihi geçmiş ürünleri tespit etti</strong> ve durumu zabıta ekiplerine bildirdi. </p><p>Ardından başlatılan denetimlerde aynı ihlalin <strong>üç şubede </strong>daha tekrarlandığı ortaya çıktı.</p><p>Kapatılan marketlerin girişine, <strong>'Bu market, son kullanma tarihi geçmiş ürün sattığından dolayı Çorum Belediyesi tarafından 1 gün süreyle kapatılmıştır'</strong> yazılı afişler asıldı. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/a101-de-tarihi-gecmis-urun-ska_1747568904_absMVv.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ A101'de tarihi geçmiş ürün skandalı: 3 şube 1 günlüğüne kapatıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/a101-de-tarihi-gecmis-urun-ska_1747568904_absMVv.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hipertansiyon sessiz tehlike olmaya devam ediyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/hipertansiyon-sessiz-tehlike-olmaya-devam-ediyor/133896/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye'de her üç yetişkinden biri hipertansiyon hastası. Belirti vermeden ilerleyen bu hastalık, kalp krizi ve felç riskini artırıyor. Peki, kimler risk altında, nasıl önlemler alınmalı? İşte cevabı:]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/hipertansiyon-sessiz-tehlike-olmaya-devam-ediyor/133896/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 May 2025 14:57:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Hipertansiyon</strong>, yani yüksek tansiyon, sinsi ilerleyen ve çoğu zaman fark edilmeden ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalık. </p><p>Özellikle <strong>baş ağrısı</strong><strong>, baş dönmesi, çarpıntı ve görme bozuklukları gibi belirtilerle </strong>ortaya çıksa da pek çok kişi tansiyonunun yüksek olduğunu rutin kontrol sırasında öğreniyor. Sıradan gördüğümüz bir baş ağrısı aslında tansiyon kaynaklı olabiliyor.</p><p><strong>Kalp krizi ve felç riski artıyor</strong></p><p>Uzmanlar, kontrol altına alınmayan hipertansiyonun; kalp krizi, inme (felç), böbrek yetmezliği ve göz hasarları gibi kalıcı sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtiyor. <strong>Yüksek tansiyon</strong> uzun vadede kontrol altına alınmazsa organlarda kalıcı hasara neden olabiliyor.</p><p><strong>Kimler risk gurubunda?</strong></p><p>Aile öyküsü, ileri yaş, obezite, hareketsizlik, sigara ve aşırı tuz tüketimi hipertansiyon riskini artırıyor. Özellikle ailede yüksek tansiyon ile ilgili genetik bir durum varsa, kişilerin mutlaka düzenli olarak tansiyon kontrollerini yapmaları gerekiyor. Ayrıca, 40 yaş üstü bireylerin, yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmeleri öneriliyor. Özellikle şeker hastaları ve böbrek hastalarının durumlarını daha yakından izlenmesi öneriliyor.</p><p><strong>Yaşam tarzı değişikliği şart</strong></p><p>Hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisi kadar <strong>düzenli egzersiz, dengeli beslenme, tuz tüketiminin azaltılması, ideal kiloda kalma ve sigaradan uzak durma</strong> da büyük önem taşıyor. Ayrıca stresle baş etme yöntemleri de tansiyon dengesinde etkili olabiliyor.</p><p><strong>Kontrol şart!</strong></p><p>Uzmanlar, 'tansiyonum yok' düşüncesiyle hareket etmenin büyük bir hata olduğunu vurgulayarak, özellikle sabah saatlerinde ölçüm yapılmasını ve değerlerin kaydedilmesini öneriyor. <strong>Normal tansiyon değeri genellikle 120/80 civarında kabul ediliyor. </strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/hipertansiyon-sessiz-tehlike-o_1747483036_WtzFBT.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hipertansiyon sessiz tehlike olmaya devam ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/hipertansiyon-sessiz-tehlike-o_1747483036_WtzFBT.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bebeği olan aileler dikkat: İki ürün piyasadan toplatılıyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/bebegi-olan-aileler-dikkat-iki-urun-piyasadan-toplatiliyor/133878/</link>
            <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, çocuk sağlığını tehdit eden iki ürünü güvensiz buldu. Hem tekstil hem kimyasal içerikli bu ürünler için toplatma kararı verildi. Aileler, benzer ürünler konusunda dikkatli olmaları yönünde uyarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/bebegi-olan-aileler-dikkat-iki-urun-piyasadan-toplatiliyor/133878/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 May 2025 08:00:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Ticaret Bakanlığı</strong>&#39;nın, 15 Mayıs 2025 tarihli resmi açıklamasına göre,<strong> Luggi Baby</strong> markasına ait 12-18 aylık bebeklere yönelik mix dondurma desenli çıtçıtlı atlet body, <strong>yapılan testlerden geçemedi.</strong> Ürünün çıtçıt kısmı kolayca koparak küçük parçaya dönüştü ve bu da <strong>bebeklerde boğulma riski oluşturduğu gerekçesiyle güvensiz ilan edildi. </strong>Ürünün satışı yasaklandı ve piyasadan toplatılmasına karar verildi.</p><p><strong>Oda kokusu da güvensiz çıktı</strong></p><p>Listede yer alan bir diğer ürün ise <strong>Bella Maison Black Oud isimli oda kokusu oldu.</strong> Ürünün ambalajında dokunsal uyarı işareti yer almadığı tespit edildi. Bu eksiklik, özellikle çocuklar açısından ciddi yaralanmalara ve kimyasal risklere yol açabileceği için ürünün piyasaya arzı durduruldu ve toplatılmasına karar verildi.</p><p><strong>Ailelere önemli uyarı</strong></p><p>Ticaret Bakanlığı, ebeveynlerin bebek ürünleri satın alırken <strong>Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS)</strong> üzerinden kontrol yapmaları gerektiğini hatırlattı. Uzmanlar da, bebeklere alınan tekstil ya da kimyasal ürünlerde sertifikalara ve güvenlik işaretlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bebegi-olan-aileler-dikkat-iki_1747339365_orujSi.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bebeği olan aileler dikkat: İki ürün piyasadan toplatılıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/bebegi-olan-aileler-dikkat-iki_1747339365_orujSi.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Acilde hastadan para aldılar, Mahkeme faiziyle iade kararı verdi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/acilde-hastadan-para-aldilar-mahkeme-faiziyle-iade-karari-verdi/133877/</link>
            <description><![CDATA[İzmir'de özel bir hastanenin acil servisinde tedavi gören hastadan alınan ücret, mahkeme kararıyla faiziyle iade edildi. Karar, benzer durumlar için emsal teşkil ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/acilde-hastadan-para-aldilar-mahkeme-faiziyle-iade-karari-verdi/133877/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 May 2025 20:47:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İzmir&#39;in Bayraklı ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Remzi Çopur</strong>, 8 Temmuz 2023&#39;te şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle özel bir hastanenin acil servisine başvurdu. Doktorlar, kalp krizi geçirdiği şüphesiyle acil anjiyo yapılması gerektiğini belirtti. Ancak hastanede bu işlemi gerçekleştirecek doktor bulunmadığı için Çopur, <strong>aynı şirketin Buca ilçesindeki hastanesine ambulansla sevk edildi.</strong></p><p><strong>Acil serviste sedyede ödeme talebi</strong></p><p>Ameliyat öncesinde sedye üzerinde bekleyen Çopur&#39;dan, hastane görevlileri tarafından ödeme talep edildi. Çopur, 'Ölmek üzereyken benden ücret istediler. <strong>Kredi kartımı alıp şifresini sordular</strong>' dedi. Ameliyatın ardından, hastaneden çıkış yapabilmesi için 2<strong>9 bin 903 lira ödeme yapması istendi.</strong></p><p><strong>Mahkemeden emsal karar</strong></p><p>Çopur, tedavi gideri olarak ödediği paranın iadesi talebiyle İzmir 10. Tüketici Mahkemesi&#39;ne dava açtı. <strong>Mahkeme, acil müdahalelerin ücretsiz olduğunu belirterek, ödenen tutarın faiziyle iadesine karar verdi</strong>. Çopur&#39;un avukatı Ege Görkem Ertürk, 'Sağlık Uygulama Tebliği&#39;ne göre acil tedaviler ücretsizdir. Hastane, gerçeğe aykırı belgelerle müvekkilimden para tahsil etti. Ancak adalet yerini buldu' dedi.</p><p><strong>Vatandaşlara uyarı</strong></p><p>Kararın emsal niteliğinde olduğunu belirten Avukat Ertürk, <strong>benzer durumlarla karşılaşan vatandaşların haklarını aramaları gerektiğini vurguladı. </strong>Çopur ise, 'Tedavi olacak vatandaşlar da dikkatli olsun, haklarını arasın' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/acilde-hastadan-para-aldilar-m_1747331225_zx9UDi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Acilde hastadan para aldılar, Mahkeme faiziyle iade kararı verdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/acilde-hastadan-para-aldilar-m_1747331225_zx9UDi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Paramedik nedir ve ne iş yapar?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/paramedik-nedir-ve-ne-is-yapar/133861/</link>
            <description><![CDATA[Paramedikler, acil sağlık hizmetlerinde hayat kurtaran ilk müdahaleyi yapan sağlık çalışanlarıdır. Olay yerinden hastaneye kadar geçen süreçte hastaların yanında olan bu ekipler, görevlerini büyük bir sorumlulukla sürdürüyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/paramedik-nedir-ve-ne-is-yapar/133861/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 14 May 2025 10:48:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Paramedikler,<strong> özellikle </strong><strong>112 Acil </strong><strong>Sağlık Hizmetleri bünyesinde ambulanslarda görev alırlar.</strong> Peki, <strong>Paramedikler görevleri nelerdir?</strong></p><p><strong>Olay yerinde müdahale:</strong></p><p>Trafik kazaları, kalp krizi, ani rahatsızlıklar, doğal afetler gibi acil durumlarda ilk sağlık müdahalesini yaparlar.</p><p>Hastalara hastaneye varıncaya kadar, solunum desteği, kalp masajı, kanama durdurma, kırık-çıkık sabitleme gibi işlemleri uygularlar.</p><p><strong>Hasta taşıma ve nakil</strong>:</p><p>Hastayı ambulansa güvenli şekilde alan Paramedikler, nakil sırasında hastanın durumunu takip eder, gerekli tıbbi müdahaleleri sürdürürler.</p><p>Hastayı sağlık kuruluşuna teslim ederken durumu hakkında bilgi verirler.</p><p><strong>Tıbbi ekipman kullanımı:</strong></p><p>Oksijen cihazı, EKG, defibrilatör gibi acil müdahale ekipmanlarını kullanır.</p><p>Enjeksiyon yapabilir, damar yolu açabilir, bazı durumlarda ilaç uygulaması da yapabilir.</p><p><strong>Ekip çalışması ve koordinasyon:</strong></p><p>Paramedikler, diğer sağlık personeli, itfaiye, polis gibi birimlerle koordineli çalışır.</p><p>Hasta hakkında bilgi verir, rapor hazırlarlar.</p><p><strong>Paramedik olmak için ne gerekir?</strong></p><p>Paramedik olmanın genel şartları şunlardır:</p>İlk ve Acil Yardım (2 yıllık ön lisans) programından mezun olmakSağlık Bakanlığı&#39;nın belirlediği şartlara uygun olmakKurum tarafından istenilen KPSS puanına sahip olmak<p>Paramediklerin, iyi bir fiziksel kondisyon ve stres altında hızlı karar verme yeteneğine sahip olmaları büyük önem taşıyor.</p><p><strong>Paramedikler</strong>, hastane öncesi sağlık hizmetlerinde en ön safta yer alır. Verdikleri kararlar, uyguladıkları tedaviler çoğu zaman bir hayatın kurtarılmasını sağlar. Bu nedenle meslekleri sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda yüksek sorumluluk duygusu da gerektirir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/paramedik-nedir-ve-ne-is-yapar_1747208910_p1VfC7.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Paramedik nedir ve ne iş yapar? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/paramedik-nedir-ve-ne-is-yapar_1747208910_p1VfC7.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolesterol ilacı kullananlar dikkat! Yeni yan etkiler ortaya çıktı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/kolesterol-ilaci-kullananlar-dikkat-yeni-yan-etkiler-ortaya-cikti/133844/</link>
            <description><![CDATA[Kolesterol düşürücü ilaçlar (statinler), yaygın olarak kalp ve damar sağlığını korumak için kullanılsa da, uzmanlar bu ilaçların yan etkileri konusunda yeni uyarılarda bulunuyor. Uzun süreli kullanımda bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği vurgulanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/kolesterol-ilaci-kullananlar-dikkat-yeni-yan-etkiler-ortaya-cikti/133844/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 May 2025 20:57:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son yapılan<strong> araştırmalar, statin kullanımının bazı bireylerde hafıza sorunları ve demans riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. </strong>Özellikle yaşlı bireylerde, statinlerin uzun süreli kullanımının bu tür psikolojik sorunları tetikleyebileceği belirtiliyor. Ancak bu bulguların kesin sonuçlar doğurabilmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiği ifade ediliyor.</p><p><strong>Statinlerin yaygın olarak bilinen bazı yan etkileri:  </strong></p><p><strong>Kas ağrıları ve zayıflık:</strong> Bazı kullanıcılarda kas ağrıları, zayıflık ve nadiren kas dokusunda ciddi hasar gelişebilir.  </p><p><strong>Karaciğer sorunları: </strong>Karaciğer enzimlerinde artış gözlemlenebilir, bu nedenle karaciğer fonksiyon testlerinin düzenli yapılması gerekir.  </p><p><strong>Sindirim sorunları:</strong> Mide bulantısı, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar yaşanabilir.  </p><p><strong>Cilt tepkileri:</strong> Kaşıntı ve döküntü gibi alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir.  </p><p><strong>Kan şekeri artışı:</strong> Uzun süreli kullanımda kan şekeri seviyelerinde artış görülebilir ve bu da diyabet riskini artırabilir.  </p><p><strong>Kimler risk altında?  </strong></p><p>Her bireyde aynı yan etkiler görülmeyebilir, ancak bazı faktörler bu riskleri artırabilir:  </p><strong>Yaş: </strong>Yaşlı bireylerde statinlerin yan etkileri daha fazla görülmektedir.  <strong>Mevcut sağlık sorunları:</strong> Karaciğer hastalıkları, böbrek problemleri veya diyabeti olanlarda yan etki riski artabilir.  <strong>İlaç etkileşimleri: </strong>Statinler, bazı ilaçlarla etkileşime girerek yan etki riskini artırabilir.<p><strong>Ne Yapmalısınız?  </strong></p><p><strong>Doktorunuza danışın: </strong>Statin kullanıyorsanız ve yan etki belirtileri görüyorsanız, doktorunuzla görüşün.  </p><p><strong>Düzenli kontroller: </strong>Karaciğer fonksiyon testleri ve kas enzim düzeyleri düzenli olarak izlenmelidir.  </p><p><strong>Alternatif tedavi seçenekleri:</strong> Statinlere yanıt vermeyen veya yan etki gösteren hastalar için alternatif tedavi seçenekleri mevcut olabilir.</p><p>Kolesterol ilaçları kalp sağlığını desteklese de, uzun süreli kullanımda yan etkiler görülebilir. Bu nedenle, tedaviye başlamadan önce ve devam ederken düzenli sağlık kontrolleri yapmak önemlidir. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kolesterol-ilaci-kullananlar-d_1747072619_47Qf2z.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolesterol ilacı kullananlar dikkat! Yeni yan etkiler ortaya çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/kolesterol-ilaci-kullananlar-d_1747072619_47Qf2z.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'de ruh sağlığı verileri alarm veriyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/turkiye-de-ruh-sagligi-verileri-alarm-veriyor/133835/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye’de ruh sağlığı sorunları her geçen yıl artıyor. Ipsos’un 2024 tarihli raporuna göre, her 10 kişiden 4’ü ruhsal bir rahatsızlıkla mücadele ediyor. Türkiye, dünya genelinde ikinci sırada yer alıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/turkiye-de-ruh-sagligi-verileri-alarm-veriyor/133835/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 May 2025 12:24:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>2024 yılında yayımlanan Ipsos<strong> Ruh Sağlığı Raporu&#39;na göre</strong>, Türkiye&#39;de ruhsal hastalık yaşayan bireylerin oranı %38&#39;e yükseldi. Bu oran, <strong>Türkiye&#39;yi ABD&#39;nin ardından dünya genelinde ikinci sıraya taşıdı. </strong>2023&#39;e kıyasla %8&#39;lik artış yaşanması dikkat çekti.</p><p><strong>Türkiye en stresli ikinci ülke  </strong></p><p>Ipsos&#39;un 'Dünya Ruh Sağlığı Monitörü' araştırmasında Türkiye, stres seviyesi en yüksek ikinci ülke olarak belirlendi. Katılımcıların %78&#39;i günlük yaşamlarını etkileyecek düzeyde stres altında olduğunu belirtti. Bu oran Güney Kore&#39;nin ardından en yüksek ikinci oran.</p><p><strong>Ruh sağlığı önceliğe alınıyor  </strong></p><p>Araştırmalara göre, <strong>Türkiye&#39;de halkın %30&#39;u ruh sağlığını en önemli sağlık problemi olarak görüyor. </strong>2021&#39;de bu oran %19&#39;du. Artan farkındalık umut verse de bireylerin ruh sağlığı hakkında yeterince düşünmediği de ortaya konuldu.</p><p><strong>Sağlık sistemi ne kadar yeterli?  </strong></p><p>Araştırmada, katılımcıların %39&#39;u <strong>sağlık sisteminin ruhsal sorunlara fiziksel hastalıklar kadar önem verdiğini düşünüyor.</strong> Ancak uzmanlara göre, ruh sağlığı hizmetlerine erişim hl yeterli düzeyde değil.</p><p>Uzmanlar, artan stres ve ruhsal bozuklukların erken müdahale edilmediğinde iş gücü kaybı, sosyal izolasyon ve fiziksel sağlık problemleriyle sonuçlanabileceğini belirtiyor. <strong>Psikolojik </strong><strong>destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması </strong>ve ruh sağlığı bilincinin artırılması gerektiği vurgulanıyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-ruh-sagligi-veriler_1747041843_4OdmKz.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'de ruh sağlığı verileri alarm veriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-ruh-sagligi-veriler_1747041843_4OdmKz.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kanserde mücadelede bağışıklık sistemi tedavisi dönemi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/kanserde-mucadelede-bagisiklik-sistemi-tedavisi-donemi/133828/</link>
            <description><![CDATA[Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği’nin son toplantısında, bağışıklık sistemi temelli tedavilerin bazı kanser türlerinde ameliyatsız etkili sonuçlar verdiği açıklandı. Alınan sonuçlar kanser tedavisinde yeni bir dönemin habercisi.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/kanserde-mucadelede-bagisiklik-sistemi-tedavisi-donemi/133828/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 11 May 2025 16:06:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Dostarlimab tedavisiyle tümörsüz sonuçlar</strong></p><p>Amerika&#39;daki Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi&#39;nde yürütülen araştırmada, <strong>DNA tamir mekanizması bozukluğu (dMMR) bulunan hastalara </strong>sadece dostarlimab adlı bağışıklık tedavisi uygulandı.</p><p><strong>103 hastanın %92&#39;si tedaviden sonra 2 yıl boyunca kanser belirtisi göstermedi.</strong></p><p><strong>Rektum kanseri</strong> olan 49 hasta, 5 yıl boyunca hastalığa yakalanmadan hayatına devam etti.</p><p>Aynı tedavi yöntemi <strong>mide, rahim ve prostat kanserlerinde</strong> de başarılı sonuç verdi.</p><p>Bu yöntem sayesinde hastalar ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi gibi zorlu süreçlerden geçmeden sağlığına kavuşabiliyor.</p><p><strong>Baş ve Boyun Kanserlerinde Pembrolizumab umudu</strong></p><p>AACR 2025 toplantısında sunulan bir başka araştırmada, baş ve boyun kanserli hastalara uygulanan pembrolizumab tedavisinin olumlu etkileri açıklandı. Açıklamaya göre;  </p><p><strong>Tedavi gören hastaların yaşam süresi ortalama 51.8 aya çıktı.</strong></p><p>Hastalığın tekrarlama oranı %27 oranında azaldı.</p><p>Ameliyat öncesi ve sonrası uygulanan bu tedavi, bağışıklık sistemini harekete geçirerek tümörle savaşta önemli başarılar sağladı.</p><p><strong>Diğer kanser türlerinde de başarılar</strong></p><p>Toplantıda sunulan diğer çalışmalarda da bağışıklık sistemiyle yapılan tedavilerin <strong>akciğer </strong>ve <strong>karaciğer </strong>kanserlerinde umut verici sonuçlar verdiği belirtildi. Özellikle cerrahiye uygun olmayan hastaların tedavi sonrası ameliyat şansı yakaladığı kaydedildi.</p><p><strong>Her hasta için uygun değil</strong></p><p>Bu tedavilerin başarılı olabilmesi için hastalarda DNA tamir sisteminde belirli genetik bozuklukların bulunması gerekiyor. Tedavi öncesinde detaylı genetik analiz yapılması şart.</p><p>Özetle, bağışıklık sistemini kullanarak uygulanan bu <strong>yeni nesil tedaviler, birçok kanser türünde ameliyat gerektirmeden etkili sonuçlar veriyor.</strong> Bu gelişmeler, kanserle mücadelede umut verici bir döneme girildiğini gösteriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kanserde-mucadelede-bagisiklik_1746968795_gqIAGd.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kanserde mücadelede bağışıklık sistemi tedavisi dönemi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/kanserde-mucadelede-bagisiklik_1746968795_gqIAGd.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sessiz tehlike! Mouse hastalığı (karpal tünel sendromu)]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/sessiz-tehlike-mouse-hastaligi-karpal-tunel-sendromu/133796/</link>
            <description><![CDATA[Dijital dünya bir yandan hayatımıza birçok kolaylığı sağlarken bir yandan da bazı sorunları beraberinde getiriyor. O sorunlardan biri de mause kullanımı sonrası gelişen karpal tünel sendromu. Peki, nedir bu hastalığın tanımı, tedavisi nedir?]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/sessiz-tehlike-mouse-hastaligi-karpal-tunel-sendromu/133796/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 08 May 2025 13:51:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çağımızın vazgeçilmezi bilgisayarlar işlerimiz kolaylaştırıyor. İş yerlerinde, evlerde işimiz gereği günün büyük bir bölümünü bilgisayar başında geçiriyoruz. Ancak bilgisayar kullananların dikkat etmesi gereken bir şey var. Mouse hastalığı denilen<strong> </strong><strong>karpal tünel sendromu</strong><strong> </strong>klavye ve mouse kullanımı sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.    </p><p>Günümüzün vazgeçilmezi haline gelen bilgisayarlar, işimizi kolaylaştırırken sağlığımız için görünmez bir tehlike yaratıyor.<strong> Uzun saatler boyunca klavye ve fare kullanmak, el bileğinde ciddi baskıya ve sinir sıkışmasına neden oluyor. </strong>Bu yaygın rahatsızlık, bilekteki median sinirin baskı altında kalması sonucu ortaya çıkar. Bu durumda belirtiler göz ardı edilmemeli ve erken önlem alınmalıdır.  </p><p><strong>Karpal tünelin el ve parmaklarda uyuşma, karıncalanma, gece uykudan uyandıran ağrılar</strong> ve eşyaları sıkça düşürme bilinen en yaygın belirtileridir. Araştırmalara göre, günde 7 saatten fazla bilgisayar kullananlarda risk %70&#39;in üzerindedir. Özellikle<strong> ofis çalışanları, montaj işçileri, müzisyenler ve kadınlar,</strong> sendromun sık görüldüğü gruplardandır. Kadınların bilek tünelinin anatomik olarak daha dar olması, bu hastalığa yatkınlıklarını artırıyor.  </p><p><strong>Önlemek için neler yapılmalı?  </strong></p><p>Karpal Tünel Sendromu, doğru alışkanlıklarla önlenebilir bir rahatsızlıktır. Mesela ergonomik bilek destekli mouse ped kullanabilirsiniz. 20-30 dakikada bir bileğinizi dinlendirin ve<strong> esneme hareketlerini günlük rutininize ekleyin.  </strong></p><p><strong>Mouse hastalığının tedavisi var mı?    </strong>   </p><p>Hafif vakalarda yaşam tarzı değişikliği, bileklik kullanımı ve ilaç tedavisi yeterli olabilir. Ama ileri düzeyde sinir hasarı oluşmuşsa cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahiden sonra hastaların %90&#39;ı iyileşiyor fakat bu süreç zaman alabilir. Bu yüzden erken tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana görünmekte fayda var. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sessiz-tehlike-mouse-hastaligi_1746701496_E6TpR0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sessiz tehlike! Mouse hastalığı (karpal tünel sendromu) ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/sessiz-tehlike-mouse-hastaligi_1746701496_E6TpR0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Akciğerlerde sıkıntı belirtileri nelerdir?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/akcigerlerde-sikinti-belirtileri-nelerdir/133784/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye’de solunum yolu hastalıkları her geçen gün artış gösteriyor. Uzmanlar, akciğer sorunlarının erken belirtilerine karşı halkı uyarıyor. Peki, hangi belirtiler tehlikeli, alınacak önlemler nelerdir?]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/akcigerlerde-sikinti-belirtileri-nelerdir/133784/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 May 2025 11:08:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>En sinsi hastalıkların başında gelen akciğer kanseri, </strong>erken teşhis edilmezse tedavisi zorlaşıyor. Akciğerlerde sorun olup olmadığını anlamak zordur. Ancak belirtileri bazı sorunları işaret edebilir. Bu nedenle aralıklı yapılacak kontrollerin yanı sıra belirtileri de dikkate almakta fayda var.  </p><p>Özellikle <strong>KOAH</strong>, akciğer kanseri ve zatürre gibi rahatsızlıklarda belirtiler göz ardı edildiğinde tedavi şansı azalıyor. Uzmanlar, sigara kullanımının akciğer sağlığı üzerindeki etkisine de vurgu yaparak, risk grubundaki bireylerin düzenli akciğer taraması yaptırmalarını öneriyor.</p><p><strong>Yaygın Akciğer Sorunu Belirtileri:</strong></p><p><strong>Geçmeyen Öksürük</strong><br>İnatçı ve 8 haftadan uzun süren kuru ya da balgamlı öksürük, sıradan bir soğuk algınlığı değil, kronik bir akciğer rahatsızlığının işareti olabilir.</p><p><strong>Nefes Almakta Zorlanma</strong><br>Merdiven çıkarken ya da kısa bir yürüyüşte dahi nefes nefese kalmak, solunum kapasitenizin azaldığını gösteriyor olabilir.</p><p><strong>Göğüste Batıcı Ağrı</strong><br>Derin nefes aldığınızda göğsünüzde batan ya da sıkıştıran bir his mi oluyor? Bu durum akciğer zarlarındaki bir iltihabın ya da daha ciddi bir problemin belirtisi olabilir.</p><p><strong>Islık Gibi Solunum Sesleri (Hırıltı)</strong><br>Nefes alıp verirken duyulan ıslık benzeri sesler (wheezing), bronşlarda daralma veya tıkanıklık olduğu anlamına gelebilir.</p><p><strong>Balgamda Kan</strong><br>Balgamla birlikte kan gelmesi, mutlaka ciddiye alınması gereken bir uyarıdır. Tüberkülozdan akciğer kanserine kadar pek çok hastalığın belirtisi olabilir.</p><p><strong>Tekrarlayan Enfeksiyonlar</strong><br>Sık sık bronşit ya da zatürre geçirmek, bağışıklık sisteminizde değil, solunum sisteminizde süregelen bir problemin habercisi olabilir.</p><p><strong>Bitmeyen Halsizlik</strong><br>Akciğerleriniz yeterli oksijeni vücuda iletemediğinde, enerjiniz düşer ve kendinizi sürekli yorgun hissedersiniz.</p><p><strong>İstenmeyen Kilo Kaybı</strong><br>Beslenmenizde bir değişiklik olmamasına rağmen kilo veriyorsanız, bu durum ilerlemiş solunum yolu hastalıklarının sessiz bir işareti olabilir.</p><p><strong>Parmak Uçlarında Şekil Bozukluğu (Çomak Parmak)</strong><br>Uzun süreli oksijen yetersizliği, parmak uçlarının şişerek yuvarlaklaşmasına neden olabilir. Bu durum, akciğerle ilgili kronik bir hastalığın fiziksel yansımasıdır.</p><p><strong>Özellikle kronik öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi semptomlar, hayati tehlike oluşturabilecek hastalıkların habercisi olabilir.</strong></p><p>Uzmanlar, '8 haftadan uzun süren öksürük, balgamda kan görülmesi ya da hırıltılı solunum gibi belirtiler varsa <strong>mutlaka hekime başvurulmalı,</strong>' diyerek erken tanının önemine dikkat çekiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/akcigerlerde-sikinti-belirtile_1746605328_Aa3EJZ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Akciğerlerde sıkıntı belirtileri nelerdir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/akcigerlerde-sikinti-belirtile_1746605328_Aa3EJZ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tarihi Adım: Akciğer Kanseri Sesten Tespit Edilecek]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/tarihi-adim-akciger-kanseri-sesten-tespit-edilecek/133776/</link>
            <description><![CDATA[Sinsi kanser türlerinin başında gelen akciğer kanseri ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı.  Türk bilim insanlarının geliştirdiği tedavi yöntemi ile artık konuşma sesinden kanser erken teşhis edilebilecek.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/tarihi-adim-akciger-kanseri-sesten-tespit-edilecek/133776/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 May 2025 12:49:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ankara Üniversitesi&#39;nde yürütülen çalışmada, <strong>sadece konuşma sesinden akciğer kanseri belirtileri tespit edilebiliyor.</strong> Bu yöntem, gelecekte milyonlarca insanın hayatını kurtarabilecek potansiyele sahip.</p><p><strong>Sadece iki dakikalık ses kaydı yeterli oluyor</strong></p><p>Ankara Üniversitesi<strong> Kök Hücre </strong>Enstitüsü&#39;nde görevli araştırmacılar, geliştirdikleri yapay zek tabanlı sistemle 50 akciğer kanseri hastası ve 50 sağlıklı bireyin ses kayıtlarını analiz etti. Katılımcılardan alınan iki dakikalık konuşmalar, özel bir algoritmayla incelendi. Elde edilen sonuçlar, kanserli bireyleri <strong>%90&#39;ın üzerinde bir doğrulukla ayırt edebildi.</strong></p><p><strong>Ses frekanslarındaki değişiklik hastalığı ele veriyor</strong></p><p>Uzmanlara göre, <strong>kişinin sesi akciğer sağlığını ayna gibi yansıtıyor. </strong>Ciğerlerde oluşan kitleler solunum yollarındaki ses frakanslarının titreşimini etkiliyor. Bu tespit insan kulağıyla fark edilmese de, yapay zeka destekli sistemle tespit edilebiliyor.  </p><p><strong>Uygulama geliştirilirse tarama programlarına girecek</strong></p><p>Araştırmayı yürüten ekip, sistemin daha geniş veri havuzlarıyla geliştirilmesi halinde sağlık taramalarında standart bir yöntem haline gelebileceğini belirtiyor. Düşük maliyetli, hızlı ve radyasyonsuz bir tarama yöntemi sunan bu buluş, özellikle kanserin sessiz ilerlediği erken evrelerde teşhis için büyük avantaj sağlayacak.</p><p><strong>Kanserle erken mücadelede umut ışığı</strong></p><p>Uzmanlar, ses analizi yönteminin yaygın kullanıma girmesi durumunda akciğer kanserine bağlı ölüm oranlarında ciddi bir düşüş yaşanabileceğini belirtiyor. Yeni teknolojinin, özellikle risk grubunda yer alan bireyler için hayat kurtarıcı olabileceği vurgulanıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/tarihi-adim-akciger-kanseri-se_1746524997_NlWPaq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tarihi Adım: Akciğer Kanseri Sesten Tespit Edilecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/tarihi-adim-akciger-kanseri-se_1746524997_NlWPaq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aile Hekimi kayıtlarında yeni dönem: Otomatik güncelleme başladı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/aile-hekimi-kayitlarinda-yeni-donem-otomatik-guncelleme-basladi/133773/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı aile hekimi sisteminde yeni bir değişikliğe imza attı. Adresi değişen vatandaşların sağlık hizmeti almasında sorun yaşamaması için, adrese dayalı aile hekimi seçimi otomatik olarak atanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/aile-hekimi-kayitlarinda-yeni-donem-otomatik-guncelleme-basladi/133773/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 May 2025 09:47:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanlığı</strong><strong>,</strong> aile hekimliği sistemini daha etkin ve erişilebilir hale getirmek için önemli bir adım attı. Adres değişikliği yapan bireylerin artık aile hekimini değiştirmek için ayrı bir işlem yapmasına gerek olmayacak.  </p><p><strong>Sistem</strong>, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verileriyle entegre çalışarak, yeni ikamet adresine uygun <strong>aile hekimine otomatik olarak yönlendirme yapıyor.  </strong></p><p><strong>Amaç: hizmette erişimi kolaylaştırmak</strong></p><p>Sağlık Bakanlığı, bu uygulamanın taşınma sonrası yaşanan sağlık erişimi sorunlarını ortadan kaldıracağını belirtti. Yeni sistemle birlikte, bireylerin ikamet ettikleri yerdeki aile sağlığı merkezlerinden doğrudan ve daha hızlı hizmet alması hedefleniyor.</p><p><strong>e-Devlet üzerinden kontrol mümkün</strong></p><p>Vatandaşlar, e-Devlet sistemi üzerinden <strong>aile hekimi</strong> bilgilerini her zaman görebilecek ve isterlerse manuel olarak hekim değişikliği talebinde de bulunabilecek. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/aile-hekimi-kayitlarinda-yeni-_1746514056_Exkzwn.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aile Hekimi kayıtlarında yeni dönem: Otomatik güncelleme başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/aile-hekimi-kayitlarinda-yeni-_1746514056_Exkzwn.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SGK hasta bezi ödemesi online başvuru nasıl yapılır?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/sgk-hasta-bezi-odemesi-online-basvuru-nasil-yapilir/132928/</link>
            <description><![CDATA[Bu içeriğimizde; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sunulan hasta bezi ödemesi hizmetinden yararlanmak isteyenler için başvuru detaylarını paylaştık.İşte merak edilenler… Sosyal Güvenlik Kurumu, emeklilik ve sigortalılık hizmetlerinden sorumludur.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/sgk-hasta-bezi-odemesi-online-basvuru-nasil-yapilir/132928/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 11 Aug 2024 09:39:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bu içeriğimizde; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sunulan hasta bezi ödemesi hizmetinden yararlanmak isteyenler için başvuru detaylarını paylaştık. İşte merak edilenler…</p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu, emeklilik ve sigortalılık hizmetlerinden sorumludur. Yaş, sigortalılık süresi ve prim ödemesi gibi şartları sağlayan kişilerin emeklilik dilekçelerini değerlendirerek maaş bağlayan Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalı kişilere de çok çeşitli kategoriler altında avantajlı hizmetler sunmaktadır.</p><p>Sigortalı kişiler sağlık hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde yararlanabilmektelerdir. Yanı sıra bu kişilerin eczane harcamaları da sigortalı olmayan kişilere oran ile çok daha düşüktür. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bir nevi koruma altına alınan vatandaşlara birçok avantaj tanımlanmaktadır. O avantajlardan biri de çocuk ve hasta bezi ödemeleridir.</p><p>SGK tarafından sunulan hasta bezi ödemesi hizmeti, arama motorlarına sık sık konu olur. Sağlık raporu ile hastalıkları kayda alınmış kişiler, bu hizmetten nasıl yararlanabileceklerini merak etmektelerdir. Bu kapsamda bizler de bu içeriğimizde SGK hasta bezi ödemesi hizmeti hakkında birtakım bilgilendirmelerde bulunduk.</p><p>SGK HASTA BEZİ YARDIM BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?</p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu&#39;nun hasta bezi hizmetinden yararlanmak isteyen kişilerin başvuru yapmaları gerekmektedir. Başvurular, kamu kurumunun resmi web sitesinde yer alan &#39;Şahıs Ödemeleri&#39; ekranı üzerinden online olarak kabul edilmektedir.</p><p>Sisteme T.C. kimlik numarası ve cep telefonu numarası ile giriş yapan hak sahiplerinin cep telefonlarını sistem üzerinden bir doğrulama kodu gönderilmektedir. Kodun girilmesinin ardından ekranda online başvuru adımları görüntülenecektir. Adımları eksiksiz ve doğru bir şekilde tamamlayan kişiler, SGK tarafından değerlendirmeye alınırlar. İlgili şartları sağlayan kişilere SGK tarafından hasta bezi ödemesi tanımlanmaktadır.</p><p>SGK HASTA BEZİ ÖDEMESİNDEN KİMLER YARARLANABİLİR?</p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu&#39;nun hasta bezi ödemesinden herkes yararlanamamaktadır. Yatağa bağımlı, engelli ve diğer gruplarda yer alan hastalar için sağlık raporu düzenlenmiş olmalıdır. Söz konusu raporda kişinin hasta bezi kullanması gerektiği bilgisi yer almalıdır.</p><p>SGK HASTA BEZİ NEREDEN ALINIR?</p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu&#39;ndan hasta bezi ödemelerinin iadesini isteyen kişilerin ilgili bezleri, SGK ile anlaşmalı olan noktalardan satın almaları zorunluluğu bulunuyordu. Ancak 2022 yılında yürürlüğe girmiş olan düzenleme kapsamında medikaller ve eczanelerin yanı sıra marketler ve internet sitelerinden de hasta bezi alınabilmesine imkan tanındı.</p><p>HASTA BEZİ İÇİN RAPOR SÜRESİ DOLDUYSA NE YAPILMALI?</p><p>SGK&#39;dan hasta bezi desteği almak isteyen kişilerin geçerli bir sağlık raporuna sahip olmaları gerekmektedir. Rapor süreleri dolmuş olan kişiler ilgili birime başvurarak yeniden rapor düzenlenmesini istemelilerdir. Düzenlenen rapor sisteme yükleneceği için kişi, SGK&#39;nın &#39;şahıs ödemeleri&#39; ekranından dilekçe doldurmadan online olarak hasta bezi başvurusu yapabilecektir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sgk-hasta-bezi-odemesi-online-basvuru-na-hdvwi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SGK hasta bezi ödemesi online başvuru nasıl yapılır? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/sgk-hasta-bezi-odemesi-online-basvuru-na-hdvwi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En İyi Saç Ekimi Merkezi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/en-iyi-sac-ekimi-merkezi/132774/</link>
