Mevzuat

Kod 29 işverene ispat, işçiye savunma hakkı tanımayan bir uygulamadır!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Covid-19 salgını nedeniyle olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, yasaklar, kurallar, sıkıntılar bu dönemin olağan şartları. Covid-19 salgınının çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla geçtiğimiz yıl itibarıyla önlemler alınmaya başlandı. Kamu kurumlarında esnek çalışma, mesai saatlerinin kısaltılması, evden çalışma gibi düzenlemelerin yanında, özel sektör için de çalışanları koruma amaçlı fesih kıstı yasağı getirildi, kamuoyunda bilinen adıyla işten çıkarma yasağı ancak bir şartla: İş Kanunu’nda da yer alan kod 29 düzenlemesiyle ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller fesih kıstı uygulamasının istisnaları arasında sayıldı ve işten çıkarma yasağının uygulandığı 2020 yılında 176.662 çalışanın iş akdi kod 29’da sayılan hâllere dayanılarak feshedildi.

İŞTEN ÇIKARMA YASAĞINA KOD 29 İSTİSNASI

İşten çıkarma yasağına istisna tutulan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan bazı hâller şunlardır:

Görevin kasten ve sürekli ihmali, mazeretsiz işe gelmemek gibi durumların yanı sıra cinsel taciz, küfür, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanmak. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (2)’nci fıkrasında yazılı fiillerin bir bölümü ceza yargılaması söz konusudur ve diğer kanunlarda da bir yaptırımı vardır. İşçinin bu fiillerden birini işlemesi ve kesinleşmesi hâlinde, işçi zaten cezai yaptırım görecektir ve görmelidir. İşveren de doğal olarak kanunlarda suç tarifi olan bir kişiyle çalışmak zorunda değildir. Bu, işin hukuki tarafı ancak kod 29 bugüne kadar AK PARTİ’sinin çıkardığı torba kanunlar gibi uygulanmıştır. Yani iyi niyet kuralına uymayan mazeretsiz işe gelme hâli, hırsızlık ve cinsel tacizle birlikte aynı torbanın içine konulmuş ve bu hâllerin tamamında işten ayrılış işlemlerinin SGK’ye bildirimleri 29 no.lu kod üzerinden yapılmıştır.

Kod 29 ile İşten Çıkarılanların İşsizlik Ödeneği

Bir de işin insani tarafı var ki sorunun başlangıç noktası burasıdır. Kod 29 kapsamında iş sözleşmesi sona erdirilen işçi, ihbar ve kıdem tazminatı alamamakta ve İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ödenen işsizlik ödeneğinden de yararlanamamaktadır.

Kod 29 işverene ispat, işçiye savunma hakkı tanımayan bir uygulamadır

Asıl önemlisi ise kod 29 işverene ispat, işçiye savunma hakkı tanımayan bir uygulamadır. SGK, işçi sorgusuz sualsiz işten çıkartılırken sadece bir SMS mesajıyla çalışanına işsiz kaldığının bilgisini vermekte; iddia, sebep, sonuç, zarar, ispat, isnat gibi konularla ilgilenmemektedir. “Ben çıkardım.” diyen bir işverene “Niye çıkardın?” sorusunu sormamaktadır. Kod 29, işçi için bir itibarsızlaştırma mekanizması hâlini almış, bu kodla işten çıkarılan bir işçinin daha sonra başka bir işte çalışabilme hakkı kodlanarak elinden alınmıştır.

Özel sektörün hedefi bellidir! Maliyeti asgariye indirmek, kârı azamiye çıkarmak. Bir işverenin maliyet kalemlerinin başında personel giderleri gelmektedir. Özellikle son yıllarda çalışanının maaşını, sigortasını zamanında ve düzenli ödeyebilen her işverene madalya takılmalıdır ancak bu takdir işverene işçisinin hakkını gasbetme hakkını vermemektedir.

Kod 29 ile işte çıkarılanlara tazminat hakkı

Ne yazık ki salgın döneminde işten çıkarma yasağını delmek için mazeret olan kod 29, salgın öncesinde de işçiye tazminat ödememek için kullanılan bir yöntem hâlini almıştı. Bahsi geçen kodlamayla işten çıkarmalar sadece özel sektörde değil, devlet kurumlarında bazı hizmetlerin devredildiği alt işverenler tarafından da yapılmaktadır.

PTT ÇALIŞAN TAŞERON İŞÇİLERİN İŞTEN ÇIKARILMASI

Basına yansıyan bilgilere göre, PTT’nin alt işverenince birçok işçi salgın döneminde fesih kısıtına rağmen işten çıkartılmıştır; ne PTT taşerona “Niye bu kadar adamı işten çıkardın?” diye sormuştur ne de SGK PTT’ye sormuştur. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, Bağdat harap olduktan sonra, yıllar içinde yüz binlerce işçi suç koduyla mimlendikten sonra SGK de yaşanan sıkıntının farkına geç de olsa varmış olacak ki işten çıkarma kodlarında değişikliğe gitmiş, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerinin tamamı için ayrı ayrı kodlar belirlemiştir ancak şu geçen bir yıl süresince çalışan işlerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

SGK’nin işten çıkarma kodlarını güncellemesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller ile suç teşkil eden durumları birbirinden ayırması olumlu bir gelişme olsa da İş Kanunu’nda bir düzenleme yapmak yerine işten çıkarma kodlarına yeni eklemeler yapması yeterli değildir.

Yasak savmak isteyenlere yeni kodlar üretmek yerine iş sözleşmesinin hileli işlemlerle, keyfî gerekçelerle sona erdirilmesinin önüne geçecek ve işçiyi keyfî fesihlere karşı güçlü bir şekilde koruyacak denetim mekanizması bir an evvel hayata geçirilmelidir.

Bir konu daha var: Dün, yine, sokağa çıkma kapsamında muaf olacak meslek gruplarına ilişkin bir genelge yayımlandı ama genelgede mali müşavirleri unutmuşlar. Mali müşavirler, nisan ve mayıs aylarında verilecek beyannameleri hazırlayarak 10 milyarlarca liralık gelirin devletin kasasına girmesine aracılık etmek zorundalar. Keşke evden çalışıp sağlıklı kalabilme imkânına sahip olabilselerdi ama vergi takvimi belli. Bir an evvel durumlarının tekrar gözden geçirilmesi zorunludur der, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

13

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir