TMMOB’dan Tunç Soyer’e İzmir yangını raporu: 6 bin 500 hektarlık alan yok oldu!

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu kentteki orman yangınlarında 6 bin 500 hektarlık alanın yok olduğunu açıkladı. Dönem Sekreteri Melih Yalçın, “Halkımız duyarlı, ormanın bir an önce geri gelmesini istiyor ama fidan dikme kampanyası gibi başıboş işlerle, herhangi bir bilime dayanmayan çalışmalarla olmaz. Belediye başkanına gerekli bilgileri aktardık. Bugün itibariyle son raporu da kendisine ulaştıracağız” dedi.

GÜNDEM 28.08.2019, 14:42
TMMOB’dan Tunç Soyer’e İzmir yangını raporu: 6 bin 500 hektarlık alan yok oldu!

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, geçtiğimiz günlerde İzmir’de yaşanan orman yangınlarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Özellikle Karabağlar, Urla, Seferihisar’daki yangınlar sonucunda toplamda 5 bin hektarlık alanın yok olduğu belirtilişti.

Kurul temsilcileri, 3 gün boyunca kontrol alınamayan yangınlar için yetkililerin yürüttüğü süreci eleştirirken yeni dönemde yapılması gerekenleri de sıraladı.

Ziraat Mühendisleri Odası Lokali’nde gerçekleşen toplantıda Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Koray Sarıkaya hazırlanan ortak metni okudu.

6 BİN 500 HEKTARLIK ALAN TAHRİP OLDU
Metinde şu ifadeler yer aldı: Dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon hektar orman yangınlardan zarar görmektedir. Türkiye’de yılda ortalama 3 bin adet orman yangını çıkmakta ve bunun sonucunda yaklaşık 9–10 bin hektar orman alanı yanmaktadır.  İzmir’de ise ortalama her yıl 250 orman yangını çıkmakta, bunun sonucunda 500 ila 1000 hektarlık orman alanı zarar görmektedir. En son 18 Ağustos 2019 Pazar günü çıkan orman yangınında yaptığımız son çalışmalara göre maalesef yaklaşık 6,500 hektarlık orman alanı ile birlikte yaklaşık 30 hektarlık dikili tarım arazisi tahrip olmuştur. Öncelikle belirtilen yangında canları pahasına söndürme çalışmalarında mücadele eden orman personelini kutluyor, yangın söndürme çalışmalarına özverili bir şekilde katkı sağlayan başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, DSİ ve diğer resmi kurumlar ile gönüllü vatandaşlara teşekkür ediyoruz.

BAKAN TARAFINDAN TALİHSİZ AÇIKLAMALAR YAPILMIŞ VE KAFALAR KARIŞMIŞTIR
Akdeniz iklim kuşağının hüküm sürdüğü coğrafyalarda ormanlar genel olarak yangın riski altında bulunmaktadır. Çıkış sebebi; ister kasıt ister dikkatsizlik ve ihmal olsun, büyük çoğunluğu insan odaklı olan orman yangınları göstermektedir ki, son yıllarda yaşanan iklim değişikliklerine bağlı olarak gelecekte ormanlarımızın daha büyük tehdit altında olacağı muhtemeldir. Bu bakımdan orman yangınları ile bilimsel bir yaklaşımla doğru mücadele edilmesi gerekir. Görülmüştür ki ilimizde yaşanan yangına müdahale sırasında sevk ve idare eksiklikleri yaşanmış, teknik ve teknolojik destek yetersiz kalmıştır. Özellikle tarımda olduğu gibi ormancılık ve orman yangınları konusunda da bilgi ve deneyimi hiç olmayan Tarım ve Orman Bakanı tarafından yapılan talihsiz açıklamalar kamuoyunun kafasını karıştırmış, devlete ve kurumlarına olan güveni sarsmıştır. Orman yangınları ile mücadele, ülkedeki orman teşkilatının anayasal asli görevidir. Ancak bu konuda vatandaşlarımızın da sorumluluğunu unutmamak gerekir.

VATANDAŞLARA UYARILAR!
Orman yangınlarını önlemek için vatandaşlarımızın; ormanda ve ormana yakın yerlerde ateş yakmaması ve ateşli piknik yapmaması, çevreye sönmemiş sigara ve yanıcı madde atmaması, görülen yangınları acilen Alo 177 Orman Yangını İhbar Hattı’na bildirmeleri gerekmektedir. Orman Genel Müdürlüğü’nce ise; Orman yangınları ile mücadele için yeteri kadar parasal kaynak ayrılmalıdır. Yeterli miktarda eğitimli teknik ve idari personel görevlendirilmeli, koordinasyon, sevk ve idare eksikliği yaşanmamalıdır. Birimlerdeki teknik ve ara personel eksikliği süratle giderilmeli, alımlarda torpilin yolunu açan mülakat sistemine derhal son verilmelidir. İzmir özelinde büyük yangınlar genel olarak Ağustos ayında çıkmaktadır. Bu tarihlerde ve meteorolojik olarak riskli zamanlarda alarm halinde olunmalıdır. Yangın önlemeye dönük halkın bilinçlendirilmesine yönelik eğitimlere önem verilmelidir. Yangın sezonundan önce orman yolları ile yangın emniyet yol ve şeritlerinin bakımları eksiksiz olarak yapılmalıdır. Kullanılmakta olan makine ve ekipman ile teçhizatlar bakımlı ve ihtiyaca cevap verecek nitelikte olmalıdır. Kullanılmakta olan ilk müdahale aracı, arazöz, su tankı, helikopter, paletli traktör, greyder vb. araçlar bakımlı ve sürekli çalışır halde olmalıdır. Belirtilen araçlar belli sayıda kadrolu personel ile çalıştırıldığından hiçbir şekilde kadrosu eksik araç göreve çıkarılmamalıdır. Son yıllarda tasarruf tedbirleri veya devletin küçültülmesi uygulamasına paralel olarak yer ekiplerindeki personel sayıları eksilmiş, hatta bazı ekiplerin personel sayısı neredeyse yangına müdahale edemeyecek miktara düşmüştür. Bu ekiplerin kadroları derhal doldurulmalıdır. Yangın söndürme ve belirtilen ekipmanlarda çalışacak olan orman işçileri, orman-halk ilişkilerinin sağlanması bakımından ya orman köylüsü ya da orman kenarı köyü nüfusuna kayıtlı kişilerden objektif kriterlere göre seçilmeli, uygulamada siyasi ranta prim verilmemelidir. Kurumda uzmanlaşma ve liyakata önem verilmeli, uzman personelin uzman olmadığı başka alanlara tayini ve görevlendirilmesi önlenmelidir. Önceki yıllarda yararlanılan amfibi uçaklar topografyanın uygun olduğu bölgelerde ve ana sırtlarda yangını yavaşlatma ve hızlı müdahale bakımından diğer hava araçları ile koordineli olarak kullanılmalıdır. Burada yönetim kademesindekilerin kişisel tercihlerinin değil ülke menfaatlerinin düşünülmesi gerekmektedir. Özel şirketlerden uçuş garantili hizmet alım ihaleleri yöntemiyle yapılan tercihlerin ne yazık ki yangın sırasında yeterli olmadığı görülmüştür. Her yangında yaşanan bilgi kirliğinin önlenmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi bakımından yangının seyri ve yanan alan miktarı hakkında tek bir merkezden belli aralıklarla şeffaf ve doğru bilgi akışı sağlanmalıdır. Kamuoyundan bilgi gizlenme yoluna gidilmemelidir. Bizler sınırlı imkânlarımıza rağmen teknik birikimimiz ve duyarlılığımız ile yangının söndürülmesinden birkaç gün sonra uydu görüntüleri ile yaşanan afetin boyutları hakkında bilgi verirken, ilgili bakanlığın drone, insansız hava araçları gibi tüm teknolojik olanaklara sahip iken bunları devreye sokmayıp yangından etkilenen alanla ilgili net bir bilgi vermek yerine “yanan alanın 500 hektar olduğunu düşünüyoruz” gibi dayanaksız bir söylemi tercih etmesi düşündürücüdür. Yanan alan için yetişme muhiti koşullarına uygun orijinde yeterli miktarda tohum ve fidan sağlanmalıdır. Kızılçam ağaç türünün yeryüzündeki yayılışı orman yangınının meydana geldiği alanlarla paralellik göstermektedir. Bu ağaç türü genetik olarak yangına karşı neslini devam ettirme eğiliminde olduğu için yanan alandaki kozalaklar ağır yangın geçirse bile kapalı olan kozalakların içindeki tohumlar yanmadan kalmakta ve yangından sonra kozalaklar açılarak mineral toprağa ulaşmaktadır. Böylece ilk yağmurlardan sonra mineral toprağa ulaşma fırsatı yakalayan tohumlar çimlenme olanağı bulmaktadır. Buna ormancılıkta “yangın kültürü” adı verilir. Bir başka ifade ile yanan alan yaşlı kızılçam ormanı ise ağaçlandırma yapmaya gerek yoktur. Eğer alanda yeterli tohum ağacı yok ise ağaçlandırma yoluyla yeniden orman tesis edilir. Tür olarak yörenin doğal türlerinden taviz verilmez, tür değişikliğine gidilmez, bilimsel bir yaklaşımla genetik kirliliğe izin verilmez. Ormancılıktaki tohum hasat ve transfer zonlarına (bölge) uyulmak zorundadır. Yanmayan ağaç türü dikilmesi gibi ormancılık bilimine aykırı bilgilerle işlem yapılmaz. Çünkü yanmayan ağaç türü yoktur. Bilindiği gibi yasa gereği yanan orman alanları hiçbir şekilde başka amaçlarla kullanıma ve izne konu edilemez. Kamuoyunun hassasiyeti dikkate alınarak böyle bir algı oluşturulmamalıdır. Ekosistemin yeniden tesisine yönelik olarak mevzuat gereği doğal gençleştirme veya ağaçlandırma çalışmaları en geç bir yıl içinde bitirilmelidir. Mevzuata göre Orman Genel Müdürlüğü dışında hiçbir kurumun orman alanları için ağaçlandırma kampanyası yapma yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak Orman Genel Müdürlüğü de 4122 sayılı yasaya göre talep eden vatandaşların ağaçlandırma bağışlarını doğrudan alma ve sadece ağaçlandırma hizmetlerinde kullanmakla yükümlüdür. İzmir; meslek örgütü, sendika, STK ve diğer vatandaş dayanışmalarının en yüksek olduğu il olması bakımından bu ve benzeri doğal afetlere karşı ve ağaçlandırma faaliyetlerine en üst seviyede ilgi gösterilmektedir. Bu duyarlılığın sonucu olarak gelişen doğal refleks görmezden gelinmemeli, vatandaşın yanan alan için doğrudan bağış talebi başka bir aracı kurum araya konmaksızın kabul edilmelidir. TMMOB İzmir İKK olarak; orman yangınlarının bir felakete dönüşmemesi için başta halkımızı daha duyarlı olmaya davet ediyor ve ilgili kurumlarca yukarıda belirtilen tedbirlerin hassasiyetle uygulanmasını talep ediyor, yukarıda açıklanan tedbirlerin uygulanmasının takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

BAKAN PAKDEMİRLİ’YE: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIYLA YAN YANA GELMEYEN ÇOCUKSU KAFAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın da yaptığı konuşmada, “Asıl sorumlu orman bakanlığıdır. Sorumlu kimse bulunmasını sağlayacağız. Hiçbir ormanlık alanda ateş yakılmaması, ateşin yakılmasının derhal yasaklanması gerekiyor. Kontrolsüz ateşler yakılıyor ve haber dahi olmayan irili ufaklı yangınlar çıkıyor. Bu kontrolsüz ateşlerin ciddi anlamda kontrol edilmesi gerekiyor. Yangında kasıt var mı yok mu demek çok anlamlı değil bu saatten sonra. Yangın çıkan bölgede tüm imkanların seferber edilmesi gerekiyor. Herhangi bir mevzuatta yazılı yazılmaması önemli değil. Bu hep böyle olur. Bu koordinasyonsuz çalışmadan söz etmiyoruz. İzmir yangınında seferberlik olmadı.  THK uçakları durduğu halde, itfaiyenin her türlü aracı durduğu halde bunların yangın alanın sevk edilmesinde imtina edilmiştir. Bakan, Büyükşehir Belediye başkanıyla yan yana durmamıştır, çağırmamıştır. Bir yerel yöneticiyle yan yana durmaktan kaçınan bir çocuksu kafayla karşı karşıyayız. Bu alanların eski haline dönmesi onlarca yıl alacak. Orada yanan hayvanları kimse geri getiremeyecek, hepsi telef oldu” ifadelerini kullandı.