            <description><![CDATA[Erkeklerde saç dökülmeleri ülkemizde ve dünyada çok sık yaşanan bir durumdur.Bu durumu tetikleyen faktörlerin başında; genetik, çevresel faktörler, stresli yaşam vs.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/en-iyi-sac-ekimi-merkezi/132774/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jul 2024 12:39:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erkeklerde saç dökülmeleri ülkemizde ve dünyada çok sık yaşanan bir durumdur. Bu durumu tetikleyen faktörlerin başında; genetik, çevresel faktörler, stresli yaşam vs. etkili olabiliyor. Neyse ki, saç ekimi bu duruma kökten çözüm sağlıyor. Yine bizi şanslı kılan bir faktör de ülkemizin saç ekimi alanında bir dünya markası haline gelmesidir.</p><p>En iyi saç ekimi merkezi</p><p>ni seçerek siz de son derece başarılı bir saç ekimi gerçekleştirebilirsiniz. Son dönemde oldukça etkili olan</p><p>kök hücreli saç ekimi</p><p>yöntemi sayesinde hayalini kurduğunuz o görüntüye kavuşmanız mümkündür. Kök hücreli saç ekimi konusunda Murat Makascı sizlere aşağıdaki makalede derin bilgiler vermektedir. Aklınıza takılabilecek tüm sorulara yanıtı aşağıdaki makalede bulabilirsiniz.</p><p>Kök Hücreli Saç Ekimi</p><p>Andogenetık alopesi ve diğer saç kaybı problemleriyle mücadele etmek amacı ile kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kök hücre hastanın kendi vücudundan temin edilir. Vücudumuzdaki birçok farklı organdan ve dokudan elde edilebilir (Uygulama tek seanstır). Kendi kendini yenileme ve çoğaltma özelliği olan kök hücreler vücudumuzun en değerli yapı taşlarından biridir. Tedavide hastalara kendi hücrelerinin süspansiyonu enjekte edilir. Enjekte edilen kök hücreler uygulama yapılan bölgede mitoz bölünme yoluyla progenitor (öncül) hücrelerin artışını sağlar. Böylece vücut dokularını yeniler. Yapılan bilimsel çalışmalarda kök hücre tedavisinin etkinliği kanıtlanmıştır.</p><p>Kök hücreler sayesinde saç köklerinizde yenilenme süreci başlayacaktır. Kök hücre prp ile karıştırılmaktadır. Prp büyüme faktörleri yönünden etkinlik gösterir ve mevcut saçlarımızı korur. Ancak kök hücre bebeksi tüylerı kalın saç teli haline getirir ve dokular ayrıştırılarak ihtiyacımız olan zengin hücreler çoğaltılır ve enjekte edilir. PRP tedavisinde kulak arkasından yağ dokusu alınmaz, çoğaltılamaz.</p><p>Tedavide fibroblast kök hücre açısından zengin olan micro greftlerin işlenmesi esastır. Bu micro greftlerin içerisinde bulunan kök hücreler deride bulunan micro çevreye aşina olduğundan tedavi sonrası hızlı bir biçimde aktivitelerini arttırıp saç ve yüz derisinde hızlı bir rejenerasyon ve gençleşme sağlar. Bu tedavi sıfırdan saç kökü oluşturmaz. Uyuyan veya güçşüzleşen saç köklerini uyarır ve gürleşmesine yardımcı olur.</p><p>Ayrıca ECM bağ doku kök hücre tedavisin</p><p>saç ekimi</p><p>esnasında kullanılmakta olup her iki işlemi aynı operasyon içinde uygulanmaktadır.</p><p>Sektör de bir çok farklı yöntemi kullanan farklı cihazlar vardır.Fakat mikrogreft tedavilerinde esas olan hücrelerin dermiş tabakasında bulunan fibrotik yapılardan kurutulup enjeksiyon yapılmasıdır.</p><p>İşte bu anlamda yıllardır doğru tedavi uygulayan ve yağ dokudan gerçek Svf Stromal Vascular Fraction İzolasyon sağlayan microlyzer bıçakları imdadımıza yetişiyor. Microlyzzer bıçakları üstün bıçak teknolojisi ile hücreleri dokudan nazikçe sıyırarak çıkaran dermonin hücre canlılığını üst seviyelere taşırken hücreleri ezmez ve parçalamaz.</p><p>ECM bağ dokusu hücreleri yapılarından canlı olarak sıyırılmasına ,yüksek hücre sayıları ile etkili ,doğru tedavi uygulamamıza olanak sağlıyor. Ayrıca diğer ürünler saç köklerinde bulunan saç kalıntılarını temizlemiyor, bu da ürünlerin enjeksiyonla beraber saç kalıntılarını da hastaya verilmesine sebep oluyor. Dermomine kit ise kıl foliküllerini parçalamayan bıçak yapısı ile keratinin enjeksiyonun önüne geçer. Ayrıca içerisindeki güvenlik filtresi ile hücreden büyük hiçbir kalıntıya geçit vermez. Doku içerisindeki kıl folikülleri ECM kalıntılarının enjekte edilmesinin önüne geçer.</p><p>Kök Hücreli Saç Ekimi Nasıl Uygulanır ?</p><p>Kulak arkasından 3 adet 2.5 mm çapında yağ kök hücreleri alınır. Yağ hücrelerinin içinden alınan 60-70 cc kok hücre 50 mikrondan daha küçük parçacıklara ayrılır. Bir çözelti haline dönüştürülen saç kök hücreleri dökülmekte olan saçlı deri alanına enjekte edilir. Uygulama ile ilgili sonuçların görülmesi 2-6 ay kadar sürer. Diğer tedavilerle kombine edilmesi tedavi etkinliğini arttırır.</p><p>Kök Hücreli  Saç Ekimi Başarı Oranı Nedir ?</p><p>Kişiden kişiye göre değişmekle beraber başarı oranı %90&#39;ın üzerindedir. Diğer tedavi protokolleri ile desteklendiğinde bu oran daha da artırılabilir.</p><p>Kök Hücreli Saç Ekimi Sonrası İyileşme Süreci ?</p><p>Donör alandan alınan doku örnekleri için yapılan bandaj bir sonraki gün çıkarılabilir. Kişi günlük hayatına devam edebilir. 1 hafta kadar antibiyotik kullanılmalıdır.</p><p>Kök Hücreli Saç ekimi Sonrası Yapılması Gerekenler Nelerdir ?</p><p>Uygulama sonrasında antibiyotik kullanımı aksatılmamalıdır.</p><p>3 gün süre ile kan sulandırıcı etkisi bulunan içeceklerden kaçınılmalıdır.</p><p>1 hafta süre ile alkol alınmamalıdır.</p><p>Kök Hücre Tedavisi Öncesi Yapılması Gerekenler Nelerdir ?</p><p>Uygulama yapılacağı gün kan sulandırıcı etkisi olan kahve yeşil çay gibi içecekler tüketilmemelidir.</p><p>Uygulama günü saçlara şekillendirici sürülmemeli, uygulama alanı temiz olmalıdır.</p><p>Alkol tüketimi 1 hafta öncesinde kısıtlanmalıdır.</p><p>Saçta Kök Hücre Tedavisinin Faydaları</p><p>Saç ekimi kök hücre ile birlikte yapıldığında donör bölgesinde iz kalmaz ve hızlı bir iyileşme görülür.</p><p>Enjekte edilen kök hücreler ölü yada yıpranmış saç föliküllerini aktive ederek saç büyümesine ve kadınlar ile erkekler için saç dökülmesi sorununu ortadan kaldırır.</p><p>Kişinin kendine olan güvenini geri kazanmasını sağlar.</p><p>Doğal saç büyümesini destekler.</p><p>Alerjik reaksiyonlar,enfeksiyon veya saç derisinin tahrişi gibi diğer tadavilerinin yan etkileri yoktur.</p><p>Zayıf veya yaşlı folikülleri uyarır.</p><p>Saç dökülmesi sürecini durdurur.</p><p>İnce ve hasarlı saçları iyileştirir.</p><p>Mevcut saçları güçlendirir.</p><p>İnce telli ve zayıf saçların size vermiş olduğu mutsuzluktan kurtulabilirsiniz.</p><p>Kaç Seans Yapılmalıdır ?</p><p>Tek seans kök hücre ile saç tedavisi yeterlidir. Talep edilirse ve ihtiyaç duyulursa 3 yıl sonra tekrar yapılabilir.</p><p>Kök Hücre Tedavisi Hangi Yaşlarda Kişilere Yapılır ?</p><p>Her yaşta kişiye saç için kök hücre tedavisi yapılabilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/en-iyi-sac-ekimi-merkezi-lpo31.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En İyi Saç Ekimi Merkezi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/en-iyi-sac-ekimi-merkezi-lpo31.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çığır Açan Tedavi Umudu: İleri Evre Multipl Sklerozda Kök Hücre Tedavisi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/cigir-acan-tedavi-umudu-ileri-evre-multipl-sklerozda-kok-hucre-tedavisi/132604/</link>
            <description><![CDATA[Dünya çapında 2 milyondan fazla insanı etkileyen ve henüz kesin bir tedavisi bulunmayan multipl skleroz (MS), yeni bir tedavi yöntemiyle umut veriyor.Cambridge Üniversitesi, Milano Bicocca Üniversitesi ve İtalya'daki Casa Sollievo della Sofferenza Hastane]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/cigir-acan-tedavi-umudu-ileri-evre-multipl-sklerozda-kok-hucre-tedavisi/132604/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Nov 2023 23:36:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya çapında 2 milyondan fazla insanı etkileyen ve henüz kesin bir tedavisi bulunmayan multipl skleroz (MS), yeni bir tedavi yöntemiyle umut veriyor. Cambridge Üniversitesi, Milano Bicocca Üniversitesi ve İtalya&#39;daki Casa Sollievo della Sofferenza Hastanesi&#39;nin öncülük ettiği uluslararası bir ekip, ileri evre MS hastalarının beyinlerine kök hücre enjekte ederek hastalığın ilerlemesini durdurabilecek bir tedavi üzerinde çalışıyor.</p><p>MS, bağışıklık sisteminin sinir liflerini saran miyelin kılıfına saldırarak beyin ve omurilikteki mesaj iletimini bozduğu bir hastalıktır. Hastalık, kronik iltihaplanma ve sinir hücrelerinde hasara yol açar. Şu anda MS hastalarının üçte ikisi, teşhisten 25-30 yıl sonra hastalığın ikincil ilerleyici evresine geçiş yapar ve bu evrede engellilik giderek artar.</p><p>Yeni Kök Hücre Tedavisi Denemesi</p><p>Cambridge ekibinin öncülüğünde, deri hücrelerinin beyin kök hücrelerine dönüştürülerek MS&#39;te iltihaplanmayı azaltabileceği ve hasarı onarabileceği gösterildi. İtalya&#39;daki iki hastaneden toplanan 15 ikincil MS hastası üzerinde yapılan ilk insan denemelerinde, beyinlerine doğrudan nöral kök hücreler enjekte edildi.</p><p>Deneme Sonuçları ve Gelecek Adımlar</p><p>Bu kök hücreler, tek bir düşük hamilelikten alınan beyin dokusundan türetilmişti. 12 aylık takip süresince herhangi bir ciddi yan etki gözlemlenmedi ve hastaların durumunda kötüleşme olmadı. Araştırmacılar, kök hücre transplantasyonunun iltihaplanmayı azalttığını ve beyin dokusundaki hacim kaybını yavaşlattığını belirtti.</p><p>Uzman Görüşleri</p><p>Profesör Stefano Pluchino, 'İkincil ilerleyici MS için yeni tedaviler geliştirmeye acil ihtiyaç var ve bulgularımız, MS&#39;i tedavi etmek için bir hücre terapisi geliştirme yolunda bir adım' dedi.  MS Derneği&#39;nden Caitlin Astbury, 'Bu küçük, erken aşama çalışması sonuçları, MS&#39;in bazı hastalarını tedavi etme yolunda cesaret verici bir adım' diye ekledi</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cigir-acan-tedavi-umudu-ileri-evre-multi-1f4WU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çığır Açan Tedavi Umudu: İleri Evre Multipl Sklerozda Kök Hücre Tedavisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/cigir-acan-tedavi-umudu-ileri-evre-multi-1f4WU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Japonya’dan Alzheimer hastalarına müjde: İlk ilaç onaylandı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/japonyadan-alzheimer-hastalarina-mujde-ilk-ilac-onaylandi/132397/</link>
            <description><![CDATA[Japonya, Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen ilk ilacı onayladı.Leqembi adlı ilaç, hafif demans ve Alzheimer hastalığının erken evrelerindeki hastaların bilişsel gerilemesini yavaşlatmayı amaçlıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/japonyadan-alzheimer-hastalarina-mujde-ilk-ilac-onaylandi/132397/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Oct 2023 12:30:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Japonya, Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen ilk ilacı onayladı. Leqembi adlı ilaç, hafif demans ve Alzheimer hastalığının erken evrelerindeki hastaların bilişsel gerilemesini yavaşlatmayı amaçlıyor. İlacın geliştiricileri Japon Eisai Co ve ABD&#39;li Biogen Inc, ilacın Japonya&#39;daki onayının ABD&#39;deki onayından iki ay sonra geldiğini duyurdu.</p><p>Leqembi nasıl çalışıyor?</p><p>Leqembi, Alzheimer hastalığının en yaygın nedeni olan beyindeki amiloid plaklarını hedef alıyor. Bu plaklar, beyin hücreleri arasındaki iletişimi bozarak bilişsel fonksiyonların azalmasına yol açıyor. Leqembi, bu plakları parçalayarak beyin hücrelerinin daha iyi çalışmasını sağlamayı amaçlıyor.</p><p>Leqembi&#39;nin etkinliği ve güvenliği üzerine yapılan klinik çalışmalar, ilacın bazı hastalarda bilişsel gerilemeyi yüzde 22 oranında yavaşlattığını gösterdi. Ancak ilacın herkeste işe yaramadığı ve nadir durumlarda beyin şişmesi ve kanama gibi ciddi yan etkilere neden olabildiği de belirtildi.</p><p>Japonya neden bu ilaca ihtiyaç duyuyor?</p><p>Japonya, dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip ülkelerinden biri. Sağlık bakanlığına göre, 65 yaş ve üzeri demans hastalarının sayısı şu anki altı milyondan 2025&#39;te yedi milyona çıkacak. Demans, Japonya&#39;da ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor.</p><p>Demans hastalarına ve ailelerine destek vermek için çeşitli politikalar uygulayan Japonya, 2015&#39;te 'demans dostu bir toplum' vizyonunu ortaya koydu. Bu vizyon kapsamında, demans hastalarının sosyal hayata katılımını sağlamak, ailelerine bakım desteği vermek ve demansla ilgili farkındalığı artırmak için çeşitli projeler yürütülüyor.</p><p>Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Leqembi&#39;nin onayını 'bir atılım' olarak nitelendirdi ve 'demans tedavisinin artık yeni bir döneme girdiğini' söyledi. Kishida, bu hafta demans dostu bir toplum için tedbirleri tartışmak üzere bir panel düzenleyeceklerini de duyurdu.</p><p>Leqembi ne zaman piyasaya çıkacak?</p><p>Eisai Co, Leqembi&#39;nin pazarlama sonrası özel kullanım araştırması yapılacağını ve ilacın verildiği tüm hastalardan yeterli veri toplanana kadar izleneceğini açıkladı. Şirket, ilacın kısmen sağlık sigortası kapsamında olacağını ve yıl sonuna kadar klinik kullanıma hazır hale gelmesinin beklendiğini belirtti.</p><p>Leqembi&#39;nin fiyatı henüz belirlenmedi ancak pahalı olması bekleniyor. Kyodo Haber ajansına göre, ilacın ABD&#39;deki fiyatı yıllık 56 bin dolar civarında.</p><p>Eisai Co&#39;nun CEO&#39;su Haruo Naito, şirketin Leqembi&#39;yi ihtiyacı olan kişilere ve ailelerine 'yeni bir tedavi olarak' ulaştırmaya kararlı olduğunu söyledi. Naito, 'Japon toplumunda demansla ilgili sorunlar üzerinde etki yaratmayı amaçlıyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/japonyadan-alzheimer-hastalarina-mujde-i-3ro5x.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Japonya’dan Alzheimer hastalarına müjde: İlk ilaç onaylandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/japonyadan-alzheimer-hastalarina-mujde-i-3ro5x.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TikTok Trendi Müshil İlacı Sıkıntısına Neden Oldu]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/tiktok-trendi-mushil-ilaci-sikintisina-neden-oldu/132374/</link>
            <description><![CDATA[TikTok’ta ortaya çıkan bir trend, ABD’de müshil ilacı sıkıntısına neden oldu.Müshil, kabızlığı olan insanlar için bir ilaçtır.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/tiktok-trendi-mushil-ilaci-sikintisina-neden-oldu/132374/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 01 Oct 2023 23:12:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>TikTok&#39;ta ortaya çıkan bir trend, ABD&#39;de müshil ilacı sıkıntısına neden oldu. Müshil, kabızlığı olan insanlar için bir ilaçtır. Kakanın sertleşmesi nedeniyle kişilerin tuvalete gitmekte zorluk yaşaması sorunudur. İlaç, tuvalete gitmeyi kolaylaştırmak için kakayı gevşetir. Ancak TikTok fenomenleri gençleri müshillerin kilo vermelerine yardımcı olacağına inandırıyor. Bu da ilaca gerçekten ihtiyacı olan kişilerin ilacı alamayacakları anlamına geliyor.</p><p>Müshil İlacının Kilo Vermeye Etkisi Yok</p><p>Doktorlar ve mide sorunu yaşayanlar yeni sosyal medya trendinden kaygılı. Doktorlar, müshillerin kilo kaybına yol açmaması nedeniyle internetteki paylaşımların yanlış bilgiler içerdiğini söylüyor. İnsanlar bunları yalnızca doktorla konuştuktan sonra kullanmalıdır. Bunun nedeni ilaçların kilo vermede işe yaramamasıdır. Sadece 'su ağırlığının' kaybolmasına yol açarlar. Laksatiflerin de yan etkileri olabilir. Bunlar baş ağrısı, susuzluk, yorgunluk, kuru cilt ve baş dönmesini içerebilir. Müshil almaktan dolayı kaybedilen kilolar, içki içtikten sonra hızla geri alınır.</p><p>Sağlıklı Kilo Vermenin Yolları</p><p>Doktorlar, yaşam tarzı değişiklikleri yoluyla kilo vermenin daha sağlıklı ve daha etkili olduğunu söylüyor. Daha fazla meyve ve sebze yemek ve egzersiz yapmak müshil kullanmaktan daha iyidir. Bu şekilde vücuttaki yağ oranını azaltmak ve kas kütlesini artırmak mümkündür. Ayrıca sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite, kalp hastalığı, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkları önlemeye de yardımcı olur.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/tiktok-trendi-mushil-ilaci-sikintisina-n-xRGg7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TikTok Trendi Müshil İlacı Sıkıntısına Neden Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/tiktok-trendi-mushil-ilaci-sikintisina-n-xRGg7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Irritabl Bağırsak Sendromuyla Yaşamak: Jane’in Hikayesi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/irritabl-bagirsak-sendromuyla-yasamak-janein-hikayesi/132251/</link>
            <description><![CDATA[Irritabl bağırsak sendromu (IBS), bağırsakların normalden daha hassas veya aktif olduğu bir durumdur.IBS olan kişilerde karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal veya kabızlık gibi belirtiler görülebilir.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/irritabl-bagirsak-sendromuyla-yasamak-janein-hikayesi/132251/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 17 Sep 2023 22:35:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Irritabl bağırsak sendromu (IBS), bağırsakların normalden daha hassas veya aktif olduğu bir durumdur. IBS olan kişilerde karın ağrısı, gaz, şişkinlik, ishal veya kabızlık gibi belirtiler görülebilir. IBS&#39;nin kesin nedeni bilinmemektedir, ancak bazı yiyecekler, stres, hormonal değişiklikler veya bağırsak enfeksiyonları tetikleyici olabilir.</p><p>Jane (45), uzun yıllardır IBS ile mücadele ediyor. Ancak üç yıl önce kendisine bu teşhis konuldu ve hayatını değiştiren bir diyet planı uygulamaya başladı. Jane&#39;in hikayesini okuyun ve IBS ile yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenin.</p><p>Çocukluktan beri mide problemleri</p><p>Jane, çocukluğundan beri mide ağrısı, ishal ve kabızlık çektiğini söylüyor. Bu sorunlar onun sosyal hayatını da etkiledi. Bir keresinde annesiyle Oslo&#39;da bir tramvay durağında beklerken aniden tuvalete gitmesi gerektiğini hissettiğini anlatıyor. Ancak annesi ona tramvaya yetişmeleri gerektiğini söyledi. Daha sonra çok şiddetli bir karın ağrısı yaşadı. Jane, o gün fazla yemek yemediği halde annesinin acı çektiğini düşündüğünü ancak sebebin bu olmadığını söylüyor.</p><p>Jane, yıllarca bu tür ağrı ve rahatsızlıkların normal olduğuna inandığını söylüyor. Ailesinde de benzer sorunlar yaşayanlar vardı. Annesi, büyükannesi, erkek kardeşi ve çocukları da sık sık tuvalete koşuyordu. Jane, bunun onlar için normal olduğunu düşündüğünü söylüyor.</p><p>Jane&#39;in mide ağrısı en kötüsüydü. Onu midenin burkulması, yanlardan başlayan, arkaya doğru ilerleyen ve sonra aşağı doğru baskı yapan bir ağrı olarak tanımlıyor. İlk çocuğunu doğurduğunda nihayet ağrıyı nasıl tarif edeceğini anladığını söylüyor: Doğum sırasında baskı hissi veriyordu. Ayrıca midesinde gurultular da oluyordu. Ağrı başladığında tuvalete yakın olması gerektiğini belirtiyor. Bazen ağrı o kadar şiddetli oluyordu ki tuvalette otururken soyunmak zorunda kalıyordu. Bütün elbiseleri daralıyor ve yapış yapış oluyordu, çok terliyordu ve neredeyse boğuluyormuş gibi hissediyordu. Bütün bunlar, tahammül edemediği bazı yiyecekleri yediği zaman oluyordu.</p><p>Yiyeceklere tepki veriyor</p><p>Jane, kendisinin de tepki verdiği belirli yiyeceklerin olması gerektiğini düşündüğünü söylüyor. 16 yaşında evden taşındığında annesinin süte ve kepekli ekmeğe dayanamadığını hatırladığını anlatıyor. Kepekli ekmek yerine puf böreği yiyerek daha iyi olduğunu fark etti.</p><p>21 yaşında ilk çocuğunu doğurduktan sonra mide sorunlarının sebebini araştırmaya karar verdi. Hem gastroskopi hem kolonoskopi yapıldı ve yemek borusu fıtığı tespit edildi. Ancak bu konuda kendisine yardım edecek bir doktor bulamadığını söylüyor.</p><p>Kısa süre sonra elma bahçesi olan bir eve taşındı. Bol bol elma yediğini, elma suyu ve elma reçeli yaptığını anlatıyor. Sürekli ishal ve karın ağrısı çektiğini söylüyor. Tepki verdiği şeyin elmalar olabileceğini hiç düşünmediğini, çünkü elmaların sağlıklı olduğunu düşündüğünü söylüyor.</p><p>Mide sorunlarıyla ilgili yeniden bir şeyler yapmaya çalışması birkaç yıl aldı. Doktorlar ona ne yediğine dikkat etmesini söyledi ve kendisine düşük glisemik diyetle ilgili kitaplar verdi. Jane, çok kilolu olduğunu ve yemek yapmayı sevdiğini söylüyor.</p><p>Üç yıl önce bağırsaklarında keseler olduğu için tekrar kolonoskopi yaptırdı. Onu muayene eden doktor daha fazla lif ve tam tahıl yememesi gerektiğini söyledi. Bana, dışarı atılmalarının nedeninin yiyeceklerin bağırsakta kalması ve orada çürümesi olduğunu anlattı. Bu iltihaplanmaya neden olur ve sonra hastalanırsınız, diye aktarıyor Jane. Ama buna dayanamadığını söyledi. Daha sonra doktor, Jane&#39;in çölyak hastası olup olmadığını sordu. Jane, testler yaptırdığını ve çölyak hastalığı göstermediğini anlattı. Kolonoskopiyi yeni bitirmişlerdi ve doktor bağırdı: Biz de gastroskopi yapıyoruz - vaktin var mı?</p><p>IBS teşhisi</p><p>Gastroskopide de çölyak hastalığı görülmedi ve doktor, Jane&#39;in rahatsızlığının irritabl bağırsak sendromu olduğunu düşündüğünü belirtti. Jane, Lovisenberg Hastanesi&#39;nde IBS&#39;yi araştıran bir doktorun olduğunu duyduğunu ve oraya sevk edilmek istediğini söylüyor.</p><p>Lovisenberg Hastanesi&#39;nde Jane&#39;e FODMAP diyeti adı verilen bir diyet planı verildi. FODMAP, bağırsaklarda sindirilmeden geçen ve gaz üreten bazı karbonhidratları ifade eder. Bu karbonhidratlar arasında fruktoz (meyve şekeri), laktoz (süt şekeri), fruktanlar (buğday, soğan, sarımsak gibi yiyeceklerde bulunan lifler), galakto-oligosakkaritler (baklagillerde bulunan lifler) ve polioller (tatlandırıcılarda bulunan şeker alkolleri) bulunur.</p><p>Jane, FODMAP diyetinde bu yiyecekleri altı hafta boyunca kesmesi gerektiğini söylüyor. Daha sonra bu yiyecekleri tek tek geri getirerek hangilerine tepki verdiğini görmesi gerektiğini anlatıyor. Bu süreçte kendisine bir diyetisyen de yardım etti.</p><p>Hayatını değiştiren diyet</p><p>Jane, FODMAP diyetinin hayatını değiştirdiğini söylüyor. Mide ağrısı, ishal ve kabızlık gibi belirtilerinin büyük ölçüde azaldığını veya tamamen kaybolduğunu belirtiyor. Ayrıca kilo verdiğini ve daha enerjik hissettiğini de ekliyor.</p><p>Jane, tepki verdiği yiyecekleri şöyle sıralıyor: Elma, armut, karpuz, kavun, mango, kayısı, erik, şeftali, nektarin, üzüm, incir, hurma, kuru meyveler, bal, agave nektarı, mısır şurubu, pekmez, balzamik sirke, soya sosu, hardal sosu, ketçap, mayonez</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/irritabl-bagirsak-sendromuyla-yasamak-ja-YPF3J.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Irritabl Bağırsak Sendromuyla Yaşamak: Jane’in Hikayesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/irritabl-bagirsak-sendromuyla-yasamak-ja-YPF3J.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Pratisyen Hekimlerin Kanserden Şüphelenildiğinde “İçgüdüsel His” Kullanması Ne Kadar İyidir?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/pratisyen-hekimlerin-kanserden-suphelenildiginde-icgudusel-his-kullanmasi-ne-kadar-iyidir/132250/</link>
            <description><![CDATA[Kanser, dünyada en çok ölüme neden olan hastalıklardan biridir.Erken teşhis, tedavinin başarısını artırır ve yaşam kalitesini iyileştirir.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/pratisyen-hekimlerin-kanserden-suphelenildiginde-icgudusel-his-kullanmasi-ne-kadar-iyidir/132250/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 17 Sep 2023 22:15:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kanser, dünyada en çok ölüme neden olan hastalıklardan biridir. Erken teşhis, tedavinin başarısını artırır ve yaşam kalitesini iyileştirir. Ancak, kanserin belirtileri ve bulguları genellikle belirsiz ve spesifik olmayabilir. Bu durumda, pratisyen hekimlerin hastalarını daha fazla araştırma veya uzmana sevk etme kararında 'içgüdüsel his' kullanmaları gerekebilir.</p><p>Peki, bu 'içgüdüsel his' ne kadar güvenilir ve doğrudur? İngiltere&#39;de BMJ Open&#39;da yayınlanan bir çalışma, bu soruya cevap aramıştır.</p><p>Çalışmanın Amacı ve Yöntemi</p><p>Çalışmanın amacı, pratisyen hekimlerin yetişkin hastalarda kanserden şüphelenildiğinde hissettikleri 'içgüdüsel hissin' multidisipliner, hastane bazlı bir araştırmanın sonuçlarıyla karşılaştırıldığında ne kadar iyi olduğunu değerlendirmektir.</p><p>Çalışmada, kesitsel çalışmalar, kohort çalışmaları ve randomize kontrollü çalışmalar dahil edilmiştir. Çalışmaların seçim kriterleri şunlardır:</p><p>Pratisyen hekimlerin yetişkin hastalarda kanserden şüphelenildiğinde hissettikleri 'içgüdüsel hissi' tanımlayan veya ölçen çalışmalar.</p><p>Hastane bazlı bir araştırmanın sonuçlarıyla karşılaştırılabilen çalışmalar.</p><p>İngiltere&#39;de veya benzer sağlık sistemlerinde yapılan çalışmalar.</p><p>Potansiyel olarak ilgili 1286 çalışmadan yalnızca dördü bu kriterleri karşılamıştır.</p><p>Çalışmanın Bulguları ve Sonuçları</p><p>Çalışmanın bulgularına göre, pratisyen hekimlerin 'içgüdüsel hissi', kanser tanısı için nispeten düşük bir duyarlılığa (yüzde 40) ve yüksek bir özgüllüğe (yüzde 85) sahiptir. Bu, pratisyen hekimlerin kanserden şüphelendikleri hastaların yüzde 40&#39;ının gerçekten kanser olduğu, ancak yüzde 60&#39;ının olmadığı anlamına gelir. Ayrıca, pratisyen hekimlerin kanserden şüphelenmedikleri hastaların yüzde 85&#39;inin gerçekten kanser olmadığı, ancak yüzde 15&#39;inin olduğu anlamına gelir.</p><p>Bu sonuçlar, İngiltere&#39;deki NICE&#39;ın (Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmeliyeti Enstitüsü) tavsiyesiyle uyumludur. NICE, genel pratikte semptomatik popülasyonda kanser prevalansının yüzde 1,15&#39;i aşması durumunda, ki bu da eylem için yüzde 3&#39;lük bir pozitif tahmin değeri eşiği anlamına gelir, bir uzmana sevk edilmesinin gerekli olduğunu belirtmektedir.</p><p>Çalışmanın yazarları, 'içgüdüsel hissin' yönlendirme kararında kullanılmasının, özellikle belirsizlik olduğunda, kanser tanısını geciktirmeyi önlemeye yardımcı olabileceğini düşünmektedir. Ancak, yazarlar aynı zamanda 'içgüdüsel hissin' sınırlarının da farkında olunması gerektiğini ve bunun diğer klinik faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.</p><p>Çalışmanın Önemi ve İleri Araştırmalar</p><p>Çalışma, pratisyen hekimlerin kanserden şüphelenildiğinde 'içgüdüsel his' kullanmalarının önemini ve etkinliğini göstermektedir. Bu, kanser tanısını hızlandırmak ve hastaların yaşam kalitesini artırmak için önemli bir adımdır.</p><p>Ancak, çalışma aynı zamanda 'içgüdüsel hissin' yetersiz kaldığı durumları da ortaya koymaktadır. Bu nedenle, yazarlar ileri araştırmaların şunları içermesini önermektedir:</p><p>'İçgüdüsel hissin' nasıl tanımlandığına ve ölçüldüğüne dair daha net bir kavramsal çerçeve.</p><p>'İçgüdüsel hissin' nasıl geliştirilebileceği ve eğitilebileceği konusunda daha fazla kanıt.</p><p>'İçgüdüsel hissin' farklı kanser türleri, yaş grupları ve risk faktörleri için nasıl değiştiğine dair daha fazla bilgi.</p><p>Bu araştırmalar, pratisyen hekimlerin kanserden şüphelenildiğinde daha iyi kararlar vermelerine ve hastaların sağlığına katkıda bulunmalarına yardımcı olacaktır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/pratisyen-hekimlerin-kanserden-supheleni-0YNKn.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Pratisyen Hekimlerin Kanserden Şüphelenildiğinde “İçgüdüsel His” Kullanması Ne Kadar İyidir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/pratisyen-hekimlerin-kanserden-supheleni-0YNKn.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Antioksidanlar Kanser Hücrelerinin Büyümesine Yardımcı Olabilir]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/antioksidanlar-kanser-hucrelerinin-buyumesine-yardimci-olabilir/132210/</link>
            <description><![CDATA[Birçok kişi sağlıklarını iyileştirmek için C ve E Vitamini gibi vitaminleri alsa da 31 Ağustos’ta yayınlanan yeni bir araştırmaya göre bunu yapmanın bazı tehlikeleri olabilir.Journal of Clinical Investigation’da yayınlanan hakemli çalışma, vitaminlerin ka]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/antioksidanlar-kanser-hucrelerinin-buyumesine-yardimci-olabilir/132210/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 11 Sep 2023 19:06:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Birçok kişi sağlıklarını iyileştirmek için C ve E Vitamini gibi vitaminleri alsa da 31 Ağustos&#39;ta yayınlanan yeni bir araştırmaya göre bunu yapmanın bazı tehlikeleri olabilir.</p><p>Journal of Clinical Investigation&#39;da yayınlanan hakemli çalışma, vitaminlerin kanser hücreleri içinde yeni kan damarlarının büyümesini teşvik edebildiğini buldu. Bu yeni damarlar kanserin vücutta büyümesine ve yayılmasına yardımcı olabilir.</p><p>Kanser Tümörleri Nasıl Beslenir?</p><p>Kanser tümörleri, yeni kan damarlarının oluşması için oksijen kaynağına ve besin açısından zengin kana ihtiyaç duyar. Süreç &#39;anjiyogenez&#39; olarak bilinir.</p><p>Antioksidanlar genellikle diğer hücrelerdeki kullanılmayan oksijeni kullanarak çalışır ve bu da oksidatif stres miktarını azaltır. Oksidatif stres DNA&#39;ya zarar verebilir ve kanser riskinin artmasına neden olabilir.</p><p>Yazar Martin Bergö, New Atlas&#39;a şunları söyledi: 'Antioksidanların, kanser tümörlerinin yeni kan damarları oluşturmasına neden olan bir mekanizmayı etkinleştirdiğini bulduk; bu şaşırtıcıydı, çünkü daha önce antioksidanların koruyucu bir etkiye sahip olduğu düşünülüyordu.'</p><p>E ve C Vitaminleri Akciğer Kanserinin Yayılmasına Neden Olabilir</p><p>E ve C vitaminleri, akciğer kanserinin yayılmasına neden olabilecek BACH1 proteinini stabilize edebilir. Bu, bir kişinin diyetine aşırı düzeyde antioksidanlar eklendiğinde veya tümörlerde antioksidan üretimini aktive eden mutasyonlar meydana geldiğinde meydana gelebilir.</p><p>Araştırmacılar, hastalardan alınan organoidler üzerinde akciğer kanserini incelerken antioksidanların rolünü keşfettiler. Aynı gözlemler göğüs dokusunda, böbrek tümörlerinde ve fareler üzerinde yapılan deneylerde de gerçekleşti.</p><p>Yazar Ting Wang, 'Birçok klinik çalışma, anjiyogenez inhibitörlerinin etkinliğini değerlendirdi, ancak sonuçlar beklendiği kadar başarılı olmadı' dedi.</p><p>Wang, 'Çalışmamız tümörlerde anjiyogenezi önlemenin daha etkili yollarına kapı açıyor' dedi. 'Örneğin, tümörleri yüksek düzeyde BACH1 sergileyen hastalar, düşük BACH1 düzeyine sahip hastalara göre anti-anjiyogenez tedavisinden daha fazla fayda görebilir.'</p><p>İnsanlar Takviye Almalı mı?</p><p>Bergö, 'Normal gıdalardaki antioksidanlardan korkmaya gerek yok, ancak çoğu insanın ek miktarlarda antioksidanlara ihtiyacı yok' dedi. 'Aslında kanser hastaları ve kanser riski yüksek olan kişiler için zararlı olabilir.'</p><p>Wang, 'Bir sonraki adım, oksijen ve serbest radikal seviyelerinin BACH1 proteinini nasıl düzenleyebileceğini ayrıntılı olarak incelemektir ve sonuçlarımızın klinik uygunluğunu belirlemeye devam edeceğiz' diye devam etti Wang. 'Benzer çalışmaları meme, böbrek ve cilt kanseri gibi diğer kanser türlerinde de yapacağız.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/antioksidanlar-kanser-hucrelerinin-buyum-bxNyk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Antioksidanlar Kanser Hücrelerinin Büyümesine Yardımcı Olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/antioksidanlar-kanser-hucrelerinin-buyum-bxNyk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Günde Kaç Adım Atmalıyız? Bilim Cevaplıyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/gunde-kac-adim-atmaliyiz-bilim-cevapliyor/132156/</link>
            <description><![CDATA[Sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazlarından biri hareketli bir yaşam tarzıdır.Düzenli olarak spor yapmak veya egzersiz yapmak vücudumuzun pek çok fonksiyonunu olumlu yönde etkiler.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/gunde-kac-adim-atmaliyiz-bilim-cevapliyor/132156/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 21:13:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazlarından biri hareketli bir yaşam tarzıdır. Düzenli olarak spor yapmak veya egzersiz yapmak vücudumuzun pek çok fonksiyonunu olumlu yönde etkiler. Ancak günlük hareket düzeyimizi nasıl belirlemeliyiz? Yıllardır günde 10.000 adım atmanın ideal olduğu söyleniyor. Peki bu doğru mu? Yoksa daha az veya daha fazla adım atmak daha mı faydalı? Yakın zamanda yapılan bir bilimsel çalışma bu konuda ilginç sonuçlara ulaştı. Bu yazımızda bu çalışmanın bulgularını ve günlük hareket düzeyimizi nasıl optimize edebileceğimizi anlatacağız.</p><p><strong>Hareketin Faydaları Nelerdir?</strong></p><p>Hareket etmenin insan sağlığı üzerine olan etkilerini hiçbir tartışmaya yer bırakmadan ispatlayan pek çok bilimsel çalışma vardır. Hareket etmek kan dolaşımını arttırır, damarlardan nitrik oksit hormonu salgılanmasını arttırır, solunumu hızlandırır, dokuların oksijenlenmesini arttırır, cilde sağlıklı ve canlı bir güzellik verir, metabolizmayı hızlandırır, kalori yaktırır, kilo vermeyi kolaylaştırır, kas kitlesini korur, esneklik ve hareket kabiliyetini arttırır, denge ve koordinasyonu arttırır, kemikleri güçlendirir, osteoporoza karşı korur, insülin direncini kırar, kan şeker ve insülin değerlerini dengeler, kötü kolesterol ve trigliserit düzeylerini düşürür, iyi kolesterol düzeyini arttırır, mutluluk hormonları salgılanmasını sağlar, iyilik hali yaratır, depresyona karşı korur, cinsel performansı arttırır, zihinsel faaliyetleri canlı tutar, tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur, kalp damar hastalıklarına karşı korur, kanserlere karşı koruma sağlar, yaşlanmayı geciktirir ve sağlıklı ömür beklentisini arttırır.</p><p><strong>Günde Kaç Adım Atmalıyız?</strong></p><p>Hareketin faydalarını saymakla bitiremeyiz ama bunun için ne kadar hareket etmemiz gerektiği konusunda net bir cevap yoktur. Yaygın bir inanış olarak günde 10.000 adım atmanın optimal olduğu söylenir. Bu rakam aslında 1960&#39;larda Japonya&#39;da üretilen bir pedometrenin (adım sayar) reklam sloganından gelmektedir. Bu pedometrenin adı 'Manpo-kei' yani '10.000 adım ölçer' idi. Bu slogan o kadar popüler oldu ki günde 10.000 adım atmanın sağlık için yeterli olduğu düşüncesi yaygınlaştı. Ancak bu düşünce bilimsel bir temele dayanmamaktadır.</p><p>Bilimsel olarak günde kaç adım atmanın sağlık için uygun olduğunu araştıran çalışmalar son yıllarda artmıştır. Bu çalışmalardan biri 2020 yılında JAMA Internal Medicine dergisinde yayınlanmıştır. Bu çalışmada 16.741 kadın ortalama 72 yaşında takip edilmiş ve günlük adım sayıları ile ölüm oranları arasındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlar haftanın 2-3 günü 8.000 adım civarında yürüyenlerin yürümeyenlere göre ölüm oranlarının yaklaşık %15 daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu çok önemli bir tespit ama işin ilginç tarafı bunun üzerinde yürüyen kişilerde mortalite bakımından ilave bir fayda görülememiştir. Yani günde 10.000 adım atmak ölüm riskini daha da azaltmamıştır.</p><p><strong>Günde 10.000 Adım Altın Kural Mı?</strong></p><p>Yıllardır en ideal hareket düzeyinin günde 10.000 adım olduğu söylenir. Peki bu rakam nereden çıktı? Aslında bu rakamın bilimsel bir dayanağı yoktur. 1960&#39;larda Japonya&#39;da üretilen bir pedometrenin (adım sayar) markası olan 'Manpo-kei' (10.000 adım ölçer) bu rakamın yaygınlaşmasına neden olmuştur.</p><p>Hareketin müthiş faydalarını anlatan videomda, hareket etmenin faydalarını sıralamış ve hareketin her bir faydası için bir ilaç olsa günde 25 ilaç almamız gerektiğini söylemiştim. Kısaca hatırlayacak olursak, hareket:</p><p>Kan dolaşımını arttırır, damarlardan nitrik oksit hormonu salgılanmasını arttırır, solunumu hızlandırır, bu etkileriyle dokuların oksijenlenmesini arttırır, cilde sağlıklı ve canlı bir güzellik verir.</p><p>Metabolizmayı hızlandırır, kalori yaktırır, kilo vermeyi kolaylaştırır.</p><p>30 yaşından sonra azalmaya başlayan kas kitlesini korur, esneklik ve hareket kabiliyetini arttırır, denge ve koordinasyonu arttırır.</p><p>Kemikleri güçlendirir, osteoporoza karşı korur.</p><p>Kasların insülin hormonuna duyarlığını arttırır, insülin direncini kırar, kan şeker ve insülin değerlerini dengeler.</p><p>Kötü kolesterol (LDL) ve trigliserit düzeylerini düşürür, iyi kolesterol (HDL) düzeyini arttırır.</p><p>Beyinden mutluluk hormonları salgılanmasını sağlar, iyilik hali yaratır, depresyona karşı korur.</p><p>Cinsel performansı arttırır.</p><p>Zihinsel faaliyetleri canlı tutar.</p><p>Tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.</p><p>Kalp damar hastalıklarına karşı korur.</p><p>Kanserlere karşı koruma sağlar.</p><p>Yaşlanmayı geciktirir.</p><p>Sağlıklı ömür beklentisini arttırır.</p><p>Bilimsel çalışmalar, düzenli olarak hareket etmenin insan sağlığı üzerine olan etkilerini hiçbir tartışmaya yer bırakmadan ispatlamaktadır.</p><p>Peki, bu kadar faydası olan hareket için günde kaç adım atmalıyız? Bu sorunun cevabını vermek için yapılan bir bilimsel çalışma, ilginç sonuçlara ulaştı. Bu çalışmada, 16.000&#39;den fazla kadın üzerinde 4 yıl boyunca takip yapılmış ve adım sayıları ile ölüm oranları arasındaki ilişki incelenmiştir.</p><p>Sonuçlar, haftanın 2-3 günü 8.000 adım civarında yürüyenlerin, yürümeyenlere göre ölüm oranlarının yaklaşık %15 daha düşük olduğunu tespit etmiştir. Bu çok önemli bir tespit. Ama işin ilginç tarafı, bunun üzerinde yürüyen kişilerde mortalite bakımından ilave bir fayda görülememiştir. Yani günde 10.000 adım atmak, ölüm riskini daha da azaltmamıştır.</p><p>Bu ve buna benzer çalışmalar, haftanın 2-3 günü 8.000 adım atmanın sağlık bakımından optimal olduğu konusunda hemfikir olmuşlardır. Bu düzeyin altında hareket yeterli değil, ama üzerinde olmasının da bir zararı yok.</p><p>Esasen, yani eğer günlük 10.000 adım civarında bir hareket düzeyiniz varsa, buradan bu hareket düzeyinizi azaltın anlamı çıkmaz. Öte yandan, eğer kilo fazlanız varsa, insülin direnci veya şeker hastalığınız varsa, o zaman hareket düzeyinin artması bu hastalıkların geriletilmesi bakımından daha da faydalıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gunde-kac-adim-atmaliyiz-bilim-cevapliyo-WnmF0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Günde Kaç Adım Atmalıyız? Bilim Cevaplıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/gunde-kac-adim-atmaliyiz-bilim-cevapliyo-WnmF0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Günde 8.000 Adım, Günde 10.000 Adımdan Daha mı Faydalı?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/gunde-8-000-adim-gunde-10-000-adimdan-daha-mi-faydali/132154/</link>
            <description><![CDATA[Hareketli bir yaşam ve düzenli egzersiz, sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazıdır.Yıllardır en ideal hareket düzeyinin günde 10.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/gunde-8-000-adim-gunde-10-000-adimdan-daha-mi-faydali/132154/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 20:34:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hareketli bir yaşam ve düzenli egzersiz, sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazıdır. Yıllardır en ideal hareket düzeyinin günde 10.000 adım olduğu söylenir. Ancak yakın zamanda yapılan bir bilimsel çalışma, optimal günlük hareket düzeyi ile ilgili ilginç sonuçlara ulaştı.</p><p>10.000 Adımın Ötesinde Önemli Bir Fayda Yok</p><p>Haftanın 2-3 günü 8.000 adım civarında yürüyenlerin, yürümeyenlere göre ölüm oranlarının yaklaşık yüzde 15 daha düşük olduğu tespit edildi. Bu çok önemli bir tespit, ancak işin ilginç tarafı, bunun üzerinde yürüyen kişilerde mortalite bakımından ilave bir fayda görülememiş. Yani günde 10.000 adım atmak, ölüm riskini daha da azaltmamış.</p><p>8.000 Adım, Sağlık İçin Yeterli</p><p>Bu ve buna benzer çalışmalar, haftanın 2-3 günü 8.000 adım atmanın sağlık bakımından optimal olduğu konusunda hemfikir olmuşlar. Bu düzeyin altında hareket yeterli değil, ama üzerinde olmasının da bir zararı yok. Yani eğer günlük 10.000 adım civarında bir hareket düzeyiniz varsa, buradan bu hareket düzeyinizi azaltın anlamı çıkmaz.</p><p>Diğer Hareketler de Önemli</p><p>Hareket düzeyimizden bahsederken sadece attığımız adımları hesap etmek doğru bir şey değil. Yürüyüşün dışında, sabah egzersizleri, mucize hareket soruyoruz kuşak gibi bir takım hareketlerinde mutlaka ilave bir faydası vardır. Bunun ötesinde, hafif ağırlık egzersizleri, pilates veya yüzme gibi sporlarda ilave fayda sağlayacaktır.</p><p>Kişisel Örnek</p><p>Kendi adıma örnek verecek olursam, ben akşam muayenehanemden çıktığımda telefonuma bakıyorum gün içinde 4.000-4.500 adım attığımı görüyorum. Eve gittikten sonra da bin-1.500 adım bir köpek gezdirme faslım var. Ama toplamda bana kalırsa bu yeterli değil. Ben aradaki farkı haftada iki defa yüzmeye giderek kapatıyorum. Eski yüzücü olduğum için girdiğim zaman havuza 1.000-500 metre kadar yüzerim. Bu da aradaki farkı kapatmama ve dengeleri oturtmaya yardımcı oluyor.</p><p>Sonuç</p><p>İnsanoğlu hareket halinde olmak üzere tasarlanmıştır. Modern hayat bize birçok kolaylık sağlarken o oranda da hareket düzeyimizi azaltmaktadır. Dolayısıyla birtakım aktivitelerle aradaki farkı kapatmamız şart.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gunde-8-000-adim-gunde-10-000-adimdan-da-LSusz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Günde 8.000 Adım, Günde 10.000 Adımdan Daha mı Faydalı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/gunde-8-000-adim-gunde-10-000-adimdan-da-LSusz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Alkol Tüketimi Kalp Sağlığını Nasıl Etkiler?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/alkol-tuketimi-kalp-sagligini-nasil-etkiler/131986/</link>
