Gündem

Son altmış beş günde 67 kadın katledildi!

Çok yönlü gayretlere rağmen 2014-2019 yılları arasında 1.938 kadın cinayeti işlenmiş, 2020'de 267, 2021'in ilk iki ayında ise 47 kadın şiddete uğrayarak hayatını kaybetmiştir.

Ankara Milletvekili Şenol Sunat son günlerde yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çekmek için mecliste bazı açıklamalarda bulundu. Şenol Sunat ‘’Hem toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan hem de bu eşitsizliği besleyen kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri maalesef giderek artıyor. Son altmış beş günde 67 kadın katledildi. Şiddet ister fiziksel ister cinsel ister ekonomik ister psikolojik olsun en büyük insan hakkı ihlalidir, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri insanlık suçudur’’ dedi. Zihniyet dönüşümüne ihtiyacımızın olduğunu vurgulayan Sunat, çok çarpıcı bilgilendirmelerde bulundu.. İşte, o açıklamalarından bazı satır başları..

KADINA VE ÇOCUĞA ŞİDDET ÇARPIK AHLAK ANLAYIŞININ BİR TEZAHÜRÜDÜR

Kadına, çocuğa ve kendisinden güçsüz olana yönelik olan şiddet, acziyetin, aşağılık kompleksinin, bozuk ruh sağlığının ve çarpık ahlak anlayışının bir tezahürüdür sayın milletvekilleri. Zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. “İnsan” kavramının değersizleştirildiği günümüzde insanı merkeze alan bir anlayışa ihtiyacımız var.
Tüm hukuki, ekonomik, sosyal tedbir ve uygulamaların yanı sıra eğitime ihtiyacımız var. Kadına yönelik şiddete karşı olan samimi erkeklerin seslerinin kadınlardan çok daha fazla gür çıkmasına ihtiyacımız var. Şiddetle mücadelede tavizsiz tutum kamu ve tüm toplum için vazgeçilmez olmalı. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun’un şiddeti önleme ve şiddetle etkili mücadele etme hedefinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi kritik bir önemde.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Evet, İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke olmamız ve alanında ilk ve bağlayıcı olma özelliğinden dolayı çok önemli olan bu sözleşmeye bağlı olarak aynı zamanda 6284 sayılı Kanun’un yani Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2013’te yürürlüğe girdiği düşünüldüğünde, söz konusu kanunla, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslar ne güzel düzenlenmiştir ama AK PARTİ iktidarının yaptığı en güzel iş olarak da hepimizin takdirini toplayan bu konuda AK PARTİ’liler yan çizmeye başladı.

Kadının Adı Tamamen Ortadan Kalktı

Yok, bizim kültür değerlerimize uymuyormuş, aile birliğimizi bozuyormuş gibi gündeme getirildi. Emin olun, buna müsaade etmeyeceğiz sayın milletvekilleri. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile biliyorsunuz, Çalışma Bakanlığı birleştirildi ve kadının adı tamamen ortadan kalktı. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü şu anda ne yapıyor, hiçbirimiz bilmiyoruz. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü eş güdüm ve koordinasyona ilişkin görevini eskiden, Başbakanlığa bağlıyken çok daha iyi yapıyordu. Ülkemizin uluslararası yükümlülükleri de göz önüne alındığında, kadınların durumunu izleyecek ve geliştirecek kurumsal mekanizmanın hükûmet politikalarında etkili olabilmesi için üst seviyede yapılandırılmasının, yeterli kaynağın ayrılmasının ve gereken otoriteyle donatılmasının kadına yönelik şiddetle mücadeleye önemli katkılar sağlayacağı görülmüyor mu?

ŞÖNİM’ler Ne Kadar İşliyor?

6284 sayılı Kanun’un uygulama sonuçlarına bakıldığında, kanunun uygulanmasında ihtiyaç duyulan mekanizmaların oluşturulmamasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle önleme ve koruma sürecinde yetersizlik ve koordinasyon eksikliği yaşandığı da ortada. Evet, ŞÖNİM’ler kuruldu ama amacına uygun ne kadar işliyor bilmiyoruz çünkü liyakatli ve eğitimli personele sahip olmadığı diğer kurumlar gibi ortada. Kadın cinayetlerinin önlenmesi, kadınların güvenliğinin sağlanması için hem failler hem de taraflarla irtibat hâlinde olan çeşitli kurumların hesap vermesini sağlamak için kadın cinayeti vakalarının analizine yönelik ne yapılıyor?

ZİHNİYET DÖNÜŞÜMÜ SEBERBERLİĞİ

Kadına yönelik ayrımcılığa neden olan, kadına yönelik şiddeti onaylayan, yeniden üreten tüm olumsuz yargıların ve geleneksel tutumların değiştirilmesi amacıyla tüm topluma etki edecek bilinçlendirme, farkındalık ve zihniyet dönüşümü seferberliği başlatılmalıdır. Kamu politikalarının uygulanmasından sorumlu kamu görevlilerinin nicelik ve nitelik açısından geliştirilmesi maalesef yapılmadı. Kadınların şiddet döngüsünü kırabilmeleri için iş gücüne, istihdama katılımlarını artıracak ve çalışma hayatından kopmalarını engelleyecek önlemlerin geliştirilmesinin şiddetle mücadeleye önemli katkılar sağlayacağı ortada iken, heyhat, işi olan kadın da işini kaybetti.

ÇOCUK BAKIM DESTEĞİ YETERSİZLİĞİ

Size küçük bir örnek; Kadınlar, devletin ve şirketlerin çocuk bakım desteğinin yetersizliğinden şikâyetçi. Özellikle çocuk bakımı ve okul öncesi eğitim konusunda güvenebilecekleri yer yok, iyi olanlara da zaten güçleri yetmiyor; bu durum kadınları, aileleri ve çalışma hayatı arasında bir tercih yapmaya zorluyor. Türkiye’de yalnızca okul öncesi eğitim ve bakım sektörü OECD ortalamasına çıktığında 700 bin yeni iş yaratılıp bu işlerin yüzde 73’ünde kadınlar istihdam edilebilir, bu durum göreli yoksulluğu da yüzde 1,5 olarak azaltır, üstelik yapılan yatırımların yaratacağı inşaat sektörüyle 1 milyon kişiye de iş imkânı doğar.

Ülkemizde kadına yönelik şiddet alanında yürütülene çalışmalarda derin birikimleri olan sivil toplum kuruluşları kanun çıktıktan sonra önemli bir paydaş olarak sürece dâhil edilmedi. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusu ekonomik, sosyal, kültürel, hukuki ve tıbbi boyutuyla birçok kurum ve kuruluşun görev alanına girdiğinden çok taraflı iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Tüm partilerin önergeleriyle bir Meclis araştırması açılacak görülüyor. Sonuçta, ortaya çıkacak sonuçları ve önerileri ortaya koyacak raporun, muhtelif konuları içeren raporlar gibi tozlu raflarda kalmamasını temenni ediyorum.

Bakınız, 8 Mayıs 2015’te yani 2014’te bir Meclis araştırması açılmıştı, kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılmasıyla ilgili. 8 Mayıs 2015’te bu rapor bitti ama seçimler girdi; bu rapor görüşülmedi, hükümsüz kaldı.
Yine, 23’üncü Dönemde Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kuruldu. Üyesi olduğum bu Komisyonda teklifimle kurulan kadına yönelik şiddetin önlenmesinde uygulamadaki noksanlıkların tespiti adı altındaki alt komisyon raporunu, kitapçığını maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisi sayfalarında, sitesinde bulamadım.

Değerli milletvekilleri, bu bir siyasetüstü meseledir. Hiçbir kadının şiddete uğramadığı, eğitim, iş ve özel yaşamında ayrımcılığa maruz kalmadığı ve her kadının özgürce yaşadığı bir Türkiye’yi hepimiz hedeflemeliyiz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir