04 Mayıs 2020 Pazartesi 14:45
ABD-Çin Arasında "Büyük Savaş" Kapıda...

Koronavirüs salgını nedeniyle ABD ve Fransa, Çin’e yaptırım seçeneğini yüksek sesle dile getirmeye başladı. ABD Başkan Donald Trump, koronavirüs hastalığına yol açan SARS-CoV-2 virüsünün Vuhan’daki viroloji laboratuvarda üretildiğini ortaya koyan kanıtları gördüğünü iddia etti. Çin ve bilim insanları bu iddiaları yalanladı. İddiasında ısrar eden Trump’ın diğer söylemleriyle birlikte iki ülke arasında gergin olan ilişkiler daha da gerildi. Dünya koronavirüsle mücadele ederken salgın sonrası ABD ve Çin eksenli yeni bir krizin patlak vereceğini söyleyen İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hasan Koni, salgının uluslararası etkilerini ve iki ülke arasındaki örtülü virüs savaşını değerlendirdi.

Trump’ın teorisi...

Trump’ın açıklamalarını nasıl okumamız gerekir?

Trump ve ekibi, Kovid-19 salgınının hayvan pazarından değil Vuhan’daki laboratuvarda yaşanan kazayla başladığında ısrarlı. ABD’lilere göre virüs laboratuvardan uzmanlara, sonrasında da hayvan pazarındaki insanlara bulaşarak yayıldı. Trump, Çin’i köşeye sıkıştırmak, beceriksiz sağlık politikalarının üzerini örtmeyi amaçlıyor. Virüsün ABD ordusu tarafından üretilmiş olabileceği iddiasını ortaya atan Çin yönetimi ise, ABD yönetiminin beceriksiz politikalarının üzerini örtmek için ülkelerini hedef gösterdiklerini öne sürüyor. Yeni dönemde ABD ve Çin arasında ciddi kriz yaşanacak. Şayet kasım ayında yapılacak seçimlerden Trump galip çıkarsa, tüm dünyayı etkileyecek büyük savaş riski kapıyı çalar. ABD halkının tercihi dünyanın da kaderini belirleyecek.

Trump veya ABD’nin elinde Çin’i köşeye sıkıştıracak ne gibi belgeler bulunuyor?

Trump ve ekibi, virüsün insan yapımı olduğu yönündeki iddiaların geçersiz olduğunu anlayınca, bu kez söylem değiştirip, ‘Geç haber verildi, saklandı’ gibi argümanlara sarıldı. ABD Büyükelçiliği yetkililerinin 2018’de Vuhan’daki laboratuvarı ziyaret ederek, virüsler üzerine riskli araştırmaların yürütüldüğü ve gerekli önlemlerin alınmadığına dair rapor masadaki kozlardan. ABD’liler Çin’de tespit edilen ilk vakanın 7 Kasım tarihli olduğunu, Kasım 2020’de vakaların hiç birinin hayvan pazarıyla bağlantısı olmadığını öne sürüyor. 10 Aralık’tan itibaren görülen vakaların hayvan pazarıyla bağlantılı olduğu, virüsün hayvan pazarına da dışarıdan bulaştığı teorisini önce kendi kamuoyuna sonrada AB’ye kabullendirmek istiyorlar. Doğrudur veya yanlıştır, bunu araştıracak olan bilim dünyası. Trump ve ekibi bu teori üzerinden Çin’i hedef tahtasına oturtmuş durumda.

‘Yaptırım kolay değil’

Çin’e ekonomik yaptırım uygulanabilir mi?

Çin’e yönelik ekonomik veya siyasi yaptırımların hayata geçirilmesi hiç de kolay değil. Tüm dünya ülkeleri bir şekilde Çin’deki üretim, tüketim ve ekonomiye bağımlı durumda. Avustralya ve Yeni Zelanda, geçen günlerde Çin ürünlerini boykot çağırısı yaptı. Çin yönetimi ise iki ülkeden 295 milyar dolarlık ithalat yaptığını ve boykot durumunda bu ithalatı sonlandıracağını açıklayınca Avustralya ve Yeni Zelanda yönetimi geri adım atmak zorunda kaldı. Kaldı ki Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) her ülkede temsilcilikleri var. ABD ve Fransa yönetimi DSÖ başkanının da istifa etmesini istiyor. BM ve DSÖ’nün kesin raporları olmadan yaptırım söz konusu olamaz. Çin’e uygulanacak siyasi ve ekonomik yaptırımlar ülkeler arası çatışma riski taşıyor.

Çin’in elindeki kozlar neler?

ABD ve Fransa geçmiş dönemde Vuhan’daki laboratuvara kaynak aktaran iki ülke. Fransa, bu gerçeğin ortaya çıkma ihtimali ve iç politikadaki dengeler nedeniyle ABD ile aynı dili kullanıyor. ABD’nin geçmiş dönemde Vuhan’daki Viroloji Enstitüsü’ne 7.4 milyon dolar kaynak aktardığı da iddialar arasında. ABD’nin virüsler üzerine bu merkezde deneyler yaptırdığı Çin’in kozu olarak masaya gelecektir. Çin’in en büyük hatası virüsün yayılımını geç haber vermesi. Vuhan’dan 25 ülkeye direk uçuş yapılıyordu. Virüsün yayılımı erkenden duyurulmuş olsa direk uçuşlar daha erken durdurulmuş olurdu. ABD’nin dünyanın farklı bölgelerinde toplam 26 biyolojik laboratuvarı bulunuyor. Afrika’daki Pentagon’a bağlı araştırma merkezlerinde hangi konuda çalışmalar yürütüldüğünü kimse bilmiyor.

‘İstanbul en savunmasız bölge’

Türkiye açısından durum nedir?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ‘İstanbul, Türkiye’nin Vuhan’ı oldu uyarısı çok önemli ve herkesin dikkate alması gereken sözler. Koronavirüs salgınında vaka ve ölümlerin yüzde 60’dan fazlası İstanbul’da görülüyor. NATO’nun yeni güvenlik konseptinde nüfusu 10 milyon üzerindeki mega kentler, ulusal güvenlik sorunlu ve büyük tehdit oluşturan yerleşim merkezleri olarak ele alınıyor. Küresel sıcaklık artışı, doğal afetler, sosyal olaylar ve salgın gibi risklere karşı İstanbul, New York gibi şehirlerin en savunmasız bölgeler olduğu belirtiliyor. Nüfus yoğunluğunun azaltılamaması durumunda nüfusu 10 milyondan fazla mega kentlerde birçok yeni sorun yaşanmaya devam edecek. Tersine göç olmadığı takdirde İstanbul her zaman ulusal felaket merkezi olacak riskleri barındırıyor.

‘Avrupa ortak üretime geçer’

AB salgın sonrası dağılır mı?

AB, bu süreçte iyi sınav verememiş olsa da varlığını devam ettirecektir. AB’nin karşısında Çin, ABD, Rusya, Hindistan gibi yoğun nüfuslu güçlü ülkeler var. Almanya dışındaki ülkelerin tek başına saydığım güç merkezlerine direnç göstermesi imkânsız. Avrupa bir arada durup ortak üretime geçmeye çalışacaktır. ABD için felaket senaryoları çizenler var ancak kısa vadede mümkün görünmüyor. ABD hızlı üretime geçerek toparlayacaktır. ABD, kendisine yakın ülkelere tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi kredi destekleri sağlayacak ve ülke pazarlarını tamamen ele geçirmek isteyecektir.

Son Güncelleme: 04.05.2020 15:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.