            <description><![CDATA[Alkol tüketimi, hayatın bir gerçeği olarak kabul edilen ve toplumda hassas bir konu olan bir alışkanlıktır.Bazı insanlar alkolü sever, bazıları sevmez, bazıları ise arada kalmıştır.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/alkol-tuketimi-kalp-sagligini-nasil-etkiler/131986/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 29 Aug 2023 17:00:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Alkol tüketimi, hayatın bir gerçeği olarak kabul edilen ve toplumda hassas bir konu olan bir alışkanlıktır. Bazı insanlar alkolü sever, bazıları sevmez, bazıları ise arada kalmıştır. Peki alkol tüketimi kalp sağlığı için iyi midir, kötü müdür, yoksa hiçbir etkisi yok mudur? Bu sorunun cevabı basit değildir. Alkol tüketimi kalp üzerinde çeşitli etkilere sahiptir ve bu etki kişinin sağlığına, tüketim miktarına, sıklığına ve alınan alkol türüne göre değişiklik göstermektedir.</p><p>Alkolün Kalp Üzerindeki Olumlu Etkileri</p><p>Tamamen kesin olmamakla birlikte, bazı araştırmalar makul miktarlarda alkol tüketiminin kalp-damar sağlığı için faydalı olduğunu öne sürmektedir. Alkol tüketimi kalp üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Örneğin, şarapta yüksek miktarda antioksidan (flavonoid, tanen, antosiyanin, resveratrol) bulunmaktadır. Bu maddeler arterlerde plak oluşumunu azaltarak damar tıkanıklığını (aterosklerosis) önlemeye yardımcı olmaktadır. Dahası, 'iyi kolesterol' üretimini de artırmaktadır.</p><p>Günde bir kadeh şarap içmenin olumlu etkilere neden olabileceği söylenmektedir. Bununla birlikte, olumlu etkilerine rağmen, alkolün damar genişletici, kötü kolesterol düşürücü, antioksidan, stres giderici ve kan sulandırıcı etkileri kalp sağlığına olan yansımaları kesin değildir.</p><p>Alkolün Kalp Üzerindeki Olumsuz Etkileri</p><p>Her iki durumda da, tartışmasız ki çok miktarda tüketildiğinde alkolün kalp ve diğer organlar üzerindeki etkileri çok ciddi ve hatta yıkıcıdır. Tıpkı psikoaktif bir ilaç gibi, yaşam kalitesini önemli ölçüde bozarak bağımlılığa neden olabilir.</p><p>Aşırı alkol tüketimi kalp ritmini bozarak düzensiz kalp atışına (aritmi) neden olabilir. Ayrıca kan basıncını yükselterek hipertansiyona sebep olabilir. Bu da kalbin daha fazla çalışmasına ve zamanla zayıflamasına yol açabilir. Aşırı alkol tüketimi ayrıca kalp kasının iltihaplanmasına (miyokardit) veya kalınlaşmasına (kardiyomiyopati) neden olarak kalp yetersizliğine yol açabilir. Alkol ayrıca kanın pıhtılaşmasını artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p><p>Fransız Paradoksu Nedir?</p><p>Fransız paradoksu, 1980&#39;li yıllarda ortaya atılan ve Fransız toplumunda diğer ülkelere göre çok daha yüksek miktarda yağlı gıda tüketmelerine rağmen kalp-damar hastalıklarına yakalanma ve ölme riskinin çok daha az olduğunu gösteren bir fenomendir. Bu durumun sebebi olarak Fransızların diğer ülkelere göre 34 kat daha fazla kırmızı şarap tükettikleri ve bunun da kalp sağlığına faydalı olduğu iddia edilmiştir.</p><p>Ancak bu iddia bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Fransız çelişkisi ve kırmızı şarabın etkileri üzerine yüzlerce bilimsel çalışma yapılmış ancak sonuçta bu çalışmalar kırmızı şarabın kalp sağlığı üzerine olan doğrudan bir etkisi gösterilememiştir. Fransız çelişkisindeki en önemli mantık hatası, Fransızlardaki kalp damar sağlığını sadece kırmızı şaraba bağlamaktır. Daha detaylı bir çalışma yapıldığında, Fransız halkının diğer ülkelere göre meyve, sebze ve salata tüketimlerinin 5-10 kat fazla olduğu görülmüştür. Yani Fransızlar aslında dünyanın en sağlıklı beslenme tarzı olan Akdeniz tarzı beslenmeye uymaktadır.</p><p>Alkol Tüketimi Hakkında Bilinen Yanlışlar ve Doğrular</p><p>Alkol tüketimi hakkında birçok yanlış bilgi ve inanış vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:</p><p>Alkolün bir gramında yaklaşık 7 kalori vardır. Yani genel anlamda karbonhidratlardan biraz fazla, yağlardan biraz az enerji verir. Bu da alkol tüketiminin kilo alımına neden olabileceği anlamına gelir. Ayrıca alkolün besin değeri yoktur. Yani alkol tüketimi vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral, protein gibi besin öğelerini karşılamaz.</p><p>Alkolün bilimsel adı etanoldür. Etanol, yüksek oranda şeker ve karbonhidrat içeren mısır, üzüm, pancar ve hatta patates gibi bir takım maddelerin fermantasyonu ve sonrasında damıtılmasından elde edilir. Alkolün etkisi kişinin cinsiyetine, yaşına, kilosuna, metabolizmasına, alkol türüne ve miktarına, alkolle beraber tüketilen yiyeceklere ve ilaçlara göre değişir.</p><p>Alkol tüketimi ne kadar olmalıdır? Alkol tüketim miktarı konusunda çok fazla görüş bulunmakla birlikte neyin makul neyin aşırı olduğu tam olarak net değildir. Dikkate alınması gereken ilk şey, kişinin sağlık durumudur. Örneğin, diyabet veya hipertansiyonu olan bir kişi az miktarda alkol tüketmekten bile kaçınmalıdır. Diğer bir önemli husus ise alkol tüketim sıklığıdır. Nadir zamanlarda da olsa çok miktarda alkol tüketimi oldukça zararlıdır. Erkekler için beş, kadınlar için dört bardaktan fazla alınmamalıdır.</p><p>Alkol Tüketimi İle İlgili Tavsiyeler</p><p>Alkol tüketimi kalp sağlığı için hem olumlu hem de olumsuz etkilere sahip olabilir. Bu nedenle, alkol tüketimine dikkat etmek ve aşırıya kaçmamak gerekir. Alkol tüketimi ile ilgili bazı tavsiyeler şunlardır:</p><p>Alkol tüketimini sınırlamak için, günde bir kadehten fazla şarap, bir bardaktan fazla bira veya yarım bardaktan fazla sert içki içmemeye çalışın. Erkekler için haftalık 14, kadınlar için 7 kadehten fazla alkol tüketimi aşırı olarak kabul edilir.</p><p>Alkol tüketimini azaltmak için, alkol içmeden önce veya sonra su veya meyve suyu gibi alkolsüz içecekler içebilirsiniz. Ayrıca alkolle beraber yemek yemek veya atıştırmalık tüketmek de alkolün emilimini yavaşlatır.</p><p>Alkol tüketiminden kaçınmak için, alkol içmeyi reddetmenin yollarını öğrenebilir, alkollü ortamlardan uzak durabilir veya alkolsüz alternatifler tercih edebilirsiniz. Ayrıca alkol tüketiminizin nedenlerini anlamaya çalışabilir ve stres, sıkıntı, yalnızlık gibi duygularla başa çıkmak için başka yöntemler bulabilirsiniz.</p><p>Alkol bağımlılığından kurtulmak için, profesyonel yardım alabilir, destek gruplarına katılabilir veya tedavi programlarına başvurabilirsiniz. Alkol bağımlılığı ciddi bir sağlık sorunudur ve tek başına üstesinden gelmek zor olabilir. Bu nedenle, alkol bağımlılığı ile mücadele eden kişilerin yakınları da onlara destek olmalı ve anlayışlı davranmalıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/alkol-tuketimi-kalp-sagligini-nasil-etki-b3bkl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Alkol Tüketimi Kalp Sağlığını Nasıl Etkiler? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/alkol-tuketimi-kalp-sagligini-nasil-etki-b3bkl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Baklava Yapımında Kullanılan Sıvı Margarinin Şaşırtıcı Gerçeği]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/baklava-yapiminda-kullanilan-sivi-margarinin-sasirtici-gercegi/131985/</link>
            <description><![CDATA[Baklava, Türk mutfağının en sevilen tatlılarından biridir.Özellikle bayramlarda ve özel günlerde sofraların vazgeçilmezidir.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/baklava-yapiminda-kullanilan-sivi-margarinin-sasirtici-gercegi/131985/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 29 Aug 2023 16:30:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Baklava, Türk mutfağının en sevilen tatlılarından biridir. Özellikle bayramlarda ve özel günlerde sofraların vazgeçilmezidir. Ancak baklavayı evde yapmak zahmetli ve zaman alıcı bir iş olduğu için çoğu kişi pastanelerden ya da fırınlardan hazır olarak almayı tercih ediyor. Peki aldığınız baklavanın içinde ne olduğunu biliyor musunuz?</p><p>Baklava İçeriğinde Neler Var?</p><p>Baklava yapımında kullanılan malzemeler genellikle şunlardır: Un, su, tuz, yumurta, tereyağı, ceviz veya fıstık, şeker ve limon suyu. Bu malzemelerin hepsi doğal ve sağlıklı görünüyor. Ancak bazı üreticiler maliyeti düşürmek veya tatlandırmak için bazı katkı maddeleri de kullanabiliyor. Bunlar arasında en yaygın olanları glikoz-fruktoz şurubu, nişasta, koruyucu ve renklendiricilerdir.</p><p>Bu katkı maddelerinin sağlığa zararlı olduğu biliniyor. Örneğin glikoz-fruktoz şurubu obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve karaciğer yağlanmasına neden olabiliyor. Nişasta ise unun kalitesini düşürüyor ve sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Koruyucu ve renklendiriciler ise alerji, astım, kanser ve hiperaktivite gibi riskleri artırabiliyor.</p><p>Baklava Yapımında Kullanılan Sıvı Margarinin Şaşırtıcı Gerçeği</p><p>Baklava yapımında kullanılan malzemelerden biri de yağdır. Yağ, baklavanın hamurunu açmak ve kat kat yapmak için gerekli olan önemli bir bileşendir. Genellikle baklava yapımında tereyağı kullanılır. Tereyağı doğal bir hayvansal yağ olup, lezzet ve aroma verir. Ancak tereyağı pahalı bir malzeme olduğu için bazı üreticiler onun yerine bitkisel yağlar veya margarin kullanabiliyor.</p><p>Bitkisel yağlar veya margarin, tereyağına göre daha ucuz ve daha uzun ömürlüdür. Ancak sağlık açısından da bazı sorunlar yaratabilir. Özellikle hidrojenize edilmiş bitkisel yağlar veya margarinler trans yağ asitleri içerir. Trans yağ asitleri kolesterolü yükseltir, damar sertliği yapar ve kalp hastalıkları riskini artırır.</p><p>Peki aldığınız baklavanın içinde hangi yağ var? Bunu anlamak için etiketini okumanız gerekir. Ancak etiket okumak da bazen yeterli olmayabilir. Çünkü bazı üreticiler etiketlerinde kullandıkları yağı gizlemeye çalışabilir.</p><p>Bunun bir örneği Alfa markalı Baklava ürünüdür. Bu ürün bir baklava değil, baklava yapımında kullanılan bir sıvı margarindir. Ürün içeriğinde sırasıyla; palm, pamuk, ayçiçek, keten ve kanola yağlarının karışımı hidrojenize yani margarin formunda yer alır. Peki neden baklava diye özellikle vurgulamışlardır diye merak ediyor olabilirsiniz.</p><p>Çünkü ürün yapay tereyağı aroma vericisi içerir. Gerçek baklavaların aslında tereyağıyla yapıldığını bal gibi bilenler, bunu bile bile aroma vericilerle sizlere tat oyunu yaparlar. Siz yediğiniz baklavayı tereyağlı sanıp tüketirken, margarin formundaki bu endüstriyel yağları üretenlerin ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.</p><p>Baklava Yemek İçin Ne Yapmalı?</p><p>Baklava yemekten vazgeçmek istemiyorsanız, yapabileceğiniz en iyi şey evde kendiniz yapmaktır. Böylece kullandığınız malzemelerin kalitesini ve miktarını kontrol edebilirsiniz. Eğer evde yapmak için zamanınız veya imkanınız yoksa, güvendiğiniz ve kaliteli malzeme kullanan pastanelerden veya fırınlardan alabilirsiniz. Ama alırken mutlaka etiketini okuyun ve içinde ne olduğunu sorun. Baklavanın tadını çıkarırken sağlığınızdan olmayın.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/baklava-yapiminda-kullanilan-sivi-margar-HID1d.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Baklava Yapımında Kullanılan Sıvı Margarinin Şaşırtıcı Gerçeği ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/baklava-yapiminda-kullanilan-sivi-margar-HID1d.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aspartam kanser yapar mı? DSÖ’den yeni sınıflandırma]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/aspartam-kanser-yapar-mi-dsoden-yeni-siniflandirma/131963/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kanser araştırma departmanı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), düşük kalorili tatlandırıcı aspartamını “olası kanserojen” olarak sınıflandırdı.Bu sınıflandırma, aspartamın insanlarda ve kemirgenlerde karaciğer ]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/aspartam-kanser-yapar-mi-dsoden-yeni-siniflandirma/131963/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 12:30:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün (DSÖ) kanser araştırma departmanı olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), düşük kalorili tatlandırıcı aspartamını 'olası kanserojen' olarak sınıflandırdı. Bu sınıflandırma, aspartamın insanlarda ve kemirgenlerde karaciğer kanseri riskini arttırabileceğine dair sınırlı kanıtlara dayanmaktadır. Ancak DSÖ&#39;nün gıda katkı maddeleri uzman komitesi, binlerce gıda ve içecek ürününde bulunan tatlandırıcı için önerilen alım limitlerinin değişmediğini söyledi.</p><p>Aspartam nedir ve nasıl kullanılır?</p><p>Aspartam, şekerden 200 kat daha tatlı olan yapay bir tatlandırıcıdır. Dünya çapında 6.000&#39;den fazla üründe, özellikle diyet alkolsüz içeceklerde, sakızlarda, şekerlemelerde ve tatlandırıcı tabletlerde kullanılır. Aspartam 1970&#39;li yıllarda onaylanmıştır ve 1980&#39;li yıllarda onay yenilenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, kabul edilebilir günlük alım miktarının vücut ağırlığının kilogramı başına 40 miligram olduğunu tanımlamıştır; bu, bir yetişkin için dönüştürüldüğünde günde yaklaşık 2.800 miligram veya 9 ila 14 kutu alkolsüz içeceğe eşdeğerdir.</p><p>Aspartam vücutta parçalandığında iki amino asit olan aspartik asit ve fenilalanin ile metanol adlı bir alkole dönüşür. Bazı araştırmacılar, bu bileşiklerin beyin hücrelerine zarar verebileceğini veya DNA hasarına yol açabileceğini iddia etmiştir. Ancak DSÖ Beslenme ve Gıda Güvenliği Departmanı direktörü Francesco Branca, deneysel veya insan çalışmalarından elde edilen, aspartamın önceki komiteler tarafından belirlenen sınırlar dahilinde tüketildikten sonra yan etkileri olduğuna dair ikna edici bir belge bulunmadığını söylüyor.</p><p>Aspartam kanserojen midir?</p><p>IARC&#39;nin aspartam için 'olası kanserojen' olarak sınıflandırması, aspartam tüketiminin bilinen bir kanser riski olduğu anlamına gelmemelidir. Bu sınıflandırma, aspartam ile karaciğer kanseri arasındaki olası bağlantının daha fazla araştırılması gerektiği anlamına gelir. Aynı sınıflandırmaya giren diğer gıda ürünleri ise kırmızı et ve işlenmiş gıdalardır.</p><p>IARC&#39;nin kararı, aspartam ile karaciğer kanseri arasındaki ilişkiyi inceleyen üç epidemiyolojik çalışmaya dayanmaktadır. Bu çalışmalar, aspartam içeren alkolsüz içeceklerin tüketiminin, karaciğer kanseri riskini arttırdığını göstermiştir. Ancak bu çalışmaların bazı sınırlamaları vardır. Örneğin, katılımcıların aspartam alımını doğru bir şekilde rapor etmelerine güvenmektedirler. Ayrıca, aspartam tüketimi ile karaciğer kanseri arasındaki nedensel bir bağlantıyı kanıtlamak için yeterli değildirler. Aspartam tüketimi ile karaciğer kanseri arasındaki ilişkiyi etkileyebilecek diğer faktörler, örneğin obezite, alkol kullanımı, hepatit B veya C enfeksiyonu gibi kontrol edilmelidir.</p><p>Aspartam ile karaciğer kanseri dışında diğer kanser türleri arasındaki bağlantıya ilişkin çalışmaların sonuçları ise tutarlı değildir. Bazı çalışmalar, aspartam tüketiminin meme kanseri veya obeziteye bağlı kanser riskini arttırdığını bulmuştur. Ancak diğer çalışmalar, aspartam ile kan kanseri veya beyin tümörü arasında bir ilişki olmadığını göstermiştir. Bu nedenle, aspartam ile kanser arasındaki bağlantı konusunda kesin bir sonuca varmak için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.</p><p>Aspartam tüketimine dikkat etmek gerekir mi?</p><p>Aspartamın güvenliği konusunda pek çok tartışma vardır. Bazı insanlar, aspartamın baş ağrısı, depresyon, alerji, hafıza kaybı veya hiperaktivite gibi sağlık sorunlarına neden olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu iddiaların hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) gibi dünyanın önde gelen gıda güvenliği kurumları, aspartamın güvenli olduğunu ve günlük alım limitlerinin azaltılmasını gerektirecek hiçbir kanıt bulunmadığını belirtmiştir .</p><p>Ancak bu demek değildir ki aspartam tüketimine dikkat etmemize gerek yoktur. Aspartam gibi yapay tatlandırıcılar, şekerden daha az kalori içerseler de sağlıklı bir beslenme için gerekli değildirler. Ayrıca, yapay tatlandırıcılar tüketen insanların daha fazla tatlı yemeye veya kalorili yiyeceklere yönelmeye eğilimli oldukları da gösterilmiştir. Bu da kilo alımına ve diyabet, kalp hastalığı veya metabolik sendrom gibi kronik hastalıklara yol açabilir.</p><p>Bu nedenle, aspartam tüketimini sınırlamanın faydalı olabileceği söylenebilir. Aspartam içeren ürünleri tamamen bırakmak zorunda değiliz, ancak bunları aşırıya kaçmadan ve dengeli bir şekilde tüketmeliyiz. Ayrıca, tatlı ihtiyacımızı karşılamak için doğal tatlandırıcılar veya meyveler gibi daha sağlıklı alternatiflere yönelmeliyiz. Son olarak, aspartam ile ilgili yeni araştırma sonuçlarını takip etmeli ve DSÖ&#39;nün önerilerine uygun hareket etmeliyiz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/aspartam-kanser-yapar-mi-dsoden-yeni-sin-vYaby.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aspartam kanser yapar mı? DSÖ’den yeni sınıflandırma ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/aspartam-kanser-yapar-mi-dsoden-yeni-sin-vYaby.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ekran Süresi Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/ekran-suresi-cocuklarin-gelisimini-nasil-etkiliyor/131962/</link>