FİDAN DİKME KAMPANYASI GİBİ BAŞIBOŞ İŞLERLE OLMAZ
Yalçın ayrıca, “Çalışmalar orman mühendisliği çerçevesinde ele alınmalıdır. Halkımız duyarlı, ormanın bir an önce geri gelmesini istiyor ama fidan dikme kampanyası gibi başıboş işlerle, herhangi bir bilime dayanmayan çalışmalarla olmaz. Bu yanan alanların yeniden orman haline gelmesi için plan yapılması gerekiyor. Uzman arkadaşlarımız elinden gelen çalışmayı yapacak” dedi.  

BAŞKAN SOYER’E RAPOR GİDECEK
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i konuyla ilgili bilgilendirdiklerini aktaran Yalçın bir raporu daha ulaştıracaklarını açıkladı. Yalçın, “Belediye başkanına gerekli bilgileri aktardık. Bugün itibariyle son raporu da kendisine ulaştıracağız. Basında ve sosyal medyada bilgi kirliliği var. Hepsinin toparlanması mümkün... Bu iş birden bire ağaç dikme kampanyasıyla olacak iş değil. Alan çok büyük bir alan... Bu alanın yeniden ağaçlandırılması mümkün değil. Oradaki ağaçlar kendilerini yenileyebilir. Yangın kültürüyle doğal gençleştirmeye müsait alanlar. Ne oranın doğal bitki örtüsünü değiştirmeye ne de kazmaya hiç gerek yok. Koordineli olarak çalışmak zorundayız. Bilim ışığında yapılması gerektiğini savunuyoruz” açıklamasını yaptı.

PROJESİ 1 YIL İÇİNDE BU İŞLEMLER BİTECEK
‘Yeni süreçte ilk olarak ne yapılacak?’ sorusunu yanıtlayan Sarıkaya, “ Orman teşkilatı yıllardır buraları ağaçlandırıyor. Bu konuda projesi yapılacak. Nereleri doğal gençleştirme nereleri suni gençleştirmeye tabi tutulacak, araştırılacak. 1 yıl içinde bu işlemler bitecek. Bu işlemler sürekli bu şekilde yapılır” ifadelerini kullandı.  

THK’DAKİ DOĞAL ÜYELER BAŞKA HANGİ DERNEKTE VAR?
Türk Hava Kurumu’na (THK) gelen eleştiriler noktasında konuşan, “Türk Hava Kurumu, Atatürk’ün 1925’te kurduğu bir dernektir. Cumhurbaşkanı, kuvvet komutanı, Ankara Valisi doğal üyelerdir. Hangi dernekte böyle doğal üyeler var? Bu kurumun koruyucusu TBMM’dir. Bu sorulara cevap aranıyorsa doğal üyelerden başlanmalıdır. Son birkaç yıl öncesine kadar kurumda neler olmuştur? Bunların açıklığa kavuşması gerekiyor. ‘Benim personelim buna binmiyor’ demek çok doğru da değil talihli de değil. Bunların araştırılıp kamuoyuna sunulması gerekmektedir. Sorumlular kimse ortaya çıksın” dedi. 

Yorumlar (0)