            <description><![CDATA[Çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre, ebeveynlerin ve uzmanların en çok merak ettiği konulardan biri.Ekran süresinin çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında pek çok araştırma yapılmış olsa da, bu konuda net b]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/ekran-suresi-cocuklarin-gelisimini-nasil-etkiliyor/131962/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 11:59:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre, ebeveynlerin ve uzmanların en çok merak ettiği konulardan biri. Ekran süresinin çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerindeki etkileri hakkında pek çok araştırma yapılmış olsa da, bu konuda net bir fikir birliği yok.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı büyüme ve gelişmeyi teşvik etmek için 1-5 yaş arası çocukların ekran karşısında günde bir saatten az zaman geçirmesini öneriyor . Ancak yakın zamanda yapılan bir meta-analiz, bu yaş gruplarındaki çoğu çocuğun ekran karşısında tavsiye edilenden çok daha fazla zaman harcadığını gösteriyor .</p><p>Ekran Süresi ve Gelişimsel Gecikmeler Arasında Bir Bağlantı Var mı?</p><p>Meta-analizde, Japonya&#39;da 7.097 anne ve çocuğun katıldığı bir çalışma incelendi. Araştırmanın amacı, bir yaşındaki çocukların ekran başında geçirdikleri süre ile gelişimdeki gecikmeler arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırmaktı .</p><p>İnceledikleri gecikmeler arasında iki ve dört yaşlarındaki iletişim, kaba motor beceriler, ince motor beceriler, problem çözme ve kişisel ve sosyal beceriler yer alıyordu .</p><p>Önceki çalışmalar da küçük çocuklarda ekran başında çok fazla zaman geçirmenin gelişimi geciktirebileceğini görmüştü .</p><p>Çalışmanın Bulguları Neler?</p><p>Çalışmaya katılan çocukların yarısından fazlasının (yüzde 51,5) günde bir saatten fazla ekran başında kaldığı belirlendi. Çocukların yüzde 29,5&#39;i günde 1-2 saat, yüzde 18&#39;i günde 2-4 saat, yüzde 4&#39;ü ise günde dört saat veya daha fazla ekran süresine sahipti .</p><p>Araştırmanın sonuçları, ekran başında geçirilen sürenin artmasının, çocuklar iki ve dört yaşlarındayken gelişimsel gecikme riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, iki yaşına gelen çocukların iletişim, ince motor becerileri, problem çözme ve kişisel ve sosyal becerilerle ilgili gelişimsel gecikmelerin daha sık görüldüğünü gördü. Dört yaşındayken araştırmacılar, ekran başında çok fazla vakit geçirenlerin iletişim ve problem çözme ile ilgili gelişimlerinde gecikmeler yaşadıklarını gördüler .</p><p>Ekran Süresini Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?</p><p>Araştırmanın yazarları, bu bulguların, ekran süresi ve çocuk gelişimi ile ilgili gelecekteki tartışmalarda gelişimsel gecikmelerin ayrı ayrı ele alınması gerektiğini öne sürdüğüne inanıyor .</p><p>Sonuçlar, çocuğun ekran başında geçirdiği süre arttıkça gecikmelerin de o kadar fazla olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle, ebeveynlerin ve bakıcıların çocukların ekran sürelerini sınırlamak ve alternatif aktiviteler sunmak için çaba göstermeleri gerekiyor.</p><p>Ekran süresini azaltmak için bazı ipuçları şunlardır:</p><p>- Çocuğunuzun yaşına uygun ekran süresi sınırları belirleyin ve bunlara uyun.</p><p>- Çocuğunuzun ekran karşısında geçirdiği zamanı takip edin ve kaydedin.</p><p>- Çocuğunuzun ekran kullanımını sabah veya akşam gibi belirli saatlere sınırlayın.</p><p>- Çocuğunuzun yatak odasında veya yemek masasında ekran kullanmasına izin vermeyin.</p><p>- Çocuğunuzun ekran kullanımını ödül veya ceza olarak kullanmayın.</p><p>- Çocuğunuzla birlikte kaliteli ve eğitici içerikler seçin ve izleyin.</p><p>- Çocuğunuzun ekran dışı aktivitelere katılmasını teşvik edin. Örneğin, kitap okumak, oyun oynamak, sanat yapmak, spor yapmak, doğada vakit geçirmek gibi.</p><p>- Çocuğunuzla ekran dışı zaman geçirin ve ona ilgi gösterin.</p><p>Ekran süresi, çocukların gelişimi için önemli bir faktördür. Ebeveynler ve bakıcılar, çocukların ekran sürelerini makul düzeyde tutmak ve onlara sağlıklı ve mutlu bir yaşam sunmak için sorumludur.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ekran-suresi-cocuklarin-gelisimini-nasil-Np7QR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ekran Süresi Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/ekran-suresi-cocuklarin-gelisimini-nasil-Np7QR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Deniz salyangozundan mucize ilaçlar]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/deniz-salyangozundan-mucize-ilaclar/131945/</link>
            <description><![CDATA[Deniz salyangozları, sadece denizin altında yaşayan küçük hayvanlar değil, aynı zamanda insan sağlığı için büyük faydalar sağlayabilecek ilaçların kaynağı olabilir.Türk ve İrlandalı bilim insanları, deniz salyangozları üzerinde yaptıkları çalışmalar sonuc]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/deniz-salyangozundan-mucize-ilaclar/131945/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 08:00:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Deniz salyangozları, sadece denizin altında yaşayan küçük hayvanlar değil, aynı zamanda insan sağlığı için büyük faydalar sağlayabilecek ilaçların kaynağı olabilir. Türk ve İrlandalı bilim insanları, deniz salyangozları üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, kanser, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara karşı etkili ilaç adayları keşfettiklerini duyurdu.</p><p>Deniz salyangozları neden önemli?</p><p>Deniz salyangozları, avlarını yakalamak veya kendilerini savunmak için zehirli maddeler üreten hayvanlardır. Bu zehirli maddeler, peptitler adı verilen küçük protein parçacıklarından oluşur. Peptitler, vücuttaki hücrelerin iletişimini sağlayan ve çeşitli biyolojik süreçleri düzenleyen moleküllerdir. Bu nedenle, peptitlerin ilaç olarak kullanılması büyük bir potansiyel taşımaktadır.</p><p>Ancak, peptitlerin ilaç olarak kullanılmasının önünde bazı engeller vardır. Örneğin, peptitler vücutta kolayca parçalanabilir, bağırsaklardan emilemez veya hedef hücrelere ulaşamaz. Bu sorunların üstesinden gelmek için peptitleri sentetik olarak üretmek veya modifiye etmek gerekmektedir.</p><p>Deniz salyangozundan nasıl ilaç üretildi?</p><p>Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Deniz Ekinci ve ekibi, İrlanda&#39;da bulunan Limerick Üniversitesi ile işbirliği yaparak deniz salyangozundan ilaç üretmek için çalışmalar yaptı. Ekip, deniz salyangozlarının zehirli maddelerini izole ederek bunların kimyasal yapılarını ve biyolojik aktivitelerini belirledi.</p><p>Ardından, bu maddeleri sentetik olarak üretmek için bir yöntem geliştirdi. Bu yöntemde, peptitleri DNA moleküllerine bağlayarak bakterilere aktardı. Bakteriler de bu DNA moleküllerini okuyarak peptitleri üretti.</p><p>Bu şekilde elde edilen peptitlerin kanser, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara karşı etkili olduğu laboratuvar deneyleriyle kanıtlandı. Ayrıca, bu peptitlerin sentetik ilaçlara göre daha doğal olduğu ve vücudun zamanla direnç geliştirmesini de önlediği belirlendi.</p><p>Deniz salyangozundan ilacın geleceği ne olacak?</p><p>Deniz salyangozundan elde edilen ilacın uzun bir laboratuvar yolculuğu olacak. İlacın güvenliği ve etkinliği, hayvan deneyleri ve klinik deneylerle test edilecek. Bu süreçlerden başarıyla geçerse, önümüzdeki yıllarda deniz salyangozundan ilaç, kanser, hipertansiyon ve diyabet hastalarının derdine derman olacak.</p><p>Deniz salyangozundan ilaç üretmek için çalışan ekip, bu alanda Türkiye&#39;nin ilk ve tek patentini aldı. Ekip, bu çalışmanın hem bilimsel hem de ekonomik açıdan büyük bir katkı sağlayacağını umuyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/deniz-salyangozundan-mucize-ilaclar-z8UoC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Deniz salyangozundan mucize ilaçlar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/deniz-salyangozundan-mucize-ilaclar-z8UoC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uğur Şahin’den kanser ilacı müjdesi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/ugur-sahinden-kanser-ilaci-mujdesi/131944/</link>
            <description><![CDATA[Covid-19 salgınına karşı geliştirdiği aşıyla dünyanın takdirini kazanan Türk asıllı Profesör Doktor Uğur Şahin, şimdi de kanser hastalarına umut olacak bir ilaç üzerinde çalıştığını açıkladı.Şahin, yıllardır ekibiyle birlikte geliştirdiği ilacın, 2026 yıl]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/ugur-sahinden-kanser-ilaci-mujdesi/131944/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 00:15:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Covid-19 salgınına karşı geliştirdiği aşıyla dünyanın takdirini kazanan Türk asıllı Profesör Doktor Uğur Şahin, şimdi de kanser hastalarına umut olacak bir ilaç üzerinde çalıştığını açıkladı. Şahin, yıllardır ekibiyle birlikte geliştirdiği ilacın, 2026 yılında piyasaya sürülebileceğini duyurdu.</p><p>Kanser ilacının özelliği nedir?</p><p>Şahin&#39;in liderliğindeki BioNTech firması, kanser ilacının, hastaların genetik yapısına göre kişiselleştirildiğini belirtti. Bu sayede, ilaç, her hastanın kanser hücrelerini öldürebilecek şekilde tasarlanıyor. Şahin, ilacın, bağırsak kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine karşı etkili olduğunu söyledi.</p><p>Kanser ilacının deneme süreci nasıl ilerliyor?</p><p>Şahin, kanser ilacının klinik denemelerinin devam ettiğini ve bir sonraki aşamaya geçmek için gerekli izinleri aldıklarını bildirdi. Şahin, ilacın özellikle tedavisi zor olan pankreas kanseri hastalarında başarılı sonuçlar verdiğini ifade etti. Şahin, pankreas kanseri hastalarına uygulanan dokuz doz aşının, tümörleri yüzde 30 oranında küçülttüğünü ve hastaların bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kaydetti. Şahin, pankreas kanseri hastalarının deneme sürecinin iki yıldan daha uzun sürebileceğini de belirtti.</p><p>Kanser tedavisinde yeni bir dönem mi başlıyor?</p><p>Şahin, kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatabileceklerine inandığını söyledi. Şahin, 'Genetik bozukluğun iyi tanımlanması ve buna yönelik hedefli tedavilerin geliştirilmesi ile ancak kanser tedavisinin çok ileriye gidebileceğini biliyoruz' dedi. Şahin, Covid-19 aşısıyla elde ettikleri tecrübenin ve teknolojinin de kendilerine yardımcı olduğunu vurguladı.</p><p>Şahin&#39;in açıklamaları, kanser hastaları ve yakınları için büyük bir umut kaynağı oldu. Uzmanlar da Şahin&#39;in çalışmalarını takdirle karşıladı ve başarılar diledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ugur-sahinden-kanser-ilaci-mujdesi-mpQrO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uğur Şahin’den kanser ilacı müjdesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/ugur-sahinden-kanser-ilaci-mujdesi-mpQrO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[COVID-19’un Uzun Süreli Etkileri: Enfeksiyondan İki Yıl Sonra Bile Sağlık Riskleri Devam Ediyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/covid-19un-uzun-sureli-etkileri-enfeksiyondan-iki-yil-sonra-bile-saglik-riskleri-devam-ediyor/131818/</link>
            <description><![CDATA[COVID-19 pandemisi, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve hastalanmasına neden oldu.Ancak virüsü yenip iyileşenler de tam olarak kurtulmuş sayılmaz.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/covid-19un-uzun-sureli-etkileri-enfeksiyondan-iki-yil-sonra-bile-saglik-riskleri-devam-ediyor/131818/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 22 Aug 2023 12:02:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>COVID-19 pandemisi, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve hastalanmasına neden oldu. Ancak virüsü yenip iyileşenler de tam olarak kurtulmuş sayılmaz. Yeni bir çalışma, COVID-19&#39;u atlatanların, en az iki yıl boyunca kalp hastalığı, yorgunluk, kan pıhtılaşması gibi sağlık sorunları yaşama riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.</p><p>Çalışmanın Kapsamı ve Bulguları</p><p>Çalışma, Nature Medicine dergisinde 21 Ağustos&#39;ta yayınlandı. Araştırmacılar, ABD&#39;de SARS-CoV-2 ile enfekte olan yaklaşık 140.000 gazinin sağlık kayıtlarını ve virüs için pozitif test yapmayan yaklaşık 6 milyon kişinin sağlık kayıtlarını incelediler. Bu verileri kullanarak, COVID-19&#39;u kaptıktan bir ay sonra ortaya çıkan sağlık sorunlarını belirlediler.</p><p>Araştırma ekibi, enfeksiyonlarından iki yıl sonra bile, COVID-19&#39;u olan kişilerin kalp hastalığından mide-bağırsak sorunlarına kadar birçok sağlık sorunu için daha yüksek risk altında olduğunu buldu. Özellikle, hastaneye kaldırılan hastaların bu sağlık sorunlarını yaşama olasılığı daha yüksekti. Ancak daha hafif ilk enfeksiyonlara sahip olanlar da pozitif test yapmayan insanlara göre daha yüksek risk altındaydı.</p><p>Çalışmada incelenen en yaygın sağlık sorunları şunlardır:</p><p>Yorgunluk</p><p>Hafıza sorunları</p><p>Koku kaybı</p><p>Kan pıhtıları</p><p>Metabolik sorunlar</p><p>Gastrointestinal sorunlar</p><p>Bu sağlık sorunları, uzun süreli COVID semptomları olarak bilinen ve diğer çalışmalarda da tanımlanan sorunlardır. Örneğin, başlangıçta hastaneye yatırılan hastaların akut gastrit veya mide iltihabı geçirme olasılığı, enfeksiyondan iki yıl sonra COVID-19 kaydı olmayanlara göre yaklaşık 1,88 kat daha fazlaydı; hastaneye yatırılmayan hastalarda 1.44 kat risk faktörü vardı.</p><p>Uzun Süreli COVID&#39;in Nedenleri ve Sonuçları</p><p>Çalışmanın baş yazarı olan Ziyad Al-Aly, uzun süreli COVID&#39;in önemli bir hastalık ve sakatlık yükünü temsil ettiğini söylüyor. Al-Aly, Saint Louis Sağlık Bakım Sisteminde klinik epidemiyolog ve Washington Üniversitesi&#39;nde de görev yapıyor.</p><p>Al-Aly&#39;e göre, bir koronavirüs enfeksiyonu, kalp hastalığına, beyin sorunlarına ve bilim adamlarının yeni yeni anlamaya başladığı diğer birçok uzun vadeli riske neden olabilir. Bu risklerin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, virüsün vücuttaki dokulara ve organlara zarar vermesi, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi ve kronik iltihaplanma gibi faktörler rol oynayabilir.</p><p>Uzun süreli COVID&#39;in sonuçları ise hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ciddi olabilir. Uzun süreli COVID&#39;li kişiler, yaşam kalitesinin düşmesi, iş gücünden çıkma, sağlık harcamalarının artması ve erken ölüm riskinin yükselmesi gibi sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. Ayrıca, uzun süreli COVID&#39;in sağlık sistemi üzerinde de büyük bir yük oluşturacağı tahmin ediliyor.</p><p>Uzun Süreli COVID ile Mücadelede Önleme ve Tedavi</p><p>Uzun süreli COVID ile mücadele etmenin en iyi yolu, enfeksiyonu önlemektir. Bu nedenle, COVID-19 aşısı olmak, maske takmak, sosyal mesafe kurallarına uymak ve hijyen kurallarına dikkat etmek hayati önem taşıyor. Ayrıca, COVID-19&#39;u atlatanların da düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçmeleri ve doktorlarıyla iletişim halinde olmaları gerekiyor.</p><p>Uzun süreli COVID&#39;in tedavisi ise henüz net değil. Farklı hastalar farklı semptomlar yaşayabildikleri için, bireysel olarak değerlendirilmeleri ve uygun tedavi planlarının oluşturulması gerekiyor. Bazı hastalar ilaçlara, bazıları fiziksel terapiye, bazıları da psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilir.</p><p>Uzun süreli COVID&#39;in nedenleri ve sonuçları hakkında daha fazla bilgi edinmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirten Al-Aly, 'Bu çok önemli bir konu. Bu insanların sesini duyurmak zorundayız' diyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/covid-19un-uzun-sureli-etkileri-enfeksiy-6ZKqM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ COVID-19’un Uzun Süreli Etkileri: Enfeksiyondan İki Yıl Sonra Bile Sağlık Riskleri Devam Ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/covid-19un-uzun-sureli-etkileri-enfeksiy-6ZKqM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Canan Karatay’dan Şok İddia: Maske Takmak Tehlikeli!]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/canan-karataydan-sok-iddia-maske-takmak-tehlikeli/131803/</link>
            <description><![CDATA[Ünlü kardiyolog Prof.Dr.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/canan-karataydan-sok-iddia-maske-takmak-tehlikeli/131803/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 21 Aug 2023 13:45:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ünlü kardiyolog Prof. Dr. Canan Karatay, maske takmanın sağlığa zararlı olduğunu öne sürdü. Karatay, maskelerde bulunan titanyum dioksit maddesinin kanser yapıcı etkisi olduğunu ve maske takanların bu maddeye solunum yoluyla maruz kaldığını iddia etti. Karatay, ayrıca stres, tansiyon, oksijen ve yürüyüş gibi konularda da önemli bilgiler verdi.</p><p>Maske Takmak Neden Tehlikeli?</p><p>Karatay, maskelerin çok tehlikeli olduğunu gösteren araştırmalardan bahsetti. 'Maskelerde bulunan titanyum dioksit maddesi var. Onu maske takanlar soludular ve tümörler çok arttı. Çünkü titanyum dioksit 2B sınıfı yani kanser grubundan sayılmaktadır senelerden beri yeni değil.' dedi.</p><p>Karatay, titanyum dioksitin sadece maskelerde değil, yiyeceklerde ve ilaçlarda da kullanıldığını belirtti. 'Titanyum dioksiti mümkün olduğu kadar yiyeceklere falan ilaçlara falan da katılıyor dikkat edelim mümkün olduğu kadar vücudumuza sokmayalım.' uyarısında bulundu.</p><p>Stres Nasıl Önlenir?</p><p>Karatay, stresin de sağlık üzerinde olumsuz etkileri olduğunu vurguladı. 'Tabii en büyük kaygılardan biri streslerden biri de maskeydi.' diyen Karatay, stresli bir durumda vücutta salgılanan kortizol hormonunun tansiyonu yükselttiğini, çarpıntı yaptığını ve baş ağrısı oluşturduğunu söyledi.</p><p>Karatay, stresi önlemenin yollarından birinin doğru nefes almak olduğunu ifade etti. 'Vücutlar için çok strese yatıştırıcı bir etkisi olduğundan bahsediliyor. Biz doğru nefes almıyoruz galiba. Bu ziyafeti bilmek lazım. Oksijen tabii dediğiniz gibi çok önemli. ' dedi.</p><p>Karatay, ayrıca stresli ortamdan uzaklaşmanın da faydalı olacağını belirtti. 'Mümkün olduğu kadar stresli ortamdan uzaklaşmamız lazım.' dedi.</p><p>Yürüyüş Yapmanın Faydaları Nelerdir?</p><p>Karatay, yürüyüş yapmanın da sağlık için çok önemli olduğunu anlattı. 'Günde 20 dakika muntazam yürümek antidepresif ilaçlardan çok daha faydalı olduğu gösterildi. Spor salonunda değil kapalı salonunda değil açık havada yürümek çok önemli.' dedi.</p><p>Karatay, yaşlıların da yürüyüş yapabileceğini ancak aşırıya kaçmamaları gerektiğini söyledi. 'Yaşlılarda da vücutta ne de olsa organizma yavaşlıyor vücut sertleşiyor şimdi yaşlılar aşırı yürümesi bizleri ve kalçayı bozuyor. Onun için çok dikkatli olunması lazım.' dedi.</p><p>Karatay, yürüyüş yaparken maske takmamanın daha iyi olacağını da ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/canan-karataydan-sok-iddia-maske-takmak--vwwbE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Canan Karatay’dan Şok İddia: Maske Takmak Tehlikeli! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/canan-karataydan-sok-iddia-maske-takmak--vwwbE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Canan Karatay, Hitler’in Ölüm Meleği ile Karşılaştırıldı]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/canan-karatay-hitlerin-olum-melegi-ile-karsilastirildi/131776/</link>
            <description><![CDATA[Canan Karatay, son yıllarda Türkiye’de en çok tartışılan isimlerden biri oldu.Kendisi bir kalp ve iç hastalıkları uzmanı olmasına rağmen, beslenme, gebelik, şeker hastalığı, D vitamini gibi pek çok konuda iddialı ve çoğu zaman bilimsel dayanağı olmayan aç]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/canan-karatay-hitlerin-olum-melegi-ile-karsilastirildi/131776/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 19 Aug 2023 23:11:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Canan Karatay, son yıllarda Türkiye&#39;de en çok tartışılan isimlerden biri oldu. Kendisi bir kalp ve iç hastalıkları uzmanı olmasına rağmen, beslenme, gebelik, şeker hastalığı, D vitamini gibi pek çok konuda iddialı ve çoğu zaman bilimsel dayanağı olmayan açıklamalar yaptı. Bu açıklamalar, bazı insanlar tarafından ilgiyle takip edilirken, bazıları tarafından da sert bir şekilde eleştirildi.</p><p>Fatih Altaylı, Habertürk gazetesindeki köşesinde Canan Karatay&#39;ın son açıklamalarını değerlendirdi. Karatay&#39;ın gebelikte şeker yüklemesi testinin zararlı olduğunu, çocuklara Türk kahvesi içilmesinin yararlı olduğunu ve D vitamini eksikliğinin diyabet hastalığına yol açtığını söylediğini hatırlatan Altaylı, bunların hiçbirinin bilimsel bir gerçeklik taşımadığını belirtti.</p><p>Altaylı, Karatay&#39;ın bu tür önerileri ile milyonlarca insanın sağlığını tehlikeye attığını ve hatta ölümüne neden olabileceğini savundu. Karatay&#39;ın tek rakibinin, Hitler Almanyası&#39;nın Ölüm Meleği olarak adlandırılan Nazi doktoru Dr. Mengele olduğunu söyledi. Dr. Mengele, Auschwitz toplama kampında ikizler başta olmak üzere mahkumlar üzerinde acımasız deneyler yapmış ve 2 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştu.</p><p>Altaylı, medeni bir ülkede Canan Karatay gibi birisinin değil hekimlik yapmak, bir hastanenin veya hekim muayenehanesinin önünden bile geçirilmez, tıp doktorluğu yapması ömür boyu yasaklanır, tazminat davalarından tüm servetini yitirirdi dedi. Altaylı&#39;nın bu sert eleştirisi, sosyal medyada da büyük yankı uyandırdı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/canan-karatay-hitlerin-olum-melegi-ile-k-7LIGM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Canan Karatay, Hitler’in Ölüm Meleği ile Karşılaştırıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/canan-karatay-hitlerin-olum-melegi-ile-k-7LIGM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kök Hücre Mucizesiyle Yeniden Gören Kişi: İbrahim Kösem’in Hikayesi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/kok-hucre-mucizesiyle-yeniden-goren-kisi-ibrahim-kosemin-hikayesi/131687/</link>
            <description><![CDATA[İbrahim Kösem, 2017 yılında yaşadığı talihsiz bir kaza sonucu lavabo açıcının yüzüne sıçramasıyla görme yetisini kaybetmişti.Ancak ona umut ışığı olan bir tedavi yöntemi sayesinde, 3 aylık bebeğini ilk kez dünya gözüyle görebildi.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/kok-hucre-mucizesiyle-yeniden-goren-kisi-ibrahim-kosemin-hikayesi/131687/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 16 Aug 2023 16:16:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İbrahim Kösem, 2017 yılında yaşadığı talihsiz bir kaza sonucu lavabo açıcının yüzüne sıçramasıyla görme yetisini kaybetmişti. Ancak ona umut ışığı olan bir tedavi yöntemi sayesinde, 3 aylık bebeğini ilk kez dünya gözüyle görebildi. Bu tedavi yöntemi, Türkiye&#39;de ilk kez uygulanan kök hücre nakliydi. İşte İbrahim Kösem&#39;in mucizevi hikayesi:</p><p>Lavabo Açıcı Patladı, Hayatı Karardı</p><p>İzmir&#39;de yaşayan İbrahim Kösem, 2017 yılında evinde lavaboyu açmak için kullandığı kimyasal maddeyi döktüğü sırada patlama meydana geldi. Patlamanın etkisiyle yüzüne ve gözlerine sıçrayan lavabo açıcı, ciddi yanıklara ve görme kaybına neden oldu. Kösem, o anları şöyle anlattı: 'Kimyasal maddeyi lavaboya döktüm ve bir anda patladı. Suratımda ve gözlerimde yanma hissettim. Gözlerimi açamadım, acıdan bağırmaya başladım. Eşim beni hemen hastaneye götürdü.'</p><p>Kök Hücre Nakliyle Yeniden Doğdu</p><p>İbrahim Kösem&#39;in görme yetisini yeniden kazanması için Ege Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni bir tedavi yöntemi uygulandı. Bu yöntem, babasından alınan limbal kök hücrelerin laboratuvarda çoğaltılarak hastanın gözüne nakledilmesiydi. Bu işlem, Türkiye&#39;de ilk kez gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Emre, bu tedavi yönteminin detaylarını şöyle açıkladı: 'İbrahim bizim bir başkasından aldığımız dokuyu laboratuvar ortamında büyüterek hastanın hasta gözüne naklettiğimiz ilk hastamız oldu. İbrahim&#39;in babasından alınan kök hücreler, laboratuvarda kültür edildi ve gözüne nakledildi. Kök hücreler, göze uyum sağladıktan sonra kornea nakli yapıldı.'</p><p>Bebeğini İlk Kez Gördü</p><p>Başarılı geçen operasyonların ardından İbrahim Kösem, 3 ay önce doğan bebeğini dünya gözüyle görmüş oldu. Kösem, bu anın tarif edilemez bir mutluluk olduğunu söyledi: 'Mucizevi bir şey yani. Yıllarca görmediğinizde insan görmemeye alışıyor ve birden gözünüz açıldığında da sevdiklerinizi görmek için can atıyorsunuz. Bebeğimi ilk kez gördüm ve çok duygulandım. Onun yüzünü sevmek istiyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kok-hucre-mucizesiyle-yeniden-goren-kisi-tTHlY.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kök Hücre Mucizesiyle Yeniden Gören Kişi: İbrahim Kösem’in Hikayesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/kok-hucre-mucizesiyle-yeniden-goren-kisi-tTHlY.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[E-sigara kullanan gençlerin solunum problemleri riski artıyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/e-sigara-kullanan-genclerin-solunum-problemleri-riski-artiyor/131667/</link>
            <description><![CDATA[Yeni bir çalışma, e-sigara kullanan gençlerin bronşit ve nefes darlığı gibi ciddi solunum semptomları yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.E-sigara nedir? E-sigara, nikotin ve diğer zararlı maddeler içeren bir sıvıyı ısıtarak buharlaştıra]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/e-sigara-kullanan-genclerin-solunum-problemleri-riski-artiyor/131667/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:00:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni bir çalışma, e-sigara kullanan gençlerin bronşit ve nefes darlığı gibi ciddi solunum semptomları yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</p><p>E-sigara nedir?</p><p>E-sigara, nikotin ve diğer zararlı maddeler içeren bir sıvıyı ısıtarak buharlaştıran bir cihazdır. Bu buhar, kullanıcı tarafından solunur. E-sigara, sigaradan daha az zararlı olduğu iddia edilse de, sağlık üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir.</p><p>Çalışmanın bulguları</p><p>Ohio Eyalet Üniversitesi Kapsamlı Kanser Merkezi ve Güney Kaliforniya Keck Tıp Fakültesi&#39;ndeki Tütün Araştırma Merkezi&#39;nden araştırmacılar, gençler ve genç yetişkinler üzerinde e-sigaranın sağlık üzerindeki etkisini incelemek için çevrimiçi anketlerden elde edilen dört yıllık verileri kullandılar.</p><p>Salı günü yayınlanan çalışmada, araştırmacılar, 2014-2018 yılları arasında yaş ortalaması 17,3 olan 2.000&#39;den fazla gencin solunum semptomları ve e-sigara, geleneksel sigara ve esrar kullanımını takip ettiler.</p><p>Sonuçlara göre, son 30 günde e-sigara kullanan gençlerin %25&#39;inden fazlasında bronşit belirtileri görüldü. Bu oran, hiç e-sigara kullanmayanlarda %15&#39;ten daha yüksekti. Ayrıca, son 30 günde e-sigara kullanan gençlerin %17&#39;sinden fazlasında nefes darlığı belirtileri görüldü. Bu oran, hiç e-sigara kullanmayanlarda %12&#39;den daha yüksekti.</p><p>Araştırmacılar, bu bulguların e-sigaranın artan solunum semptomları riski ile ilişkili olduğuna dair mevcut kanıtlara katkıda bulunduğunu söylediler. Araştırmacılar, ilaç düzenleyicilerinin bulguları göz önünde bulundurması ve e-sigara kullanımının gençler üzerindeki olumsuz sağlık etkisini en aza indirmek için çalışması gerektiğini de sözlerine eklediler.</p><p>E-sigara kullanımının yaygınlığı</p><p>E-sigaralar, on yıldan daha kısa bir süre içinde yeni nesli nikotine bağladı ve milyonlarca çocuğun, gencin ve genç yetişkinin sağlığını riske atarken, gençlerin tütün kullanımını azaltmada yıllarca süren ilerlemeyi tehdit etti.</p><p>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, e-sigara kullanımı artık gençler ve genç yetişkinler arasında ABD genelinde yetişkinler arasında olduğundan önemli ölçüde daha yüksek. E-sigara satışları, Covid pandemisinin ilk iki yılında, özellikle gençler arasında uzun süredir popüler olan tatlı ve meyveli tatlardaki tek kullanımlık ürünlerin etkisiyle yaklaşık %50 arttı.</p><p>Satışlardaki bu artış, tütün ürünlerinin pazarlanmasına ve tatlarına daha fazla kısıtlama getiren federal bir baskıya rağmen geldi.</p><p>Üreticiler, genellikle yasa dışı olarak satılan binlerce bağımlılık yapan ürünle pazarı doldurmaya devam ediyor. Puff Bar, Elf Bar ve Breeze Smoke gibi markalar, Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmamıştır ve bazıları popülarite açısından elektronik sigara öncüsü Juul&#39;u geçmiştir.</p><p>Uzmanların görüşü</p><p>Tütün Araştırma Merkezi&#39;nde pediatrik psikolog ve araştırmacı olan Alayna Tackett, 'Tüketiciler için önemli bir nokta, e-sigaraların risksiz olmamasıdır.' 'Gençler arasında e-sigaraya başlamayı ve kullanmayı kesinlikle ortadan kaldırmak istiyoruz. Bence bu kritik bir halk sağlığı hedefi.'</p><p>Tackett, çalışmanın yalnızca gençleri ve genç yetişkinleri incelediğini ve tüm yetişkinlerin demografisinde insanların 'sigara kullanmaktan genellikle daha az riskle e-sigara kullanmaya geçtiğini' belirtti.</p><p>Tackett, 'Sigaraya göre potansiyel olarak daha az zararlı bir alternatif seçmekle ilgilenen yetişkinleri desteklerken, bu gençleri korumaya yönelik politikalar konusunda dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/e-sigara-kullanan-genclerin-solunum-prob-gfnbp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ E-sigara kullanan gençlerin solunum problemleri riski artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/e-sigara-kullanan-genclerin-solunum-prob-gfnbp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[EG.5: Yeni Covid-19 Varyantı Hakkında Bilmeniz Gerekenler]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/eg-5-yeni-covid-19-varyanti-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/131655/</link>
            <description><![CDATA[Covid-19 pandemisi devam ederken, virüsün yeni varyantları ortaya çıkıyor ve dünyayı tehdit ediyor.Bunlardan biri de EG.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/eg-5-yeni-covid-19-varyanti-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/131655/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 15 Aug 2023 18:00:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Covid-19 pandemisi devam ederken, virüsün yeni varyantları ortaya çıkıyor ve dünyayı tehdit ediyor. Bunlardan biri de EG.5 veya Eris adlı yeni bir Covid-19 suşu. Bu suş, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde artan vaka payından sorumlu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bir 'ilgi varyantı' olarak belirlendi. Peki EG.5 nedir, nasıl bulaşır, semptomları nelerdir ve mevcut aşılar ona karşı etkili mi? İşte bu soruların cevapları.</p><p>EG.5 nedir?</p><p>EG.5, Covid-19&#39;un neden olduğu SARS-CoV-2 virüsünün bir alt tipidir. Virüsün genetik yapısında zamanla meydana gelen değişikliklere mutasyon denir. Bazı mutasyonlar virüsün özelliklerini değiştirirken, bazıları ise hiçbir etkiye sahip değildir. Virüsün özelliklerini değiştiren mutasyonlar bir araya geldiğinde, yeni bir varyant oluşur.</p><p>EG.5, Omicron&#39;dan türeyen XBB varyantlarını hedef alan yeni Covid aşılarını bu sonbaharda piyasaya sürmeye hazırlanın . Novavax, aşısının 'XBB.1.5, XBB.1.16 ve XBB.2.3 dahil olmak üzere XBB alt varyantlarına karşı fonksiyonel bağışıklık tepkilerini indüklediğini' söylüyor.</p><p>EG.5&#39;in resmi adı EG.5 iken, 'Eris' çevrimiçi olarak verilen rastgele bir takma addır ve daha sonra EG.5.1 alt değişkenini popüler hale getirmiştir.</p><p>EG.5 nasıl bulaşır?</p><p>EG.5&#39;in bulaşma yolları, diğer Covid-19 varyantlarıyla aynıdır. Virüs, solunum yolu damlacıkları veya aerosoller aracılığıyla insandan insana geçer. Bu damlacıklar veya aerosoller, enfekte bir kişi öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda havaya yayılır ve başka bir kişi tarafından solunabilir.</p><p>EG.5&#39;in bulaşıcılığı, yani virüsün ne kadar kolay yayıldığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak DSÖ Çarşamba günü yayınlanan bir risk değerlendirmesinde, 'EG.5 artan yaygınlık, büyüme avantajı ve bağışıklıktan kaçış özellikleri göstermiş olsa da, bugüne kadar hastalık şiddetinde bildirilen herhangi bir değişiklik olmamıştır' dedi.</p><p>Bu özelliklerin varyantın bazı ülkelerde, hatta küresel olarak baskın hale gelmesine yol açabileceğini de sözlerine ekledi.</p><p>EG.5&#39;in semptomları nelerdir?</p><p>EG.5&#39;in semptomları, ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, burun akıntısı ve tat ve kokuda değişiklik gibi geçmiş varyantlarla aynı olduğu bildirilmektedir. Ancak bu semptomlar kişiden kişiye değişebilir ve bazı kişiler hiçbir semptom göstermeyebilir.</p><p>EG.5&#39;in hastalık şiddeti, yani virüsün ne kadar ciddi hastalığa neden olduğu da henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak DSÖ, mevcut kanıtlara dayanarak, şu anda dolaşımda olan diğer varyantlarla uyumlu olarak, küresel düzeyde düşük bir halk sağlığı riski oluşturduğunu söylüyor.</p><p>Mevcut aşılar EG.5&#39;e karşı etkili mi?</p><p>EG.5&#39;in mevcut aşılarla ilişkisi, halen araştırılmakta olan bir konudur. Ancak bazı aşı üreticileri, aşılarının EG.5&#39;e karşı koruma sağladığını iddia ediyor.</p><p>Örneğin, Novavax, aşısının 'XBB.1.5, XBB.1.16 ve XBB.2.3 dahil olmak üzere XBB alt varyantlarına karşı fonksiyonel bağışıklık tepkilerini indüklediğini' söylüyor.</p><p>UNC Gillings Küresel Halk Sağlığı Okulu&#39;nda Epidemiyoloji Bölümü&#39;nde profesör olan Justin Lessler, 'EG.5, XBB soyunun bir parçasıdır ve XBB varyantlarıyla önceki aşı suşlarından daha yakından ilişkilidir' dedi.</p><p>'Bu nedenle beklenti, bu sonbaharda piyasaya çıkacak olan yeniden formüle edilmiş aşıların, önceki aşılara göre EG.5&#39;e karşı daha iyi koruma sunacağı yönünde.'</p><p>CDC Direktörü Mandy Cohen&#39;e göre, aşı dağıtım sorumluluğu özel sektöre geçtiğinden , yeni aşıların ABD&#39;de Eylül sonundan itibaren kullanıma sunulması bekleniyor .</p><p>EG.5 hangi ülkelerde görüldü?</p><p>EG.5 vakalarının en büyük kısmı Çin&#39;de tespit edildi ve bunu ABD, Güney Kore, Japonya ve Kanada izledi.</p><p>Ayrıca Avustralya, Singapur, İngiltere, Fransa, Portekiz ve İspanya&#39;da da tespit edilmiştir.</p><p>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, 5 Ağustos&#39;ta sona eren hafta itibarıyla vakaların %17,3&#39;ünü oluşturan EG.5 şu anda ABD&#39;deki baskın türdür .</p><p>EG.5 ile nasıl mücadele edebiliriz?</p><p>EG.5 ile mücadele etmenin en iyi yolu, Covid-19&#39;un yayılmasını önlemek için alınan önlemlere uymaktır. Bu önlemler şunlardır:</p><p>Maske takmak</p><p>Sosyal mesafe kurallarına uymak</p><p>Elleri sık sık yıkamak veya dezenfekte etmek</p><p>Semptomları olan veya enfekte olabilecek kişilerden uzak durmak</p><p>Aşı olmak</p><p>Sağlık otoritelerinin tavsiyelerini takip etmek</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/eg-5-yeni-covid-19-varyanti-hakkinda-bil-FMu03.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ EG.5: Yeni Covid-19 Varyantı Hakkında Bilmeniz Gerekenler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/eg-5-yeni-covid-19-varyanti-hakkinda-bil-FMu03.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Pika Sendromu: Demir Eksikliği Olanların Yediği Maddeler Sağlığı Tehdit Ediyor]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/pika-sendromu-demir-eksikligi-olanlarin-yedigi-maddeler-sagligi-tehdit-ediyor/131597/</link>
            <description><![CDATA[Demir eksikliği, özellikle çocuklar ve hamileler arasında yaygın bir sağlık sorunu.Ancak demir eksikliği olan bazı kişilerde ilginç bir yeme bozukluğu ortaya çıkabiliyor: Pika sendromu.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/pika-sendromu-demir-eksikligi-olanlarin-yedigi-maddeler-sagligi-tehdit-ediyor/131597/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 14 Aug 2023 11:38:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Demir eksikliği, özellikle çocuklar ve hamileler arasında yaygın bir sağlık sorunu. Ancak demir eksikliği olan bazı kişilerde ilginç bir yeme bozukluğu ortaya çıkabiliyor: Pika sendromu. Pika sendromu, besin değeri olmayan maddeleri yeme isteği olarak tanımlanıyor. Tebeşir, kil, toprak, sabun, saç, kömür, metal ve kağıt gibi maddeler pika sendromuna neden olabiliyor. Bu maddelerin yutulması ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><p>Pika Sendromu Neden Olur?</p><p>Pika sendromunun kesin nedeni bilinmemekle birlikte, demir eksikliği anemisi ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Demir eksikliği anemisi, vücutta yeterli miktarda sağlıklı kırmızı kan hücresi bulunmaması durumudur. Kırmızı kan hücreleri oksijeni dokulara taşır. Demir eksikliği anemisi olan kişilerde yorgunluk, solukluk, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı gibi belirtiler görülür.</p><p>Demir eksikliği anemisi olan kişilerde pika sendromu gelişmesinin sebebi tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı araştırmalar, demir eksikliğinin beyindeki dopamin adlı bir kimyasalın salgılanmasını azalttığını ve bu durumun da pika sendromuna yol açtığını öne sürmektedir. Bazı uzmanlar ise demir eksikliği olan kişilerin vücutlarının demiri yerine geçebilecek başka maddelere ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle pika sendromunun ortaya çıktığını iddia etmektedir.</p><p>Pika Sendromu Kimlerde Görülür?</p><p>Pika sendromu her yaşta görülebilse de en sık 1-5 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Bu yaş grubunda çocukların merak duygusu geliştiği için ağızlarına her şeyi sokma eğilimindedirler. Ancak bu davranış 2 yaşından sonra devam ederse pika sendromundan şüphelenmek gerekir.</p><p>Pika sendromu ayrıca hamilelerde de görülebilir. Hamilelikte demir ihtiyacının artması ve hormonların değişmesi pika sendromuna neden olabilir. Hamilelikte pika sendromu olan kadınların bebeklerinde düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve gelişim geriliği gibi riskler artabilir.</p><p>Pika sendromu, zihinsel engelli, otizmli, şizofreni gibi psikiyatrik hastalıkları olan veya madde bağımlılığı olan kişilerde de görülebilir.</p><p>Pika Sendromunun Sağlığa Zararları Nelerdir?</p><p>Pika sendromu olan kişilerin yedikleri maddeler sağlıklarını ciddi şekilde tehdit edebilir. Bu maddelerin bazıları sindirim sisteminde tıkanmaya, yırtılmaya, kanamaya veya enfeksiyona neden olabilir. Bazıları ise vücutta zehirlenmeye, alerjiye, solunum sorunlarına veya organ hasarına yol açabilir.</p><p>Örneğin, toprak ve kil yiyen çocuklarda topraktaki bakteri ve parazitlerin alınmasıyla birlikte bazen enfeksiyon hastalıkları görülebilir. Toprak ve kil ayrıca vücutta demir emilimini azaltarak demir eksikliği anemisini daha da kötüleştirebilir.</p><p>Metal yiyen çocuklarda ise kurşun ve diğer ağır metallerin alınmasıyla da bazı zehirlenme bulguları ortaya çıkabilir. Kurşun zehirlenmesi, beyin, böbrek, karaciğer ve sinir sistemi gibi organlara zarar verebilir. Kurşun zehirlenmesinin belirtileri arasında baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, kusma, karın ağrısı, davranış bozuklukları ve öğrenme güçlüğü sayılabilir.</p><p>Pika Sendromu Nasıl Önlenir ve Tedavi Edilir?</p><p>Pika sendromunu önlemenin en önemli yolu demir eksikliği anemisini önlemektir. Demir eksikliği anemisi olan kişilere demir takviyesi verilmesi ve demir açısından zengin beslenmeleri önerilir. Demir açısından zengin besinler arasında kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuruyemişler ve tam tahıllar sayılabilir.</p><p>Pika sendromu olan kişilerin ayrıntılı muayenesi yapılmalı ve tetkikleri istenmelidir. Pika sendromuna neden olan altta yatan psikolojik veya fizyolojik bir sorun varsa tedavi edilmelidir. Pika sendromu olan kişilerin yedikleri maddelerden uzak tutulması ve güvenli bir ortamda bulundurulması sağlanmalıdır. Pika sendromu olan kişilere psikolojik destek verilmeli ve davranış terapisi uygulanmalıdır.</p><p>Pika sendromu ciddi bir yeme bozukluğudur. Pika sendromunu gösteren kişilerin acilen tedavi edilmesi gerektiğini belirten Kocaeli Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Nurgül Topbaşoğlu, 'Her gördüğü şeyi yemek istiyor, metal şeyleri yiyor ya da başka toprak yiyor, kirli yiyor, duvar yalıyor gibi böyle şikayetlerle gelebiliyorlar. Bu çocuklarda özellikle ayrıntılı muayenesini yapıp tetkiklerini istiyoruz' dedi.</p><p>Dr. Topbaşoğlu ayrıca bebeklere demir replasmanının nasıl yapılması gerektiğini de anlattı: '4 ve 6 ayda biz bebeklere artık anne sütünün demir içeriği yetmemesi ile birlikte demir replasmanı rutin olarak demir replasmanı rutin olarak demir tedavisi başlıyoruz. Ortalama 1 yaşına kadar buna devam ediyoruz. Bebeklere 1 yaşından önce inek sütü verilmesini kesinlikle önermiyoruz. Çünkü inek sütü demir emilimini azaltır ve alerji yapabilir.' şeklinde konuştu.</p><p>Pika Sendromu Nasıl Anlaşılır?</p><p>Pika sendromu olan kişilerin yedikleri maddeleri gizli bir şekilde yedikleri için tanı koymak zor olabilir. Ancak pika sendromunun bazı belirtileri vardır. Bunlar şunlardır:</p><p>Ağızda, dişlerde veya dudaklarda yaralanma, tahriş veya enfeksiyon</p><p>Sindirim sisteminde ağrı, şişkinlik, kabızlık veya ishal</p><p>Yutma güçlüğü, boğulma veya kusma</p><p>Zehirlenme belirtileri (baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı, sarılık, solunum güçlüğü, bilinç kaybı vb.)</p><p>Demir eksikliği anemisi belirtileri (yorgunluk, solukluk, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı vb.)</p><p>Psikolojik sorunlar (anksiyete, depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, otizm vb.)</p><p>Pika sendromundan şüphelenilen kişilerin doktora başvurması ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekir. Pika sendromunun tanısı için kan testleri, idrar testleri, dışkı testleri, röntgen, ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.</p><p>Pika Sendromu Hakkında Bilinmesi Gerekenler</p><p>Pika sendromu hakkında bilinmesi gereken bazı noktalar şunlardır:</p><p>Pika sendromu nadir bir yeme bozukluğu değildir. Dünya Sağlık Örgütü&#39;ne göre dünyada yaklaşık 25 milyon insan pika sendromundan etkilenmektedir.</p><p>Pika sendromu farklı kültürlerde farklı isimlerle anılır. Örneğin Afrika&#39;da 'geophagy' (toprak yeme), Asya&#39;da 'amylophagy' (nişasta yeme), Latin Amerika&#39;da 'cachexia africana' (Afrika zayıflığı) olarak bilinir.</p><p>Pika sendromu bazen yanlışlıkla hamilelik istekleriyle karıştırılabilir. Hamilelik istekleri genellikle besin değeri olan maddeleri içerir ve zararsızdır. Ancak pika sendromu besin değeri olmayan maddeleri içerir ve zararlıdır.</p><p>Pika sendromu olan kişiler yedikleri maddelerden zevk almayabilirler. Bazıları bu maddeleri yemeye zorlandıklarını veya bağımlı olduklarını hissedebilirler.</p><p>Pika sendromu olan kişiler utanç, suçluluk veya korku duyabilirler. Bu nedenle yedikleri maddeleri gizleyebilirler veya inkar edebilirler.</p><p>Pika sendromu ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur. Pika sendromunu gösteren kişilerin acilen tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, pika sendromunu önlemenin en iyi yolunun demir eksikliği anemisini önlemek olduğunu söylüyorlar. Demir eksikliği anemisini önlemek için demir açısından zengin beslenmek ve demir takviyesi almak gerekiyor. Ayrıca pika sendromuna neden olan psikolojik veya fizyolojik sorunlar varsa bunların da tedavi edilmesi gerekiyor. Pika sendromu olan kişilere psikolojik destek verilmesi ve davranış terapisi uygulanması da önemli. Pika sendromu olan kişilerin yedikleri maddelerden uzak tutulması ve güvenli bir ortamda bulundurulması da sağlıkları için hayati önem taşıyor. Pika sendromu ile mücadele etmek için bilinçli olmak ve yardım almak gerekiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/pika-sendromu-demir-eksikligi-olanlarin--WAEeV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Pika Sendromu: Demir Eksikliği Olanların Yediği Maddeler Sağlığı Tehdit Ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/pika-sendromu-demir-eksikligi-olanlarin--WAEeV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kilo verdirici ilaçlar, anestezi sırasında tehlikeli olabilir]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/kilo-verdirici-ilaclar-anestezi-sirasinda-tehlikeli-olabilir/131577/</link>
            <description><![CDATA[Kilo kaybı için Wegovy veya Ozempic gibi gişe rekorları kıran ilaçlar alan hastalar, ameliyat veya anestezi için boş mide gerektiren diğer prosedürlere ihtiyaç duymaları halinde yaşamı tehdit eden komplikasyonlarla karşılaşabilir.Bu yazın ilacı bir haftay]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/kilo-verdirici-ilaclar-anestezi-sirasinda-tehlikeli-olabilir/131577/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 13 Aug 2023 19:22:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kilo kaybı için Wegovy veya Ozempic gibi gişe rekorları kıran ilaçlar alan hastalar, ameliyat veya anestezi için boş mide gerektiren diğer prosedürlere ihtiyaç duymaları halinde yaşamı tehdit eden komplikasyonlarla karşılaşabilir. Bu yazın ilacı bir haftaya kadar kesmeye yönelik rehberliği de yeterince ileri gitmeyebilir.</p><p>Anestezi sırasında yiyecek ve sıvının ciğerlere kaçması riski</p><p>ABD ve Kanada&#39;daki bazı anestezistler, mideleri hala dolu olduğu için sedasyon sırasında yiyecek ve sıvıyı ciğerlerine çeken kilo verdirici ilaçlar alan hastaların sayısının arttığını gördüklerini söylüyorlar.</p><p>Boston&#39;daki Massachusetts Genel Hastanesi&#39;nde anestezi uzmanı olan Dr. Ion Hobai, ilaçlar sindirimi o kadar yavaşlatabilir ki, hastaları pulmoner aspirasyon adı verilen ve tehlikeli akciğer hasarına, enfeksiyonlara ve hatta ölüme neden olabilen sorun için yüksek risk altına sokar.</p><p>Hobai, 'Bu ilaçları alan hastaların mideleri boşalmayabilir' dedi. 'Bu da onları anestezi sırasında yiyecek ve sıvının ciğerlerine kaçması riskiyle karşı karşıya bırakır.'</p><p>Wegovy ve Ozempic nasıl çalışır?</p><p>Bir sağlık teknolojisi şirketi olan Komodo Health&#39;e göre, Wegovy ve Ozempic&#39;i içeren ilaç sınıfı için ABD&#39;de Ocak ve Mayıs ayları arasında diyabeti olmayan kişiler için yaklaşık 6 milyon reçete yazıldı. İlaçlar, öncelikle bağırsakta bulunan ve insanlar yemek yedikten sonra devreye giren hormonların hareketlerini taklit ederek kilo kaybına neden olur. Ayrıca midenin boşalma hızını yavaşlatarak, iştahı ve tokluk hissini kontrol eden bağırsak ve beyin arasındaki sinyalleri hedefler.</p><p>Wegovy, Haziran ayında ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylandığında, obezite tedavisinde yeni bir dönüm noktası olarak nitelendirildi. Klinik denemelerde, Wegovy&#39;yi alan katılımcıların ortalama olarak vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 15&#39;ini kaybettikleri görüldü. Ozempic ise tip 2 diyabet tedavisi için onaylanmıştır, ancak kilo kaybı için de kullanılmaktadır.</p><p>Anestezistlerden yeni rehberlik</p><p>Haziran ayında, Amerikan Anestezistler Derneği, hastalara ameliyat günü günlük kilo verme ilaçlarını atlamalarını ve herhangi bir sedasyon prosedüründen önce bir hafta boyunca haftalık enjeksiyonları ertelemelerini tavsiye eden bir kılavuz yayınladı. Champeau, 'Bu ilaçlar çok yeni olduğu için, bunların anestezi üzerindeki etkileri hakkında çok fazla veri yok. Bu nedenle, en iyi uygulamaları belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var.' dedi.  Ancak bu rehberlik de yeterince ileri gitmeyebilir. Canadian Journal of Anesthesia&#39;da yazan Hobai ve bir grup meslektaşı , ilacın daha da uzun süre, sedasyondan yaklaşık üç hafta önce durdurulması çağrısında bulundular.</p><p>Mayo Clinic anestezi uzmanı ve aynı zamanda derginin baş editör yardımcısı olan Dr. Philip Jones, Wegovy&#39;deki aktif ilaç olan semaglutidin vücutta ne kadar süre kaldığını açıkladığını söyledi. Jones, 'Semaglutid, vücuttan çok yavaş atılır. Üç hafta sonra yüzde 90&#39;ı gittiğinde, umarım her şey normale döner.' dedi.</p><p>Champeau ve Jones, anesteziyi güvenli hale getirmek için semaglutidin ne kadar süreyle tutulması gerektiğini kesin olarak söylemek için yeterli kanıt olmadığını kabul ettiler. Champeau, birçok hastanın ilacı prosedürlerden üç hafta önce durdurmak için sağlayıcıları yeterince önceden görmeyeceğini belirtti.</p><p>Aspirasyonun ciddi sonuçları</p><p>Aspirasyon, sedasyon gerektiren her 2.000 ila 3.000 ameliyattan birinde meydana gelir ve ameliyat sırasında aspirasyon yapan hastaların neredeyse yarısında buna bağlı bir akciğer hasarı gelişir. Ancak vaka raporları, son zamanlarda semaglutide alan hastaların, prosedürlerinden 20 saat öncesine kadar gıdayı kestiklerinde bile sorun yaşadıklarını gösteriyor.</p><p>Champeau, 'İki kat daha uzun süre oruç tutarsan düzeleceğini söyleyen hiçbir şey yok,' dedi.</p><p>Potansiyel olarak ciddi sorunları ayrıntılandıran birkaç rapor arasında Hobai&#39;nin Boston&#39;daki 42 yaşındaki bir hastası vardı. 18 saat aç kalmasına rağmen midesinde kalan besinleri aspire etti.</p><p>Hobai, 'Bu hastayı yoğun bakım ünitesine aldık ve solunum cihazına bağladık. Neyse ki iyileşti, ancak bu çok korkutucu bir durumdu.' dedi.</p><p>Hobai ve Jones, kilo verdirici ilaçlar alan hastaların anestezi veya sedasyon gerektiren herhangi bir prosedürden önce doktorlarına danışmalarını tavsiye ediyorlar. Ayrıca, bu ilaçların etiketlerinin anestezistlere yönelik uyarılar içermesi gerektiğini söylüyorlar.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kilo-verdirici-ilaclar-anestezi-sirasind-ObXgU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kilo verdirici ilaçlar, anestezi sırasında tehlikeli olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/kilo-verdirici-ilaclar-anestezi-sirasind-ObXgU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yüzdeki kırışıklığı bir gecede yok ediyor: Hemen bu gece deneyin! Herkesin evinde o malzeme var]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/yuzdeki-kirisikligi-bir-gecede-yok-ediyor-hemen-bu-gece-deneyin-herkesin-evinde-o-malzeme-var/131456/</link>
            <description><![CDATA[Ne yazık ki yaş ilerledikçe cilt eski elastik halini kaybedebiliyor.Durum böyle olunca da başta göz çevresi olmak üzere çeşitli bölgelerde kırışıklıklar meydana gelebiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/yuzdeki-kirisikligi-bir-gecede-yok-ediyor-hemen-bu-gece-deneyin-herkesin-evinde-o-malzeme-var/131456/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 May 2023 13:58:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ne yazık ki yaş ilerledikçe cilt eski elastik halini kaybedebiliyor. Durum böyle olunca da başta göz çevresi olmak üzere çeşitli bölgelerde kırışıklıklar meydana gelebiliyor. Kadınların en büyük kabusu olan yüzdeki kırışıklığı sadece bir gecede azaltabilirsiniz. İşte kırışıklık azaltıcı maske tarifi! Hemen bu gece deneyebilirsiniz.</p><p>Yüzdeki kırışıklıkların sebebi olduğu çizgiler bizleri olduğumuzdan daha yaşlı gösterebiliyor. Son dönemlerde sosyal medya platformlarından biri olan TikTok&#39;ta popüler bir hale gelen botoks etkili maskeler herkes tarafından araştırılıyor. Bu maskelerin yanı sıra cildinize iyi bakmak ve düzenli nemlendirmek çok önemli.</p><p>HERKESİN EVİNDE VAR</p><p>Kırışıklıklara etki eden o popüler maske için kullanılan malzemeler hemen hemen herkesin evinde var. Cilt maskesi ile yüzünüzdeki kırışıklıkları gözle görülür bir şekilde azaltabilirsiniz. İşte malzemeler ve nasıl yapılacağı:</p><p>BOTOKS ETKİLİ MASKE</p><p>Malzemeler:</p><p>1 tane muz</p><p>2 yemek kaşığı bal</p><p>Çeyrek fincan kadar sade yoğurt</p><p>Botoks etkili bu maske için sadece 3 malzemeye ihtiyacınız var. Bütün malzemeleri homojen bir kıvam elde edene kadar bir kap içerisinde ezerek karıştırın. Maske hazır olunca temizlediğiniz cildinize sürün ve 20 dakika bekleyin. Ortalama haftada 2 defa yapabilirsiniz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yuzdeki-kirisikligi-bir-gecede-yok-ediyo-5gggL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yüzdeki kırışıklığı bir gecede yok ediyor: Hemen bu gece deneyin! Herkesin evinde o malzeme var ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/yuzdeki-kirisikligi-bir-gecede-yok-ediyo-5gggL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ne güzel de unutmuştuk! Kabus geri döndü: Hem de yeni bir türüyle..]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/ne-guzel-de-unutmustuk-kabus-geri-dondu-hem-de-yeni-bir-turuyle/131059/</link>
            <description><![CDATA[Tüm dünyayı tedirgin eden ve özellikle havaların ısınması ile ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı çoğu kişi tarafından unutuldu.Ancak havaların ısınması ile birlikte topraktan yeryüzüne çıkmaya başlayan kene bu sefer yeni bir türü ile geri dönüyor]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/ne-guzel-de-unutmustuk-kabus-geri-dondu-hem-de-yeni-bir-turuyle/131059/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 05 Apr 2023 13:58:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tüm dünyayı tedirgin eden ve özellikle havaların ısınması ile ortaya çıkan Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı çoğu kişi tarafından unutuldu. Ancak havaların ısınması ile birlikte topraktan yeryüzüne çıkmaya başlayan kene bu sefer yeni bir türü ile geri dönüyor. Uzmanlar yaptıkları açıklamasında özellikle İngiltere&#39;de menenjit ve benzeri beyin hasarına neden olabilecek bir kene virüsünün tespit edildiğini açıkladı.</p><p>Ülkemizde de dönemsel olarak ortaya çıkan ve pek çok kişinin ölümüne neden olan kene virüsü panik yarattı. 2021 yılında 13, geçen yıl ise 2 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kene virüsünün farklı versiyonu İngiltere&#39;de tespit edildi.</p><p>KORONA KENEYİ UNUTTURMUŞTU</p><p>Tüm dünya 2-3 yıldır ölümcül koronavirüs salgını ile mücadele ediyordu. Bu dönemde unutulan ve neredeyse adı bile anılmayan kene virüsü ile ilgili yeni bir araştırma yapıldı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı yaptığı çalışma sonrasında belirti göstermeyen birkaç kişinin kan örneklerinde yeni virüsü tespit etti.</p><p>KENEYE KARŞI NASIL DİKKATLİ OLABİLİRİZ?</p><p>Dünyada hemen hemen her noktada görülmesi mümkün olan kene, ülkemizde de can sıkıyor. Havaların ısınması ve piknik sezonunun başlaması sonrasında pek çok kişi kene yüzünden acilin yolunu tutuyor. Kenenin neden olduğu virüsün özellikle baş ağrısı, ensede sertlik ve bilinç kaybı gibi durumlara neden olabileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili uyarıda bulunan ajans, özellikle dışarıda vakit geçiren vatandaşların eve geldikten sonra vücutlarının her noktasını dikkatli ve düzenli bir şekilde kontrol etmesi gerektiğini belirtiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ne-guzel-de-unutmustuk-kabus-geri-dondu--6Dk3r.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ne güzel de unutmuştuk! Kabus geri döndü: Hem de yeni bir türüyle.. ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/ne-guzel-de-unutmustuk-kabus-geri-dondu--6Dk3r.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koronavirüs aşısında flaş karar! Yan etki görenler dikkat: Para ödenmesine karar verildi]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/koronavirus-asisinda-flas-karar-yan-etki-gorenler-dikkat-para-odenmesine-karar-verildi/130909/</link>
            <description><![CDATA[Bir dönem dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınına ilişkin yeni bir karar alındığı duyuruldu.Yapılan son açıklamaya göre Almanya’da Covid-19 aşılarının sebep olduğu ağır yan etkiler sebebi ile başvuranlara tazminat ödenmesine karar verildi.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/koronavirus-asisinda-flas-karar-yan-etki-gorenler-dikkat-para-odenmesine-karar-verildi/130909/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Mar 2023 11:32:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bir dönem dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınına ilişkin yeni bir karar alındığı duyuruldu. Yapılan son açıklamaya göre Almanya&#39;da Covid-19 aşılarının sebep olduğu ağır yan etkiler sebebi ile başvuranlara tazminat ödenmesine karar verildi. İşte detaylar..</p><p>Koronavirüs salgınına karşın aşılama çalışmaları bir dönem tüm dünyanın gündemindeydi. Aşılardaki yan etkiler sebebi ile mahkemeye başvuran 301 kişiye tazminat ödemesi yapılmasına karar verildi. Buna göre bu kişiler ömür boyunca emekli maaşı alabilecek.</p><p>KORONAVİRÜS AŞISI AĞIR YAN ETKİLERE NEDEN OLMUŞTU</p><p>Koronavirüs aşısının ağır yan etkilere neden olduğu 301 kişi Almanya&#39;da mahkemenin yolunu tuttu. Eyalet yöntemini tarafından yapılan son açıklamaya göre bu durum basında geniş yer tuttu. Mart ayından itibaren 6 bin 977 kişinin başvuru yapmış olduğu ancak 2 bin 300 kişinin başvurusunun reddedildiği açıklandı. Sadece 301 kişinin başvurusu kabul edildi. Diğer kişiler üzerinde de çalışmalar yapılıyor.</p><p>AYLIK TAZMİNAT ÖDENECEK</p><p>Mahkemeye yapılan başvuruları kabul edilen 301 kişi ömür boyu temel emekli maaşı alabilecek. Yetkililer tarafından gerekli görüldüğü sürece bu kişilerin tedavi masrafları devlet tarafından karşılanacak.</p><p>AĞIR YAN ETKİLER NELER?</p><p>Covid-19 aşısının ağır yan etkileri arasında kalp kası iltihabı, venöz sinus trombozu ve bir sinir sistemi hastalığı olan Guillan-Barre Sendromu bulunuyor.</p><p>Uzmanların yaptığı açıklamaya göre BionTech, Moderna, Astrazaneca ve Johnson Johnson aşılarından kaynaklı olan bu yan etkiler belirtilen sayıdan 40 kat daha fazla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koronavirus-asisinda-flas-karar-yan-etki-VjuFr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koronavirüs aşısında flaş karar! Yan etki görenler dikkat: Para ödenmesine karar verildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/koronavirus-asisinda-flas-karar-yan-etki-VjuFr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Parmaklardaki kanser belirtisi açıklandı! Hemen parmaklarınıza bakın]]></title>
            <link>https://www.kamupersoneli.net/parmaklardaki-kanser-belirtisi-aciklandi-hemen-parmaklariniza-bakin/130795/</link>
            <description><![CDATA[Çağımızın en tehlikeli hastalıkları arasında bulunan kanser için önemli bir açıklama yapıldı.Herkesin bildiği gibi kanserde erken tanı büyük önem taşıyor.]]></description>
            <guid>https://www.kamupersoneli.net/parmaklardaki-kanser-belirtisi-aciklandi-hemen-parmaklariniza-bakin/130795/</guid>
            <category domain="https://www.kamupersoneli.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 19 Mar 2023 15:59:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çağımızın en tehlikeli hastalıkları arasında bulunan kanser için önemli bir açıklama yapıldı. Herkesin bildiği gibi kanserde erken tanı büyük önem taşıyor. Kanserin az bilinen belirtilerden biri parmaklarda ortaya çıktı. Uzmanların yaptığı açıklama ve parmaklardaki kanser belirtisi haberimizde</p><p>En sık görülen kanser türlerinden birinin akciğer kanseri olduğunu hemen hemen herkes biliyor. Bu hastalığı erken teşhis etmek hastalığın seyri ve tedavisi açısından çok önemli.</p><p>PARMAKLARA DİKKAT EDİN</p><p>Akciğer kanseri için belirtiler incelendiğinde genel olarak herkes göğüs bölgesine dikkat ediyor. Ancak parmaklardaki ufak değişiklikler de kanserin erken ve önemli belirtisi olarak görülüyor.</p><p>Konuya ilişkin Cancer Research UK&#39;deki sağlık görevlileri bazı kişilerdeki parmak çomaklanması olarak da adlandırılan şişmiş parmakları ve tırnakların olduğunu söyledi. Bu durumda genellikle kanser olmayan ancak akciğer ve kalpteki sorunları işaret eden bu duruma öne vermek gerekiyor.</p><p>PARMAKLARINIZA BAKIN</p><p>Çomak rahatsızlığına neyin neden olduğu henüz tam belli değil. Ancak uzmanların yaptığı araştırmalar sonucunda bunun parmak uçlarındaki küçük kan damarlarına sıkışan megakaryositler gibi büyük hücrelerden kaynaklanabileceğini belirtiyor.</p><p>SIK GÖRÜLEN AKCİĞER KANSERİ BELİRTİLERİ</p><p>Kilo kaybı</p><p>Yorgun hissetmek</p><p>İştahsızlık</p><p>Kanlı balgam</p><p>Nefes kesilmesi</p><p>Uzun süre deva eden öksürük</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/1280x720/s/dosya/haber/parmaklardaki-kanser-belirtisi-aciklandi-xC34p.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Parmaklardaki kanser belirtisi açıklandı! Hemen parmaklarınıza bakın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.kamupersoneli.net/c/80/370x208/s/dosya/haber/parmaklardaki-kanser-belirtisi-aciklandi-xC34p.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Kamu Personeli ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Kamu Personeli</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>